cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Matematik Terimleri Sözlüğü

Yazar admin

Her türlü güncel ve genel bilgi rafist.com

Matematik Terimleri Sözlüğü
a tabanlı sayma sistemi. [İng. numeration system to the base a ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. a-lı sistem.

a-lı sistem [İng. a-nary numeration system ] [Alm. ] [Fra. système numération a-naire ] : Bir sayının a tabanına göre yazılışı: Bir r gerçel sayısı için, ci ve bm sayıları 0,1,2,3, … , a-1 rakamlarından birisi olmak üzere, r = cnan + cn-1an-1 + … + c1a + c0 + b1a-1 + b2a-2 + b3a-3 + … biçiminde a ‘nın artı ve eksi güçlerinin kimi katlarından oluşan bir seri olarak yazılması. Bu sayı cncn-1…c1c0.b1b2b3… simgesiyle gösterilir. anlamdaşı: a tabanlı sayma sistemi. bkz. onlu sistem.

A-Modül [İng. A-module ] [Alm. A-Modul ] [Fra. A-module ] : bkz. modül.
AAA benzerlik teoremi [İng. similarity theorem ] [Alm. Ähnlichkeitssatz ] [Fra. théorème de similitude ] : ‘İki üçgenin, köşeleri arasında kurulan birebir bir eşlemede, karşılıklı açıların ölçüleri eşit ise bu üçgenler benzerdir’ önermesi.

abaküs [İng. abacus ] [Alm. Abaküs ] [Fra. ab**ue ] : Her birisine dokuzar hareketli boncuk geçirilmiş birbirine paralel çubukları tutan bir çerçeveden oluşan hesap yapma aygıtı. An. sayı boncuğu.

Abel grubu [İng. Abel group ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. değişmeli grup.
açı [İng. angle ] [Alm. Winkel ] [Fra. angle ] : 1- Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun oluşturduğu geometrik şekil. 2- Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. 3- Ortak bir doğrudan geçen iki yandüzlemin oluşturduğu geometrik şekil. 4- Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği.

açı koruyan dönüşüm [İng. angle-preserving map ] [Alm. winkeltreue Abbildung ] [Fra. représentation isogonale ] : Düzlemden düzleme giden ve her bir açıyı, bu açıya eş bir açıya dönüştüren fonksiyon.

açık aralık [İng. open interval ] [Alm. offene Intervalle ] [Fra. intervalle ouvert ] : a, b R sayıları verildiğinde {x R:a
açık birim yuvar [İng. open unit ball ] [Alm. Scheibe, Flächenstück ] [Fra. disque ] : Normlu uzayda 0 merkezli 1 yarıçaplı yuvarın iç noktalarının oluşturduğu küme. anlamdaşı: açık birim küre, açık hiper birim küre.

açık bölge [İng. open region ] [Alm. ] [Fra. ] : Düzlemde açık ve bağlantılı olan küme.

açık daire [İng. open disk ] [Alm. offene Kreisscheibe ] [Fra. disque ouvert ] : Bir dairenin iç noktaları kümesi: a, b gerçel iki sayı, r pozitif bir sayı olmak üzere, düzlemde (x – a)2 + (y – b)2 < r2 eşitsizliğini sağlayan (x, y) noktalarının kümesi. v: açık disk.

açık dikdörtgen [İng. open rectangle ] [Alm. ] [Fra. ] : Dikdörtgenin iç noktalarının oluşturduğu küme, dikdörtgenin içi.

açık disk [İng. open disc ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. açık daire.

açık dönüşüm [İng. open mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: açık fonksiyon

açık fonksiyon [İng. open mapping ] [Alm. offene Abbildung ] [Fra. ] : X, Y topolojik uzayları verildiğinde, X içindeki her bir açık kümenin f altındaki görüntüsü Y içinde bir açık küme olan f : X → Y dönüşümü.

açık göze [İng. open cell ] [Alm. offene Zelle ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında birim açık yuvara eşyapılı olan topolojik uzay.

açık komşuluk [İng. open neighborhood ] [Alm. offene Umgebung ] [Fra. voisinage ouvert ] : Topolojik uzaydaki bir noktanın açık küme olan bir komşuluğu.

açık kutu [İng. open box ] [Alm. ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında, n sayıda açık aralığın dik çarpımından oluşan altküme.

açık küme [İng. open set ] [Alm. offene Menge ] [Fra. Ensemble; ouvert ; ouvert ] : Bir topolojik uzayda topolojiyi oluşturan kümelerden her biri.

açık küp [İng. open cube ] [Alm. offen Kubus ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında eşit uzunluklu n sayıda açık aralığın dik çarpımı.

açık Öklit yuvarı [İng. open Euclidean ball ] [Alm. ] [Fra. ] : n boyutlu Öklit uzayında açık yuvar. bkz.açık yuvar.

açık önerme [İng. open sentence ] [Alm. offener Satz ] [Fra. proposition ouverte ] : Değişkenler içeren ve bu değişkenlere farklı değerler verildiğinde farklı önermeler oluşturan ifade.

açık örtü [İng. open cover ] [Alm. offene Uberdeckung ] [Fra. recouvrement ouvert ] : Topolojik uzaydaki bir A kümesi için, bileşimleri A ‘yı kapsayan açık kümeler ailesi.

açık soru [İng. open question ] [Alm. ] [Fra. ] : Cevabı bilinmeyen soru.

açık yuvar [İng. open ball ] [Alm. offene Kugel ] [Fra. boule ouverte ] : (X,p) metrik uzayında a bir nokta, e pozitif bir sayı olmak üzere {x : p(x,a) < e} altkümesi.
açıkorur dönüşüm [İng. conformal mapping; isogonal transformation ] [Alm. konforme Abbildung; winkeltreue Transformation ] [Fra. représentation conforme ] : Açıları değiştirmeyen dönüşüm : öteleme, dönme,simetrik, benzerlik, inversiyon dönüşümleri veya bunların kimilerinin bileşkesi.

açılım [İng. expansion ] [Alm. Entwicklung; Entwickelung ] [Fra. expansion ] : 1 – Bir öğeyi kimi özellikleri daha iyi bilinen öğelerin bir toplamı olarak belirleme. 2 – Bu iş için elde edilen toplam. Örn. onlu açılım, seri açılımı.

açılımın katsayıları [İng. coefficient of expansion ] [Alm. Entwicklungskoeffizient ] [Fra. coefficient de dévelopement ] : Bir açılımda terimlerin çarpanları. Örn. Fourier katsayıları, Taylor katsayıları.

açınım [İng. development ] [Alm. Abwicklung; Entwickelung ] [Fra. développement ] : Bir yüzeyin bir düzlem üzerine serilmesi.

açının derece ölçüsü [İng. degree measure of an angle ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin çevresi 360 eşit parçaya bölündüğünde, açının içinde kalan yay parçasının bölüntü sayısı.

açının grad ölçüsü [İng. grade measure of an angle ] [Alm. Gradmaß eines Winkels ] [Fra. ] : Bir açının köşesi merkez alınarak çizilen bir çemberin çevresi 400 eşit parçaya bölündüğünde, açının içinde kalan yay parçasının bölüntü sayısı.

açının içi [İng. interior of an angle ] [Alm. Winkelinneres ] [Fra. interior d'un angle ] : Bir AOB açısında, OA ‘nın belirttiği B ‘yi içeren yarıdüzlemle OB ‘nin belirttiği A ‘yı içeren yarı düzlemin arakesiti.

açının radyan ölçüsü [İng. radian measure of an angle ] [Alm. Bogenmaß eines Winkels ] [Fra. measure d'angle en radians ] : Bir açının köşesi merkez alınarak bir çember çizildiğinde, açının içinde kalan yayın yarıçap cinsinden uzunluğu.

açınır yüzey [İng. developable surface ] [Alm. abwickelbare Fläche; Torse ] [Fra. surface développable ] : Genleşmeden ve büzülmeden bir düzlem üzerine, yayılabilen yüzey.

açıortay [İng. bisector; bisectrix ] [Alm. Winkelhalbierende; Winkelsymmetrale; Bisektrix ] [Fra. bissectrice ] : Bir açının köşesinden geçen ve kollara eşit uzaklıkta kalarak açıyı eşit iki açıya bölen yarıdoğru.

açıortay düzlemi [İng. bisecting plane ] [Alm. Halbierungsebene ] [Fra. plan bissecteur ] : Kesişen iki düzleme eşit uzaklıkta bulunan noktaların oluşturduğu düzlem.

açıölçer [İng. protractor ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. iletki.

adım fonksiyonu [İng. step function; ladder function ] [Alm. Treppenfunktion; Stufenfunktion ] [Fra. fonction en escalier ; fonction en gradins ] : Yalnızca sonlu sayıda değişik değerler alabilen fonksiyon.

adi diferensiyel denklem [İng. ordinary differential equation ] [Alm. gewöhnliche Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle ordinaire ] : Bir veya daha çok bağımlı değişkenin bir tek bağımsız değişkene göre türev(ler)ini içeren diferensiyel denklem. anlamdaşı: yalın diferensiyel denklem.

adjoint matris [İng. adjoint matrix; adjugate ] [Alm. adjungierte Matrix ] [Fra. matrice adjointe ] : Bir A = (aij)nxn matrisi için her bir aij öğesi yerine eşçarpanı konularak kurulan matrisin devriği. Simgesi : A*.

afin fonksiyon [İng. affine function; affine mapping ] [Alm. affine Abbildung ] [Fra. transformation affine ] : İki vektör uzayı arasında, bir doğrusal dönüşüm ile bir ötelemenin bileşkesi olan fonksiyon.

afin geometri [İng. affine geometry ] [Alm. affine Geometrie ] [Fra. géométrie affine ] : Afin dönüşümler grubu altında korunan özelikleri inceleyen geometri.

afin grup [İng. affine group ] [Alm. affine Gruppe ] [Fra. groupe affine ] : Afin dönüşümlerin oluşturduğu grup.

afin hiperdüzlem [İng. affine hyperplane ] [Alm. affine Hyperebene ] [Fra. hyperplan affine ] : Afin uzayda eşboyutu 1 olan eşküme.

afin uzay [İng. affine space ] [Alm. affiner Raum ] [Fra. espace affine ] : Başnoktası (sıfır) yokedilen bir vektör uzayında iki noktanın farkı bir vektör ve bir nokta ile bir vektörün toplamı bir nokta olacak biçimde tanımlanan işlemlerle donatılan matematiksel yapı. Formal tanımı şudur: Bir S kümesi, bir V vektör uzayı ve aşağıdaki koşulları sağlayan bir f: S x S → V , f(a,b) = a-b dönüşümünden oluşan (S,V,f) yapısı: 1- Her b S için f(a,b) = a-b dönüşümü birebirdir; 2- Her a,b,c S için (a-b) + (b-c) = a-c dir.
ağ [İng. net; network ; reticle ] [Alm. Netz ] [Fra. suite généralisée ] : 1- Yönlü bir kümeden başka bir kümeye tanımlı olan fonksiyon. 2- Böyle bir fonksiyonun görüntüsü.

ağaç [İng. tree ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir çizge veya yapılandırılmış küme olarak düşünülebilen matematiksel yapı.

ağırlık fonksiyonu [İng. **ight function ] [Alm. Gewichtsfunktion ] [Fra. fonction de poids ] : Bir (a,b) aralığında, negatif olmayan, integrallenebilen ve integrali pozitif olan fonksiyon.
ağırlık merkezi [İng. barycentre ] [Alm. Sch**rpunkt ] [Fra. Barycentre; centre de gravité ] : Bir Öklit uzayında eşit kütleli ve konum vektörleri doğrusal bağımsız olan, sonlu sayıda noktadan oluşan bir sistemin kütle merkezi.
ağırlıklı aritmetik ortalama [İng. **ighted arithmetic mean ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ağırlıklı ortalama.

ağırlıklı ortalama [İng. **ighted mean ] [Alm. gewogenes Mittel ] [Fra. moyenne poudérée ] : (pi) , (i = 1,2,…,n) pozitif sayılardan oluşan sonlu bir dizi, (xi) , (i = 1,2,…,n) ise gerçel sayılardan oluşan sonlu bir dizi olmak üzere, [p1x1 + p2x2 + ... + pnxn) ] / [p1 + p2 + ... + pn ] sayısı. anlamdaşı: ağırlıklı aritmetik ortalama.

aile [İng. family ] [Alm. Familie ] [Fra. famille ] : Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi. örn. yüzeyler ailesi, operatörler ailesi. anlamdaşı: takım.

akış diyagramı [İng. flowchart ] [Alm. Flussdiagramm ] [Fra. ] : Bilgisayar izlencelerinde, yapılacak işleri ve sıralarını oklar ve geometrik şekillerle gösteren çizenek.

aksiyom [İng. axiom ] [Alm. Axiom ] [Fra. axiome ] : anlamdaşı: belit.
aksiyomatik metot [İng. axiomatic method ] [Alm. axiomatische Methode ] [Fra. methode axiomatique ] : bkz. belitsel yöntem.

alan I [İng. domain ] [Alm. Bereich; Gebiet ] [Fra. domaine ] : Bir topolojik uzayda açık ve bağlantılı olan altküme.

alan II [İng. area ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yüzölçümü.
alan koruyan dönüşüm [İng. area preserving transformation ] [Alm. flächentreue Abbildung ] [Fra. application conservant les aires ] : Tanım uzayındaki her bölgeyi, alanı bu bölgenin alanına eşit olan bir bölgeye dönüştüren dönüşüm.

alanölçer [İng. planimeter ] [Alm. Planimeter ] [Fra. planimetre ] : Düzlemsel alanları ölçmeye yarayan aygıtlardan biri.

alanölçü [İng. planimetry ] [Alm. Planimetrie ] [Fra. planimétrie ] : Düzlemsel yüzeylerin ölçüsü. anlamdaşı: yüzölçü.

alef sıfır [İng. aleph-null; aleph zero ] [Alm. Aleph Null; Alef-Null ] [Fra. aleph-null; aleph zéro ] : Doğal sayılar kümesinin nicelik sayısı.

algoritma [İng. algorithm ] [Alm. Algorithmus ] [Fra. algorithme ] : Kimi sorunların çözümünde izlenen sonlu sayıda ardışık usavurma veya işlemler dizisi.

almaşık [İng. alternate ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne.

almaşık grup [İng. alternating group ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne grup.

almaşık seri [İng. alternating series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: alterne seri.
alt üçgensel matris [İng. lo**r triangular matrix ] [Alm. untere Halbmatrix, untere Dreieckmatrix ] [Fra. matrice triangulärere inférieure Ing. lo**r triangular matris ] : Köşegen ve üstündeki tüm elemanları sıfır olan karesel matris.

alt yarıdüzlem [İng. lo**r half plane ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- R2 uzayı için, y pozitif olmamak üzere bütün (x,y) noktaları. 2- C karmaşık düzleminde, y pozitif olmamak üzere bütün z = x + iy noktaları. bkz. yarıdüzlem.

altdamga [İng. suffix ] [Alm. unterer Index ] [Fra. suffixe ] : Bir terimin veya öğenin sağ altına vurulan damga. örn. a i deki i damgası. anlamdaşı: alttakı.

altdizi [İng. subsequence ] [Alm. Teilfolge, Teilsequenz ] [Fra. sous-suite ] : Verilen bir (xi) , n N , dizisi için, k1 < k2 < … < kn < … olmak üzere, (xkn) dizisi.

altdizisel limit [İng. subsequential limit ] [Alm. ] [Fra. limite sous-séquentielle ] : Bir dizinin yakınsak olan bir altdizisinin limiti.

altdoğrusal fonksiyon [İng. sublinear function ] [Alm. ] [Fra. fonction sous-linéaire ] : Gerçel doğrusal E uzayının her x,y öğesi ve her a sayısı için, p(a, x) = |a| p(x) , p (x + y) ≤ p (x) + p (y) koşullarını gerçekleyen negatif olmayan p : E → R fonksiyonu.

alterne grup [İng. alternating group ] [Alm. alternierende Gruppe ] [Fra. ] : Çift permutasyonların oluşturduğu grup.

alterne seri [İng. alternating series ] [Alm. alternierende Reihe ] [Fra. série alternée ] : Ardışık terimleri ters işaretli olan seri.

altgrup [İng. subgroup ] [Alm. Untergruppe ] [Fra. sous-groupe ] : Bir grubun aynı işlemlere göre grup olan alt kümesi.

althalka [İng. subring ] [Alm. Unterring; Teilring ] [Fra. sous-anneau ] : Bir halkanın aynı işlemlere göre halka olan alt kümesi.

altıgen [İng. hexagon ] [Alm. Sechseck; Hexagon ] [Fra. hexagone ] : Altı kenarı olan çokgen.

altın kesit [İng. golden ratio ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. altın oran.

altın oran [İng. golden ratio, golden mean; mean section ] [Alm. goldenes Verhältnis ] [Fra. ration d'or, proportion divine ] : |AB| doğru parçası üzerinde seçilen bir C noktası için |AB| / |AC| = |AC| / |CB| eşitliğini sağlayan oran.

altıyüzlü [İng. Hexahedron; hexahedrons; hexahedra ] [Alm. Hexaeder; Sechsfläch; Sechsflächner ] [Fra. hexaèdre ] : Altı yüzü olan çokyüzlü. örn. küp.

altküme [İng. subset ] [Alm. Teilmenge ] [Fra. sous-ensemble ] : A kümesine ait her öğe B kümesine de aitse, A kümesi B nin alt kümesi, B kümesi de A nın üst kümesidir.

altlimit [İng. lo**r limit ] [Alm. unterer Limes ] [Fra. limite inférieure ] : Bir dizinin alt dizilerinin limitlerinin en küçüğü.

altmodül [İng. submodule ] [Alm. Untermodul ] [Fra. sous-module ] : Bir modülün aynı işlemlerle modül olan altkümesi.

altörgü [İng. sublattice ] [Alm. Untergitter ] [Fra. sous-treillis ] : Bir örgünün, aynı bağıntılara göre kendisi de örgü olan altkümesi.

altsınır [İng. lo**r bound ] [Alm. untere Schranke; Minorante ] [Fra. borne inférieure ] : E kısmi sıralı kümesinin A altkümesine ait hiç bir öğeden büyük olmayan ve E ye ait olan bir b öğesi.

alttakı [İng. subscript ] [Alm. unterer Index ] [Fra. souscrit ] : Bir imlecin sol veya sağ altına, ötekilerden ayırt etmek için veya işlevsel bir özellik taşıdığını belirtmek için konulan damga.

alttakım [İng. subfamily ] [Alm. Teilklasse ] [Fra. sous-famille ] : Bir takımın altkümesi olan takım.

alttan sınırlı [İng. bounded below ] [Alm. von unten beschränkt ] [Fra. bornée inférieurement ] : En az bir altsınıra sahip olma özelliği.
alttan sınırlı fonksiyon [İng. function bounded below ] [Alm. ] [Fra. fonction limitée en bas ] : f (X) görüntüsü R içinde alttan sınırlı olan f : X → R fonksiyonu.

alttan sınırlı küme [İng. set bounded below ] [Alm. Menge von unten beschränkt ] [Fra. ensemble minoré ] : Bir kısmi sıralı kümede bir altsınır varlayan altküme.

alttoplam [İng. lo**r sum ] [Alm. Untersumme ] [Fra. ] : [a,b] aralığında tanımlanan f sınırlı gerçel fonksiyonu verildiğinde, [a,b] nin B ile gösterilen bir a = x0 ≤ x1 ≤ … ≤ xn = b bölüntüsü için, mi = inf {f(x) : xi-1 ≤ x ≤ xi} ve Δxi = (xi – xi-1) olmak üzereΣ mi Δxi , (i = 1,2,…,n) toplamı.

alttoplamsal fonksiyon [İng. subadditive function ] [Alm. subadditive Funktion ] [Fra. fonction sous-additive ] : Her x, y için f (x + y) ≤ f (x) + f (y) koşulunu sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: alttoplamsal dönüşüm.

altuzay [İng. subspace ] [Alm. Unterraum ] [Fra. sous-espace ] : Bir uzay üzerindeki matematiksel yapıyı kendisi için de varlayan altkümesi. örn. doğrusal altuzay.

altvektör uzayı [İng. vector subspace ] [Alm. Untervektorraum ] [Fra. Sous-espace vectoriel ] : Bir vektör uzayının, aynı işlemlere göre vektör uzayı olan bir alt kümesi. anlamdaşı: alt doğrusal uzay.

analitik [İng. analytic ] [Alm. analytisch ] [Fra. analytique ] : Analiz ile ilgili, analiz yapan yöntem. anlamdaşı: çözümsel.

analitik devam [İng. analytic continuation ] [Alm. analytische Fortsetzung ] [Fra. continuité analytique ] : 1- Bir analitik fonksiyonun tanım bölgesinin genişletilmesi. 2- Tanım bölgesi genişletilmiş analitik fonksiyon. anlamdaşı: çözümsel uzanım.

analitik eğri [İng. analytic curve ] [Alm. analytische Kurve ] [Fra. courbe analytique ] : anlamdaşı: çözümsel eğri.

analitik fonksiyon [İng. analytic function ] [Alm. analytische Funktion ] [Fra. ] : 1- Türetilebilir karmaşık fonksiyon, anlamdaşı: türeyen fonksiyon, düzenli fonksiyon. 2- Bir açık kümenin her bir noktasında kuvvet serisine açılabilen gerçek veya karmaşık fonksiyon. anlamdaşı: çözümsel fonksiyon.

analitik fonksiyonel [İng. analytic functional ] [Alm. analytisches Funktional ] [Fra. fonctionnel analitique ] : Karmaşık n-değişkenli tam fonksiyonlar uzayında tanımlanmış doğrusal sürekli fonksiyonel.

analitik geometri [İng. analytic geometry; analytical geometry ] [Alm. analytische Geometrie ] [Fra. géométrie analytique ] : Bir koordinat sistemi ve cebirsel yöntemler yardımıyla geometrik şekilleri ve eğrileri inceleyen geometri dalı.

analitik manifold [İng. analytic manifold ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Çözümsel katmanlı uzay.

analiz [İng. analysis ] [Alm. Analysis; Analyse ] [Fra. analyse ] : Limit ve yakınsama olgularını dört işleme katarak fonksiyon, türev, integral, dizi ve serileri inceleyen matematik dalı. anlamdaşı: çözümleme.

anlamlı rakam [İng. significant digit ] [Alm. bedeutsame Ziffer ] [Fra. chiffre significatif ] : 1- Tersüstelin (logaritma) onlu parçasında, solda sıfır olmayan ilk rakamdan başlayarak sağda sıfır olmayan rakama dek olanların her biri. 2- İşlemde istenen duyarlığa göre onlu parçada gözetilecek rakam.

antisimetrik bağıntı [İng. antisymmetric relation ] [Alm. antisymmetrische Relation ] [Fra. relation antisymmetrique ] : X kümesi üzerinde, her a,b için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ve bRa ise a = b olur (antisimetriklik). anlamdaşı: ters simetrik bağıntı.

antisimetrik fonksiyon [İng. antisymmetric function ] [Alm. schiefsymmetrische Funktion ] [Fra. function antisymètrique ] : Herhangi iki değişkenin yerleri değiştiğinde, işareti değişen çok değişkenli fonksiyon.

apaçık çözüm [İng. trivial solution ] [Alm. triviale Lösung ] [Fra. solution triviale, solution banale ] : Tüm bilinmeyenleri için sıfır değerini alan özel çözüm.

apsis [İng. abscissa ] [Alm. Abszisse ] [Fra. abscisse ] : Bir P noktasının düzlemdeki (x,y) koordinatları veya uzaydaki (x,y,z) koordinatları için x sayısı.

arakesit [İng. intersection ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kesişim.
aralarında asal polinomlar [İng. relatively prime polynomials ] [Alm. relativ prime Polynome ] [Fra. polinomes premiers entre eux ] : En büyük ortak bölenleri sıfırıncı dereceden bir polinomu olan polinomlar, göreceli asal polinomlar.

aralarında asal sayılar [İng. relatively prime numbers ] [Alm. relativ prime Zahlen ] [Fra. nombres premiers entre eux ] : En büyük ortak bölenleri 1 olan doğal sayılar. anlamdaşı: göreli asal sayılar.

aralık [İng. interval ] [Alm. Intervall ] [Fra. intervalle ] : Gerçel eksen üzerindeki dışbükey küme. ay. baz. açık aralık, kapalı aralık, yarıaçık aralık.

arap rakamları [İng. arabic numerals ] [Alm. arabische Ziffer ] [Fra. nombre arabique ] : 10-lu sayma sisteminde sayıları göstermek için kullanılan 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9 rakamları.
arc [İng. arc ] [Alm. Bogen ] [Fra. arc ] : anlamdaşı: yay. Trigonometrik ve hiperbolik fonksiyonların ters fonksiyonlarını göstermek için kullanılan bir önek. örn. arcsin(x), arccos(x).

arccos fonksiyonu [İng. arccosine function ] [Alm. Arkuskosinus ] [Fra. arc cosinus ] : Kosinüs (cos) fonksiyonunun tersi, ters kosinüs fonksiyonu. Simgesi: arccos.

arccot fonksiyonu [İng. arccotangent function ] [Alm. Arkuskotangens ] [Fra. arc cotangente ] : Kotanjant (cotan) fonksiyonunun tersi, ters kotanjant fonksiyonu Simgesi: arccotan, arccot.

arccsc fonksiyonu [İng. arc cosecant; inverse cosecant; anticosecant ] [Alm. Arkuskosekans ] [Fra. arc cosécante ] : 1- cosec (cosecant) fonksiyonunun tersi. 2- Arcosecant’ı verilen bir sayıya eşit olan yay veya açı.

arcsec fonksiyonu [İng. arcsecant function ] [Alm. Arkussekans ] [Fra. arc sécante ] : Sekant (sec) fonksiyonunun tersi, ters sekant fonksiyonu. Simgesi: arcsec.

arcsin fonksiyonu [İng. arcsinefunction ] [Alm. Arkussinus ] [Fra. arc sinus ] : Sinüs (sin) fonksiyonunun tersi, ters sinüs fonksiyonu. Simgesi: arcsin.

arctan fonksiyonu [İng. arc tangent; inverse tangent; antitangent ] [Alm. Arkustangens ] [Fra. arc-tangens ] : 1- tanjant fonksiyonunun tersi. arctan . 2- Tanjantı verilen bir sayıya eşit olan yay veya açı. Simgesi : tan-1x, arctan x.

ardıl [İng. successor ] [Alm. Nachfolger ] [Fra. successeur ] : 1- Bir n tamsayısı için n + 1 sayısı. 2- Bir K kümesi için, K U {K} kümesi. 3- Bir sıralamada, verilen bir öğeden sonra gelen bir öğe. kar. öncül.

arg I [İng. arg ] [Alm. arg ] [Fra. arg ] : Karmaşık sayıların genliğini (argumetini) gösteren simge.

arg II [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir ters hiperbolik fonksiyonu göstermek için, hiperbolik fonksiyon adının önüne konulan önek. örn. argsinh (x).

argcosh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cosine ] [Alm. Areacosınus hiperbolicus ] [Fra. argument cosinus hypirboltque ] : Ters hiperbolik kosinüs: argcosh x = cosh -1 x .

argcoth fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cotangent ] [Alm. Aracotangens hyperbolicus ] [Fra. argument cotangente hyperbolique ] : Ters hiperbolik kotanjant: argcoth x = coth -1 x .

argcsch fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic cosecant ] [Alm. ] [Fra. ] : Ters hiperbolik kosekant: argcsch x = csch -1 x .

argsech fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic secant ] [Alm. ] [Fra. ] : Ters hiperbolik sekant: argsech x = sech -1 x .

argsinh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic sine ] [Alm. Areasinvs hyperbolicus ] [Fra. argument sinus hiperbolique ] : Ters hiperbolik sinüs: argsinh x = sinh -1 x .

argtanh fonksiyonu [İng. inverse hyperbolic tangent ] [Alm. Areatangens hyperbolicus ] [Fra. argument tangente hyperbolique ] : Ters hiperbolik sinüs: argsinh x = sinh -1 x .

argument [İng. argument ] [Alm. ] [Fra. ] : Kanıt. Genlik. Bağımsız değişken.

arı matematik [İng. pure mathematics ] [Alm. reine Mathematik ] [Fra. mathématique pure ] : bkz. soyut matematik.

aritmetiğin temel işlemleri [İng. fundamental operations of arithmetic ] [Alm. Fundamenteloparationen der Arithmetik ] [Fra. opérationes fondamentales d'arithmétique ] : Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemleri.

aritmetiğin temel teoremi [İng. fundamental theorem of arithmetics ] [Alm. Fundamentalsatz der Arithmetik ] [Fra. théorème fondamental de l'arithmétique ] : 1 den büyük her tamsayının asal sayıların bir çarpımına eşit olduğunu belirten teorem.

aritmetik [İng. arithmetic ] [Alm. Aritmetik ] [Fra. arithmétique ] : 1- Tamsayılar kümesi üzerinde toplama, çıkarma, çarpma, bölme, üst alma, kok alma işlemleriyle yapılan işlemler bütünü. 2- Gerçel sayılar kümesi üzerinde sayıbilgisel işlemlerle yapılan işlence. 3- Sayıbilgisi kitabı.

aritmetik dizi [İng. arithmetic sequence ] [Alm. arithmetische Folge ] [Fra. suite arithmétique ] : Her bir terimi bir önceki terime sabit bir sayı eklenerek elde edilen dizi. anlamdaşı: aritmetik dizi.

aritmetik ortalama [İng. aritmetic mean ] [Alm. aritmetisches Mittel ] [Fra. moyenne arithmétique ] : n tane gerçel sayı için, bu sayıların toplamının n sayısına bölümü.

aritmetik seri [İng. arithmetic series ] [Alm. aritmetische Reihe ] [Fra. serie arithmetique ] : Bir aritmetik dizinin terimlerinden oluşan seri. anlamdaşı: aritmetik seri.

Arşimet beliti [İng. Archimedean axiom ] [Alm. archimedisches Axiom ] [Fra. axiom d'Archimède ] : Seçkisiz a, b doğal sayıları verildiğinde a < nb eşitsizliği sağlanacak biçimde bir n doğal sayısının varlığını koyan belit. anlamdaşı: Arşimet özelliği.

artan dizi [İng. İncreasing sequence ] [Alm. zunehmende Folge ] [Fra. suite agrandissante ] : Her i < j için xi < xj koşulunu sağlayan (xi) gerçel sayılar dizisi.

artan fonksiyon [İng. strictly increasing function ] [Alm. zunehmende Function ] [Fra. fonction agrandissante ] : Tanım kümesindeki her a,b için, a < b olduğunda f(a) < f(b) bağıntısını sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: kesin artan fonksiyon, monoton kesin artan fonksiyon. artan zincir [İng. ascending chain ] [Alm. aufsteigende Kette ] [Fra. chaîne ascendante ] : Bir kısmi sıralı kümede a1 ≤ a2 ≤ … an ≤ … koşulunu sağlayan (an ) dizisi. artan zincir koşulu [İng. ascending chain condition ] [Alm. ] [Fra. condition de la chaine ascendante ] : Bir kısmi sıralı kümedeki artan her zincirin sonlu olması koşulu. artı I [İng. positive ] [Alm. Positiv ] [Fra. positif ] : Sıfırdan büyük olan, pozitif. artı II [İng. plus ] [Alm. Plus ] [Fra. plus ] : 1- Toplama işlemi. 2- Toplama işleminin (+) simgesi. 3- Eksi karşıtı. 4- Sıfırdan büyük nicelik. artı sonsuz [İng. plus infinite, pozitively infinite ] [Alm. plus Undendlich ] [Fra. plus infini ] : Her sonlu sayıdan daha büyük kalan özlek nesne. Simgesi : + ∞. artım [İng. increment ] [Alm. Zunahme ] [Fra. incrément ] : f gerçel fonksiyonunun tanım kümesindeki bir x sayısı için, h > 0 olmak üzere f(x + h) – f (x) sayısı, artı değişim.

artmaz fonksiyon [İng. non-increasing function ] [Alm. ] [Fra. fonction nonagrandissante ] : Tanım bölgesindeki her x,y için, x < y olduğunda f (x) ≥ f (y) koşulunu sağlayan f fonksiyonu, artmayan fonksiyon.

asal cisim [İng. prime field ] [Alm. Primkörper ] [Fra. ] : Ast altcismi var olmayan cisim.

asal eksen [İng. transverse axis; principal axis ] [Alm. Hauptachse ] [Fra. axe focal ] : Hiperbolün ve elipsin odaklarından geçen doğru. Bu doğrunun tepeler arasında kalan parçası. Bu doğru parçasının uzunluğu.

asal ideal [İng. prime ideal ] [Alm. Primideal ] [Fra. ] : A halkasının, her a,b öğesi için, a.b çarpımı I ya ait olduğunda ya a nın veya b nin I ya ait olmasını gerektiren I ideali.

asal sayı [İng. prime number ] [Alm. Primzahl; einfache Zahl ] [Fra. nombre premier; nombre primaire ] : Kendisinden ve 1den başka böleni olmayan 1 ‘den büyük tamsayı. örn. 2, 3, 5.
asimetrik bağıntı [İng. asymmetric relation ] [Alm. asymmetrische Relation ] [Fra. relation asymétrique ] : X kümesi üzerinde, her a,b için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ise bRa olamaz (asimetriklik).

asimtot [İng. asymptote, asymptotic ] [Alm. Asymptote, asymptotisch ] [Fra. asymptote, asymptotique ] : Bir eğriye sonsuzda teğet olan başka bir eğri.

asli eğri [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. eğrilik çizgisi.

asli normal [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: esas normal.

astideal [İng. proper ideal ] [Alm. ] [Fra. ideal propre ] : Bir halkanın kendisine eşit olmayan alt ideali.

astküme [İng. proper subset ] [Alm. echte Untermenge; echte Teilmenge ] [Fra. ] : bir kümenin kendisine eşit olmayan alt kümesi. anlamdaşı: has altküme.

aşikar çözüm [İng. trivial solution ] [Alm. triviale Lösung ] [Fra. solution trivialle ] : Sıfır çözüm, apaçık çözüm.

aşkın fonksiyon [İng. transcendantal function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant fonksiyon.

aşkın genişleme [İng. transcendantal extention ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant genişleme.

aşkın öğe [İng. transcendantal element ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant öğe.

aşkın sayı [İng. transcendantal number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transandant sayı.
ayak [İng. foot ] [Alm. Fusspunkt ] [Fra. pied ] : Bir doğrunun bir düzlemle veya öteki bir doğruyla kesiştiği nokta.

ayırtık cisim [İng. discrete field ] [Alm. diskreter Körper ] [Fra. corps discret ] : Ayırtık topoloji ile donatılmış cisim.

ayırtık grup [İng. discrete group ] [Alm. diskrete Gruppe ] [Fra. groupe discret ] : Ayırtık topolojiyle donatılmış grup.

ayırtık olmayan topoloji [İng. indiscrete topology ] [Alm. ] [Fra. topologie indiscrête ] : Bir X kümesi üzerindeki {Ø, X } topolojisi.

ayırtık topoloji [İng. discrete topology ] [Alm. diskrete Topologie ] [Fra. topologie discrète ] : Bir X kümesi için, X in tüm altkümelerinden oluşan topoloji. anlamdaşı: ayırtık topolojik yapı, apaçık topoloji.

aykırı cisim [İng. skew field ] [Alm. Schiefkörper; nichtkommutativer Körper ] [Fra. corps noncommutatif ] : Değişmeli olmayan bölme halkası.

aykırı doğrular [İng. skew lines ] [Alm. windschiefe Gemden ] [Fra. droites gauches ] : Aynı düzlemde olmayan doğrular.

aykırı Hermitsel matris [İng. skew Hermİtian matrix ] [Alm. schief-hermitesche Matrix ] [Fra. ] : Karmaşık eşleniğinin devriği, kendisinin eksi işaretlisine eşit olan karmaşık kare matris.

aykırı simetrik matris [İng. skew-symmetric matrix ] [Alm. schiefsymmetrische Matrix ] [Fra. matrice gauche-symétrique ] : A = – Ad eşitliğini gerçekleyen A karmaşık kare matrisi.

ayrık çevrimler [İng. disjoint cycles ] [Alm. elementfremde Zyklen ] [Fra. cycles disjoints ] : Ortak öğesi bulunmayan çevrimler.

ayrık kümeler [İng. disjoint sets ] [Alm. elementfremde Mengen; disjunkte Mengen ] [Fra. ensembles disjoints ] : Kesişimi boş kümeye eşit olan kümeler ailesi.

ayrılabilir polinom [İng. separable polynomial ] [Alm. separables Polynom ] [Fra. polynôme separable ] : Çokkatlı kökleri var olmayan polinom.

ayrılabilir uzay [İng. separable space ] [Alm. ] [Fra. espace separable ] : Sayılabilir bir yoğun altkümesi varolan topolojik uzay.

ayrılmış uzay [İng. separated space ] [Alm. separierter Raum ] [Fra. espace séparé ] : bkz. Hausdorff uzayı.

ayrışım [İng. decomposition ] [Alm. Zerlegung ] [Fra. décomposition ] : bkz. küme ayrışımı.

ayrıt [İng. edge ] [Alm. Kante ] [Fra. arête ] : 1- Bir katı cismin düzlemsel iki yüzünün arakesit doğrusu. 2- Bir çizgede köşeleri veya boğum noktalarını birleştiren doğru parçası. 3- Bir geometrik şeklin kenarının bir parçası olan doğru parçası.

azalan fonksiyon [İng. decreasing function ] [Alm. abnehmende Funktion ] [Fra. fonction diminuante ] : Tanım kümesindeki her a,b için, a < b olduğunda f(a) > f(b) bağıntısını sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: kesin azalan fonksiyon, monoton kesin azalan fonksiyon.

azalan zincir [İng. descending chain ] [Alm. absteigende Kette ] [Fra. chaine descendante ] : Bir kısmi sıralı kümede a 1≥ a2≥ … ≥ an ≥ … koşulunu sağlayan (a n) , n N , zinciri.

azalım [İng. decrement ] [Alm. Verminderung; Abnahme; Dekrement ] [Fra. decrement ] : f gerçek işlevinin tanım kümesindeki bir x sayısı için, h > 0 olmak üzere f (x) – f(x-h) sayısı.

azalmayan fonksiyon [İng. non-decreasing function ] [Alm. nichtfallende Funktion ] [Fra. fonction nondiminuante ] : x < y olduğunda f (x) ≤ f (y) olan f fonksiyonu. anlamdaşı: azalmayan fonksiyon.

bağdaşmaz denklemler [İng. incompatible equations ] [Alm. unverträgliche Gleichungen ] [Fra. équations incompatibles ] : Bir tutarsız denklemler sistemindeki denklemler.
bağdaşmazlık [İng. incompatibility ] [Alm. Unverträglichkeit; Unvereinbarkeit; Widersprüchlichkeit ] [Fra. incompatibilité ] : Bağdaşmaz olma durumu. Tutarsızlık.
bağımlı değişken [İng. bound variable, dependent variable ] [Alm. gebundene Variable ] [Fra. variable liée ] : Bir f fonksiyonu için, x bağımsız değişkenine bağlı olan y = f (x) değişkeni.
bağımlı vektör [İng. bound vector ] [Alm. gebundener Vektor ] [Fra. vecteur lié ] : Başlangıç noktası sabit olan vektör.
bağımsız değişken [İng. independent variable ] [Alm. unabhängige Veränderliche ] [Fra. variable indépendante ] : Bir fonksiyon için, tanım kümesini taradığı var sayılan ve belirli bir imle gösterilen öğe. örn. y=f(x) bağıntısında x değişkeni y ye göre bağımsız, y değişkeni ise x ‘e bağımlıdır. anlamdaşı: serbest değişken.
bağımsız olaylar [İng. independent events ] [Alm. unabhängige Ereignisse ] [Fra. événements indépendants ] : İkisinden birisinin oluşu veya olmayışı ötekinin oluş olasılığını değiştirmeyen iki olay.
bağıntı [İng. relation ] [Alm. Beziehung. Relation ] [Fra. relation ] : Bir Ç E x F çizgesi için (E, F, Ç) sıralı üçlüsü.
bağlaç [İng. connective ] [Alm. Junktor; Verbindung; Verknüpfung ] [Fra. Connecteur; opérateur proposttionnel ] : Önermeleri birbirlerine bağlayan “veya, ve, ise, ancak ve ancak, değil” sözcüklerinden her biri.
bağlantılı uzay [İng. connected space ] [Alm. zusammenhängender Raum ] [Fra. espace connexe ] : Boş olmayan açık ve birbirlerinden ayrık iki altkümenin bileşimine eşit olmayan topolojik uzay.
bağlantısız uzay [İng. disconnected space ] [Alm. unzusammenhangender Raum ] [Fra. ] : Bağlantılı olmayan topolojik uzay.
basaklı biçim [İng. echolon form ] [Alm. ] [Fra. forme echelonnée ] : Bir matrisin, satır işlemleri ile dönüştürüldüğü, şu dört koşulu sağlayan biçimi: 1. Sıfır satırlar en aşağıda bulunur. 2. Sıfır olmayan her satırın sıfırdan farklı ilk girdisi 1 dir. 3. Sıfırdan farklı bir satırın sıfır olmayan ilk girdisini içeren bir sütunun diğer bütün girdileri sıfırdır. 4. Birinci satırdan itibaren her satırın sıfırdan farklı ilk girdisi, kendisinden önceki satırın sıfırdan farklı ilk girdisinin sağındadır. anlamdaşı: Eşolon form.
basamaklı sayma sistemi [İng. positional principle; positional system; place -value system ] [Alm. ] [Fra. ] : Sayıların gösteriminde rakamların bulundukları ve adına mertebe denilen yere göre, sayma tabanının bir kuvvetini belirledikleri sayma türü. örn. Onlu sayma sistemi, basamaklı bir sayma türüdür; Roma sayma sistemi, basamaklı değildir.
basit bağlantılı bölge [İng. simply connected region ] [Alm. einfach zusammenhängendes Gebiet ] [Fra. domaine connecté simplement ] : içindeki her bir kapalı eğri söz konusu kümeden ayrılmadan içinde bulunan bir noktaya sürekli olarak büzülebilen bölge.
basit bağlantılı uzay [İng. simply connected space ] [Alm. einfach zusammenhängender Raum ] [Fra. espace simplement connexe ] : Her kapalı yolu bir noktaya büzülebilen yay bağlantılı uzay.
basit cebirsel genişleme [İng. simple algebraic extension ] [Alm. einfache algebraische Er**iterung ] [Fra. extension algébrique simple ] : Bir cisme bir cebirsel öğe eklenerek oluşturulan cisim genişlemesi
basit cisim genişlemesi [İng. simple extension of a field ] [Alm. einfache Körper**iterung ] [Fra. extension simple d'un corps ] : Bir cisme bir öğe eklenerek oluşturulan cisim genişlemesi.
basit fonksiyon [İng. simple function ] [Alm. einfache Funktion ] [Fra. ] : bkz. adım fonksiyonu.
basit grup [İng. simple group ] [Alm. einfache Gruppe ] [Fra. groupe simple ] : Kendisinden ve { e } altgrubundan başka hiçbir normal altgrubu bulunmayan grup.
basit kapalı eğri [İng. simple closed curve ] [Alm. einfach geschlossene Kurve ] [Fra. courbe fermée simple ] : Kendi kendini kesmeyen kapalı eğri. Birebir sürekli dönüşüm altında bir çemberin görüntüsü. anlamdaşı: Jordan eğrisi.
basit kesir [İng. proper fraction ] [Alm. echter Bruch, eigentlicher Bruch ] [Fra. fraction propre; fraction pure ] : 1- Terimleri R den alınan ve payı salt değerce paydasından daha küçük olan kesir. 2- iki polinomun bölümü olarak yazılan ve paydasının derecesi paydadakinden daha küçük olan kesir.
basit kök [İng. simple root ] [Alm. einfache Wurzel ] [Fra. racine simple ] : Çokkatlı olmayan kök.
basit küresel üçgen [İng. oblique triangle ] [Alm. schiefwinkliges Dreieck ] [Fra. triangle obliquangle ] : Küre üzerinde alınan üç noktanın, büyük çember yayları boyunca birleştirilmesiyle elde edilen üçgen. Bu üçgenin kenarlarını gören merkez açıların herbiri 180 dereceden küçüktür.
basit modül [İng. simple module ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yalınç modül.
baskılama [İng. majorization ] [Alm. majori***rung ] [Fra. majoration ] : Bir f fonksiyonu için g(x) ≥ f(x) koşulunu sağlayan g fonksiyonunun bulunması işlemi.
başkatsayı [İng. leading coeficient ] [Alm. Anfangskoeffizient ] [Fra. coefficient dominant ] : Bir değişkenli bir polinomda en yüksek dereceli terimin katsayısı.
başlangıç değer problemi [İng. initial value problem ] [Alm. Anfangs**rtproblem ] [Fra. problème de valeur initiale ] : Süreye bağlı bir diferensiyel denklemin genel çözümleri arasından, süre başlangıcında istenen koşulları sağlayan özel çözümünü bulma sorunu. anlamdaşı: sınır değer problemi.
başterim [İng. leading term ] [Alm. höchstes Glied ] [Fra. terme directeur ] : Bir polinomda en yüksek dereceli değişkeni içeren terim.
başvuru koordinat sistemi [İng. frame of reference; reference frame ] [Alm. Bezugsystem ] [Fra. système de référence ] : Fizikte olayın oluş süresini ve konumunu göstermek amacıyla kurulan koordinat sistemi.
bayağı kesir [İng. simple fraction; common fraction; vulgar fraction ] [Alm. gewöhnlicher Bruch; gemeiner Bruch ] [Fra. fraction ordinaire ] : Hem payı hem de paydası birer tamsayı olan kesir.
bayağı nokta [İng. ordinary point; simple point ] [Alm. gewöhnlicher Punkt ] [Fra. point ordinaire ] : Bir f fonksiyonu için, bir komşuluğunda f nin türeyen olduğu nokta.
beklenen değer [İng. expected value ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. beklenti.
beklenti [İng. Expectation; expected value ] [Alm. Erwartung; Erwartungs**rt; Hoffnung; Hoffnungs**rt ] [Fra. expectation ] : Bir rasgele değişkenin mümkün bütün değerleri ile karşı gelen olasılıklarının çarpımlarının toplamı. anlamdaşı: beklenen değer.
belirli integral [İng. definite integral ] [Alm. bestimmtes Integral ] [Fra. intégrale définie ] : f: [a,b] → R sınırlı fonksiyonu için , a = x0 < x1 < x2 < … < xn = b, Δxi = xi – xi-1 ve xi≤ ti≤ xi-1 olmak üzere, en büyük Δxi nin uzunluğu sıfıra giderken ∑i=0n f(ti) Δxi toplamının ereyi. Simgesi : ∫ab f(x)dx. belirsiz biçimler [İng. indeterminate forms ] [Alm. unbestimmte Formen ] [Fra. formes indéterminées ] : Tanımsız olan ∞ – ∞, 0/0, ∞/0, 0.∞, ∞0, 00, 1∞ biçimleri. belirsiz integral [İng. indefinite integral ] [Alm. unbestimmtes Integral ] [Fra. intégrale indéfinie ] : Bir f fonksiyonu için, türevi f ye eşit olan fonksiyonlar ailesi. Simgesi : ∫ f(x) dx. anlamdaşı: terstürev, ilkel. belirsiz katsayılar yöntemi [İng. method of undetermined coefficients ] [Alm. Methode der unbestimmten Koeffizienten ] [Fra. ] : Belirli koşulları gerçeklemek üzere saptanması gereken bilinmeyenlerin bulunması yöntemi. belit [İng. axiom ] [Alm. Axiom; Grundsatz ] [Fra. axiome ] : Bir matematik sistem kurulurken doğru olduğu varsayılan, buna karşın söz konusu sistem içinde kanıtlanamayan ifade, ilke veya önerme, anlamdaşı: aksiyom. belitke [İng. axiomatics ] [Alm. Axiomatik ] [Fra. axiomatique ] : Bir bilimde veya bilimler derleminde belirtileri araştıran ve bunları bir sistem içinde toplayan dal. belitsel kümeler kuramı [İng. axiomatic set theory ] [Alm. axiomatische Mengenlehre ] [Fra. theorie axiomatique des ensembles ] : Kümeler kuramını belitsel yolla araştıran mantık kuramı. anlamdaşı: aksiyomatik kümeler kuramı. benzer geometrik şekiller [İng. similar figures ] [Alm. ähnliche Figuren ] [Fra. figures semblables ] : Bir benzerlik dönüşümü altında birisi ötekine dönüşebilen iki geometrik şekil. benzer matrisler [İng. similar matrices ] [Alm. ähnliche Matrizen ] [Fra. matrices semblables ] : B = C-1AC eşitliğini gerçekleyen ve tekil olmayan bir C karesel matrisi varlayan A, B karesel matrisleri. benzer üçgenler [İng. similar triangles ] [Alm. ähnliche Dreiecke ] [Fra. triangles semblables ] : Aralarında bir benzerlik eşlemesi kurulabilen iki üçgen. benzerlik dönüşümü [İng. similarity transformation ] [Alm. Ähnlichkeitstransformation ] [Fra. transformation par similarité ] : Bir dönme ile bir benzeşimin bileşkesi olan dönüşüm. benzerlik merkezi I [İng. centre of similarity ] [Alm. Symmetriezentrum ] [Fra. centre de symetrie ] : Benzer iki üçgen için, eşleşen köşeleri birleştiren doğruların kesiştiği nokta. benzerlik merkezi II [İng. center of similitude ] [Alm. Ähnlichkeitspunkt; Ähnlichkeitszentrum ] [Fra. centre de similitude ] : İki düzlemdeş çemberin birbirlerine paralel birer yarıçaplarının karşılıklı uçlarından geçen doğruların kesişme noktası. benzeryapı dönüşümü [İng. homomorhism; homomorphic mapping ] [Alm. Homomorphismus; Homomorphie; homomorphe Abbildung ] [Fra. homomorphisme; homomorphie; représentation homomorphe ] : Tanım kümesindeki matematiksel yapıyı, değer kümesindeki yapıya benzeten dönüşüm. anlamdaşı: homomorfizm. benzeryapılı [İng. homomorphic ] [Alm. Homomorph ] [Fra. homomorphique ] : Aralarında bir benzeryapı dönüşümü var olan. anlamdaşı: homomorf. benzeşim merkezi [İng. center of perspectivity ] [Alm. Perspektivitätszentrum ] [Fra. ] : Benzer iki geometrik şekil için, benzeşik noktalardan geçen doğruların ortak kesişim noktası. Bernoulli dağılımı [İng. Bernoulli distribution ] [Alm. bernoullische Verteilung ] [Fra. distribution de Bernoulli ] : bkz. İkiterimli dağılımı. beşgen [İng. pentagon ] [Alm. Pentagon; Fünfeck ] [Fra. pentagone ] : Beş kenarı olan çokgen. beşyüzlü [İng. pentahedron ] [Alm. Pentaeder; Fünfflach ] [Fra. pentaèdre ] : Beş yüzü olan çokyüzlü. bileşen [İng. component ] [Alm. Komponente ] [Fra. composante ] : Bir vektörün bir tabana göre açılımında terimlerin katsayıları. bileşik kesir [İng. improper fraction ] [Alm. unechter Bruch ] [Fra. fraction impropre ] : Payı paydasından büyük veya eşit olan kesir. bileşik önerme [İng. compound proposition ] [Alm. zusammengesetzte Aussage ] [Fra. énoncé composé ] : İki veya daha çok sayıda önermenin bağlaçlarla birbirlerine bağlanmasıyla oluşan önerine. bileşik sayı [İng. composite number ] [Alm. zusammengesetzte Zahl ] [Fra. ] : Asal olmayan ve 1 den büyük olan tamsayı. bileşke fonksiyon [İng. composite function; compound function; product function ] [Alm. zusammengesetzte Funktion ] [Fra. fonction composée ] : f: E → F ve g:F → G fonksiyonları için, E kümesinden G kümesine tanımlı ve her x öğesini g(f(x)) öğesine gönderen fonksiyon. anlamdaşı: fonksiyon fonksiyonu. bilimsel gösterim [İng. scientific notation ] [Alm. wissenschaftliche Schreibung ] [Fra. notation scientifique ] : Onlu çekesinin solunda bir rakam bırakarak bir sayıyı 10 un üstü ile çarpım biçiminde gösterme. bilineer form [İng. bilinear form ] [Alm. bilineare Form ] [Fra. forme bilineaire ] : E, K cismi üzerinde bir vektör uzayı olmak üzere, E x E ‘den K ‘ya giden ve her iki değişkene göre doğrusal olan bir fonksiyon anlamdaşı: çiftdoğrusal biçim. bilinmeyen [İng. unknown ] [Alm. Unbekannte ] [Fra. inconnue ] : Bir sorun’un çözümünde aranan. bilişim kuramı [İng. information theory ] [Alm. Informatik ] [Fra. théorie d'information ] : Olasılık kuramının, bildirileri oluşturan parçacıkların çeşitli değişme olasılıkları altında belirli sınırlar içinde doğru olarak aktarılma olasılıklarını araştıran dalı. binom açılımı [İng. binomial expantion ] [Alm. ] [Fra. ] : İkiterimlinin kuvvetlerinin açılımı. binom formülü [İng. binomial formula ] [Alm. binomische Formel ] [Fra. formule du binôme ] : bkz. binom teoremi. binom teoremi [İng. binomial theorem ] [Alm. binomischer Satz ] [Fra. théorème du binome ] : (a+b)n = ∑ cn,k an-k bk eşitliğini kanıtlayan önerme. birebir eşleme [İng. one to one correspondence ] [Alm. eineindeutige Korrespondenz ] [Fra. correspondence biuni-voque ] : İki küme arasında bire bir ve örten fonksiyon. biricik çözüm [İng. unique solution ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tek çözüm. birim [İng. unity ] [Alm. Einheit ] [Fra. unité ] : bkz. birim öğe. birim daire [İng. unit disc ] [Alm. Einheitskreis ] [Fra. cercle unite ] : Düzlemde 0 merkezli 1 yarıçaplı çemberin içi ve kenar noktalarının oluşturduğu küme. anlamdaşı: birim yuvar, kapalı birim yuvar. birim dikey dizi [İng. orthonormal sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ortonormal dizi. birim dikey takım [İng. orthonormal system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ortonormal takım. birim dönüşüm [İng. orthogonal mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. birim fonksiyon. birim eleman [İng. identity element ] [Alm. neutrales Element ] [Fra. element neutre ] : anlamdaşı: birim öğe. birim fonksiyon [İng. unit function ] [Alm. Einheitsfunktion ] [Fra. fonction unité ] : Tanım bölgesindeki her x için f(x) = x eşitliğini sağlayan f fonksiyonu. anlamdaşı: birim dönüşüm. birim küre [İng. unit sphere ] [Alm. Einheitssphäre ] [Fra. sphere unite. ] : anlamdaşı: birim yuvar. birim matris [İng. unit matrix; identity matrix ] [Alm. Einhetsmatrix ] [Fra. matrice unite ] : Asal köşegen üzerindeki bütün bileşenleri 1, öteki bileşenlerinin hepsi 0 olan matris. birim öğe [İng. unit element, identity element ] [Alm. Einzelement ] [Fra. element unité ] : 1- Bir cebirsel yapıda, öteki öğelerle ikili işleme girdiğinde bir değişim yaratmayan öğe. 2- Bir kümeden kendisine tanımlı özdeşlik dönüşümü. anlamdaşı: etkisiz öğe. birim vektör [İng. unit vector ] [Alm. Einheitsvektor ] [Fra. vecteur unité ; vecteur unitaire ] : Uzunluğu bire eşit olan vektör. birim yuvar [İng. unit ball ] [Alm. Einheitskugel ] [Fra. boule unite ] : Normlu uzayda merkezi 0 noktası ve yarıçapı 1 olan yuvar. birimin kökleri [İng. roots of unity ] [Alm. Einheitswurzel ] [Fra. racine de l'unite ] : n > 1 tamsayısı için zn = 1 eşitliğini sağlayan karmaşık sayılar.
birimli cebir [İng. algebra with unity ] [Alm. Algebra mit Eins ] [Fra. algèbre avec unité ] : Çarpma işlemine göre birim öğesi var olan cebir.
birimli halka [İng. ring with identity ] [Alm. Ring mit Einselement ] [Fra. anneau à élément unité ] : Üzerindeki çarpma işlemine göre birimi var olan halka.
birimsel dönüşüm [İng. unitary transformation ] [Alm. unitäre Transformation ] [Fra. ] : H Hilbert uzayı verildiğinde her x,y için < T (x), T (y) > = < x, y > olan T : H → H doğrusal dönüşümü.
birimsel grup [İng. unitary group ] [Alm. unitäre Gruppe ] [Fra. groupe unitaire ] : Matris çarpımına göre C sayı cismi üzerindeki n inci mertebetan tüm birimsel matrislerin oluşturduğu grup.
birimsel matris [İng. unitary matrix ] [Alm. unitäre Matrix ] [Fra. matrice unitaire ] : Tersi, karmaşık eşleniğinin devriğine eşit olan karmaşık tersinir matris.
birimsel uzay [İng. unitary space ] [Alm. unitarër Raum ] [Fra. espace unitaire ] : Bir iççarpım ile donatılmış karmaşık doğrusal uzay.
birler basamağı [İng. units ] [Alm. Einerstelle ] [Fra. ] : Onlu sistemde, sayağın 1 katını belirleyen ve onlu çekesinin solunda yer alan ilk mertebe.
birleşim simgesi [İng. union sign ] [Alm. Zeichen der Einigungsbildung ] [Fra. signe de reunion ] : Kümelerin birleşimi için kullanılan U simgesi.
birleşme özelliği [İng. associative property ] [Alm. Assoziativität ] [Fra. associativite ] : * işleminin tanım bölgesindeki her a,b,c için a * (b * c) = (a * b) * c eşitliğini sağlaması.
birleşmeli cebir [İng. associative algebra ] [Alm. assoziative Algebra ] [Fra. algèbre associative ] : Üzerindeki çarpma işlemi birleşmeli olan cebir.
birleşmeli işlem [İng. associative operation ] [Alm. assoziative Operation ] [Fra. opération associative ] : bkz. birleşme özelliği.
birodak [İng. equifocal ] [Alm. ] [Fra. ] : Odakları aynı olan.
birterimli [İng. monomial ] [Alm. Monom; eingliedriger Ausdruck ] [Fra. monome ] : Sayıların ve değişken(ler)in çarpımlarından oluşan cebirsel ifade.
biryanlı yüzey [İng. unilateral surface ; one-sided surface ] [Alm. einseitige Fläche; unilaterale Flache ] [Fra. surface unilatérale ] : Yalnızca bir kenarı var olan yüzey.
Borel ölçümü [İng. Borel measure ] [Alm. Borel-Mass ] [Fra. mesure de Borel ] : Yerel tıkız bir uzay üzerindeki Borel cebiri üzerinde tanımlı olan ve tıkız her K kümesi için sonlu değer alan ölçüm.
boş küme [İng. empty set; null set ] [Alm. leere Menge ] [Fra. ensemble vide ] : Hiç öğesi olmayan küme.
boş matris [İng. null matrix; empty matrix ] [Alm. Nullmatrix; leere Matrix ] [Fra. matrice nulle; matrice vide ] : bkz. sıfır matrisi.
boylam [İng. longitudinal curve ] [Alm. geographische Länge ] [Fra. courbe longitudinals ] : Küre yüzeyinin kutup noktalarını birleştiren büyük çember yaylarından biri.
boyut [İng. dimension ] [Alm. Dimension ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir tabanının nicelik sayısı.
bölen [İng. Divisor ] [Alm. Teiler ] [Fra. diviseur ] : a ile b birer tamsayı ve a sıfırdan farklı olmak üzere, b sayısı için, b = ac olacak biçimde bir c tamsayısı varlayan a sayısı. Simgesi : a | b.
bölge [İng. region ] [Alm. Gebiet; Bereich ] [Fra. région ] : Düzlemde açık ve bağlantılı bir küme ile bu kümenin kenarının bir altkümesinin bileşimi.
bölme [İng. Division ] [Alm. Teilung ] [Fra. division ] : 1 – Çarpma işleminin tersi olan ikili işlem. 2 – Bu işlemi yapma.
bölme algoritması [İng. division algorithm ] [Alm. ] [Fra. ] : a ve b tam sayıları verildiğinde, r < |b| olmak üzere, a = qb + r biçiminde negatif olmayan q ve r sayılarının varlığı üzerine kurulu bölme yöntemi.
bölme halkası [İng. division ring ] [Alm. Divisionsring ] [Fra. anneau de division ] : Sıfırdan farklı tüm öğelerinin kümesi çarpma işlemine göre bir grup oluşturan birimli halka.
bölü [İng. divided by; over ] [Alm. Durch; dividiert Durch; geteilt Durch ] [Fra. divisé par; pour ] : Bölme işlemini gösteren simge. Simgesi: / , – , :.
bölüm [İng. quotient ] [Alm. Quotient; Teilungszahl ] [Fra. ] : Bir çokluğun bir ötekine bölünmesiyle oluşan çokluk.
bölüm dönüşümü [İng. quotient transformation ] [Alm. ] [Fra. transformation quotient ] : bkz. doğal benzeryapı dönüşümü, kanonik dönüşüm.
bölüm grubu [İng. quotient group ] [Alm. Quotientengruppe ] [Fra. groupe quotient ] : G grubunun bir N normal altgrubu için, G/N bölüm kümesi üzerinde oluşturulan grup.
bölüm halkası [İng. quotient ring ] [Alm. Quotientenring ] [Fra. anneau quotient ] : A halkasının bir I ideali için, A/I bölüm kümesi üzerinde oluşturulan halka.
bölüm kümesi [İng. quotient set ] [Alm. Quotientenmenge ] [Fra. ensemble quotient ] : X kümesi üzerindeki bir B denklik bağıntısı için, tüm denklik sınıflarından oluşan küme. Simgesi : X/B.
bölüm uzayı [İng. quotient space ] [Alm. Quotientenraum ] [Fra. espace quotient ] : 1- E doğrusal uzayının bir M alt uzayı için, E/M bölüm kümesi üzerinde oluşturulan doğrusal uzay. 2- X topolojik uzayındaki bir B denklik bağıntısı için, bölüm topolojisine göre X / B bölüm kümesi üzerinde oluşan topolojik uzay.
bölünebilir grup [İng. divisible group ] [Alm. teilbare Gruppe ] [Fra. groupe divisible ] : G nin her x öğesi ve her n doğal sayısı için yn = x olacak biçimde bir y öğesi içeren G grubu.
bölünebilme kuralları [İng. divisibility rules ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir doğal sayının 2, 3, 4, 5, 7, 9, 10, 11 sayılarına bölünebilmesi için bilinen özel kurallar.
bölünge [İng. segment ] [Alm. ] [Fra. segment ] : E iyi sıralı kümesinin bir a öğesi için, {x | x < a} kümesi.
bölüntü [İng. partition ] [Alm. Partition ] [Fra. partition ] : 1- Bir [a,b] aralığı için, a = x0 < x1 < … < xn = b bağıntısını sağlayan (xi) noktalarının oluşturduğu {[xi-1 , xi] : i = 1,2,…,n} kapalı aralıklar takımı. ay. bkz. küme ayrışımı. Briggs logaritması [İng. Briggs garithims ] [Alm. Briggscher Logaritmus ] [Fra. logarithme de Briggs ] : On tabanına göre logaritma. anlamdaşı: Briggs tersüsteli. bulanık küme [İng. fuzzy set ] [Alm. ] [Fra. ensemble flou ] : X kümesi verildiğinde I= [0,1] olmak üzere μA : X → I gibi bir öğelik fonksiyonu ile belirlenen A kümesi. burgu eğrisi [İng. helix ] [Alm. Schaubenlinie, Helix ] [Fra. hélice ] : Bir silindir veya koni üzerinde kalan ve bunların üreteçlerini sabit bir açıyla kesen eğri. burgu yüzeyi [İng. helicoid ] [Alm. Helikoid, Schrauben-Fläche ] [Fra. hélicoide ] : Eksen adını alan sabit bir doğru çevresinde, eksen boyunca ötelenişinde seçkisiz iki değişkeninin oranı sabit kalacak biçimde bir düzlemsel eğrinin veya bir burgu eğrisinin ürettiği yüzey. burulma [İng. torsion ] [Alm. Torsion ] [Fra. torsion ] : Bir C yönlendirilmiş uzay eğrisi üzerinde sabit bir P noktasında eğrinin bükülmesininin ölçüsü. bükülme [İng. inflection ] [Alm. Biegung; Beugung; Inflexion ] [Fra. inflexion ] : Bir eğri için, bükeyliğinin yön değiştirmesi, anlamdaşı: büküm. bükülme noktası [İng. inflection point; point of inflection ] [Alm. **ndepunkt, **ndestelle, Inflexionspunkt, Beugunspunkt ] [Fra. point d'inflexion ] : Bir eğri üzerinde bükeyliğin yön değiştirdiği nokta. anlamdaşı: büküm noktası. büküm noktası [İng. inflection point ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bükülme noktası. bütünler açılar [İng. supplementary angles ] [Alm. Supplementwinkel ] [Fra. angle supplémentaire ] : bkz. düzler açılar. büyük çember [İng. great circle ] [Alm. grösster Kreis; Grosskreis ] [Fra. grand cercle ] : Bir kürenin, kendi merkezinden geçen bir düzlemle kesişimi. büyük eksen [İng. major axis ] [Alm. große Achse ] [Fra. grand axe ] : Bir elipsin eksenleri arasında uzunluğu daha büyük olanı. Asal eksen. kar. küçük eksen. büyük O simgesi [İng. big O symbol ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. O Landau simgeleri. büyük ve küçük simgeleri [İng. inequality signs ] [Alm. Ungleichungzeichen ] [Fra. signe d'inégalité ] : Büyüklüğü ve küçüklüğü ifade eden ‘>’ ve ‘<’ simgeleri. büyüklük [İng. magnitude; greatness ] [Alm. Grosse ] [Fra. grandeur ] : 1- Uzunluk, alan, hacim gibi bir ölçüye göre sıralanışta, söz konusu öğenin yeri. 2- **çüce büyük olma. ‎ -”Hiç ayrılmayalım!” Ayrılıkların çoğunluğu ruhun iklim şartlarından: Sen karasalsın ben ılıman. Ayrılıkların azınlığı bitki örtüsünden: Sende kaktüsler var bende plastik vazo çiçekleri. єSмєяєLda isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla єSмєяєLda Açık Profil bilgileri єSмєяєLda nickli üyeye özel mesaj gönderin єSмєяєLda – Daha fazla Mesajını bul Alt 31.05.09, 14:29 #3 єSмєяєLda Moderator єSмєяєLda – ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Şube: İstanbul Öğrenim: Genel Lise Sınıf: Lise 11.Sınıf Mesajlar: 7.135 Teşekkürler Teşekkürleri: 102 1118 mesajına 2788 kere teşekkür edildi. Standart çakışık [İng. coincident ] [Alm. Koinzident, Deckung, Zusammenfaltung ] [Fra. coïncidence ] : Eş iki geometrik şekil için, birisinin ötekinin üzerine gelmiş olması. çan eğrisi [İng. bell-shaped curve ] [Alm. Glockenkurve ] [Fra. courbe en cloche ] : Normal dağılımı gösteren çan biçimli eğri. çap [İng. diameter ] [Alm. Durchmesser; Diameter ] [Fra. diamètre ] : 1- Bir çemberde merkezden geçen bir kiriş. 2- Bu kirişin uzunluğu. 3- Bir kürede merkezden geçen bir doğrunun kürenin içinde kalan parçası veya bu doğru parçasının uzunluğu 4- (X, d) metrik uzayının bir A altkümesi için, sup{d(x,y) : x,y öğeleri A içinde} sayısı. Simgesi : d (A). çapraz [İng. transversal ] [Alm. Transversale ] [Fra. transv&rsale, transverse ] : îki doğruyu kesen üçüncü bir doğru. anlamdaşı: kesen. çapraz açılar [İng. angles made by a transversal ] [Alm. winkel einer Transversale durch z**i Gerade ] [Fra. angles transversaux ] : İki doğruyu üçüncü bir doğru kestiğinde oluşan sekiz açı. çapraz çarpım [İng. cross product ] [Alm. äusseres Produkt ] [Fra. produit extérieur ] : bkz. vektörel çarpım. çapraz oran [İng. cross ratio; anharmonic ratio ] [Alm. anharmonisches Verhältnis, Doppelverhältniss ] [Fra. birapport; rapport anharmonique ] : Birbirinden farklı A, B, C, D doğrudaş noktalan için, bu noktaların verilen sıralamasına göre AB doğru parçasını bölen |AC| / |CB| = |AD| / |DB| oranı. anlamdaşı: çifte oran. çapucu noktaları [İng. antipodal points ] [Alm. ] [Fra. points antipolaires ] : 1- Bir çemberle bir çapının kesişme noktaları. 2- Bir küreyle bir çapının kesişme noktaları. çarpan [İng. factor ] [Alm. Faktör ] [Fra. facteur ] : 1- Bir niceliği kalansız bölen nicelik. 2- Bir çarpma işlemine giren öğelerden her biri. çarpanlara ayırma [İng. factorisation; factorization ] [Alm. Faktorenzerlegung, Faktoration ] [Fra. décomposition; factorisation ] : Bir niceliğin çarpanlarını bulma eylemi. çarpılabilir matrisler [İng. conformable matrices ] [Alm. multiplizierbare Matrizen ] [Fra. matrices correspondantes; matrices conformables ] : Birincisinin sütun sayısı ikincisinin satır sayısına eşit olan iki matris. çarpılan [İng. multiplicand ] [Alm. Multiplikand; vervielfältigende Zahl ] [Fra. multiplicande ] : Bir çarpma işleminde çarpanlardan her birinin öteki çarpan(lar)a göreli adı. çarpım [İng. product ] [Alm. Produkt ] [Fra. produit ] : 1- Çarpma işleminin sonucu. 2- Çarpma işlemi. çarpım kümesi [İng. product set ] [Alm. Produktmenge ] [Fra. ensemble produit ] : Bir kümeler takımının kartezyen çarpımı. bkz. Dekart çarpımı. çarpım tablosu [İng. multiplication table ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. çarpma tablosu. çarpımsal birim [İng. multiplicative identity ] [Alm. ] [Fra. ] : Çarpma işlemine göre birim öğe. çarpınım [İng. factorial ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. faktöryel. çarpma [İng. multiplication ] [Alm. Multiplikation; Vervielfachen ] [Fra. multiplication ] : Bir küme üzerinde ikili bir işlem. çarpma tablosu [İng. multiplication table ] [Alm. Einmaleins ] [Fra. table de multiplication; table de Pythagore ] : 1 den 10 a dek tamsayıların birbirleriyle çarpımlarının sergilendiği tablo. çarpmaya kapalılık özeliği [İng. closure property of multiplication ] [Alm. ] [Fra. ] : ” A ya ait her a,b öğe çifti için a*b tanımlı ve A kümesine aitse, A kümesi * işlemine kapalıdır. ” önermesi. çatışkı [İng. paradox ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. paradoks. çekirdek [İng. kernel ] [Alm. Kern ] [Fra. noyau ] : Bir gruptan ötekine tanımlı benzeryapı dönüşümü için, hedef grubun birim öğesi üzerine resmedilen öğelerin oluşturduğu altgrup. çelişik önermeler [İng. contradictory propositions ] [Alm. kontradiktorische Aussagen ] [Fra. propositions conctradictoires ] : Birisi ötekinin olumsuzu durumunda olan iki önerme. çelişki [İng. contradiction ] [Alm. Widerspruch; Kontradiktion ] [Fra. contradiction ] : 1- Ne doğru ne de yanlış olan önerme. 2- Hem doğru hem yanlış olan önerme. Tutarsız formül. çember [İng. circle ] [Alm. Kreis; Zirkel ] [Fra. cercle ] : Sabit bir noktaya eşit uzaklıkta bulunan düzlemdeş noktaların oluşturduğu geometrik şekil. çemberin karelenmesi [İng. squaring the circle, quadrature of the circle ] [Alm. Quadratur des Kreises ] [Fra. quadrature du cercle ] : Alanı, verilen bir çemberin alanına eşit olan karenin çizilmesi. çemberölçü [İng. cyclometry ] [Alm. Zyklometrie; Kreismessung ] [Fra. cyclométrie ] : Çemberin yay uzunluğunun ölçülmesi. çembersel çokgen [İng. circular polygon ] [Alm. Kreisbogenpolygon ] [Fra. polygone d'arcs circulaire ] : çember yaylarından oluşturulmuş çokgen. çevre uzunluğu [İng. perimeter ] [Alm. Umfang ] [Fra. périmètre ] : Kapalı eğrinin uzunluğ. Çevrel uzunluk. Düzlemsel bir şekli sınırlayan kenarların toplam uzunluğu. çevrel çember [İng. circumscribed circle ] [Alm. Umkreis ] [Fra. crconscrit ] : Varsa, bir çokgenin köşe noktalarından geçen çember. çevrel merkez [İng. circumcenter ] [Alm. Umkreismittelpunkt ] [Fra. centre de cercle circonscrit ] : Bir üçgende kenarların orta dikmelerinin kesişme noktası. çevrel uzunluk [İng. perimeter ] [Alm. Umfang; Perimeter ] [Fra. périmètre ] : Kapalı bir eğrinin uzunluğu. Çevre uzunluğu. çevrim [İng. cycle ] [Alm. ] [Fra. ] : i1 , . . . , ik sayıları {1, . . . ,n} kümesinin öğeleri olmak üzere, her j = 1, . . . , k-1 için ij yi ij+1 e, ik yı i1 e dönüştüren ve {1, . . . ,n} nin diğer öğelerini sabit bırakan permutasyon. çevrimsel permütasyon [İng. circular permutation ] [Alm. zyklische Permutation ] [Fra. permutation circulaire ] : S = {1 ,2 , … , n} kümesinin permütasyon grubunun p : S → S , p(m) = m+k( mod n) koşullarını sağlayan öğesi.(1 ≤ k ≤ n) . çeyrek düzlem [İng. quadrant ] [Alm. Quadrant ] [Fra. quadrant ] : Düzlemde Dekart koordinat sistemini oluşturan eksenlerin düzlemi ayırdığı dört bölgeden her biri. çıkan [İng. subtrahend ] [Alm. Subtrahend ] [Fra. nombre à soustraire ] : Bir ötekinden çıkartılacak olan nicelik. a – b işleminde b öğesi. çıkarma [İng. subtraction ] [Alm. Subtraktion ] [Fra. soustraction ] : Toplama işlemine göre grup olan bir kümede (a,b) → a + (-b) işlemi. İşlem sonucu, kısaca, a-b biçiminde gösterilir. Simgesi: – . çift sayı [İng. even number ] [Alm. Binär; Z**izahlig ] [Fra. nombre binaire ] : 2 ile kalansız bölünebilen tam sayı. çiftdoğrusal biçim [İng. bilinear form ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bilineer form. çifte oran [İng. cross ratio ] [Alm. Doppelverhältnis ] [Fra. birapport ] : bkz. çapraz oran. çiftedoğrusal dönüşüm [İng. bilinear mapping ] [Alm. bilineare Abbildung ] [Fra. application bilinéaire ] : X, Y, Z birer doğrusal uzay olmak üzere X x Yden Z ‘ye tanımlı olan ve her iki bileşenine göre ayrı ayrı doğrusal olan dönüşüm. çiftfonksiyon [İng. even function ] [Alm. gerade Funktion ] [Fra. fonction paire ] : Tanım kümesindeki her x için f(-x)=f(x) olan f fonksiyonu. kar. tek fonksiyon. çiftsayı [İng. even number ] [Alm. gerade Zahl ] [Fra. nombre pair ] : İkiye bölünebilen tamsayı. kar. tek sayı. çizenek [İng. diagram ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. diyagram. çizge kuramı [İng. graph theory ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. grafik teorisi. çizgesel çözüm [İng. graphical solution ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. grafik çözüm. çizgi [İng. line ] [Alm. Linie ] [Fra. ligne ] : 1- bkz. doğru. 2- Sürekli bir fonksiyonun grafiği. çizgisel geometri [İng. line geometry ] [Alm. Liniengeometrie ] [Fra. géométrie réglée ] : Yüzey şekillerini ve yüzey problemlerinin araştırılmasını ve çözüm yöntemlerini düzlem üzerindeki çizgilerle inceleyen bir geometri dalı. çizgisel hesaplama [İng. calculation using diagrams ] [Alm. ] [Fra. ] : çeşitli problemlerin sayısal çözümlerinin çizgisel kurgularla elde edilmesi yöntemi. çizgisel integral [İng. line integral ] [Alm. ] [Fra. ] : xOy düzleminde y=f(x) fonksiyonunun [a,b] aralığı üzerinde tanımlanan Riemann integralinin düzlemde veya uzayda belirli koşulları sağlayan bir eğri üzerine genellenmesi. anlamdaşı: eğrisel integral, yol integrali. çokbağlantılı bölge [İng. multiply connected region ] [Alm. mehrfach zusammenhängendes Gebiet ] [Fra. domaine connecté multiplement ] : Basit bağlantılı olmayan bölge. çokdeğerli fonksiyon [İng. many valued function ] [Alm. mehrdeutige Funktion; vieldeutige Funktion; mehr**rtige Funktion ] [Fra. fonction multiforme; fonction poly-drome ] : Tanım kümesindeki bir öğeyi değer kümesinde birden çok öğeye eşleyen bağıntı. anl, çokdeğerli dönüşüm. çokdeğişkenli fonksiyon [İng. function of several variables ] [Alm. Funktion mehrerer Variabler ] [Fra. fonction de plu***urs variables ] : Birden çok değişkene bağlı fonksiyon. çokgen [İng. polygon ] [Alm. Vieleck; Polygon ] [Fra. polygone ] : Köşeler adını alan P1 , P2 , … , Pn gibi n sayıda nokta ile kenarlar adını alan [P1 , P2] , [P2 , P3] , [P3 , P4] , … , [Pn-1 , Pn] , [Pn , P1] doğru parçalarından oluşan düzlemsel geometrik şekil. çokgensel bölge [İng. polygonal region ] [Alm. vieleckiges Gebiet ] [Fra. ] : Sınırı bir çokgen olan bölge. çokkatlı integral [İng. multiple integral ] [Alm. mehrfaches Integral; vielfaches Integral ] [Fra. integrale multiple ] : Bir değişkenli fonksiyonlar için kurulan integral kavramının yüksek boyutlu uzaylara genellemesi. çokkatlı kök [İng. multiple root ] [Alm. vielfache Wurzel ] [Fra. racine multiple ] : Bir f (x) = 0 polinom denklemi için, n > 1 olmak üzere, f(x) = (x – a)ng(x) eşitliği sağlanacak biçimde bir g(x) polinomu varlayan a sayısı. anlamdaşı: katlı kök.

çoklu doğrusal biçim [İng. multilinear form ] [Alm. Multilinearform ] [Fra. forme multilinéaire ] : E1 , E2 , … , En ler birer A-modül olmak üzere her bir değişkene göre doğrusal olan L : E1× E2 × … × En → A fonksiyonu.

çoklu doğrusal cebir [İng. multilinear algebra ] [Alm. ] [Fra. algèbre multilinéaire ] : Çoklu doğrusal dönüşümleri konu edinen cebir dalı.

çokterimli [İng. polynomial ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. polinom.

çokyüzlü [İng. polyhedron ] [Alm. Polyeder; Vielflach ] [Fra. polyèdre ] : Her biri yüz adını alan düzlemsel çokgenlerle sınırlanan katı cisim.

çokyüzlü açı [İng. polyhedral angle ] [Alm. Winkel des Polyeder ] [Fra. angle polyèdre ; angle polyédrique ] : Ortak bir köşede kesişen üç veya daha çok düzlemin oluşturduğu geometrik şekil.

çözen [İng. resolvent ] [Alm. Resolvente ] [Fra. resolvente ] : Matrisin çözeni veya dönüşümün çözen kümesi.

çözen kümesi [İng. resolvent set ] [Alm. ] [Fra. ] : E doğrusal uzayından kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için, I birim dönüşüm olmak üzere, (aI – T)-1 dönüşümünü sınırlı ve yoğun tanım kümeli olurlayan bütün a sayılarının oluşturduğu küme.

çözme [İng. solving ] [Alm. lösen ] [Fra. résolution ] : Bir sorun için yeterli yanıt veya açıklama verme. Matematikte bir problemin çözümünü bulma.

çözülebilir grup [İng. solvable group, soluble group ] [Alm. ] [Fra. ] : Her i=0, 1, . . . , n-1 için Hi , Hi+1 in normal altgrubu ve Hi+1/Hi Abel grubu olacak biçimde H0={e}, H1, . . . , Hn-1, Hn = G altgruplarına sahip olan G grup.

çözüm [İng. solution ] [Alm. Lösung ] [Fra. solution ] : Bir denklemin veya bir denklemler sisteminin tüm köklerinin veya bilinmeyenlerinin saptanan değerleri.

çözüm kümesi [İng. solution set ] [Alm. Menge der Lösungen ] [Fra. ensemble de solutions ] : Bir denklemin veya denklemler sisteminin çözümlerinden oluşan küme.

çözümleme [İng. solution ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analiz.
çözümsel eğri [İng. analytic curve ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analitik eğri, çözümsel yay.

çözümsel uzanım [İng. analytic continuation ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: analitik uzanım.

‎dağılım [İng. distribution ] [Alm. Verteilung ] [Fra. distribution ] : Rn içinde B açık bir altküme olmak üzere, D(B) denek uzayı üzerinde tanımlı sürekli doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: genelleşmiş fonksiyon.
dağılma yasası [İng. distributive law ] [Alm. distributives Gesetz;

Distributivgesetz ] [Fra. loi distributive ] : Dağılmalı ikili işlemlerin sağladığı soldan ve sağdan dağılım eşitlikleri.
dağılmalı ikili işlemler [İng. distributive binary operations ] [Alm. ] [Fra. opérations binaires distributives ] : Bir E kümesi üzerinde tanımlanan, E nin her x, y, z öğesi için x * (y + z) = z * y + x * z (soldan dağılım); (x + y) * z = x * z + y * z (sağdan dağılım) eşitliklerini gerçekleyen (+) ve (*) ikili işlemleri.

daire [İng. circle; circular region; closed circular region; closed disc ] [Alm. Kreis; Zirkel ] [Fra. cercle; disque ] : Bir çemberle içinin bileşiminden oluşan kapalı bölge. anlamdaşı: disk.
dairesel halka [İng. annulus; circular ring ] [Alm. Kreisring ] [Fra. anneau circulaire; anneau de cercles ] : Düzlemde iki merkezdeş çemberin küçük yarıçaplısının dışında, büyük yarıçaplısının içinde kalan bölge. anlamdaşı: çembersel halka.

dairesel koni [İng. circular cone ] [Alm. Kreiskegel ] [Fra. cône circulaire ] : Tabanı bir daire olan koni.
dairesel silindir [İng. circular cylinder ] [Alm. Kreiszylinder; Walze ] [Fra. cylindre circulaire ] : üreteçlerine dik düzlemlerle kesitleri birer çember olan silindir.

dakika [İng. minute ] [Alm. Minute ] [Fra. minute ] : 1- Bir derecenin altmışta biri. 2- Bir saatin altmışta biri.
dal [İng. branch ] [Alm. Z**ig ] [Fra. branche ] : Belirli bir bölgede, çokdeğerli karmaşık bir fonksiyonun değerlerinden birisini alan türetilebilir karmaşık fonksiyon.

damga [İng. index ] [Alm. Index; Zeiger ] [Fra. indice ] : 1- Bir kümenin öğelerini belirlemek, sıralamak veya birbirlerinden ayırt etmek amacıyla öğelerin üst veya alt köşelerine konulan imlerden her biri. 2- Bir küme üzerindeki yapıyı belirlemek amacıyla bir bağıntıdan çıkarılan sayı. 3- G grubunun bir H altgrubu için, G/H sol veya H/G sağ eş-kümeler uzayının nicelik sayısı. Simgesi : (G:H).

damga kümesi [İng. index set ] [Alm. Indexmenge ] [Fra. ensemble d'index ] : Belirli bir yolla bir kümeden seçilen öğeleri belirlemek amacıyla bu öğelerin bir yanlarına konulan imlerin oluşturduğu küme.
dar açı [İng. acute angle ] [Alm. spitzer Winkel ] [Fra. angle aigu ] : **çüsü 90 dereceden küçük olan açı.

dar üçgen [İng. acute triangle ] [Alm. spitzwinkelig Dreieck ] [Fra. triangle aigu ] : Tüm iç açıları dar olan üçgen.
dayanak [İng. support ] [Alm. Stütze; Träger ] [Fra. support ] : X topolojik uzayı ve f : X → K fonksiyonu için {x | f(x) sıfırdan farlı} kümesinin kapanışı. Simgesi : day (f).

değer [İng. value ] [Alm. **rt ] [Fra. valeur ] : Bir simgenin karşılık geldiği nicelik veya tutar.

değer kümesi [İng. range ] [Alm. **rtebereich; **rtemenge ] [Fra. domaine de valeurs ] : Bir fonksiyonun aldığı değerlerin oluşturduğu küme.

değişeç [İng. commutator ] [Alm. Kommutator ] [Fra. commutateur ] : bkz. komütatör.
değişken [İng. variable ] [Alm. Veränderliche; Variable ] [Fra. variable ] : Bir kümenin belirsiz veya gezgin bir öğesini gösteren simge.
değişken değiştirme [İng. change of variable ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matematiksel çokluk yerine bir başkasını yerleştirmek.
değişmeli cebir [İng. commutative algebra ] [Alm. kommutative

Algebra ] [Fra. algèbre commutative ] : Çarpma işlemine göre değişmeli olan cebir.

değişmeli grup [İng. Abelian group ] [Alm. Abehche Gruppe ] [Fra. groupe Abelian ] : İşleme giren öğeleri kendi aralarında yer değiştirebilen grup. anlamdaşı: Abel grubu.

değişmeli halka [İng. commutative ring ] [Alm. kommutativer RIng. Fr. anneau commutatif ] [Fra. ] : çarpma işlemi değişmeli olan halka.

değişmeli işlem [İng. commutative operation ] [Alm. kommutative Operation ] [Fra. opération commutative ] : Bir küme üzerinde her x,y için xTy = yTx özelliğini sağayan T ikili işlemi.

değişmez altgrup [İng. invariant subgroup ] [Alm. invariante Untergruppe ] [Fra. sous-groupe invariant ] : bkz. normal altgrup.

değme noktası [İng. point of contact ] [Alm. Berührungspunkt ] [Fra. point de contact ] : 1- Bir eğriye teğet olan bir doğrunun eğriyi kestiği nokta. 2- Bir yüzeye teğet olan bir doğru veya düzlemin yüzeyi kestiği nokta.

Dekart çarpımı [İng. Cartesian product ] [Alm. kartesisches Produkt ] [Fra. produit carté***n ] : 1- Boş olmayan (Xi) , i = 1,2,…,n kümeleri için, xi öğesi Xi kümesinde olmak üzere (x1 , x2 , … , xn) biçimindeki tüm n-sıralılardan oluşan küme. Simgesi: X1 x X2 x … x Xn. 2- A bir damga kümesi olmak üzere, A nın öğeleriyle damgalanmış bir (Xa) ailesi için, damga kümesinden ailenin bileşimine giden ve A daki her a öğesini Xa içine gönderen tüm fonksiyonların oluşturduğu küme. anlamdaşı: dolaysız çarpım, çarpım kümesi.

Dekart ekseni [İng. Cartesian axis ] [Alm. kartesische Achse ] [Fra. axe -carté***n ] : Dekart koordinat sistemini belirleyen sayı eksenlerinden her biri.

Dekart koordinat sistemi [İng. Cartesian coordinate system ] [Alm. ] [Fra. système de coordonnées carté***nnes ] : Baş noktalarında kesişen sonlu sayıda sayı ekseninin bir Dekart çarpımı.

Dekart koordinatları [İng. Cartesian coordinates ] [Alm. kartesische Koordinaten ] [Fra. coordonnées carté***nnes ] : X1 x X2 x … x Xn Dekart çarpımındaki bir x = (x1 , x2 , … , xn) öğesi için x1 , x2 , … , xn öğeleri.

denk denklemler [İng. *****alent equations ] [Alm. äquivalente Gleichungen ] [Fra. théorèmes identique ] : çözüm kümeleri eşit olan denklemler.

denk formüller [İng. *****alent formulae ] [Alm. äquivalente Formeln ] [Fra. formule identique ] : 1- Doğruluk değerleri aynı olan formüller, eşdeğer formüller. 2- Denk önermeleri ifade eden formüller.

denk kümeler [İng. *****alent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensemble équipotent ] : Eşsayılı kümeler. Nicelik sayıları eşit olan kümeler. anlamdaşı: eşgüçlü küme.

denk matrisler [İng. *****alent matrices ] [Alm. äquivalente Matrixen ] [Fra. matrice équivalente ] : P ve Q karesel tersinir matrisler olmak üzere, aralarında A = PBQ biçiminde bir ilişki bulunan A ve B matrisleri.

denk öğeler [İng. *****alent elements ] [Alm. äquivalente Elemente ] [Fra. élémentes équivalentes ] : Bir denklik sınıfındaki öğeler.
denk tabanlar [İng. *****alent bases ] [Alm. gleichberichtigle Basis ] [Fra. base *****alent ] : Aynı topolojiyi üreten tabanlar.

denklem [İng. equation ] [Alm. Gleichung ] [Fra. équation ] : En azından koşullu olarak eşit olan iki önerme arasına ‘ = ‘ imi konularak elde edilen yeni önerme. Bilinmeyen içeren eşitlik.

denklem sistemi [İng. system of equations ] [Alm. Gleichungssystem ] [Fra. système des équations ] : Denklemlerden oluşan sistem.
denklemin basamağı [İng. order of equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz.
diferensiyel denklemin mertebesi.

denklemin indirgenmesi [İng. reduction of an equation ] [Alm. Reduction einer Gleichung ] [Fra. réduction d'une équation ] : Çözüme ulaşmak için, bir denklemin, kendisinden küçük dereceli veya mertebelı denk denklemlere dönüştürülmesi.

denklemin sağlanması [İng. satisfying an equation ] [Alm. befriedigen eine Gleichung ] [Fra. vérifier une équation ] : Denklemde, belirsiz değişkenin yerine bir değeri yazıldığında, doğru bir önerme elde edilmesi.

denklemin tanım bölgesi [İng. domain of an equation ] [Alm. Definitionsbereich der Gleichung ] [Fra. domaine d'un équation ] : f(x) = g(x) biçimindeki bir denklemde hem f(x), hem de g(x) fonksiyonlarının tanımlı olduğu x noktalarının kümesi.

denklik bağıntısı [İng. *****alence relation ] [Alm. Äquivalenzrelation ] [Fra. relation d'équivalence ] : Bir küme üzerinde yansımalı, simetrik ve geçişli olan ikili bağıntı.

denklik sınıfı [İng. *****alence class ] [Alm. Äquivalenzklasse ] [Fra. classe d'équivalence ] : E kümesi üzerinde bir B denklik bağıntısı verildiğinde, E ye ait bir x öğesi için {y : xBy} kümesi. Simgesi [x], [x]B .

derece [İng. degree ] [Alm. Grad; Winkelgrad; Bogengrad ] [Fra. degré ] : 1- Birim çemberde tüm yayı gören merkezi açının üç yüz altmışta biri. 2- Bir polinomda bilinmeyenin üstlerinden en büyüğü. 3- Bir diferensiyel denklemde en yüksek mertebelı türevin üstü.
deskriptif geometri [İng. descriptive geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tasarı geometri.

destek [İng. support ] [Alm. Stütze ] [Fra. supportare ] : bkz. dayanak.
determinant [İng. determinant ] [Alm. Determinante ] [Fra.

déterminant ] : Karesel matrisler üzerinde tanımlanan ve doğrusal cebirde önemli işlevleri olan bir fonksiyon.
devam [İng. continuation ] [Alm. Forsetzung ] [Fra. prolongement ] : bkz. analitik devam.

devirli grup [İng. cyclic group ] [Alm. Zyklische Gruppe ] [Fra. groupe cyclique ] : Bir öğesi tarafından üretilen grup.

devirli modül [İng. cyclic module ] [Alm. zyklischer Modul ] [Fra. module cyclique ] : Bir öğesince üretilen modül.
devrik eşlenik matris [İng. associate matrix ] [Alm. assoziierte Matrix ] [Fra. matrice associée ] : Bir matrisin karmaşık eşleniğinin devriği. anlamdaşı: Hermit eşleniği.

devrik matris [İng. transpose of a matrix ] [Alm. transponierte Matrix, gestürzte Matrix ] [Fra. transpose d'une matrice ] : A, mXn matris olmak üzere, İ-nci satırı A matrisinin i-inci sütunu olan nXm matris.

devrinim [İng. transposition ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. transpozisyon.

devrişim [İng. permutation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. permutasyon.

dış çarpım [İng. exterior product ] [Alm. äußeres Produkt ] [Fra. produit exterior ] : anlamdaşı: vektörel çarpım.

dışaçı [İng. exterior angle ] [Alm. äusserer Winkel ] [Fra. angle extérieur ] : 1- İki doğru ve bunları kesen bir çapraz için, çapraz açılardan söz konusu doğruların arasında bulunmayanlardan her biri. 2- Bir üçgendeki açılardan biri için, bu açının kenarlarından biriyle öteki kenarın uzantısı arasında oluşan açı.

dışbükey bölge [İng. convex domain ] [Alm. konvexer Bereich ] [Fra. domaine convexe ] : Dışbükey küme olan bir bölge.
dışbükey cisim [İng. convex field ] [Alm. konvexer Körper; Eikörper ] [Fra. corps convexe ] : Öklit uzayında dışbükey, kapalı ve sınırlı olan altküme.

dışbükey çokgen [İng. convex polygon ] [Alm. konvexe Polygon; konvexes Polygon ] [Fra. polygone convexe ] : Hiçbir iç açısının ölçüsü 180 dereceyi aşmayan çokgen. Kenarlardan farklı herbir doğru ile en çok iki noktada kesişen çokgen.

dışbükey çokyüzlü [İng. convex polyhedron ] [Alm. konvexe Polyeder ] [Fra. polyèdre convexe ] : Her bir düzlemsel kesiti birer dışbükey çokgen olan çokyüzlü.

dışbükey eğri [İng. convex curve ] [Alm. konvexe Kurve ] [Fra. courbe convexe ] : Kendini kesen her doğruyla en çok iki noktada kesişen eğri.

dışbükey fonksiyon [İng. convex function ] [Alm. konvexe Funktion ] [Fra. fonction convexe ] : Bir dışbükey küme üzerinde tanımlı ve 0 ile 1 arasındaki her a sayısı için f[ax + (1-a)y] ≤ af(x) + (1-a)f(y) eşitsizliğini sağlayan f fonksiyonu.

dışbükey küme [İng. convex set ] [Alm. konvexe Menge ] [Fra. ensemble convexe ] : Bir doğrusal uzayda 0 ile 1 arasındaki her r sayısı için rA + (1-r)A kümesini kapsayan A kümesi.

dışbükey yüzey [İng. convex surface ] [Alm. konvexe Fläche ] [Fra. ] : Tüm düzlemsel kesitleri birer dışbükey eğri olan yüzey.
dışbükeylik [İng. convexity ] [Alm. Konvexität; Wölbung ] [Fra. convexité ] : Dışbükey olma durumu.

dışçapraz açılar [İng. exterior angles ] [Alm. Aussenwinkel ] [Fra. angles extérieurs ] : İki doğru ve bunları kesen bir çapraz için, söz konusu iki doğrunun oluşturduğu ara bölge dışında kalan dört çapraz açı.

dışdeğerbiçme [İng. extrapolation ] [Alm. Extrapolation ] [Fra. extrapolation ] : Bir fonksiyonun verilen bir aralığın belirli noktalarındaki bilinen değerlerinden kalkarak bu aralığın dışında kalan bir noktadaki değerini yaklaşık olarak elde etme.

dışlama simgesi [İng. non-membership sign ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir x öğesinin A kümesince içerilmediğini belirten simge.
dışlar [İng. extremes ] [Alm. ] [Fra. extrêmes ] : a/b=c/d orantısında a, d sayıları.

dışmerkez [İng. excenter ] [Alm. Ankreismittelpunkt ] [Fra. excentre ] : Bir üçgende iki dış açıortayın kesiştiği nokta.

dışmerkezlik [İng. exceniricity ] [Alm. Exzentrizität ] [Fra. excentricité ] : Bir konik üzerinde bulunan seçkisiz bir noktanın odağa olan uzaklığının, doğrultmana olan uzaklığına oranı.

dışters açılar [İng. alternate-exterior angles ] [Alm. äussere **chselwinkel ] [Fra. angels alternés extérieurs ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve ayrı yanlarında oluşan dış çapraz iki açı.

diferensiyel [İng. differential ] [Alm. Differential ] [Fra. différentiel ] : 1- Değişkende sonsuz küçük artma :dx. 2- Fonksiyonun türevi ile değişkenin sonsuz küçük artımının çarpımı: f’(x)dx.

diferensiyel denklem [İng. differential equation ] [Alm. Differentialgleichung ] [Fra. equation differentielle ] : Bilinmeyeni fonksiyon olan ve bu fonksiyonun en az bir türevini içeren denklem.

diferensiyel form [İng. differential form ] [Alm. Differentialform ] [Fra. forme différentielle ] : Diferensiyellerin bir türdeş polinomu.

diferensiyel geometri [İng. differential geometry ] [Alm. Differentialgeometrie ] [Fra. géométrie différentielle ] : Diferensiyel hesap yardımıyla eğrileri ve yüzeyleri inceleyen matematik dalı.

diferensiyel hesap [İng. differential calculus ] [Alm. Differentialrechnung ] [Fra. calcul différentiel ] : Türev ve diferensiyel kavramlarına bağlı olarak eğim, hız, ivme, maksimum, minimum gibi özellikleri inceleyen çözümsel matematik dalı.

diferensiyel manifold [İng. differential manifold ] [Alm. Differentialmannigfaltigkeit ] [Fra. variété différentielle ] : Rn normlu uzayına göre üzerinde bir diferensiyel yapı bulunan katmanlı uzay.

diferensiyel operatör [İng. differential operatör ] [Alm. Differentialoperator ] [Fra. opérateur differentiel ] : Bir fonksiyonlar uzayı üzerinde tanımlanan ve her fonksiyonu kendi türevlerinin bir doğrusal bileşimine gönderen operatör.

diferensiyel topoloji [İng. differential topology ] [Alm. Differentialto-pologie ] [Fra. topologie différentielle ] : Diferensiyel katmanlı uzayları konu edinen matematik dalı.

diferensiyel ve integral hesap [İng. Calculus ] [Alm. ] [Fra. ] : Türev ve integral işlemleriyle uğraşan matematik dalı. Kalkülüs.

diferensiyel yapı [İng. differentiate structure ] [Alm. differenzierbare Struktur ] [Fra. ] : Türetilebilir katmanlı uzay.
dik açı [İng. right angle ] [Alm. rechter Winkel ] [Fra. angle droit ] : **çüsü 90 derece olan açı.

dik çarpım [İng. cartesian product ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- bkz. Dekart çarpımı. 2- (Xi) kümeler takımı üzerinde birer metrik varken, üzerinde bunlarla uyumlu olarak kurulan metrik yapısı ile birlikte X1 x X2 x … x Xn çarpım kümesi, ay. bkz. Dekart çarpımı.

dik dairesel koni [İng. right circular cone ] [Alm. gerader Kreiskegel ] [Fra. cône circulaire droit ] : Tabanı bir daire olan ve tepesi daire merkezinden çıkılan dikme üzerinde bulunan koni.

dik dairesel silindir [İng. right circular cylinder ] [Alm. gerader Kreiszylinder ] [Fra. cylindre circulaire droit ] : Üreteçleri tabanlarına dik olan dairesel silindir.

dik doğru [İng. perpendicular line ] [Alm. Senkrechte Gerade ] [Fra. droite perpendikulaires ] : Verilen bir doğruya veya düzleme dik olan doğru.

dik doğrular [İng. perpendicular lines ] [Alm. senkrechte Geraden ] [Fra. droites perpendiculaires ] : Doğrultuları arasındaki açı 90 derece olan doğrular.

dik düzlem [İng. normal plane ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. normal düzlem.
dik düzlemler [İng. perpendicular planes ] [Alm. senkrechte Ebenen ] [Fra. planes perpendiculaires ] : Kesişen ve belirttikleri iki düzlemli açılardan biri dik olan iki düzlem.

dik kenar [İng. leg ] [Alm. Kathete ] [Fra. cote de l'angle droit ] : Dik üçgende, dik açıyı oluşturan kenarlardan herbiri.

dik kesit [İng. cross section ] [Alm. Normalschnitt ] [Fra. section droite ] : Bir geometrik şekillerin simetri eksenine dik bir düzlemle kesişimi.

dik koordinat sistemi [İng. rectangular coordinate system ] [Alm. rechtwinkliges kartesisches Koordinatensystem ] [Fra. Systeme des coordonnes rectangulaires ] : Tüm eksenleri birbirine dik olan koordinat sistemi.

dik paralelyüzlü [İng. right parallelepiped ] [Alm. rechtwinkliges Parallelepiped ] [Fra. ] : Tabanları yanal yüzlerine dik olan paralelyüzlü.
dik prizma [İng. right prism ] [Alm. gerades Prisma ] [Fra. prisme droit ] : Tabanı bir ayrıtına dik olan prizma.

dik silindir [İng. right cylinder ] [Alm. gerader Zylinder ] [Fra. cylindre droit ] : Üreteçleri tabanlarına dik olan silindir.

dik üçgen [İng. right-angled triangle ] [Alm. rechtwinkliges Dreieck ] [Fra. triangle rectangle ] : İç açılarından biri dik olan üçgen. anlamdaşı: dik açılı üçgen.

dik vektörler [İng. orthogonal vectors ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. İkişer ikişer birbirlerine dik olan vektörler takımı.

dikdörtgen [İng. rectangle ] [Alm. Rechteck ] [Fra. rectangle ] : Tüm iç açılan birer dik açı olan paralelkenar.

dikdörtgen prizma [İng. rectangular parallelepiped ] [Alm. Quader; rechtwinkliges Parallellepipedon ] [Fra. paralléllépipède rectangle ] : Tabanları birer dikdörtgen olan dik paralelyüzlü.

dikey [İng. orthogonal ] [Alm. Orthogonal; rechwinklig ] [Fra. orthogonal ] : 1- Dik açılı. 2 – Birbirlerine dik olan. 3- İç-çarpım uzayında iç çarpımları 0 olan iki vektör.

dikey çemberler [İng. orthogonal circles ] [Alm. orthogonale Kreise; senkrecht scheidende Kreise ] [Fra. circonférences orthogonales; cercles orthogonaux ] : Kesiştikleri noktalardaki teğetleri birbirine dik olan çemberler.

dikey dönüşüm [İng. orthogonal transformation ] [Alm. orthogonale Transformation ] [Fra. transformation orthogonale ] : Uzaklıkları koruyan dönüşüm.

dikey fonksiyonlar [İng. orthogonal functions ] [Alm. orthogonale Funktionen ] [Fra. fonctions orthogonales ] : Bir iç-çarpım ile donatılmış fonksiyon uzayında, iç-çarpımları ikişer ikişer 0 olan fonksiyonlar takımı.

dikey grup [İng. orthogonal group ] [Alm. orthogonale Gruppe ] [Fra. ] : n inci mertebeden tüm dikey matrislerin çarpma işlemine göre oluşturduğu grup.

dikey izdüşüm [İng. orthogonal projection ] [Alm. senkrechte Projektion, Orthogonalprojektion ] [Fra. projection orthogonale ] : Bir kümenin her noktasından bir doğruya veya düzleme inilen dikmelerin ayaklarının oluşturduğu küme.

dikey köşegenlenebilir matris [İng. orthogonally diagonalizable matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir köşegenel matrise dikey benzeşen kare matris.
dikey küme [İng. orthogonal set ] [Alm. orthogonale Menge ] [Fra. ] : Bir iç-çarpım uzayında, iç-çarpımları ikişer ikişer 0 olan altküme.

dikey matris [İng. orthogonal matrix ] [Alm. orhogonale matrix ] [Fra. matrice orthogonale ] : Tersinir olan ve tersi devriğine eşit olan gerçel kare matris.

dikey polinomlar [İng. orthogonal polynomials ] [Alm. ] [Fra. polynômes orthogonales ] : Bir dikey fonksiyonlar takımı oluşturan polinomlar.
dikey taban [İng. orthogonal base ] [Alm. orthogonale Basis ] [Fra. base orthogonale ] : Bir iç çarpımlı uzayın, öğeleri birbirine ikişer ikişer dik olma koşulunu gerçekleyen tabanı.

dikey takım [İng. orthogonal family ] [Alm. orthogonale Schar ] [Fra. ] : E iç çarpım uzayının öğelerinden oluşan ve birbirlerinden farklı her i, j ikilisi için < xi , xj > = 0 eşitliğini, i = j olduğunda < xi , xi > = ||xi||2 eşitliğini sağlayan (xi) takımı.

dikey tümleyen [İng. orthogonal complement ] [Alm. orthogonales Komplement ] [Fra. orthocomplément ] : Bir iç-çarpım uzayındaki bir A altuzayı için, A ‘ya dik olan tüm öğelerin oluşturduğu küme.

dikey vektörler [İng. orthogonal vectors ] [Alm. orthogonale Vektoren ] [Fra. ] : bkz. dikey takım.

dikkenar [İng. cathetus, leg ] [Alm. Kathete ] [Fra. cathète; côté droit ] : Bir dik üçgende dik açının kenarlarından her biri.

dikler açılar [İng. complementary angles ] [Alm. Komplementwinkel; Ergänzungwinkel ] [Fra. angles complémentaires ] : **çüleri toplamı 90 derece olan iki açı. anlamdaşı: tümler açılar.

dikme [İng. normal; perpendicular ] [Alm. Normale; Senkrechte; Lot ] [Fra. normale; perpendiculaire ] : 1- Bir doğru için, belirli bir noktadan geçerek doğruya inilen veya çıkılan dik doğru. 2- Bir düzlem için, belirli bir noktadan geçerek düzleme inilen veya çıkılan dik doğru.

Dirak delta fonksiyonu [İng. Dirac delta-function ] [Alm. Diracsche delta-Funktion ] [Fra. delta-fonction de Dirac ] : R üzerinde tanımlı, sıfırdan farklı her x noktasında 0 değerini alan, 0 noktasında sonsuz değerini alan, R üzerindeki integrali 1 ‘e eşit olan ve delta simgesiyle gösterilen fonksiyon.

disk [İng. disc ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. daire.
diskriminant [İng. discriminant ] [Alm. Diskriminante ] [Fra. discriminant ] : ax2 +bx + c polinomu için b2 – 4ac niceliği.

diyagram [İng. diagram ] [Alm. Diagramm ] [Fra. diagramme ] : 1- Belirli bir ölçeğe göre bir çokluğu göstermek için çizilmiş çizgi. 2- İki değişken arasındaki bağıntıyı gösteren çizenek. anlamdaşı: çizenek.

Diyofant analizi [İng. Diophantine analysis ] [Alm. Diophantische Analyse ] [Fra. analyse de Diophant ] : Katsayıları tamsayılar olan cebirsel denklemlerin veya sistemlerin tam veya rasyonel sayılar kümesinde çözümlerini inceleyen sayılar kuramı dalı.

Diyofant denklemi [İng. diophantine equation ] [Alm. diophantische Gleichung ] [Fra. equation diophantine ] : Tamsayı çözümleri istenen tamsayı katsayılı ve çok değişkenli denklem.

dizi [İng. sequence; progression ] [Alm. Folge; Progression ] [Fra. suite; progression ] : 1- Öğeleri sayılabilir bir kümeyle damgalanmış olan küme. 2- Doğal sayılar kümemsi üzerinde tanımlı bir fonksiyon.

dizi uzayı [İng. sequence space ] [Alm. Folgenraum ] [Fra. espace de suites ] : Öğeleri dizi olan uzay. örn. tüm sınırlı diziler uzayı.
doğal benzeryapı dönüşümü [İng. natural homomorphism; canonical homomorphism ] [Alm. ] [Fra. homomorphisme canonique ] : G grubunun bir H normal altgrubu için, f : G → G/H , x → xH olarak tanımlanan f benzer yapı dönüşümü. anlamdaşı: bölüm dönüşümü, kanonik dönüşüm.
doğal biçim [İng. normal form ] [Alm. ] [Fra. forme normale ] : Bir A matrisi için, A üzerinde yapılan yalın işlemler sonucunda elde edilebilecek daha yalın biçimli matrislerden birisi, kanonik biçim, normal form.

doğal dönüşüm [İng. natural mapping; canonical mapping ] [Alm. kanonische Abbildung; natürliche Abbildung ] [Fra. application canonique ] : 1- E kümesi üzerinde tanımlı olan bir B denklik bağıntısı için, f(x) = [x]B biçiminde tanımlanan f : E → E/B dönüşümü. anlamdaşı: bölüm dönüşümü. 2- < E,F > dual sistemi için, Tf(x) = < x , f > olmak üzere T : F → E* , T : f → Tf dönüşümü.
doğal koordinat fonksiyonları [İng. natural coordinate functions ] [Alm. natürliche Koordinatenfunktionen ] [Fra. functions des coordonnees intrinseques ] : Rn den R ye her i = 1, 2, …, n için pi(x1, x2, … , xn) = xi biçiminde tanımlı (pi) fonksiyonları.

doğal logaritma [İng. natural logarithm; Napierian logarithm ] [Alm. natürlicher Logarithmus ] [Fra. logarithme naturel ] : Bir t > 0 sayısı için 1 den t ye kadar y= 1/x fonksiyonunun integrali. Simgesi : ln t anlamdaşı: e tabanlı logaritma, Napier logaritması, doğal tersüstel.

doğal sayı [İng. natural number ] [Alm. natürliche Zahl ] [Fra. nombre naturel ] : Sonlu kümelerin nicelik sayılarından oluşan N = {0,1,2,3,…,n,…} kümesinin öğelerinden her biri. anlamdaşı:sayma sayısı.
doğal taban [İng. canonical basis ] [Alm. ] [Fra. base canonique ] : n boyutlu Öklit uzayında e1 = (1, 0 , 0, … , 0) , e2 = (0, 1 , 0, … , 0) , … , en = (0, 0 , 0, … , 1) öğelerinden oluşan cebirsel taban.
doğal tersüstel [İng. natural logarithm ] [Alm. natürlicher Logarithmus ] [Fra. logarithme naturel ] : anlamdaşı: doğal logaritma.
doğan üstel fonksiyon [İng. exponential function ] [Alm. Exponentialfunktion ] [Fra. fonction exponentielle ] : Tabanı e olan üstel fonksiyon, x → ex fonksiyonu.

doğru [İng. line; straight Une; straight ] [Alm. Gerade; gerade Linie ] [Fra. ligne droite; droite ] : 1- Düzlemde koordinatlara göre denklemi, m2 + n2 sayısı sıfırdan farklı olmak üzere mx + ny + k = 0 olan düzlemsel eğri. anlamdaşı: çizgi. 2- R 3 uzayında (a, b, c) sabit bir nokta ve m2 + n2 + k2 sayısı sıfırdan farklı olmak üzere denklemi (x – a) / m = (y – b) / n = (z – c) / k olan düzlemsel eğri. anlamdaşı: çizgi.

doğru açı [İng. straight angle; flat angle ] [Alm. gestreckter Winkel ] [Fra. angle plat ] : **çüsü 180 derece olan açı. anlamdaşı: düz açı.
doğru orantılı çokluklar [İng. directly proportional quantities ] [Alm. direkt proportionale Grossen; gerade proportionale Grossen ] [Fra. grandeurs directement proportionnelles ] : Oranları bir sabite eşit olan iki çokluk.

doğru parçası [İng. line segment ] [Alm. geradlinige Strecke ] [Fra. ] : Verilen bir doğru üzerinde bulunan ve söz konusu doğru üzerindeki iki nokta arasında kalan parça.

doğrudaş düzlemler [İng. collinear planes ] [Alm. durch dieselbe Ebenen, kollineare Ebenen ] [Fra. plans colinéaires ] : Ortak bir doğruya sahip olan düzlemler. bkz. eksendeş düzlemler.

doğrudaş noktalar [İng. collinear points ] [Alm. kollineare Punkten ] [Fra. points rectilignes; points colinéaires ] : Bir doğru üzerinde bulunan noktalar.

doğrudaş vektörler [İng. collinear vectors ] [Alm. kollineare Vektoren ] [Fra. vecteurs collineaires ] : Aynı veya parelel doğrular üzerinde yer alan vektörler.

doğrultma düzlemi [İng. rectifying plane ] [Alm. rektifizierende Ebene; Streckebene ] [Fra. plan rectifié ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğet ile ikincil normalden geçen düzlem.

doğrultman [İng. directrix ] [Alm. Direktrix; Leitline ] [Fra. directrice ] : Bir geometrik şeklin oluşumuna dayanak olan doğru veya eğri. bkz. konik, koni doğrultmanı, silindir.

doğrultman çemberi [İng. director circle ] [Alm. Leitkreis; Richungskreis ] [Fra. cercle directeur ] : Bir elips veya hiperbole çizilen dik teğet ikililerinin kesişme noktalarının gezeneği.

doğrultman kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. cosinus directeur ] : Uzayda bir doğru için, yönelti açılarının kosinüsleri.

doğrultu açıları [İng. direction angles ] [Alm. Richitngswinkel ] [Fra. angles de direction; angles directeurs ] : bkz. yönelti açıları.

doğrultu kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. ] : bkz. yönelti kosinüsleri.
doğrultulur eğri [İng. rectifiable curve ] [Alm. rektifizierbare Kurve ] [Fra. courbe réctifiable ] : Tam değişimi sonlu olan eğri.

doğruluk değeri [İng. truth value ] [Alm. Wahrheits**rt ] [Fra. valeur de verite ] : Bir p önermesi doğru olduğunda, bu önermeye karşılık getirilen 1 sayısı ile, yanlış olduğunda, bu önermeye karşılık getirilen 0 sayılarından biri.

doğruluk kümesi [İng. truth set ] [Alm. Wahrheitsmenge ] [Fra. ensemble de verite ] : Bir açık önermedeki değişkenin yerine konulduğunda açık önermeyi doğru yapan öğelerin kümesi.

doğruluk tablosu [İng. truth table ] [Alm. Wahrheitstafel ] [Fra. ] : Bir bileşik önermenin basit bileşenlerinin bütün değerlemelerine karşılık aldığı doğruluk değerlerini gösteren tablo.

doğrusal altuzay [İng. linear subspace ] [Alm. lineare Unterraum ] [Fra. sous-espace linéaire; sousespace vectoriel ] : Bir doğrusal uzayın gene doğrusal uzay olan altkümesi.

doğrusal bağımlı küme [İng. linearly dependent set ] [Alm. linear abhängige Menge ] [Fra. ] : Bir doğrusal uzayda enaz bir öğesi öteki öğelerinin bir doğrusal bileşimi olarak yazılabilen sonlu alt küme.

doğrusal bağımlı sistem [İng. linearly dependent system ] [Alm. linear abhängiges System ] [Fra. Systeme lineaire-ment dependent ] : bkz. doğrusal bağımlı küme.

doğrusal bağımlı vektorler [İng. linearly dependent vectors ] [Alm. linear unabhängige Vektöre ] [Fra. vecteurs lineairement dependants ] : Bir doğrusal uzayda doğrusal bağımlı bir küme oluşturan vektörler.

doğrusal bağımsız küme [İng. linearly independent set ] [Alm. Linear unabhängige Menge ] [Fra. ] : Enaz bir öğesi ötekilerin sonlu bir doğrusal bileşimi olarak yazılamayan küme.

doğrusal bağımsız vektörler [İng. linear independent vectors ] [Alm. ] [Fra. ] : Doğrusal bağımsız bir küme oluşturan vektörler kümesi.

doğrusal biçim [İng. linear form ] [Alm. lineare Form ] [Fra. forme linéaire ] : 1- Bir A-modülünden kendisi içine doğrusal dönüşüm. 2- Bir doğrusal uzaydan kendi sayı cismine doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: doğrusal fonksiyonel.

doğrusal bileşim [İng. linear combination ] [Alm. Linearkombination ] [Fra. ] : E vektör uzayının bir (xi) takımı için, (ai) sayılar takımı olmak üzere [a1x1 + a2x2 + ... + anxn] toplamı. anlamdaşı: lineer bileşim.
doğrusal cebir [İng. linear algebra ] [Alm. lineare Algebra ] [Fra. algèbre linéaire ] : Doğrusal uzayların ve doğrusal dönüşümlerin özelliklerini inceleyen cebir dalı.

doğrusal denklem [İng. linear equation ] [Alm. lineare Gleichung ] [Fra. équation linéaire ] : (xi) ler bir vektör uzayındaki bilinmeyenleri göstermek üzere, b bir sayı ve (ai) sayılardan oluşan bir takım olduğunda [a1x1 + a2x2 + ... + anxn] = b biçimindeki eşitlik.

doğrusal denklem sistemi [İng. system of linear equations ] [Alm. linearer Gleichungensystem ] [Fra. système d'équations linéaires ] : Doğrusal denklemlerden oluşan sistem.
doğrusal diferensiyel denklem [İng. linear differential equation ] [Alm. lineare Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle linéaire ] : İçerdiği bilinmeyen fonksiyonun ve türevlerinin derecesi 1 olan denklem.

doğrusal dönüşüm [İng. linear transformation ] [Alm. lineare Transformation ] [Fra. transformation linéaire ] : Düzlemde veya uzayda grafiği bir doğru olan fonksiyon. E, F birer doğrusal uzay olmak üzere E nin her x , y öğesi ve her a sayısı için, f (x+y) = f(x) + f(y), f(ax) = af(x) koşullarını gerçekleyen f : E → F dönüşümü, anlamdaşı: doğrusal fonksiyon, lineer dönüşüm.

doğrusal dönüşüm [İng. linear mapping; A-homomorphism; homomorphism ] [Alm. lineare Abbildung ] [Fra. application linéaire ] : E, F birer doğrusal uzay olmak üzere E nin her x , y öğesi ve her a sayısı için, f (x+y) = f(x) + f(y), f(ax) = af(x) koşullarını gerçekleyen f : E → F dönüşümü, anlamdaşı: doğrusal fonksiyon, lineer dönüşüm.

doğrusal eşyapı dönüşümü [İng. linear isomorphism ] [Alm. linear Isomorphismus ] [Fra. ] : İki doğrusal uzay arasında birebir-örten doğrusal dönüşüm. anlamdaşı: doğrusal izomorfizm.

doğrusal fonksiyon [İng. linear mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal dönüşüm.

doğrusal izometri [İng. linear isometry ] [Alm. lineare Isometric ] [Fra. isometrie lineaire ] : bkz. Metrik ya da normlu azaylarda doğrusal eşyapı dönüşümü.

doğrusal izomorfizm [İng. linear isomorphism ] [Alm. lineare Isomorphic ] [Fra. isomorphie lineaire ] : bkz. doğrusal eşyapı dönüşümü.

doğrusal katman [İng. linear manifold ] [Alm. lineare Mannigfaltigkeit ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir H altuzayı ile E nin bir x öğesi için x + H altkümesi.

doğrusal latis [İng. linear lattice ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerindeki sıraya göre örgü yapısı olan kısmi sıralı doğrusal uzay. anlamdaşı: Riesz uzayı.
doğrusal manifold [İng. linear manifold ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: doğrusal katman.

doğrusal programlama [İng. linear programming ] [Alm. lineare Programmierung ] [Fra. programmation linéaire ] : Bir doğrusal denklemin, doğrusal denklemlerden oluşan kısıtlayıcılar altında, minimum veya maksimum değerine ulaşmasını konu edinen programlama dalı.

doğrusal sıralama [İng. linear order; total order ] [Alm. linear Ordnung ] [Fra. ordre lineaire ] : bkz. tam sıralama.

doğrusal sıralı küme [İng. linearly ordered set ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tam sıralı küme.

doğrusal temsil [İng. linear representation ] [Alm. lineare Darstellung ] [Fra. ] : G grubu ile C üzerinde bir E doğrusal uzayı verildiğinde, tanım kümesi G ve değer kümesi GD (E) olan benzer yapı dönüşümü.

doğrusal uzay [İng. linear space ] [Alm. linearer Raum ] [Fra. espace linéaire ] : Bir Abel grubu üzeride belli özeliklere sahip bir skaler çarpım işlemi tanımlanmasıyla oluşturulan matematiksel yapı. anlamdaşı: lineer uzay, vektör uzayı.

doğrusal uzay tabanı [İng. basis of a linear space ] [Alm. Basis eines linearem Raums ] [Fra. base d'un espace linéaire ] : Bir doğrusal uzay için, onu üreten minimal doğrusal bağımsız bir alt küme.
doğrusal yineleme [İng. linear iteration ] [Alm. lineare Iteration ] [Fra. ] : f (x) = 0 ile verilen bir denklemin bir köküne, önce x = g(x) biçimine getirilen söz konusu denklemin x0 gibi bir yaklaşık kökünden kalkarak xn+1 = g (xn) (n doğal sayı) ile tanımlanan (x n) yinelemeli dizisiyle yaklaşma yöntemi.

doğrusallaştırma [İng. linearization ] [Alm. Lineari***rung ] [Fra. linearisation ] : Doğrusal olmayan problemlerin çözümünü benzer doğrusal problemlerin çözümüne indirgeyen yöntem

dokunum düzlemi [İng. osculator plane ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. oskülator düzlemi.

dokuzgen [İng. nonagon ] [Alm. Neuneck ] [Fra. nonagone ] : Dokuz yüzlü çokgen.

dolanım sayısı [İng. winding number ] [Alm. Windungszahl ] [Fra. nombre tordu ] : Düzlemde, bir kapalı eğrinin belirli bir nokta çevresinde artı yöndeki geçiş sayısı.

dolay [İng. entourage ] [Alm. ] [Fra. entourage ] : Bir düzgün uzayda düzgünlük içinde bulunan kümelerden her biri.

dolaylı kanıt [İng. indirect proof ] [Alm. indirekter Be**is ] [Fra. démonstration indirecte ] : (p=>q) ≡ (q’=>p’) eşdeğerliğini kullanarak kanıtlanacak şeyin doğru olmadığı varlandığmda, varsayımın da doğru olmadığı sonucuna gidileceğinin gösterilmesiyle yapılan kanıtlanma, ay. bkz. olmayana ergiyle kanıtlamm, kar. dolaysız kanıtlanım.

dolaysız çarpım [İng. direct product ] [Alm. directes Product ] [Fra.
produit direct ] : Modüllerin bir dik çarpımı üstünde tanımlanan uygun işlemlerle oluşturulan modül.

dolaysız kanıt [İng. direct proof ] [Alm. ] [Fra. ] : Yalnızca varsayımdan ve önceden bilinenlerden kalkarak yapılan kanıtlanım yöntemi, kar. dolaylı kanıtlanım.

dolaysız toplam [İng. direct sum ] [Alm. direkte Summe ] [Fra. somme directe ] : Direkt çarpımın başka bir adı. anlamdaşı: Dolaysız toplam, cebirsel dolaysız toplam.

doruk noktası [İng. apex ] [Alm. Spitze ] [Fra. sommet ] : Sabit bir doğru veya düzleme göre en yüksek nokta. anlamdaşı: tepe.

dönel elipsoit [İng. ellipsoid of revolution ] [Alm. Drehellipsoid ] [Fra. ellipsoide de revolution ] : Bir elipsin eksenlerinden biri çevresinde döndürülmesiyle elde edilen yüzey.

dönel hacım [İng. volume of a solid of revolution ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir düzlemsel alanın bir eksen çevresinde dönmesiyle oluşan katı cismin hacmi.

dönel katı cisim [İng. solid of revolution ] [Alm. Drehkörper; Rotationskörper; Umdrehungskörper ] [Fra. solide de révolution ] : Bir düzlemsel alanın dönme ekseni adını alan bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan katı cisim.

dönel paraboloit [İng. paraboloid of revolution ] [Alm. Drehparaboloid ] [Fra. paraboloide de revolution ] : Bir parabolün kendi ekseni çevresinde dönmesiyle oluşan yüzey.

dönel yüzey [İng. surface of revolution ] [Alm. Rotationsfläche; Umdrehungsfläche; Drehfläche ] [Fra. surface de révolution ] : Bir düzlemsel eğrinin bir eksen çevresinde dönmesiyle oluşan yüzey.

dönem [İng. periot ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: periyot.

e sayısı [İng. e number ] [Alm. e-Zahl ] [Fra. nombre de Neper ] : Genel terimi (1 + 1/n)n olan dizinin limiti olan ve bilimsel hesaplamalarda önemli olan bir transandant sayı.

ebas [İng. infimum ] [Alm. infimum ] [Fra. infimum ] : anlamdaşı: infimum. bkz. en büyük altsınır.

ebob [İng. gcd ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. en büyük ortak bölen.

eğeç [İng. evolute ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: evolüt.

eğik [İng. oblique ] [Alm. schief; schräg ] [Fra. oblique ] : Ne dik ne de yatay olan.

eğik açı [İng. oblique angle ] [Alm. schiefer Winkel ] [Fra. ] : **çüsü 90 derecenin katı olmayan açı.

eğik dairesel koni [İng. oblique circular cone ] [Alm. schiefer Kreiskegel ] [Fra. cone circulaire oblique ] : Tepe noktasının taban düzlemine izdüşümü tabandaki dairenin merkezinde olmayan dairesel koni.

eğik dairesel silindir [İng. oblique circular cylinder ] [Alm. ] [Fra. ] : Üreteçleri tabanlarına dik olmayan çembersel silindir.

eğik doğru [İng. inclined line ] [Alm. geneigte Linie ] [Fra. ligne inclinée ] : Ne dikey ne de yatay olan doğru.

eğik koordinat sistemi [İng. oblique coordinate system ] [Alm. schiefwinkliges Koordinatensystem ] [Fra. système de coordonnées en axes obliques ] : Eksenlerinden en az ikisi birbirine dik olmayan Dekart koordinat sistemi.

eğik prizma [İng. oblique prism ] [Alm. schräges Prisma; schiefes Prisma ] [Fra. prisme oblique ] : Tabanı yanal yüzlerine dik olmayan prizma.

eğik silindir [İng. oblique cylinder ] [Alm. ] [Fra. ] : Üreteçleri tabanlarına dik olmayan silindir.

eğik üçgen [İng. oblique triangle ] [Alm. schiefwinkeliges Dreieck ] [Fra. triangle oblique ] : Bir dik açısı olmayan üçgen.

eğim [İng. slope; gradient ] [Alm. Steigung; Anstieg ] [Fra. coefficient directeur; pente ] : Bir doğrunun X-ekseniyle yaptığı artı yönlü açının tanjantı.

eğim açısı [İng. inclination; angle of inclination; slope angle ] [Alm. Neigungswinkel; Neigung; Richtungswinkel ] [Fra. inclination; inclinaison; angle d'inclination ] : 1- Düzlemde bir doğrunun yatay koordinat ekseninin artı yönüyle yaptığı açı. 2- Uzayda bir doğrunun bir düzlem üzerindeki izdüşümüyle yaptığı en küçük açı. 3- Uzayda bir düzlemin verilen bir düzlemle yaptığı ikidüzlemli açılardan küçük olanı.

eğri [İng. curve ] [Alm. Kurve ] [Fra. courbe ] : 1- Sürekli bir fonksiyon. 2- Sürekli bir fonksiyonun görüntüsü. 3- Sürekli bir fonksiyonun grafiği.

eğri uydurumu [İng. curve fitting ] [Alm. Anpassung einer Kurve ] [Fra. ] : Verilen sonlu bir sıralı ikililer kümesi içindeki noktalara uyan yaklaşık eğrilerin denklemlerini bulma sorunu.

eğri uzunluğu [İng. length of a curve ] [Alm. Länge einer Kurve ] [Fra. ] : A ve B noktalarını birleştiren bir C eğrisi için, eğri üzerinde A dan B ye doğru sıralanan sonlu sayıda A = P1, P2, …,Pn = B noktaları değiştikçe, varsa, |P1P2| + |P2P3| + … + |Pn-1Pn| toplamının en küçük üst sınırı.

eğrilik [İng. curvature ] [Alm. Krümmung; Raumkrümmung ] [Fra. courbure ] : C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğet ile gezgin bir P’ noktasındaki teğet arasındaki açının PP’ yayına oranının, yay uzunluğu sıfıra giderken limiti.

eğrilik çemberi [İng. circle of curvature ] [Alm. Krümmungskreis ] [Fra. cercle de courbure ] : Düzlemde bir eğriye bir noktasından eğrinin içbükey yanında teğet olan ve teğet oluş noktasındaki eğriliği, eğrinin söz konusu noktadaki eğriliğine eşit olan çember.

eğrilik çizgisi [İng. line of curvature; principal curve ] [Alm. Krümmungslinie ] [Fra. ligne de courbure ] : Bir M yüzeyi içinde, her noktasındaki hız vektörü, yüzeyin bir eğrilik vektörü olan düzenli eğri, aslı eğri, baş eğri.

eğrilik merkezi [İng. center of curvature ] [Alm. Krümmungsmittelpunkt ] [Fra. centre de courbure ] : Eğrilik çemberinin merkezi.

eğrilik yarıçapı [İng. radius of curvature ] [Alm. Krümmungsradius ] [Fra. rayon de courbure ] : Eğrilik çemberinin yarıçapı.

eğrinin eğimi [İng. slope of a curve ] [Alm. seîgung einer Kurve ] [Fra. pente d'une courbe ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki teğetin eğimi.

eğrinin normali [İng. normal to a curve ] [Alm. normale einer Kurve ] [Fra. normale à une courbe ] : Eğrinin bir noktasındaki teğetine dik olan doğru.

eğrisel integral [İng. line integral; curvilinear integral ] [Alm. Kurvenintegml; Linienintegral; krummliniges Integral ] [Fra. intégrale curviligne ] : bkz. çizgisel integral, yol integrali.

eğrisel koordinatlar [İng. curvilinear coordinates ] [Alm. krummlinige Koordinaten ] [Fra. coordonnées curvilignes ] : İkişer ikişer birbirine dikey olan üç yüzey için, uzayda bir noktadan başlayarak bu yüzeyleri belirleyen üç parametrenin değerleri.

eigen değer [İng. eigen value ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: özdeğer, karakteristik değer.

eigen vektör [İng. eigen vector ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. özvektör, karakteristik vektör.

ekli matris [İng. adjoint matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ilaveli matris.

ekok [İng. lcm ] [Alm. ] [Fra. ] : en küçük ortak katın kısaltması, anlamdaşı: okek.

eksen [İng. axis ] [Alm. Achse ] [Fra. axe ] : Uzayda veya bir geometrik şekillerde yön, uzaklık, açı, simetri, konum veya devinimleri ölçmek için kullanılan sabit bir doğru, yandoğru veya doğru parçası.

eksendeş [İng. coaxial ] [Alm. gleichächsig, koaxial ] [Fra. coaxial ] : Eksenleri bir olan.

eksene göre simetri [İng. axial symmetry ] [Alm. Axialsymmetrie ] [Fra. symétrie a regard d'un axe ] : Simetri ekseni denen bir doğruya göre simetri.

eksi I [İng. negative ] [Alm. negativ ] [Fra. négatif ] : Sıfırdan küçük olan.

eksi II [İng. minus; less ] [Alm. minus; **niger ] [Fra. moins ] : 1- Çıkarma işlemi. 2- Çıkarma işleminin (-) simgesi. 3- Artı karşıtı. 4- Sıfırdan küçük nicelik.

eksi sayı [İng. negative number ] [Alm. negative Zahl ] [Fra. nombre négatif ] : Sıfırdan küçük gerçel sayı.

eksi sonsuz [İng. minus infinite; negatively infinite ] [Alm. minus Unendlich ] [Fra. moins infini ] : Her sonlu sayıdan daha küçük kalan nesne . Simgesi : -∞.

eksilen [İng. minuend ] [Alm. Minuend; Minuendus; zu vermindernde Zahl ] [Fra. minuende ] : Kendisinden başka bir çokluk çıkartılan nicelik; a-b çıkarma işleminde a sayısı. kar. çıkan.

eksisiz sayı [İng. nonnegative number ] [Alm. ] [Fra. ] : Negatif olmayan gerçel sayı.

ekstremum [İng. extremum ] [Alm. ] [Fra. ] : Minimum veya maksimum değer.

ekstremum değeri [İng. extreme' value ] [Alm. Extrem**rt ] [Fra. valuer extreme ] : Gerçel değerli bir f fonksiyonun en küçük (minimum) veya en büyük (maksimum) değerlerinden biri.

ekstremum noktası [İng. extreme point ] [Alm. Extremalpunkt ] [Fra. point extrême ] : 1- Fonksiyonun ekstemum değere ulaştığı değişken değeri. 2- Fonksiyonun değerler kümesinde ulaştığı ekstremum değeri. 3- Fonksiyonu grafiği üzerinde eksremum değere karşı gelen nokta.

eküs [İng. supremum ] [Alm. Supremum ] [Fra. supremum ] : bkz. en küçük üst sınır.

eleman [İng. element ] [Alm. Element ] [Fra. élément ] : Öğe.
elips [İng. ellipse ] [Alm. Ellipse ] [Fra. ellipse ] : 1- Dışyarıçapı 1 den küçük olan konik. Denk tanım: düzlemde verilen iki F ve F’ odak noktalarına uzaklıklarının toplamı sabit olan noktalar kümesi. 2- Bir elips ile içinde kalan bölgenin bileşimi.

elipsin merkezi [İng. center of an ellipse ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir elipsin odaklarını birleştiren doğru parçasının orta noktası.

elipsin tepe noktaları [İng. vertices of an ellipse ] [Alm. ] [Fra. ] : Eksenlerinin elipsi kestiği noktalar.

elipsoit [İng. ellipsoid ] [Alm. Ellipsoid ] [Fra. ellipsoïde ] : Dikdörtgenel koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 + z2/c2 = 1 olan yüzey.

eliptik geometri [İng. elliptic geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Riemenn geometrisi.

eliptik koni [İng. elliptic cone ] [Alm. elliptischer Kegel ] [Fra. cône elliptique ] : Tabanı bir elips olan koni.

eliptik paraboloit [İng. elliptic paraboloid ] [Alm. elliptisches Paraboloid ] [Fra. paraboloide elliptique ] : Dik koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 = 2cz olan yüzey.

eliptik silindir [İng. elliptic cylinder ] [Alm. elliptischer Zylinder ] [Fra. cylinder elliptique ] : Dik koordinatlara göre denklemi x2/a2 + y2/b2 = 1 denklemiyle verilen yüzey.

en [İng. width,size ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: genişlik .
en büyük alt sınır [İng. greatest lo**r bound ] [Alm. untere Grenze; gros*** untere Schranke ] [Fra. borne inférieure ] : E kısmi sıralı kümesinin bir A altkümesi için, A nın tüm altsınırlarından oluşan kümenin en büyük öğesi: Simgesi : ebas (A), inf (A). anlamdaşı: ebas.

en büyük ortakbölen [İng. greatest common divisor ] [Alm. grösster gemeinsamer Divisor ] [Fra. le plus grand commun diviseur ] : İki veya daha çok çokluk için, tüm öteki ortakbölenlerle bölünebilen ortakbölen. Simgesi : ebob, obeb.

en büyük öğe [İng. greatest element ] [Alm. gras***st Element ] [Fra. le plus grand élément ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A kümesinin hiç bir öğesinden küçük olmayan ve A kümesine ait olan öğe .

en kaba topoloji [İng. coarsest topology ] [Alm. gröberest Topologie ] [Fra. topologie le plus gros***r ] : Bir küme üzerinde, boş küme ile kümenin kendisinden oluşan topoloji.

en küçük ortakkat [İng. lo**st common multiple ] [Alm. ] [Fra. le plus petit commun multiple ] : İki veya daha çok sayıdaki niceliğin ortakkatlarının en küçüğü. Simgesi : ekok , okek.

en küçük öğe [İng. least element; smallest element; lo**st element ] [Alm. kleinstes Element; erstes Element ] [Fra. le plus petit élément ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A kümesinin hiç bir öğesinden büyük olmayan ve A kümesine ait olan öğe .

en küçük üst sınır [İng. least upper bound; smallest upper bound ] [Alm. kleinste obere Schranke; Finishsuperior ] [Fra. borne supérieure ] : Kısmi sıralı kümenin bir A altkümesi için, A nın tüm üst sınırlarından oluşan altkümenin en küçük öğesi. Simgesi : eküs (A), sup (A). anlamdaşı: eküs.

esas dal [İng. principal branch ] [Alm. Hauptprinzipale ] [Fra. branche principale ] : Çokdeğerli karmaşık bir fonksiyonun istenilen kimi iyi koşulları sağlayan bir tekdeğerli fonksiyon olarak belirlendiği değerler.

esas ideal [İng. principal ideal ] [Alm. Hauptideal ] [Fra. ] : anlamdaşı: tek üreteçli ideal.

esas köşegen [İng. main diagonal ] [Alm. Hauptdiagonale ] [Fra. diagonale princjfale ] : Karesel [aij] matrisinde a11, a22 , … , ann öğelerinden oluşan küme. anlamdaşı: birinci köşegen, asıl köşegen.

esas minör [İng. principal minor ] [Alm. Hauptunterdeterminante ] [Fra. mineur principal ] : Satır ve sütun damgaları eşit olan minör.

esas normal [İng. principal normal ] [Alm. Hauptnormale ] [Fra. normale principale ] : Normal düzlem ile dokunum düzleminin arakesiti. anlamdaşı: asli normal.

esas yöneltiler [İng. principal directions ] [Alm. ] [Fra. ] : S yüzeyi üzerindeki bir P noktası için, normal eğrilikleri en büyük ve en küçük olurlayan iki yönelti.

eş normlar [İng. *****alent norms ] [Alm. äquivalente Normen ] [Fra. normes équivalentes ] : Bir doğrusal uzay üzerinde oluşturdukları ilingeler özdeş olan düzgeler.

eş şekiller [İng. congruent figures ] [Alm. kongruente Figuren ] [Fra. figures congruentes ] : Bir katı hareketle (ötelemeler ve dönmelerin bileşkesi) birisi ötekiyle çakışabilen şekiller, kongruent şekiller.

eş üçgenler [İng. congruent triangles ] [Alm. gleiche Dreiecken ] [Fra. ] : Karşılıklı açıları ve kenarları eş olan üçgenler.

eşaçılı [İng. isogonal; isogonic ] [Alm. isogonal ] [Fra. isogone;
isogonal ] : Açıları eşit olan.

eşaltıyüzlü [İng. rhombohedron ] [Alm. Rhomboeder; Raut enf lächer ] [Fra. rhombohédrone ] : Her yüzü birer paralelkenar olan prizma.

eşanlı denklem sistemi [İng. system of simultaneous equations ] [Alm. Simultangleichungensystem ] [Fra. système d'équations simultanées ] : Eşanlı denklemlerden oluşan sistem.

eşanlı denklemler [İng. simultaneous equations ] [Alm. gleichzeitige Gleichungen ] [Fra. équations simultanées ] : Birlikte sağlanması gereken iki veya daha çok sayıda denklem.

eşartanlı dizi [İng. arithmetic sequence; arithmetic progression ] [Alm. arithmetische Progression; arithmetische Folge ] [Fra. suite arithmétique; progression arithmétique ] : Ardışık terimlerinin kalanı sabit olan dizi.

eşartanlı seri [İng. arithmetique series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: aritmetik seri.

eşbenzeti [İng. cohomology ] [Alm. ] [Fra. cohomologie ] : bkz. eşbenzeti kuramı.

eşbenzeti kuramı [İng. cohomology theory ] [Alm. ] [Fra. théorie de cohomologie ] : Benzeti kuramıyla yakın ilişkisi olan ve topolojik uzayların geometrik özelliklerini cebirsel gruplar yardımıyla inceleyen matematik dalı. anlamdaşı: kohomoloji.

eşboyut [İng. codimension ] [Alm. Defekt; Codimension ] [Fra. ] : E doğrusal uzayının bir F doğrusal altuzayı için, E/F bölüm uzayının boyutu.

eşçarpan [İng. cofactor ] [Alm. ] [Fra. cofacteur ] : anlamdaşı: kofaktör.

eşçarpanlı dizi [İng. geometric sequence ] [Alm. geometrishe Folge ] [Fra. progression géométrique ] : anlamdaşı: geometrik dizi.

eşçarpanlı seri [İng. geometric series ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: geometrik seri.

eşgörüntü [İng. coimage ] [Alm. ] [Fra. coimage ] : E, F modülleri ve f :
E →F doğrusal dönüşümü için, E / ker(f) bölüm doğru uzaysısı.
eşgüçlü [İng. idempotent ] [Alm. idempotent ] [Fra. idempotent ] : Güçleri eşit olan.

eşgüçlü çokluk [İng. idempotent quantity ] [Alm. idempotente Quantität ] [Fra. quantité idempotente ] : Kendisiyle çarpıldığında yine kendisine eşit olan çokluk. anlamdaşı: idempotent.

eşgüçlü kümeler [İng. idempotent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensembles équipotentes ] : bkz. eşsayılı kümeler.

eşgüçlü matris [İng. idempotent matrix ] [Alm. idempotente Matrix ] [Fra. matrice idempoiente ] : A2 = A eşitliğini gerçekleyen A kare matrisi.

eşgüçlü öğe [İng. idempotent element ] [Alm. idempotentes Element ] [Fra. élément idempotent ] : (E , *) yarıgrubunun x * x = x eşitliğini gerçekleyen x öğesi. idempotent öğe.

eşit [İng. equal ] [Alm. gleich ] [Fra. égal ] : 1- Geçişli, yansımalı ve simetrik bir ikili bağıntı türü. 2- Eş. 3- Yapısı, niteliği, değeri, ölçüsü, niceliği vb. bir olan.

eşit kümeler [İng. equal sets ] [Alm. gleiche Mengen ] [Fra. ensembles égales ] : A ‘nın her bir öğesi B içinde ve B nin her bir öğesi A içinde olacak biçimdeki A ve B kümeleri.

eşit matrisler [İng. equal matrices ] [Alm. ] [Fra. matrices égales ] : Basamakları ve karşılıklı öğeleri eşit olan matrisler.

eşitliğin geçişlilik özelliği [İng. law of transivity of identity ] [Alm. Transitivität der Gleichheit ] [Fra. raisonnement d'égalité ] : x = y ve y = z ise x = z olma özeliği.

eşitlik [İng. equality ] [Alm. Gleicheit ] [Fra. égalité ] : Eşit olma durumu.

eşitlik bağıntısı [İng. equality relation ] [Alm. Gleichheitsrelation ] [Fra. relation de égalité ] : İki nesnenin eşit olduğunu ifade eden, genellikle ‘=’ simgesi ile gösterilen bir denklik bağıntısı. bkz. eşit.

eşitsizlik [İng. inequality ] [Alm. Ungleichheit ] [Fra. inégalité ] : Bir çokluğun bir diğerinden küçük, küçük veya eşit, büyük, büyük veya eşit olduğunu bildiren önerme.

eşitsizlik simgesi [İng. inequality sign ] [Alm. ] [Fra. signe d'inégalité ] : Bir eşitsizliği belirten imlerden biri. Simgeleri : <, >, ≠ .

eşitsizlikler sistemi [İng. system of inequalities ] [Alm. Ungleichungssystem ] [Fra. système d'inégalités ] : Ortak çözümleri aranan eşitsizlikler takımı.

eşkenar çokgen [İng. equilateral polygon ] [Alm. gleichseitiges Vieleck ] [Fra. polygone equilateral ] : Eşkenarlı çokgen.

eşkenar dörtgen [İng. rhomb; lozenge; rhombus ] [Alm. Rhombus; Raute ] [Fra. losange; rhombe ] : Tüm bitişik kenarları birbirine kongrüent olan paralelkenar.

eşkenar üçgen [İng. equilateral triangle ] [Alm. gleichseitiges Dreieck ] [Fra. triangle equilateral ] : bkz. eşkenarlı üçgen.

eşküme [İng. coset ] [Alm. Nebenklasse; Nebengruppe; Restklasse ] [Fra. ] : G grubunun bir H altgrubu ile G nin bir a öğesi için aH=Ha olacak biçimde aH altkümesi. bkz. sağ eşküme, sol eşküme.

eşlek [İng. dual ] [Alm. Dual ] [Fra. dual ] : bkz. dual.
eşlenik açılar [İng. conjugate angles; explementary angles ] [Alm. Winkel die sich zu einem Vollwinkel ergänzen ] [Fra. angles conjugués; angles explémenîaires ] : bkz. tümler açılar.

eşlenik cebirsel sayılar [İng. conjugate algebraic numbers ] [Alm. ] [Fra. nombres algébriques conjugués ] : Katsayıları rasyonel sayılar kümesinden seçilen bir polinomun kökleri.

eşlenik çaplar [İng. conjugate diameters ] [Alm. konjugierte Durchmesser ] [Fra. diamètres conjugués ] : Bir konikte, birisi ötekine paralel bütün kirişleri kesen iki doğru.

eşlenik sayılar [İng. conjugate numbers ] [Alm. konjugierte komplexe Zahlen ] [Fra. nombres complexes conjugués ] : z=a+ib karmaşık sayısı için, z ile z¯ = a-ib olarak tanımlanan iki karmaşık sayı. Simgesi : z ile z¯.

eşmetrel dönüşüm [İng. isometric embedding ] [Alm. isometrische Einbettung ] [Fra. prolongement isométrique ] : bkz. izometri.

eşmetrel uzaylar [İng. isometric metric spaces ] [Alm. isometrische metrische Räume ] [Fra. espaces métriques isométriques ] : Birinden ötekine tanımlı bir eşmetrel fonksiyon varlayan iki metrik uzay. anlamdaşı: izometrik uzaylar.

eşolon form [İng. echolon form ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. basaklı biçim.
eşsayılı kümeler [İng. equipotent sets; *****alent sets ] [Alm. gleichmächtige Mengen ] [Fra. ensembles équipotents ] : Nicelik sayıları eşit olan kümeler.

eştersüstel [İng. cologarithm ] [Alm. Kologarithmus ] [Fra. cologarithme ] : x sayısı için 1/x in logaritması.
eşyapı dönüşümü [İng. isomorphism ] [Alm. Isomorphismus ] [Fra. isomorphisme; İsomorphie ] : Tanım bölgesindeki matematiksel yapıyı değer bölgesindeki yapıya dönüştüren bire-bir ve örten dönüşüm. anlamdaşı: izomorfizm.

eşyapılı [İng. Isomorphic ] [Alm. isomorph ] [Fra. isomorphe ] : Aralannda bir eşyapı dönüşümü var olan. anlamdaşı: izomorf.
evirtim [İng. inversion ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: inversiyon.
evolüt [İng. evolute ] [Alm. Evolute; Krümmungsmittelpunktskurve ] [Fra. êvolute d'une courbe ] : 1- Bir eğri için, eğrilik merkezlerinin gezeneği. 2- Bir yüzey için, onun esas eğrilik merkezlerinin gezeneği olan iki yüzey. anlamdaşı: eğeç.

evrensel küme [İng. universal set; universe ] [Alm. universale Menge ] [Fra. ensemble universel ] : Özel bir sorunda veya tartışıda ele alınan tüm öğelerin kümesi.

evrensel niceleyici [İng. universal quantifier ] [Alm. Allquantor; universaler Quantor ] [Fra. quantificateur universel ] : P(x) önermesinden, yalnızca bu açık önermenin özellemelerinin tümü doğru olduğunda doğru olan önermeyi oluşturan değişken bağlayıcısı. Simgesi : ∀x [P (x)].

faktorizasyon [İng. factorization ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. çarpanlara ayırma.

faktör uzayı [İng. factor space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. bölüm uzayı.

faktöryel [İng. factorial ] [Alm. Faktorielle ] [Fra. factorielle ] : 0! = 1 ve sıfırdan büyük her n tamsayısı için n!= n (n-1) (n-2) … 2.1 kuralıyla tanımlı fonksiyon. Simgesi : n!. anlamdaşı: çarpınım.

fark [İng. difference ] [Alm. Differenzmenge ] [Fra. différence ] : A kümesinden B kümesinin ayrımı, A kümesinden B ‘ye ait öğelerin atılmasıyla oluşan altküme.

fark denklemi [İng. difference equation ] [Alm. Differenzgleichung ] [Fra. équation aux différences finies ] : Belirsiz fonksiyonun sonlu farklarını içeren denklem.

Fermat problemi [İng. Fer-mat's problem ] [Alm. Fermat-Problem ] [Fra. problème de Fermât ] : n sayısı 2 den büyük bir tam sayı olmak üzere, xn + yn = zneşitliğini sağlayan x, y, z pozitif tam sayılarının olup olmadığı problemi.

Fields ödülü [İng. Fields' prize ] [Alm. ] [Fra. ] : 1932 yılında Kanada’lı matematikçi J. Ch. Fields tarafından oluşturulan ve Uluslararası Matematik Birliği tarafından önemli bulgusu olan matematikçilere verilen ödül. Ödül her dört yılda bir kez verilir. Ödüle aday olanlar 40 yaşını geçmemiş olmalıdır.

fonksiyon [İng. function ] [Alm. Funktion ] [Fra. fonction ] : X içindeki her bir x öğesine Y içinde f(x) ile gösterilen bir ve yalnızca bir öğe karşılık getiren f=(F,X,Y) bağıntısı. anlamdaşı: dönüşüm, operatör.

fonksiyon fonksiyonu [İng. function of a function ] [Alm. Funktionsfunktion; Funktion einer Funktion; Kettenfunktion ] [Fra. fonction de fonction ] : anlamdaşı: bileşke fonksiyon.

fonksiyon serisi [İng. functional series ] [Alm. Funktionenreihe ] [Fra. série de fonctions ] : Terimleri fonksiyonlardan oluşturulmuş bir seri.

fonksiyonel [İng. functional ] [Alm. Funktional ] [Fra. fonctionnel ] : 1– Değer kümesi fonksiyonlardan oluşan bir küme olan dönüşüm. 2- Değer kümesi bir sayı cismi olan dönüşüm. 3- Bir doğrusal uzay üzerinde tanımlanan ve değer kümesi bir sayı cismi olan doğrusal dönüşüm.

fonksiyonel analiz [İng. functional analysis ] [Alm. Funktionenreihe ] [Fra. analyse fonctionelle ] : Bir topolojik vektör uzayından bir başkasına tanımlı olan fonksiyonların veya dönüşüm gruplarının özelliklerini inceleyen matematik dalı.

fonksiyonlar teorisi [İng. theory of functions; functions theory ] [Alm. Funktionentheorie ] [Fra. théorie des fonctions ] : Gerçel veya karmaşık değişkenli fonksiyonları konu edinen kuram.

fonksiyonun seriye açılımı [İng. series expansion of a function ] [Alm. Entwicklung in eine Reihe ] [Fra. développement en série ] : Belli koşullar altında fonksiyona denk bir seri elde etme eylemi. örn. Taylor serisi, Fourier serisi.

fonksiyonun sıfıryeri [İng. zero of a function ] [Alm. Nullstelle einer Funktion ] [Fra. racine d'un fonction ] : Verilen f fonksiyonu için f(a) = 0 eşitliğini sağlayan a noktası.

formal kuvvet serisi [İng. formal po**r series ] [Alm. formale Potenzreihe ] [Fra. série entière formelle ] : Yakınsaklığı araştırılmadan açılımı yazılan ve üzerinde işlemler yapılan kuvvet serisi.

formül [İng. formula ] [Alm. Formel ] [Fra. formule ] : Simgelerden oluşan, belli bir çerçevede anlamlı olan veya belli kurallara göre oluşturulan bir ifade, bağıntı.

Fourier serisi [İng. Fourier series ] [Alm. fouriersche Reihe ] [Fra. série de Fourier ] : Hilbert uzayında bir fonksiyonun, bir dikey sistem takımı cinsinden seriye açılımı.

fraktal [İng. fractal ] [Alm. Fractal ] [Fra. fractal ] : Kesir boyutlu küme.

Galois cismi [İng. Galois field ] [Alm. Galois-Feld ] [Fra. corps de Galois ] : Katsayıları F cisminden alınan bir p polinomu için, F yi kapsayan ve “p katsayıları F* da olan doğrusal çarpanlara ayrılabilir” koşulunu gerçekleyen en küçük F* cismi.

Galois kuramı [İng. Galois theory ] [Alm. galoissche Theorie ] [Fra. théorie galoi***nne ] : F* Galois cismi ile katsayıları F den alınan p polinomunun Galois grubunu konu edinen cebir kuramı.

geçişli bağıntı [İng. transitive relation ] [Alm. transitive Relation ] [Fra. relation transitive ] : X kümesi üzerinde, her a,b,c için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRb ve bRc ise aRc olur (geçişlilik).

genel çözüm [İng. general solution; primitive; integral curves ] [Alm. allgemeine Lösung ] [Fra. solution générale; intégrale primitive; courbe intégrale ] : n inci mertebetan bir diferensiyel denklemi sağlayan ve n tane parametreye bağlı fonksiyon. anlamdaşı: genel integral.

genel integral [İng. general integral ] [Alm. allgemeines Integral ] [Fra. intégrale générale ] : bkz. genel çözüm.

genel terim [İng. general term ] [Alm. allgemeines Glied ] [Fra. terme général ] : İçinde parametreler bulunan ve parametrelere özel değerler verildiğinde bir özel terime indirgenen terim.

genelleşmiş fonksiyon [İng. generalized function ] [Alm. verallgemeinerter Funktion ] [Fra. fonction généralisée ] : bkz. dağılım.

geniş açı [İng. obtuse angle ] [Alm. stumpf Winkel ] [Fra. angle obtus ] : **çüsü dik açıdan daha büyük ve doğru açıdan daha küçük olan açı.

geniş üçgen [İng. obtuse triangle ] [Alm. stumpf winkelig Dreieck ] [Fra. ] : İç açılarından biri geniş açı olan üçgen. Geniş açılı üçgen.

genişleme [İng. extension ] [Alm. ] [Fra. extension ] : f : A → Y fonksiyonu verildiğinde, f~|A = f olacak biçimde bir X ⊃ A üstkümesi üzerinde tanımlı bir f~ : X → Y fonksiyonu.

genişletilmiş gerçel doğru [İng. extended real line ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayılar kümesi ile eksi sonsuz ve artı sonsuzun birleşimi olan küme.

genişletilmiş gerçel sayı sistemi [İng. extended real number system ] [Alm. abgeschlossene Zahlengerade ] [Fra. extension d'un idéal droite achevée ] : Gerçel sayı doğrusu üzerinde bilinen aritmetik işlemlerin genişletilmiş gerçel sayı doğrusuna genişletilmesiyle elde edilen sayı sistemi.

genişletilmiş karmaşık düzlem [İng. extended complex plane ] [Alm. ] [Fra. ] : Karmaşık sayılar düzlemine sonsuzun eklenmesi ve topolojinin bu yeni kümeye genişletilmesiyle elde edilen matematiksel yapı.
genişlik [İng. width; breadth; ] [Alm. breite ] [Fra. largeur ] : 1-Bir geometrik şeklin belirli iki ucu, iki kenarı ya da iki yüzü arasındaki uzaklık. 2- Genişliği belirten nicelik. anlamdaşı: en.

genlik I [İng. amplitude; argument; azimuth; anomaly ] [Alm. Amplitude; Argument; Schwingungs**ite ] [Fra. amplitude; argument ] : Karmaşık düzlemde başnoktayı bir karmaşık sayıya birleştiren ışın ile gerçel eksen arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: amplitut, argument.

genlik II [İng. argument ] [Alm. ] [Fra. ] : Kutupsal koordinat sisteminde, bir noktayı kutba birleştiren ışın ile kutup ekseni arasındaki artı yönlü açı. anlamdaşı: argüment.

geometri [İng. geometry ] [Alm. Geometrie ] [Fra. géométrie ] : 1- Nesnelerin biçim, uzunluk, alan, hacim v.b. özellikleriyle ilgilenen matematik dalı. 2- Belirli dönüşüm grupları altında kalıcı özellikleri inceleyen matematik dalı.

geometrik dizi [İng. geometric sequence ] [Alm. geometrishe Folge ] [Fra. progression géométrique ] : Ardışık iki teriminin oranı sabit olan dizi. anlamdaşı: eşçarpanlı dizi.

geometrik ortalama [İng. geometric mean; geometric average ] [Alm. geometrisches Mittel ] [Fra. moyenne géométrique ] : Sonlu n sayıda pozitif sayının çarpımının n-inci kökü.

geometrik seri [İng. geometric series ] [Alm. geometrische Reihe ] [Fra. série géométrique ] : Geometrik dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri. anlamdaşı: eşçarpanlı seri.

geometrik şekil [İng. figure ] [Alm. Figur ] [Fra. figure ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

geometrik şekil [İng. geometric figure ] [Alm. geometrische Figur ] [Fra. figure géométrique ] : Nokta, doğru, düzlem, eğri, yüzey ve benzeri geometrik varlıkların kimisinin bileşimiyle oluşan nesne. anlamdaşı: şekil.

geometrik yer [İng. geometric locus ] [Alm. geometrischer Ort ] [Fra. lieu géométrique ] : Belirli koşulları saplayan noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: gezenek, yörünge.

gerçel değerli fonksiyon [İng. real valued function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction de valeur réelles ] : Değer kümesi gerçel sayılar kümesinin br altkümesi olan fonksiyon. Anl. gerçel fonksiyon.

gerçel dizi [İng. real sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : Terimleri gerçel sayı olan dizi.

gerçel doğru [İng. real line ] [Alm. reelle Linie ] [Fra. droite réelle ] : Gerçel sayı ekseni.

gerçel doğru [İng. real line ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sayı ekseni.

gerçel doğrusal uzay [İng. real vector space ] [Alm. reeller linearer Raum; reeller Vektorraum ] [Fra. espace linéaire réel ; espace vectoriel réel ] : R cismi üzerindeki doğrusal uzay.

gerçel düzlem [İng. real plane ] [Alm. reelle Ebene ] [Fra. plan réel ] : İki gerçel eksenin başlangıç noktasında kesişmesiyle oluşan koordinat sistemi ile donatılmış düzlem.

gerçel eksen [İng. real axis ] [Alm. reelle Achse ] [Fra. axe réel ] : 1- bkz. sayı ekseni. 2-Karmaşık düzlemde gerçel sayıların üzerinde bulunduğu eksen. anlamdaşı: gerçel sayı ekseni.

gerçel fonksiyon [İng. real function ] [Alm. reelle Funktion ] [Fra. fonction réelle ] : bkz. gerçel değerli fonksiyon.

gerçel matris [İng. real matrix ] [Alm. reelle Matrix ] [Fra. matrice réelle ] : Her terimi bir gerçel sayı olan matris.

gerçel parça [İng. real part ] [Alm. ] [Fra. partie réelle ] : z=a+ib karmaşık sayısı için, a gerçel sayısı. anlamdaşı: reel kısım.

gerçel sayı [İng. real number ] [Alm. reelle Zahl ] [Fra. nombre réel ] : Gerçel sayılar kümesinin öğesi.

gerçel sayı ekseni [İng. real number axis ] [Alm. Achse von reelle Zahlen ] [Fra. axe des nombres réels ] : Üzerinde bir başlangıç noktası, bir yön ve bir birim tanımlanarak gerçel sayı kümesine cebirsel ve topolojik olarak eşyapılı kılınan doğru.

gerçel vektör uzayı [İng. real vector space ] [Alm. Reellevektorraum ] [Fra. espace vectoriel réel ] : bkz. gerçel doğrusal uzay.

gezenek [İng. locus ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.

girdi [İng. entry ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matrisi oluşturan öğelerden her biri.

gömme [İng. inclusion map, embedding ] [Alm. Einbettung ] [Fra. application d'inclusion ] : Verilen A ve B gibi iki küme için A dan B ye bir birebir fonksiyon.

göreli asal polinomlar [İng. relatively prime polynomials ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. aralarında asal polinomlar.

göreli asal sayılar [İng. relatively prime numbers ] [Alm. relative Primzahlen ] [Fra. nombres premiers entre eux ] : bkz. aralarında asal sayılar.

grad [İng. grade ] [Alm. Grad ] [Fra. grade ] : Bir dik açının ölçüsünün yüzde biri. Bir tam açının dörtyüzde biri. bkz. açının grad ölçüsü.

gradyant [İng. gradient ] [Alm. Gradient ] [Fra. gradient ] : R3 uzayındaki bir f fonksiyonu için grad f = ifx + jfy + kfz vektörü. anlamdaşı: düşüm.

grafik [İng. graph ] [Alm. Graph ] [Fra. graphe ] : 1- E, F kümeleri verildiğinde, ExF çarpım kümesinin altkümelerinden her biri. 2- Bir f : E → F dönüşümü için, E x F içindeki {(x,f(x)) : x E} altkümesi. 3- Sayısal verileri veya değişimlerini gösteren biçim. anlamdaşı: çizge.

grafik çözüm [İng. graphical solution ] [Alm. graphische Lösung; zeichnerische Lösung ] [Fra. solution graphique ] : Çizgesel veya geometrik yöntemlerle yaklaşık olarak elde edilen çözüm.

grafik teorisi [İng. graph theory ] [Alm. ] [Fra. théorie des graphes ] : Grafikleri konu edinen matematik dalı.

grup [İng. group ] [Alm. Gruppe ] [Fra. groupe ] : Üzerinde birleşme özeliğine sahip bir ikili işlem tanımlı olan ve bu işleme göre bir birim öğe ile her öğenin tersini içeren bir küme.

grup etkisi [İng. group action ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grubun bir küme üzerine etki etmesi.

ıraksak dizi [İng. divergent sequence ] [Alm. divergente Folge; divergierend Folge ] [Fra. suite divergente ] : Yakınsak olmayan dizi.

ıraksak integral [İng. divergent integral ] [Alm. divergentes Integral ] [Fra. intégrale divergente ] : Sonlu bir değeri olmayan integral.

ıraksak seri [İng. divergent series ] [Alm. divergente Reihe; divergierende Reihe ] [Fra. série divergente ] : Kısmi toplamlar dizisi ıraksak olan seri.

ışın [İng. ray; closed half-line ] [Alm. Strahl; Halbstrahl ] [Fra. rayon; demi-droite ] : Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. anlamdaşı: yarıdoğru.

içaçı [İng. interior angle ] [Alm. innerer Winkel ] [Fra. angle intérieur ] : Bir çokgenin iç bölgesine sınır olan bitişik iki kenarın oluşturduğu açı.

içbükey çokgen [İng. concave polygon ] [Alm. konkaves Vieleck ] [Fra. polygone concave ] : En az bir iç açısı 1800 ‘den büyük olan çokgen.

içbükey fonksiyon [İng. concave function ] [Alm. konkave Funktion ] [Fra. fonction concave ] : Bir dışbükey küme üzerinde tanımlı ve 0 ile 1 arasındaki her a sayısı için f(ax+(1-a)y) ≥ af(x)+(1-a)f(y) eşitsizliğini sağlayan f fonksiyonu.

içbükeylik [İng. concavity ] [Alm. Konkavität; Hohlheit ] [Fra. concavité ] : İçbükey olma durumu veya koşulu.

iççapraz açılar [İng. interior angles ] [Alm. ] [Fra. angles intérieurs ] : Bir çaprazla kesilen iki doğrunun oluşturduğu ara bölgede bulunan dört çapraz açı. anlamdaşı: içaçı.

iççarpım [İng. inner product ] [Alm. inneres Produkt ] [Fra. produit intérieur ] : E bir K cismi üzerinde doğrusal uzay olmak üzere E x E den K cismine tanımlı olan ve belirli koşulları sağlayan bir dönüşüm. anlamdaşı: skaler çarpım.

iççarpımlı uzay [İng. inner product space ] [Alm. Innerproduktraum ] [Fra. espace de produit intérieur ] : Bir iç çarpımla donatılan doğrusal uzay.

içdeğerbiçim [İng. interpolation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. interpolasyon.
içerik [İng. content ] [Alm. ] [Fra. ] : Katsayıları bir tamlık bölgesinde olan bir polinomun katsayılarının en büyük ortak böleni.

içerme [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kapsama.

içler [İng. means ] [Alm. ] [Fra. ] : a/b=c/d orantısında b, c sayıları. ay. bkz. dışlar.

içnokta [İng. interior point ] [Alm. innerer Punkt ] [Fra. point intérieur ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, A yı bir komşuluk olarak varlayan nokta.

içters açılar [İng. alternate-interior angles ] [Alm. innere **chselwinkel ] [Fra. angles alternés intérieurs ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve ayrı yanlarında oluşan iççapraz iki açı. İki doğruyu üçüncü bir doğru kestiğinde oluşan açılardan kesen doğrunun ters tarafında kalan iki açı.

ideal [İng. ideal ] [Alm. Ideal ] [Fra. ideal ] : 1- H halkası için, 0 öğesini içeren ve I – I , I.H , H.I kümelerini kapsayan I altkümesi (althalka). anlamdaşı: ikiyanlı ideal. 2- E cebiri için, 0 öğesini içeren ve E.I , I.E kümelerini kapsayan I altkümesi (altcebir).

ideal nokta [İng. ideal point ] [Alm. ] [Fra. point ideal ] : Belirli bir paralel doğrular kümesinin yöneltisi. anlamdaşı: sonsuzdaki nokta.

ifade [İng. statement ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir önermenin belli bir kişice belli bir anda belli bir teoremi dile getirmek ereğiyle kullanılması edimi.

ikidüzlemli açı [İng. dihedron; dihedral ] [Alm. dieder; Z**iflach; Z**iflachner ] [Fra. dièdre; angle dièdre ] : Bir doğrudan çıkan iki yarıdüzlemin oluşturduğu geometrik şekil.

ikili bağıntı [İng. binary relation ] [Alm. z**istellige Relation; binare Relation ] [Fra. relation binaire ] : İki kümenin dik çarpımının bir altkümesi.

ikili işlem [İng. binary operation ] [Alm. binare Operation ] [Fra. opération binaire ] : ExE kümesinden E kümesine tanımlı dönüşüm.

ikili sayma sistemi [İng. binary number system; binary system; dyadic number system ] [Alm. Z**iersystem; dyadtsches Zahlensystem ] [Fra. système des nombres binaires; système binaire; système des nombres diadiques ] : Taban olarak 2 sayısını kullanan sayma sistemi.

ikinci dereceden denklem [İng. quadratic equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. karesel denklem.
ikiterimli [İng. binomial ] [Alm. Binomial ] [Fra. binomial ] : İki terimi olan polinom, binom.

ikiterimli dağılımı [İng. binomial distribution ] [Alm. binomische Verteilung, Binomialverteilung ] [Fra. distribution binomiale ] : İki seçkisiz değişkenin dağılımı anlamdaşı: Bernoulli dağılımı.

ikizkenar [İng. isosceles ] [Alm. gleichschenklig ] [Fra. isocèles ] : Eşit iki kenarı olan geometrik şekil. örn. ikizkenar üçgen, ikizkenar yamuk.

ilaveli matris [İng. augmented matrix ] [Alm. enveierte Matrix ] [Fra. matrice complète; matrice augmentée ] : Bir doğrusal denklem sistemini temsil eden AX = B matris çarpımındaki A katsayılar matrisinin sağına en son sütun olarak B sütun matrisinin eklenmesiyle oluşan matris. anlamdaşı: ekli matris. Simgesi: [A | B] .

iletki [İng. protractor; anglemeter ] [Alm. Winkelmesser ] [Fra. rapporteur; transporteur ] : Açı ölçmeye ve çizmeye yarayan araç. anlamdaşı: açıölçer.

ilkel [İng. primitive ] [Alm. Primitiv ] [Fra. primitif ] : bkz. belirsiz integral.

ilkel geometri [İng. elementary geometry ] [Alm. elementare Geometrie ] [Fra. géométrie élémentaire ] : Bir koordinat sistemine başvurmadan geometrik şekillerlerin özelliklerini doğrudan doğruya inceleyen sınırlı kapsamlı geometri dalı.

İlkel kök [İng. primitive root ] [Alm. ] [Fra. ] : Birimin n-inci kökü olup 0 < k < n için k-ıncı kuvveti 1 olmayan kök.
ilmik [İng. loop ] [Alm. Loop ] [Fra. loop ] : Bir noktadan başlayıp aynı noktada biten bir yol.

indeks [İng. index ] [Alm. ] [Fra. ] : G bir grup ve H onun bir altgrubu ise, H nin G içindeki sol(veya sağ) eşkümelerinden oluşan kümenin nicel sayısı. Simgesi [G:H].

indirgeme [İng. reduction ] [Alm. Reduktion; Zurückführung ] [Fra. réduction ] : 1- Terimlerin derlenmesi, üstlerin alınması, oranların basitleştirilmesi, değişken değiştirme ve benzeri yöntemlerle eldekini bir başka biçime sokma eylemi. 2- Azaltma, küçültme, yalınç biçime dönüştürme.

İndirgenebilir öğe [İng. reducibleelement ] [Alm. ] [Fra. ] : İndirgenemez olmayan öğe.

İndirgenemez öğe [İng. irreducible element ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinde, iki tersinmez elemanın çarpımı olarak yazılamayan sıfırdan farklı, tersinmez öğe.

İndirgenmiş ikili işlem [İng. induced binary operation ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerinde bir ikili işlem ve bir denklik bağıntısı bulunan bir kümenin bölüm kümesinde doğal olarak ortaya çıkan ikili işlem.

infimum [İng. infimum ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. en büyük altsınır. Simgesi: inf.

integral [İng. integral ] [Alm. Integral ] [Fra. intégrale ] : bkz. belirli integral, belirsiz integral.

integral denklem [İng. integral equation ] [Alm. Integralgleichnung ] [Fra. équation intégrale ] : Bilinmeyen fonksiyonu integral imi altında içeren denklem.

integral eğrileri [İng. integral curves ] [Alm. ] [Fra. courbes d'intégrale ] : bkz. genel çözüm.

integral hesap [İng. integral calculus ] [Alm. Integralrechnung ] [Fra. calcul intégral ] : Integrallerin ve integrallerle ilgili dönüşümlerin özeliklerinin incelendiği matematik dalı.

interpolasyon [İng. interpolation ] [Alm. Interpolation ] [Fra. interpolation ] : Bir fonksiyonun bilinen iki değeri arasında kalan bir noktadaki değerini bulma işi. anlamdaşı: içdeğerbiçim.

inversiyon [İng. inversion ] [Alm. Inversion ] [Fra. inversion ] : k ≠0 bir gerçel sayı, O bir sabit nokta ve C bir eğri olmak üzere, M noktası C eğrisi üzerinde gezdiğinde |OM|.|OM’| = k eşitliğini sağlayan M’ noktasının gezeneği. anlamdaşı: evirtim.

irrasyonel fonksiyon [İng. irrational function ] [Alm. irrationale Funktion ] [Fra. fonction irrationnelle ] : Rasyonel olmayan fonksiyon. İki polinomun oranı biçiminde yazılamayan fonksiyon.

irrasyonel sayı [İng. irrational number ] [Alm. irrational Zahl ] [Fra. nombre irrationnel ] : Rasyonel olmayan gerçel sayı. anlamdaşı: oransız sayı.

ispat [İng. argument ] [Alm. Argument; Be**is ] [Fra. argument ] : Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını göstermek için izlenen yöntem. anlamdaşı: kanıt.

işlem [İng. operation ] [Alm. Operation; Rechnungart; Verfahren ] [Fra. opération ] : Bir A kümesi için, tanım kümesi AxAx…xA, değer kümesi A olan fonksiyon. Hesap. örn. birli işlem, ikili işlem.

iterasyon [İng. iteration ] [Alm. Iteration ] [Fra. itération ] : Herhangi bir matematiksel işlemin tekrar uygulanması. anlamdaşı: yinelemeli süreç.

iyi sıralama [İng. **ll-ordering ] [Alm. Wohlordnung ] [Fra. bon ordre ] : İyi sıralama bağıntısıyla belirlenen sıralama türü.

iyi sıralama bağıntısı [İng. **ll-ordering relation ] [Alm. Wohlordnungsrelation ] [Fra. ] : Bir küme üzerinde tanımlanan ve boş olmayan her bir altkümesi bir en küçük öğe varlayan tam sıralama bağıntısı.

izdüşüm [İng. projection ] [Alm. Projection; Riss ] [Fra. projection ] : Projeksiyon.

izdüşümsel geometri [İng. projective geometry ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. projektif geometri.

izole küme [İng. isolated set ] [Alm. isolierte Menge ] [Fra. ensemble isolé ] : Bir topolojik uzayda hiçbir yığılma noktasını içermeyen altküme.

izole nokta [İng. isolated point ] [Alm. isolierter Punkt ] [Fra. point isolé ] : Topolojik uzayın bir A altkümesine ait bir a öğesi için, a nın bir V komşuluğunun A ile arakesitinin yalnızca {a} dan oluşması durumunda a noktası.

izometri [İng. isometrie transformation ] [Alm. isometrische Transformation ] [Fra. transformation isométrique ] : İki metrik uzayın birisinden ötekine tanımlı olan ve uzunlukları koruyan dönüşüm. anlamdaşı: eşmetrel dönüşüm.

izometrik uzaylar [İng. isometric spaces ] [Alm. isometrische Räume ] [Fra. espaces isométriques ] : bkz. eşmetrel uzaylar.

izomorfizm [İng. Isomorphie mapping ] [Alm. isomorphe Abbildung ] [Fra. application isomorphe ] : bkz. eşyapı dönüşümü.

izotropik [İng. isotropic ] [Alm. isotropisch ] [Fra. isotropique ] : Her yönde eşit olan, yöne bağlı olarak değişmeyen. Eşyönlü.


jeodezik [İng. geodesic ] [Alm. Godate, Extremale ] [Fra. ligne géodésique ] : bkz. jeodezik çizgi.

jeodezik çizgi [İng. geodesic line ] [Alm. gedatische Linie, kürzeste Linie ] [Fra. ligne géodésique ] : Bir yüzey üzerinde kalarak yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren en kısa yol.

KAK benzerlik teoremi [İng. similarity law ] [Alm. Ähnlichkeitssatz ] [Fra. théorème de similarité ] : Kenar-Açı-Kenar benzerliği. ‘İki üçgenin köşeleri arasında kurulan bire-bir eşlemede, karşılıklı iki kenarın uzunlukları orantılı ve bu kenarların belirttiği açıların ölçüleri eşit ise bu üçgenler benzerdir,’ önermesi.

kalan I [İng. remainder; rest ] [Alm. Restglied; Ergänzungsglied; Rest ] [Fra. reste; terme résiduel ] : 1- Bir tamsayı bir başka tamsayıya bölündüğünde arta kalan tamsayı. 2- Bir polinom bir başka polinoma bölündüğünde arta kalan polinom. 3- Bir yakınsak serinin ilk n terimi atıldığında geriye kalan terimlerin toplamı.

kalan II [İng. difference ] [Alm. Unterschied; Rest ] [Fra. différence ] : 1- Bir nicelik ötekinden çıkarıldığında geriye kalan nicelik. 2- Bir niceliğin ötekinden ne kadar büyük veya küçük olduğu.

kalan sınıfı [İng. congruence dlass, residue class ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir m doğal sayısı için m ile bölündüklerinde aynı kalanı veren tamsayıların oluşturduğu küme. anlamdaşı: kalandaşlık sınıfı, kongruans sınıfı.

kalandaş sayılar [İng. congruent numbers ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kongrüans sayılar.

kalandaşlık [İng. congruence ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kongrüans.
kalandaşlık sınıfı [İng. congruent class ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kongrüans sınıfı.

kaldırılabilir süreksizlik [İng. removable discontinuity ] [Alm. behebbare Unstetigkeit ] [Fra. discontinuité amovible ] : a noktasında süreksiz olan f fonksiyonu için, z değişkeni a ya giderken f(z) nin bir limitinin olması durumundaki süreksizlik.

kaldırılabilir tekillik [İng. removable singularity ] [Alm. hebbare Singularität ] [Fra. singularité amovible ] : a noktası tekil noktası olan f fonksiyonu için, z değişkeni a ya giderken f(z) nin bir limitinin olması durumundaki tekillik.

kalıntı [İng. residue ] [Alm. Residuum ] [Fra. residue ] : anlamdaşı:rezidü.

kalıtsal özelik [İng. hereditary property ] [Alm. ] [Fra. propriété héréditaire ] : Bir topolojik uzayın tüm altuzaylarına taşınan topolojik özelik.

kalkülüs [İng. calculus ] [Alm. Differential -und Integralrechnung ] [Fra. calcul ] : Diferensiyel ve integral hesap.

kanıt [İng. proof ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ispat.

kanonik [İng. canonic; canonical ] [Alm. kanonisch ] [Fra. canonique ] : Belirli birmatematiksel yapı için, istenilen amacı en kolay gerçekleştiren. Doğal.

kanonik biçim [İng. canonical form ] [Alm. kanonische Form ] [Fra. forme canonique ] : Yalın işlemlerle bir matrisin indirgenebildiği köşegenel matris.

kanonik dönüşüm [İng. canonical mapping ] [Alm. ] [Fra. ] : G grubunun bir H normal altgrubu için, f : G → G/H , x → xH olarak tanımlanan f benzer yapı dönüşümü, anlamdaşı: bölüm dönüşümü, doğal dönüşüm, doğal benzeryapı dönüşümü.

kapalı aralık [İng. closed interval ] [Alm. abgeschlossenes Intervall ] [Fra. intervalle fermé ] : a ile b gerçel sayılar ve a ≤ b olmak üzere R ‘nin {x | : a ≤ x ≤ b } altkümesi. Simgesi : [a,b]. ay. bkz. aralık.

kapalı birim dikey sistem [İng. closed orthonormal system ] [Alm. ] [Fra. système orthonormal fermé ] : anlamdaşı: tam birim dikey sistem, ortonormal sistem.

kapalı bölge [İng. closed region ] [Alm. abgeschlossen Bereich; abgeschlossenes Gebiet ] [Fra. région fermée ] : Düzlemde açık ve bağlantılı olan bir kümeye kendisinin sınır noktaları eklendiğinde elde edilen küme.

kapalı çokgen [İng. closed polygon ] [Alm. abgeschlossenes Polygon ] [Fra. polygone fermé ] : bkz. çokgen.

kapalı dikdörtgen [İng. closed rectangle ] [Alm. abgeschlossenes Rechteck ] [Fra. rectangle fermé ] : R2 içinde kapalı kutu.

kapalı eğri [İng. closed curve ] [Alm. abgeschlossene Kurve ] [Fra. courbe fermée; courbe close ] : Başlangıç ve bitiş noktaları çakışan eğri. Bitim noktası olmayan eğri. Sürekli dönüşümler altında bir çemberin noktalarının görüntülerinin kümesi.

kapalı fonksiyon [İng. closed mapping ] [Alm. abgeschlossene Abbildung ] [Fra. application fermée ] : Kapalı kümeleri kapalı kümelere taşıyan fonksiyon.

kapalı kutu [İng. closed box ] [Alm. ] [Fra. boîte fermée ] : Rn (n ≥ 1) Öklit uzayında n sayıda kapalı aralığın dik çarpımı.

kapalı küme [İng. closed set ] [Alm. abgeschlossen Menge ] [Fra. ensemble fermé ] : Bir topolojik uzayda bir açık kümenin tümleyeni.

kapalı küp [İng. closed cube ] [Alm. abgeschlossen Würfel ] [Fra. cube fermé ] : Ayrıtları eşit olan kapalı kutu.

kapalı küre [İng. closed sphere; closed ball ] [Alm. abgeschlossene Kugel; abgeschlossene Sphäre ] [Fra. boule fermée ] : bkz. yuvar.

kapalı Öklit yuvarı [İng. closed Euclidean ball ] [Alm. ] [Fra. boule fermée euclidienne ] : Rn öklit uzayında (n ≥ 1} öklit ölçevine göre kapalı yuvar.

kapalı yarı doğru [İng. ray ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ışın.

kapalı yarı düzlem [İng. closed half plane ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yarıdüzlem.

kapalı yol [İng. closed path ] [Alm. abgeschlossene Bahn ] [Fra. ehemin fermé ] : Uç noktaları çakışan yol.

kapalı yüzey [İng. closed surface ] [Alm. geschlossene Fläche ] [Fra. surface fermée ] : Sınır çizgisi olmayan yüzey. Her noktası bir diske eşyapılı olan bir komşuluk varlayan topolojik uzay.

kapanış [İng. closure ] [Alm. abgeschlossene Hülle; Abschliessung ] [Fra. fermeture ] : Bir topolojik uzaydaki A altkümesi için A nın bütün kapanış noktalarından oluşan küme.

kapsama [İng. inclusion ] [Alm. Inklusion; Enthaltenseins; Teilseins; Mengeninklusion ] [Fra. inclusion ] : Bir E kümesinin, bir F kümesinin tüm öğelerini içine alması. anlamdaşı: içerme.

karakter [İng. character ] [Alm. Charakter ] [Fra. caractére ] : 1- Bir grubun öğelerini temsil eden matrislerden her birinin izi. 2- Bir topolojik grup üzerinde f(xy)=f(x).f(y) ve |f(x)| = 1 koşullarını sağlayan karmaşık sayı değerli fonksiyon.

karakter grubu [İng. character group ] [Alm. ] [Fra. groupe de caractères ] : G topolojik grubu üzerindeki tüm karakterlerin oluşturduğu grup. anlamdaşı: dual grup.

karakteristik değer [İng. characteristic value ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: eigen değer, özdeğer.

karakteristik fonsiyon [İng. characteristic fonction ] [Alm. charakteristische Funktion ] [Fra. fonction caractéristique ] : Bir x < a ise f(x)=1 ve x A se f(x)=0 olrak tanımlanan f : A → {0,1} fonksiyonu.

karakteristik I [İng. characteristic ] [Alm. Charakteristik ] [Fra. caractéristique ] : A bir halka olmak üzere, varsa her a için na = 0 koşulunu sağlayan n pozitif tamsayıların en küçüğü veya böyle hiçbir n pozitif tamsayısı yoksa, 0 sayısı.

karakteristik II [İng. characteristic ] [Alm. Kennziffer; Charakteristik ] [Fra. caractéristique ] : bkz. Kesirli sayının tamsayı parçası.
karakteristik polinom [İng. characteristic polynom ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. özpolinom.

karakteristik sayı [İng. characteristic value ] [Alm. charakteristische Zahl ] [Fra. racine caractéristique ] : Karakteristik polinomun köklerinden her biri. anlamdaşı: özdeğer.

kardinalite [İng. cardinality ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. nicelik.
kare [İng. square ] [Alm. Quadrat ] [Fra. carré ] : 1- Tüm kenarları birbirine eşit olan dikdörtgen, eşkenar dikdörtgen. 2- Kare ile içinin bileşiminden oluşan düzlemsel geometrik şekil.

kare matris [İng. square matrix ] [Alm. quadratische Matrix ] [Fra. matrice carrée ] : Satır sayısı sütun sayısına eşit olan matris. anlamdaşı: karesel matris, kare matris.

karekök [İng. square root ] [Alm. Quadratwurzel ] [Fra. racine carrée ] : Bir a ≥ 0 sayısı için a = b2 olacak biçimde b sayısı.

karesel denklem [İng. quadratic equation; quadric ] [Alm. quadratische Gleichung ] [Fra. équation quadratique; équation carrée ] : Derecesi iki olan polinom denklem. bkz. ikinci dereceden denklem.

karesel fonksiyon [İng. quadratic function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kuadratik fonksiyon.

karma çarpım [İng. mixed scalar product ] [Alm. ] [Fra. ] : Üç vektör için, bu vektörlerin oluşturduğu paralelyüzün hacmini veren bir üçlü işlem. anlamdaşı: üçlü çarpım.

karmaşık değerli fonksiyon [İng. complex-valued function ] [Alm. Komplexer Funktion ] [Fra. fonction complexee ] : Değer kümesi karmaşık sayılar cismi olan fonksiyon. anlamdaşı :karmaşık fonksiyon.

karmaşık doğrusal uzay [İng. complex- linear space; complex vector space ] [Alm. komplexer linearer Raum ] [Fra. ] : Karmaşık sayılar cismi üzerinde tanımlanmış doğrusal uzay. anlamdaşı: karmaşık vektör uzayı.

karmaşık düzlem [İng. complex plane ] [Alm. komplexe Zahlenebene ] [Fra. plan complexe ] : C karmaşık sayılar cismine eşyapılı kılınan R2 kartezyen çarpım kümesi.

karmaşık eşlenik [İng. complex conjugate ] [Alm. konjugiert komplexe Zahlen ] [Fra. ] : bkz. eşlenik sayılar.

karmaşık fonksiyon [İng. complex function ] [Alm. komplexe Funktion ] [Fra. fonction complexe ] : anlamdaşı: karmaşık değerli fonksiyon.

karmaşık matris [İng. complex matrix ] [Alm. komplexe Matrix ] [Fra. matrice complexe ] : Öğeleri karmaşık sayılar olan matris.

karmaşık sayı [İng. complex number ] [Alm. komplexe Zahl ] [Fra. nombre complexe ] : a,b gerçel sayılar, i2 = -1 olmak üzere a+ib biçimindeki sayı. örn. 2 - 3 i.

karmaşık sayılar cismi [İng. field of complex numbers ] [Alm. Körper der komplexen Zahlen ] [Fra. corps des nombres complexes ] : Üzerindeki toplama ve çarpma işlemlerine göre C karmaşık sayılar kümesinin oluşturduğu cisim.

karmaşık sayının dikey gösterimi [İng. rectangular form of a complex number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Karmaşık sayının kartezyen gösterimi.

karmaşık sayının eşleniği [İng. complex conjugate ] [Alm. konjugiert -komplex ] [Fra. complexe conjugée ] : z = a + ib karmaşık sayısı için z =a - ib karmaşık sayısı. anlamdaşı: kompleks sayının eşleniği. bkz. eşlenik.

karmaşık sayının gerçel kısmı [İng. mal part of complex number ] [Alm. Reelteil einer komplexen Zahl ] [Fra. partie réell ] : z = x + iy karmaşık sayısında x gerçel sayısı, gerçel kısmı. R(z) = x biçiminde gösterilir.

karmaşık sayının modülü [İng. absolute value ] [Alm. ] [Fra. ] : z karmaşık sayısının başlangıç noktasına uzaklığı. |z| mutlak değeri.

karmaşık sayının sanal kısmı [İng. imaginary part of a complex number ] [Alm. Imaginärteil einer komplexen Zahl ] [Fra. partie imaginair d'un nombre complexe ] : z = x + iy karmaşık sayısında y gerçel sayısı, sanal kısmı.

karmaşık vektör uzayı [İng. complex vector pace ] [Alm. komplexer ektorraum ] [Fra. espace vectoriel complexe ] : Karmaşık sayı cismi üstündeki vektör uzayı.

karşılaştırılabilir öğeler [İng. comparable elements ] [Alm. ] [Fra. éléments comparables ] : Kısmi sıralı bir kümede biri ötekinden büyük ya da eşit olan iki öğe.

kartezyen çarpım [İng. cartesian product ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Dekart çarpımı.

kartezyen koordinatlar [İng. cartesian coordinates; rectangular coordinates ] [Alm. kartesische Koordinaten ] [Fra. coordonnées carté***nnes ] : bkz. Dekart koordinatları.

katı cisim [İng. rigid body ] [Alm. fester Körper; starrer Körper ] [Fra. corps solide; solide rigide ] : Üç boyutlu uzayda bir yer kapsayan geometrik şekil. örn. küre.

katı hareket [İng. rigid motion ] [Alm. Euklidische Be**gung ] [Fra. mouvement rigide, déplacement euclidien ] : Bir öklit uzayında uzaklıkları koruyan dönüşüm.

katı silindir [İng. solid cylinder ] [Alm. ] [Fra. cylindre solide ] : Bir silindir ile içinin oluşturduğu katı cisim.

katışım [İng. combination ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kombinasyon.

katlı kök [İng. multiple zero ] [Alm. mehrfache Nullstelle ] [Fra. zero multiple ] : m > 1 bir tamsayı olmak üzere analitik f(z) fonksiyonu için m-katlı sıfır: bir a noktasında f’(a) = 0, f”(a) = 0, … , f(m-1)(a) = 0 ve f(m)(a) ≠ 0 olması. anlamdaşı: katlı sıfıryeri.

katlı sıfıryeri [İng. multiple zero ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. katlı kök.

katrilyon [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : 1015 sayısı.

katsayı [İng. coefficient ] [Alm. Koeffizient; Bei**rt; Vorzahl ] [Fra. coefficient ] : Bir terimde bilinmeyenin veya bilinmeyenlerin çarpımının önünde bulunan sayı.

katsayılar determinantı [İng. n determinant of the coefficients ] [Alm. Koeffizientendeterminante ] [Fra. déterminant de coefficients ] : Denklem sayısı değişken sayısına eşit olduğunda, denklem sisteminin katsayılar matrisinin determinantı. anlamdaşı: katsayılar belirteci.

katsayılar matrisi [İng. matrix of coefficients ] [Alm. Koeffizientenmatrix ] [Fra. matrice de coefficients ] : AX = B matris çarpımı için A matrisi.

kenar [İng. side ] [Alm. Seite ] [Fra. côté ] : l – Bir açıyı oluşturan yarıdoğrulardan her biri. 2 – Bir çokgeni oluşturan P1, P2, …, Pn noktaları için P1 P2, P2 P3 , …, Pn-1 Pn, PnP1 doğru parçalarından her biri.

kenar açı [İng. edge angle ] [Alm. Kantenwinkel ] [Fra. angle plan ] : bkz. iç açı, dışaçı.

kenar noktası [İng. boundary point; frontier point ] [Alm. Randpunkt; Grenzpunkt; Begrenzungspunkt ] [Fra. point de frontière ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, her komşuluğu hem A ile hem de A ‘nın tümleyeni ile kesişen nokta. anlamdaşı: sınır noktası.

kenarortay [İng. median ] [Alm. Mediane ] [Fra. médian ] : Bir üçgende bir köşeyi karşı kenarın orta noktasına birleştiren doğru parçası.

kesen [İng. secant; cutting line; line of section ] [Alm. Sekante; Schneidende; Schnittlinie ] [Fra. sécante ] : Verilen bir eğriyi kesen doğru.

kesen düzlem [İng. sectional plane ] [Alm. Schnittebene ] [Fra. plan de la section ] : Bir geometrik şekli kesen düzlem.

kesik koni [İng. truncated cone; frustum of a cone, sectional plane ] [Alm. Kegelstumpf; Kegelstutz; abgestumpfter Kegel; Kegelrumpf ] [Fra. trône de cône; cône tronque ] : Taban ile tabana paralel olan bir düzlemle sınırlanan koni parçası.

kesik piramit [İng. truncated pyramid; frustum of a pyramid ] [Alm. Pyramidenstumpf; Pyramidenstutz ] [Fra. trône de pyramide ] : Taban ile tabana paralel olan bir düzlemle sınırlanan piramit parçası.

kesir [İng. fraction ] [Alm. Bruch ] [Fra. fraction ] : 1- Birimin bir parçası. 2- Bu parçanın bir katı. 3- Bir tamsayının bir başka tamsayıya oranı, rasyonel sayı.

kesir çizgisi [İng. fraction bar; fraction Une ] [Alm. Bruchstrich ] [Fra. trait de fraction ] : Bir kesirde payın altına ve paydanın üstüne konulan bölüm çizgisi.

kesirli sayı [İng. rational number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kesir.
kesişen düzlemler [İng. intersect Ing. planes ] [Alm. sich schneidende Ebenen ] [Fra. planes secants ] : En az bir ortak noktaları bulunan iki düzlem.

kesişen kümeler [İng. nоn-disjoint sets ] [Alm. nichtdisjunkte Mengen ] [Fra. ensembles conjoints ] : En az bir ortak öğeleri bulunan kümeler, ayrık olmayan kümeler, kesişimi boş olmayan kümeler.

kesişim [İng. intersection ] [Alm. Durchschnitt; Durchscnittsmenge ] [Fra. intersection ] : 1- E kümesinin A, B altkümeleri için, hem A kümesine hem B kümesine ait olan öğelerin oluşturduğu küme. anlamdaşı:arakesit. 2- i damgaları sonlu veya sonsuz herhangi bir damga kümesine ait olmak üzere, E kümesinin altkümelerinden oluşan bir {Ai} ailesi için, {Ai} kümelerinin her birine ait olan öğelerin oluşturduğu küme. anlamdaşı: arakesit.

kesişme açısı [İng. angle of intersection ] [Alm. Schnittwinkel ] [Fra. angle d'intersection ] : 1 – Kesişen iki doğru için, oluşturdukları açılardan küçük olanının salt ölçüsü. 2 – Kesişen iki eğri için, kesişme noktasından eğrilere çizilen iki teğet arasındaki açı. 3 – Kesişen iki düzlem için, kesişim doğrusu üzerindeki bir noktadan kesişime çizilen ve düzlemler içinde kalan iki dik doğru arasındaki açı.

kesişme doğrusu [İng. line of intersection ] [Alm. Schnittgerade ] [Fra. droite d'intersection ] : Kesişen iki geometrik şeklin herbirinin içinde olan doğru.

kesişme noktası [İng. intersection point ] [Alm. Schnittpunkt ] [Fra. point d'intersection ] : Kesişen iki geometrik şeklin herbirinin içinde olan nokta.

kesişme simgesi [İng. intersection sign ] [Alm. Zeichen der Durchschnittsbildung ] [Fra. signe d 'intersection ] : Kümelerin kesişimini göstermek için kullanılan ∩ simgesi.

kesişmez doğrular [İng. Non-concurrent lines ] [Alm. nicht durch einen Punkt gehende Geraden ] [Fra. droites nоn concourantes ] : Ortak noktaları bulunmayan doğrular. ay. bkz. aykırı doğrular, paralel doğrular.

kesit [İng. section; eut; intersection ] [Alm. Schnitt; Durchschnitt ] [Fra. section; intersection ] : Bir katı cismin bir düzlemle kesişimi.

kesme [İng. sector ] [Alm. Ausschnitt; Sektor ] [Fra. secteur ] : İki doğru parçası ve bir eğri yayıyla sınırlanan düzlemsel yüzey.

keyfi sabit [İng. arbitrary constant ] [Alm. willkürliche Konstante ] [Fra. constante arbitraire ] : Seçkisiz sabit sayı. Rasgele seçilmiş sabit sayı.

kırık çizgi [İng. broken line ] [Alm. gebrochene Linie; Zickzacklinie ] [Fra. ligne brisée ] : Kimi doğru parçalarının, tümü bir doğrultuda olmamak koşuluyla, ikişer ikişer ucuca eklenmesiyle oluşan eğri.

kısaltma yasası [İng. cancellation law ] [Alm. Kürzungsregel ] [Fra. loi d'annulation; loi de simplification, propriété de simplification ] : a,b,c gerçel sayılar ve c sıfırdan farklı olduğunda (ac=bc) olmasının a=b olmasını gerektiren kural. 2. (G,*) grubunda a*c = b*c veya c*a = c*b olduğunda a = b olduğunu belirten yasa.

kısıtlama [İng. restriction ] [Alm. Einschränkung; Beschrankung ] [Fra. restriction ] : f : E → F fonksiyonu ile E ‘nin A altkümesi için A dan F ye x → f (x) biçiminde tanımlanan fonksiyon.

kısmi çarpım [İng. partial product ] [Alm. Partialprodukt ] [Fra. produit partiel ] : Bir sonsuz çarpımın, birinci öğesinden başlayan, sonlu sayıda ardışık öğelerinin çarpımı.

kısmi diferensiyel denklem [İng. partial differential equation ] [Alm. partielle Differentialgleichung ] [Fra. équation diffferentielle aux dérivées partielles ] : Bir veya daha çok bağımlı değişkenin birden çok bağımsız değişkene göre kısmi türev(ler)ini içeren diferensiyel denklem.

kısmi integrasyon [İng. integration by parts ] [Alm. partielle Integration ] [Fra. intégration partielle ] : (uv)’ = u.v’ + v.u’ eşitliğinin her iki yanının integralini alarak eşitliğin sağındaki iki terimden herhangi birisinin integralini bulma. anlamdaşı: parçalı integralleme.

kısmi oranlar [İng. partial fractions ] [Alm. Partialbrüche ] [Fra. fractions partielles ] : Cebirsel toplamı verilen bir kesire eşit olan kesirler.

kısmi sıralama bağıntısı [İng. partially ordered relation ] [Alm. ] [Fra. relation d'ordre partielle ] : Yansımalı, antisimetrik ve geçişli bağıntı.

kısmi sıralı doğrusal uzay [İng. partially ordered linear space ] [Alm. ] [Fra. espace linéaire partiellement ordonné ] : Vektör uzayındaki işlemleri altında öğelerin sırasını koruyan kısmi sıralama bağıntısı ile donatılmış vektör uzayı.

kısmi sıralı küme [İng. partially ordered set; semi-ordered set ] [Alm. halbgeordnete Menge; teil**ise geordnete Menge; partielle geordnete Menge ] [Fra. ensemble partiellement ordonné ] : Üzerinde bir kısmi sıralama bağıntısı var olan küme.

kısmi toplam [İng. partial sum ] [Alm. Partialsumme; Teilsumme ] [Fra. somme partielle ] : Sonsuz serinin, birinci elemanından başlayan sonlu sayıda ardışık elemanlarının toplamı.

kısmi türev [İng. partial derivative ] [Alm. partielle Ableitung ] [Fra. dérivée partielle ] : Çok değişkenli bir fonksiyonun bir ya da birden çok değişkenine göre türev.

kiriş [İng. chord ] [Alm. Sehne; Chorde ] [Fra. corde ] : Bir eğri veya yüzey üzerindeki iki noktayı birleştiren doğru parçası.

kirişler çokgeni [İng. inscribed polygon ] [Alm. Sehnen-Vieleck; eingeschriebenes Vieleck; eigeschriebenes Polygon ] [Fra. polygone inscrit ] : Bir kapalı geometrik şekil içine çizilmiş olan ve köşeleri bu geometrik şeklin üzerinde bulunan çokgen. anlamdaşı: iççokgen.

KKK benzerlik teoremi [İng. low of similarity ] [Alm. Ähnlichkeitstheorem ] [Fra. théorème de similitude ] : Kenar-Kenar-Kenar benzerliği. ‘İki üçgenin köşeleri arasında kurulan bire-bir eşlemede, karşılıklı kenarların uzunlukları orantılı ise üçgenler benzerdir,’ önermesi.

kofaktör [İng. cofactor ] [Alm. ] [Fra. cofacteur ] : n x n türünden A = [aij] matrisinin bir aij öğesi için, bu öğenin minörü Aº olmak üzere, (-1)i+j | Aº| sayısı. .

koleksiyon [İng. collection ] [Alm. Erhebung; Sammlung; Erfassung ] [Fra. collection ] : Belirli bir amaçla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıfara ayrılmış nesnelerin tümü. anlamdaşı: derlem.

kologaritma [İng. cologarithm ] [Alm. Kologarithmus ] [Fra. cologarithme ] : colog x = log(1/x) eşitliği ile tanımlanan fonksiyon. anlamdaşı: eştersüstel.

kombinasyon [İng. combination ] [Alm. Kombination ] [Fra. combinaison ] : n öğeli bir kümeden, sıra gözetilmeksizin seçilebilecek r öğeli altkümelerden her biri. anlamdaşı: katışım.

kombinasyon sayısı [İng. number of combinations ] [Alm. ] [Fra. ] : n öğeli bir kümeden seçilebilecek r öğeli altkümelerin sayısı. Simgesi : C(n,r) , Crn , nCr . anlamdaşı: ikiterimli katsayısı. bkz. kombinasyon.

kompakt küme [İng. compact set ] [Alm. kompakte Menge ] [Fra. ensemble compact ] : bkz. tıkız küme.

kompakt uzay [İng. compact space ] [Alm. kompakter Raum ] [Fra. espace compact ] : bkz. tıkız uzay.

kompleks sayı [İng. complex number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. karmaşık sayı.

kompleks sayının eşleniği [İng. conjugate number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. karmaşık sayının eşleniği.

komşu açılar [İng. adjacent angles ] [Alm. Nebenwinkel; angliegende Winkel ] [Fra. angles adjacents ] : Köşeleri ve birer kenarları ortak, öteki kenarları ortak kenarın ayrı yanlarında yer alan iki açı.

komşuluk [İng. neighborhood ] [Alm. Umgebung ] [Fra. voisinage ] : 1- X topolojik uzayının bir A altkümesi için, A yı kapsayan bir açık kümeyi kapsayan küme. 2- X topolojik uzayının bir a noktası için, a öğesini içeren bir açık kümeyi kapsayan küme.

komutatif grup [İng. commutative group ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. değişmeli grup.

komütatör [İng. commutator ] [Alm. Kommutator ] [Fra. commutateur ] : Bir G grubundaki x,y öğeleri için x-1y-1xy öğesi. Simgesi : [x,y].

konform fonksiyon [İng. conformal mapping ] [Alm. konforme Abbildung ] [Fra. application conforme ] : Kompleks düzlemde açıları koruyan gönderim. Açıkorur dönüşüm.

kongrüans I [İng. congruence ] [Alm. Kongruenz ] [Fra. congruence ] : bkz. kongruent şekiller.

kongrüans II [İng. congruence ] [Alm. Kongruenz; Deckung; Zahlenkongruenz ] [Fra. congruence ] : a ve b tamsayıları m pozitif tamsayısı ile bölündüklerinde aynı kalanı veriyorsa, a ≡ b(mod m) yazılarak tanımlanan bağıntı. anlamdaşı: kalandaşlık.

kongrüant matrisler [İng. congruent matrices ] [Alm. kongruente Matrizen ] [Fra. matrices congruentes ] : B = CdAC eşitliğini gerçekleyen tekil olmayan bir C matrisi varlayan A, B karesel matrisleri.

kongrüant sayılar [İng. congruent numbers ] [Alm. kongruente Zahlen ] [Fra. nombres congruents ] : x ≡ y (mod n) bildirimindeki x, y tamsayıları. anlamdaşı: kalandaş sayılar.

kongrüant şekiller [İng. congruent figures ] [Alm. kongruente Figuren; übereinstimmene Figuren ] [Fra. figures congruentes ] : Düzlemde veya uzayda katı dönüşümlerle birbirine çakıştırılabilen geometrik şekillerler. anlamdaşı: kongrüent geometrik şekiller.

koni [İng. cone ] [Alm. Kegel; Konus ] [Fra. cône ] : 1- Sabit bir noktadan geçerek bir eğri boyunca gezen doğrunun oluşturduğu yüzey. anlamdaşı: konik yüzey. 2- Bir koni yüzeyinin bir düzlemle kesilmesiyle oluşturulan katı cisim.

koni doğrultmanı [İng. directrix of a cone ] [Alm. Direktrix eines Kegelschnittes; Leitlinie eines Kegelschnittes ] [Fra. directrice d'un cône ] : Üretecin keserek boyunca devindiği eğri.

koni kesiti [İng. conic section ] [Alm. Kegelschnitt ] [Fra. section conique ] : Uzayda dik çembersel koni yüzeyinin bir düzlemle arakesiti olan eğri. bkz. konik.

koni tabanı [İng. base of a cone ] [Alm. Basis eines Kegels; Grundfläche eines Kegels ] [Fra. base d'un cône ] : Doğrultmanı kapalı bir eğri olan ve bir düzlem içinde bulunan koni için, doğrultmanın sınırladığı düzlem parçası, ay. bkz. taban.

koni tepesi [İng. vertex of a cone ] [Alm. Scheitel einer Kegel ] [Fra. ] : Koninin üretecinin geçtiği sabit nokta.

konik [İng. conic; conic section ] [Alm. Kegelschnitt ] [Fra. section conique ] : bkz. konik eğrisi.

konik eğrisi [İng. conic; conic section ] [Alm. Kegelschnitt ] [Fra. section conique ] : Koni kesiti. Düzlemde bir F noktasına uzaklığının bir d doğrusuna uzaklığına oranı belirli bir e sayısına eşit olan P noktalarının geometrik yeri. d ye koniğin doğrultmanı, F noktasına odağı, e sayısına dışmerkezliği denir. 0 < e < 1 ise konik eğrisi bir elipstir, e = 1 ise konik eğrisi bir paraboldür. e > 1 ise konik eğrisi bir hiperboldür.

konik parametresi [İng. principal parameter of cones ] [Alm. Hauptparameter von Kegelschnitten ] [Fra. Paramètre principale des cones ] : Bir konik eğrisinin bir odağından asal eksenine çizilen dik kirişin uzunluğunun yarısı olan p sayısı.

konik yüzey [İng. conic surface; conical surface ] [Alm. Kegelfläche ] [Fra. surface conique ] : bkz. koni.

kontinuum gücü [İng. po**r of the continuum ] [Alm. Mächtigkeit des Kontinuums ] [Fra. puissance du continu ] : Gerçel sayılar kümesinin nicelik sayısı.

konum [İng. position ] [Alm. Lage; Stellung; Position ] [Fra. position ] : Üzerinde bir koordinat sistemi oluşturulan bir uzayda, koordinatları aracılığıyla belirlenen noktanın yeri.

konum vektörü [İng. position vector; radius vector ] [Alm. Radiusvektor ] [Fra. rayon vecteur ] : Üç boyutlu uzaydaki bir P noktası için, başnoktayı P noktasına birleştiren yönlü doğru parçasının belirttiği vektör.

konveks [İng. convex ] [Alm. ] [Fra. ] : Dışbükey.

koordinat [İng. coordinate ] [Alm. Koordinate ] [Fra. coordonnée ] : E, bir K sayı cismi üzerinde n boyutlu bir doğrusal uzay, {e1, e2, …, en} bir taban olmak üzere, E ye ait bir x vektörünün x = c1e1 +c2e2 + … + cnen biçiminde tek olarak yazımındaki c1 , c2, … , cn sayılarından her biri.

koordinat başnoktası [İng. origin of coordinates ] [Alm. Koordinatenursprung ] [Fra. origine des coordonnées ] : Koordinat eksenlerinin kesişme noktası. orijin.

koordinat dönüşümü [İng. transformation of coordinates ] [Alm. Koordinatentransformation ] [Fra. transformation des coordonnées ] : Bir noktanın koordinatlarını bir başka koordinat sistemindeki koordinatlara götüren dönüşüm.

koordinat düzlemi [İng. coordinate plane ] [Alm. Koordinatenebene ] [Fra. plan de coordonnées ] : Üstünde koordinat sistemi belirtilmiş düzlem. Descartes koordinat sisteminde, iki koordinat ekseninin belirlediği düzlem.

koordinat ekseni [İng. coordinate axis ] [Alm. Koordinatenachse ] [Fra. axe de coordonnées ] : Öklit n-uzayında sıfır ile n sayıda ei = (0, 0,.1, … , 0) noktalarından geçen doğrulardan biri.

koordinat sistemi [İng. coordita system ] [Alm. ] [Fra. ] : Geometrik şekillerin konumunu sıralı bir sayı takımıyla göstermeye yarayan sistem. bkz. dik koordinat sistemi.

korelasyon [İng. correlation ] [Alm. Korrelation ] [Fra. corrélation ] : 1- Düzlemde noktaları doğrulara, doğruları noktalara taşıyan doğrusal dönüşüm. 2- Uzayda noktaları düzlemlere, düzlemleri noktalara taşıyan doğrusal dönüşüm. 3- İki sayı kümesi arasındaki bağlılık.

korelasyon katsayısı [İng. correlation coefficient ] [Alm. Korrelationskoeffizient ] [Fra. coefficient de corrélation ] : İki sayı kümesi arasındaki doğrusal korelasyonu gösteren ve – 1 ile 1 arasında olan bir sayı.

kotanjant [İng. cotangent ] [Alm. Kotangente ] [Fra. cotangente ] : bkz. cot fonksiyonu.

kök I [İng. root ] [Alm. Wurzel ] [Fra. racine ] : 1- Bir denklemde bilinmeyen yerine konulduğunda denklemi bir özdeşliğe dönüştüren sayı. 2- n>0 doğal sayısı verildiğinde, bir x sayısı için, yn = x eşitliğini gerçekleyen y sayısı.

kök II [İng. radical ] [Alm. Radikal ] [Fra. radical ] : 1- Bir niceliğin karekökü. 2- Karekök simgesi.

köşe [İng. vertex ] [Alm. Scheitel ] [Fra. sommet ] : 1- Bir açıyı belirleyen iki yarıdoğrunun kesiştiği nokta. 2- Çokgende iki komşu kenarın kesişme noktası. 3- Verilen bir çokyüzlünün yüzlerini oluşturan çokgenlerin köşelerinden her biri.

köşegen [İng. diagonal ] [Alm. Diagonale ] [Fra. diagonale ] : 1- Bir çokgende bitişik olmayan iki köşeyi birleştiren doğru parçası. 2- Bir çokyüzlüde aynı yüzde bulunmayan iki köşeyi birleştiren doğru parçası. 3- Bir A kümesi için AxA kartezyen çarpımının {(a,a) : a öğesi A kümesinde } altkümesi.4- Karesel matrisin sol üst köşesinden sağ alt köşesine (ya da sol alt köşesinden sağ üst köşesine) giden doğrultu ğzerinde yer alan öğeler.

köşegenel matris [İng. diagonal matrix ] [Alm. Diagonalmatrix ] [Fra. matrice diagonale ] : Köşegeni üzerinde olmayan bütün öğeleri sıfır olan karesel matris.

köşegenleme [İng. diagonalisation ] [Alm. Diagonali***rung ] [Fra. diagonalisation ] : Karesel matrisi, sonlu sayıda yalın işlem sonucunda bir köşegenel matris durumuna getirme.

kritik nokta [İng. critical point ] [Alm. kritischer Punkt ] [Fra. point critique ] : Bir fonksiyonun türevinin tanımsız olduğu veya sıfıra eşit olduğu nokta.

Kronecker simgesi [İng. Kronecker delta ] [Alm. Kronecker-Symbol ] [Fra. symbole de Kronecker ] : i=j olduğunda dij = 1 olarak, i ile j farklı olduğunda ise dij = 0 olarak tanımlanan fonksiyon.

kuadratik fonksiyon [İng. quadratic unction ] [Alm. quadratische Function ] [Fra. fonction quadratique ] : f(x) = ах2 + bx + c biçiminde bir fonksiyon. anlamdaşı: karesel fonksiyon.

kuadrik [İng. quadric ] [Alm. Quadrifläche ] [Fra. quadrique ] : ikinci dereceden bir yüzey.

kuaterniyon [İng. quaternion ] [Alm. Quaternion ] [Fra. quaternion; quaterne ] : a0a1a2a3 R olmak üzere a0+a1i+a2j + a3k biçiminde simge. anlamdaşı: dördey.

Kuratowski belitleri [İng. Kuratowski's axioms ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Kuratowski işlemi.

Kuratowski işlemi [İng. Kuratowski operation ] [Alm. Kuratowski - Operation ] [Fra. opération de Kuratowski ] : Boş olmayan bir X kümesi üzerinde bir topoloji tanımlamak amacıyla her A altkümesine karşılık, Kuratowski kapanışı denilen ve C(A) simgesiyle gösterilen bir kümeyi belirleme yöntemi.

kuşak [İng. zone; zone of a sphere ] [Alm. Kalotte; Haube; Zone; Kappe ] [Fra. zone; zone sphérique ] : Bir küreyi kesen iki paralel düzlemin küre üzerinde belirlediği yüzey parçası. anlamdaşı: küresel kuşak.

kutup [İng. pole ] [Alm. Pol ] [Fra. pole ] : Kutupsal koordinat sisteminde başnokta.

kutup açısı [İng. polar angle; vectorial angle ] [Alm. Polarwinkel ] [Fra. angle polaire ] : Kutupsall koordinatlarda bir (x,y) noktasını başlangıç noktasına birleştiren doğrunun kutup doğrusu ile yaptığı pozitif yönlü açı.

kutup doğrusu [İng. polar, polar line ] [Alm. Polare ] [Fra. polaire; ligne polaire ] : Kutupsal koordinat sisteminde kutup açısı 0 olan doğru, yatay doğru.

kutup ekseni [İng. polar axis ] [Alm. Polarachse ] [Fra. ] : Bir koniğe dışındaki bir noktadan çizilen iki teğetin değme noktalarını birleştiren doğru.

kutupsal denklem [İng. polar equation ] [Alm. Polargleıchung ] [Fra. équation polaire ] : Kutupsal koordinatlarda yazılmış denklem.

kutupsal koordinatlar [İng. polar coordinates ] [Alm. Polarkoordinaten ] [Fra. coordonnées polaires ] : Düzlemde dik koordinatları x, y olan bir noktaya x=r cost , y=r sint olmak üzere karşılık getirilen r, t sayıları.

kutupsal uzaklık [İng. polar distance ] [Alm. polarer Abstand ] [Fra. distance polaire ] : Kürenin merkezinden kutup noktasına giden ışınla, kürenin her hangi bir noktasına giden ışının belirttiği açı.

kutupsal yarıçap [İng. polar radius ] [Alm. Polarradius ] [Fra. rayon vecteur ] : O başlangıç noktası ile verilen P noktasını bağlayan vektör veya bu vektörün p uzunluğu.

kuvvet kümesi [İng. po**r set ] [Alm. Potenzmenge ] [Fra. ensemble des parties d'un ensemble ] : Bir X kümesinin tüm altkümelerinden oluşan küme. Simgesi : P(X), 2X.

kuvvet merkezi [İng. radical center ] [Alm. Radikalzentrum ] [Fra. centre radical ] : Verilen üç çember için, çemberler ikişer ikişer ele alındığında oluşan üç radikal eksenin kesişme noktası. anlamdaşı: radikal merkez. bkz. radikal eksen.

kuvvet serisi [İng. po**r series ] [Alm. Potenzreihe ] [Fra. séries de puissances ] : ak lar birer gerçek veya karmaşık sayı olmak üzere terimleri akzk olan sonsuz seri.

kübik denklem [İng. cubic equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. üçüncü dereceden denklem.

küçük o simgesi [İng. little O symbol ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. O ve o Landau simgeleri.

küme [İng. set ] [Alm. Menge ] [Fra. ensemble ] : Belirli bir p önermesini gerçekleyen tüm x öğelerinden oluşan varlık. Simgesi : { x : p(x) }.

kümeler kuramı [İng. set theory ] [Alm. Mengenlehre ] [Fra. théorie des ensembles ] : Kümelerin özellikleri ile kümelere ilişkin işlemleri konu edinen matematik kuramı.

kümeler takımı [İng. family of sets ] [Alm. Mengeschar ] [Fra. famille des ensembles ] : Öğeleri birer küme olan takım.

kümeler zinciri [İng. chain of sets ] [Alm. Mengenkette ] [Fra. chaîne d'ensembles ] : Kapsama bağıntısına göre tam sıralanmış kümeler takımı.

kümenin içi [İng. interior of a set ] [Alm. Inneres einer Menge ] [Fra. intérieure d'un ensemble ] : Bir topolojik uzayda bir A kümesinin iç noktalarından oluşan alt kümesi.

kümenin ötelenmesi [İng. set translation ] [Alm. ] [Fra. ] : (G,*) bir grup, a öğesi G içinde olmak üzere, G’nin bir H alt kümesi için aH = {ah | h öğesi H içinde} biçiminde tanımlanan küme.

kümenin tümleyeni [İng. complement of a set ] [Alm. Komplementärmenge ] [Fra. complémentaire d'un ensemble ] : bkz. tümleyen.

küp [İng. cube ] [Alm. Kubus; Würfel; Hexaeder ] [Fra. cube ] : 1- Uzayda on iki ayrıtının tümü eş uzunlukta, yüzleri birbirine kongrüent kareler olan altıyüzlü. 2- Rn ‘nin, eş uzunluklu n sayıda kapalı aralığın çarpım kümesinden oluşan altkümesi. 3- Bir a sayısının üçüncü kuvveti, a3.

küpkök [İng. cube root; cubic surd ] [Alm. Kubikwurzel; dritte Wurzel ] [Fra. racine cubique ] : Bir a gerçel sayısı için, b3=a eşitliğini gerçekleyen b gerçel sayısı.

küre [İng. sphere ] [Alm. Kugel ] [Fra. sphère ] : Bir metrik uzayda sabit bir noktadan (merkez) eşit uzaklıkta (yarıçap) bulunan tüm noktaların oluşturduğu geometrik şekil.

küresel açı [İng. spherical angle ] [Alm. sphärischer Winkel ] [Fra. angle sphérique ] : Bir küre üzerinde iki büyük çemberin kesişmesiyle oluşan geometrik şekil.

küresel geometri [İng. spherical geometry ] [Alm. sphärische Geometrie ] [Fra. géométrie sphérique ] : Küre üstündeki geometrik şekilleri inceleyen geometri dalı.

Landau o ve O simgeleri [İng. Landau O and o symbols ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. o Landau simgesi, O Landau simgesi.

latis [İng. lattice ] [Alm. Gitter; Verband ] [Fra. treillis ] : Her x,y öğe çiftine karşılık inf(x,y) ve sup(x,y) öğelerini varlayan kısmi sıralı küme. anlamdaşı: kafes. anlamdaşı: örgü.

lemma [İng. lemma ] [Alm. ] [Fra. ] : Yardımcı teorem.
limit [İng. limit ] [Alm. Limes ] [Fra. limite ] : Değişken değeri belli bir noktaya yaklaşırken fonksiyon değerlerinin yaklaştığı nokta.
lineer bağımlı sistem [İng. linearyly dependent system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bağımlı küme.

lineer bağımlı vektörler [İng. linear relation ] [Alm. lineare Beziehung ] [Fra. relation lineaire ] : bkz. doğrusal bağımlı vektörler.

lineer bağımsız sistem [İng. linearly independent system ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bağımsız sistem.
lineer bileşim [İng. linear combination ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bileşim.

lineer denklem [İng. linear equation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal denklem.

lineer fonksiyon [İng. linear function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal fonksiyon, doğrusal dönüşüm.

lineer izomorfizm [İng. linear isomorphism ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal eşyapı dönüşümü.

lineer kombinasyon [İng. linear combination ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal bileşim.

lineer uzay [İng. linear space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal uzay.

ln simgesi [İng. In symbol ] [Alm. In Zeichner ] [Fra. symbole ln ] : Doğal logaritma fonksiyonunu gösteren simge. bkz. logaritma.

log simgesi [İng. log symbol ] [Alm. log Zeichen ] [Fra. symbole log ] : Logaritma fonksiyonunu gösteren simge.

logaritma [İng. logarithm ] [Alm. Logarithmus ] [Fra. logaritme ] : a sayısı 1 den farklı olmak üzere x>0 sayısı için, ar = x eşitliğini sağlayan r sayısı. Simgesi: logax = r . Bu eşitlik sağlandığında, r sayısına verilen x sayısının a tabanına göre logaritması denir.

logaritma fonksiyonu [İng. logarithmic function ] [Alm. logarithmische funktion ] [Fra. foncion logarithmique ] : f(x)=loga x ile tanımlanan fonksiyon. anlamdaşı: tersüstel fonksiyon.

logaritma tabanı [İng. base of a logarithm ] [Alm. Basis eines Logarithmus ] [Fra. base d'un logarithme ] : logax gösteriminde a sayısı. bkz. logaritma.

logaritma tablosu [İng. logarithmic table; table of logarithmus ] [Alm. Logarithmentafel ] [Fra. table de logarithmes ] : Çoğunlukla 10 veya e tabanına göre pozitif gerçel sayılarının logaritmalarını sergileyen tablo.

logaritmik denklem [İng. logarithmic equation ] [Alm. logarithmische Gleichung ] [Fra. équation logarithmique ] : Bilinmeyenin logaritmasını içeren denklem.

logaritmik türev [İng. logarithmic derivative ] [Alm. logarithmische Ableitung ] [Fra. dérivée logarithmique ] : Bir fonksiyonun önce logaritmasını alıp ardından zincir kuralı yardımıyla türevinin alınmasını öngören yöntemle elde edilen türev.

lokal maksimum [İng. local maximum ] [Alm. lokales Maximum ] [Fra. maximum local ] : bkz. yerel maksimum.

Maclaurin açılımı [İng. Maclaurin expansion ] [Alm. Maclaurinsche Entwicklung ] [Fra. développement de Maclaurin ] : Bir fonksiyonun Maclaurin serisine açılımı.

Maclaurin serisi [İng. Maclaurin serie ] [Alm. Maclaurinsche Reihe ] [Fra. série de Maclaurin ] : Fonksiyonun 0 noktasındaki Taylor serisi.

maksimal element [İng. maximal elemnt ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. maksimal öğe.

maksimal ideal [İng. maximal ideal ] [Alm. maximal Ideal ] [Fra. ] : Bir halkanın veya cebirin kapsama bağıntısına göre büyükçe olan ve bunların kendilerine eşit olmayan ideali.

maksimal idealler uzayı [İng. maximal ideal space ] [Alm. Raum der maximalen ideale ] [Fra. ] : A Banach cebiri için A dan C ye sıfıra özdeş olmayan tüm cebirsel benzer yapı dönüşümlerinden oluşan uzay.

maksimal öğe [İng. maximal element ] [Alm. maximales Element ] [Fra. element maximal ] : Kısmi sıralı bir kümede söz konusu sıraya göre bu küme içinde kendisinden daha büyük hiçbir öğe varlamayan öğe.

maksimum [İng. maximum ] [Alm. Maksimum; Höchs**rt; Gröss**rt; Gros***s ; gröster **rt ] [Fra. maximum ] : 1- Sıralı bir kümede (varsa) en büyük değer. 2- Bir fonksiyonun aldığı yerel en büyük değerlerden her biri.

mantık [İng. logic ] [Alm. Logik ] [Fra. logique ] : Mantık kurallarını cebirsel bir yapı üzerinde inceleyen matematik dalı.

mantık cebiri [İng. algebra of logic ] [Alm. Algebra der Logik ] [Fra. algèbre de la logique ] : bkz. önermeler cebiri.

matematik [İng. mathematics ] [Alm. Mathematik ] [Fra. mathématique; mathématiques ] : Biçim, sayı ve çoklukların yapılarım, özelliklerim ve aralarındaki ilişkileri mantık yoluyla inceleyen ve aritmetik, cebir, geometri gibi dallara ayrılan bilim.

matematiksel mantık [İng. mathematical logic ] [Alm. mathematische Logik ] [Fra. logique mathématique ] : Mantık kurallarını cebirsel bir yapı üzerinde inceleyen matematik dalı.

matris [İng. matrix ] [Alm. Matrix ] [Fra. matrice ] : m ile n pozitif tamsayılar, aij (i = 1,2,…,m ; j = 1,2,…,n) öğeleri birimli değişmeli bir H halkasından seçilmek üzere, (aij) öğelerinin aynı j damgalı öğeleri alt alta gelecek biçimde satırlar biçiminde dizilerek hepsinin paranteze alınmasıyla oluşturulan nesne.Simgesi: A , (aij) , [aij] , (aij)(m×n) .

matris cebiri [İng. matrix algebra ] [Alm. Matrizenalgebra ] [Fra. algèbre matricielle ] : 1- Matrisleri konu edinen cebir dalı. 2- Karesel matrislerin oluşturduğu cebir.

matris denklemi [İng. Matrix equation ] [Alm. Matrizengleichung ] [Fra. équation matricielle ] : Katsayıları ve bilinmeyeni matrisler olan denklem.

matrisin basamağı [İng. order of a matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : m satırı ve n kolonu olan matris için mxn simgesiyle gösterilen büyüklük.

matrisin çözeni [İng. resolvent of a matrix ] [Alm. Résolvante eine Matrix ] [Fra. résolvante d'une matrice ] : Bir A matrisi için, I birim matris, c bir sayı olduğunda (cI-A) matrisinin tersi.

matrisin doğal biçimi [İng. canonical form of a matrix ] [Alm. ] [Fra. forme canonique d'une matrice ] : anlamdaşı: kanonik biçim.

matrisin eşleniği. [İng. adjoint matrix ] [Alm. adjungierte Matrix ] [Fra. matrice complémentaire ] : adjoint matris.

matrisin izi [İng. trace of a matrix ] [Alm. Spur einer Matrix ] [Fra. trace d'une matrice ] : Bir dördül matrisin köşegen öğelerinin toplamı. Simgesi : iz (A).

matrisin karakteristik denklemi [İng. characteristic equation of a matrix ] [Alm. charakteristische Gleichung einer Matrix ] [Fra. équation characteristique de matrice ] : A bir n x n matrisi, I birim matris ve c bir sayı olmak üzere, det(cI-A) = 0 denklemi. bkz. özdeğer, karakteristik polinom, karakteristik denklem.

matrisin karakteristik polinomu [İng. Characteristic polynomial ] [Alm. charakteristisches Polinom ] [Fra. ] : A bir n x n matrisi, I birim matris ve c bir sayı olmak üzere, det(cI-A) nın açılımından elde edilen c değişkenli polinom. anlamdaşı: özpolinom.

matrisin karakteristik sayıları [İng. characteristic numbers of a matrix ] [Alm. charakteristische Zahlen einer Matrix ] [Fra. ] : Matrisin karakteristik denkleminin kökleri. anlamdaşı: özdeğer.

matrisin köşegeni [İng. diagonal of a matrix ] [Alm. diagonale einer Matrix ] [Fra. diagonale d'une matrice ] : n×n türünden A = [aij] matrisi için, a11 , a22 , … , ann öğeleri. anlamdaşı: birinci köşegen, asıl köşegen. kar. ikinci köşegen, yedek köşegen.

matrisin rankı [İng. rank of a matrix ] [Alm. Rang der Matrix ] [Fra. ] : Bir matrisin sütün uzayının (satır uzayının) boyutu.
matrisin transpozu [İng. transpose of a matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: devrik matris.

medyan [İng. median ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: ortanca.

merkez [İng. center; centre ] [Alm. Zentrum; Mittelpunkt ] [Fra. centre ] : bkz. çemberin merkezi, kürenin merkezi, simetri merkezi, benzerlik merkezi, ağırlık merkezi, eğrilik merkezi.

merkez [İng. center ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grupta grubun her x öğesi için a * x=x * a koşulunu sağlayan a öğelerinden oluşan altküme.

merkezler doğrusu [İng. line of centres ] [Alm. Mittengerade ] [Fra. droite des centres ] : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren doğru.

merkezler eğrisi [İng. line of centres ] [Alm. Zentrale ] [Fra. ligne des centres ] : Bir aileden olan merkezsel eğrilerin merkezlerini birleştiren eğri.

merkezleyici [İng. centralizer ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir grubun bir x öğesi ve bir H altgrubu için, {h H : xh = hx} kümesi, x öğesinin H içindeki merkezleyicisi diye adlandırılır.

meromorf fonksiyon [İng. meromorphic function ] [Alm. meromorphe Funktion ] [Fra. fonction méromorphe ] : Bir D alanında tanımlanan ve kutupları dışında D nin tüm noktalarında çözümsel olan karmaşık fonksiyon.

mertebe [İng. order ] [Alm. Ordnung ] [Fra. ordre ] : 1 – Bir yarı-grubun nicelik sayısı. 2 – G grubunun bir x öğesi için, {x} kümesinin ürettiği altgrubun nicelik sayısı. 3 – Bir karesel matriste tüm satırların veya sütunların sayısı. 4 – Bir fonksiyonun kaçıncı kez türevinin alındığını bildiren doğal sayı. 5 – Bir diferensiyel denklemde en yüksek mertebli türevin basamağı. anlamdaşı: basamak.

metamatematik [İng. matamathematics ] [Alm. ] [Fra. ] : İlkeleri, kavramsal öğeleri, tutarlılığı, matematik ve mantık sistemlerini bir bütün olarak inceleyen bilim dalı.

metrik [İng. metric ] [Alm. Metrik ] [Fra. métrique ] : X boş olmayan bir küme olmak üzere X x X kartezyen çarpımından eksisiz gerçel sayılar kümesine tanımlı olan ve özdeşlik, simetriklik ve üçgen eşitsizliği kurallarını sağlayan bir dönüşüm.

metrik uzay [İng. metric space ] [Alm. metrischer Raum ] [Fra. ] : 1- Üzerinde bir metrik tanımlanmış küme. 2- X bir küme ve p, X üzerinde tanımlı bir metrik olmak üzere (X,p) sıralı ikilisi ile gösterilen yapı. 3- Metrik topoloji ile donatılmış küme.

minimal eleman [İng. Minimal element ] [Alm. minimales Element ] [Fra. element minimale ] : bkz. minimal öğe.

minimal ideal [İng. minimal ideal ] [Alm. minimales Ideal ] [Fra. ] : Bir halkanın veya cebirin kapsama bağıntısına göre minimal olan ve söz konusu halkanın veya cebirin sıfır öğesinden oluşan idealinden farklı olan ideal.

minimal öğe [İng. minimal element ] [Alm. minimales Element ] [Fra. ] : Kısmi sıralı bir kümede söz konusu sıraya göre, bu küme içinde kendisinden daha küçük hiçbir öğe varlamayan öğe.

minimal yüzey [İng. minimal surface ] [Alm. Minimalfläche ] [Fra. surface minimale ] : Ortalama eğrilik fonksiyonu sıfır olan yüzey.

minimum [İng. minimum ] [Alm. Minimum; Tief**rt; kleinster **rt; Kleinstes; Windesbetrag ] [Fra. minimum ] : 1- Sıralı bir kümede (varsa) en küçük değer. 2- Bir fonksiyonun aldığı yerel en küçük değerlerden her biri.

minör [İng. minor ] [Alm. Minor ] [Fra. mineur ] : Bir minor matrisin determinantı.

minör matris [İng. minor matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kare matrisin aij öğesi için, i-inci satır ile j-inci sütunun atılmasıyla elde edilen (n-1) x (n-1) türü matris.

modular aritmetik [İng. modular arithmetic ] [Alm. Modularithmetik ] [Fra. arithmétique modulair ] : Tamsayılar kümesi üzerinde bir modulo bağıntısının denklik sınıfları üzerinde aritmetik. bkz. kongrüantlık, kalandaşlık.

modulo bağıntısı [İng. modulus relation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kongrüans.

modulo m denlik sınıfı [İng. *****alence class modülo m ] [Alm. ni-**uivalenzklasse ] [Fra. ] : modolo bağıntısının ortaya çıkardığı denklik sınıflarından her biri: a tamsayısı için, [a] = {b : a ≡b(mod m) } kümesi. bkz. kalandaşlık sınıfı.

modül [İng. module ] [Alm. Modul ] [Fra. module ] : bkz. sol A-modül. A birimli bir halka, E değişmeli bir grup olmak üzere belirli koşulları sağlayan bir A × E → E işlemi ile donatılan E kümesi.

monik polinom [İng. Monic polynomial ] [Alm. normiertes Polynom ] [Fra. polynôme unitaire ] : En yüksek dereceli teriminin katsayısı 1 olan polinom.

monomorfizm [İng. monomorphism ] [Alm. ] [Fra. ] : Bire-bir benzer yapı dönüşümü.

monoton artan dizi [İng. monotone increasing sequence ] [Alm. monotone wachsende Folge ] [Fra. suite monotone croissante ] : Her n doğal sayısı için an ≤ an+1 olan (an) dizisi.

monoton artan fonksiyon [İng. monotone increasing function ] [Alm. monotone wachsende Funktion; isotone Funktion ] [Fra. fonction monotone croissante; fonction isotone ] : Tanım kümesinde x1 ≤ x2 koşulunu gerçekleyen her x 1 , x2 için f(x1) ≤ f(x2) olan f fonksiyonu.

monoton azalan dizi [İng. monotone decreasing sequence ] [Alm. monotone abnehmende Folge ] [Fra. suite monotone décroissante ] : Her n doğal sayısı için an ≥ an+1 olan (an) dizisi.

monoton azalan fonksiyon [İng. monotone decreasing function ] [Alm. monotone fallende Funktion; antitone Funktion ] [Fra. fonction monotone décroissante; fonction antitone ] : Tanım kümesinde x1 ≤ x2 koşulunu gerçekleyen her x1 , x2 için f(x1) ≥ f(x2) olan fonksiyon.

monoton fonksiyon [İng. monotone function; monotonie function ] [Alm. monotone Funktion ] [Fra. fonction monotone ] : bkz. monoton artan fonksiyon, monoton azalan fonksiyon.

morfizma [İng. morphism ] [Alm. Morphismus ] [Fra. ] : Yapıyı koruyan dönüşüm.

mutlak değer [İng. absolute value ] [Alm. absoluter **rt; absoluter Betrag ] [Fra. valeur absolue ] : 1- Bir örgüdeki x öğesi için eküs (x,-x) öğesi. Simgesi : |x|. 2- Bir gerçel veya karmaşık sayının başlangıç noktasına uzaklığı.

mutlak hata [İng. absolute error ] [Alm. absoluter Fehler ] [Fra. erreur absolue ] : Gerçek değer ile seçilen yaklaşık değer farkının mutlak değeri.

mutlak maksimum [İng. absolute maximum ] [Alm. globales Maximum ] [Fra. maximum absolu ] : bkz. mutlak maksimum değeri.

mutlak maksimum değeri [İng. absolute maximum ] [Alm. globales Maximum ] [Fra. maximum absolu ] : Fonksiyonun bir kümedeki tüm yerel maksimumlarının en büyüğü.

mutlak minimum [İng. absolute minimum ] [Alm. globales Minimum ] [Fra. minimum absolu ] : bkz. mutlak minimum değeri.

mutlak minimum değeri [İng. absolute minimum ] [Alm. abolutes Minimum ] [Fra. minimum absolu ] : Fonksiyonun bir kümedeki tüm yerel minimumlarının en küçüğü.

mutlak yakınsak seri [İng. absolutely convergent séries ] [Alm. absolut konvergente Reihe ] [Fra. série absolument convergente ] : Terimlerinin mutlak değerlerinden oluşan seri yakınsak olan seri.

mükemmel cisim [İng. perfect field ] [Alm. ] [Fra. ] : Her cebirsel genişlemesi ayrılabilir olan cisim. anlamdaşı: yetkin cisim.

mükemmel sayı [İng. perfect number ] [Alm. ] [Fra. ] : Kendisinden küçük bölenlerinin toplamı na eşit olan sayı. anlamdaşı: yetkin sayı.‎

n boyutlu Öklit uzayı [İng. n-dimensionel Euclidean space ] [Alm. euklidischer Raum von n dimensionen ] [Fra. espace euclidien à n dimensions ] : Üzerindeki değişmeli grup yapısı ve skalerle çarpma işlemiyle donatılan Rn kartezyen çarpımı.

n boyutlu uzay [İng. n-dimensional space ] [Alm. Raum von n dimensionen ] [Fra. espace à n dimensions ] : bkz. n boyutlu Öklit uzayı.

n-li bağıntı [İng. n-ary relation ] [Alm. n-stellige Relation ] [Fra. ] : n sayıda kümenin dik çarpımının bir altkümesi.

Napier logaritması [İng. Napierian logarithm ] [Alm. Napiersher Logarithmus ] [Fra. logarithme de Napier ] : Tabanı e sayısı olan logaritma fonksiyonu. anlamdaşı: doğal logaritma.

negatif fonksiyon [İng. Negative function ] [Alm. negative Funktion ] [Fra. fonction négatif ] : Tanımlı olduğu bölgede sadece negatif değerler olan fonksiyon.

negatif logaritma [İng. negative logarithms ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kologaritma. bkz. eştersüstel.

negatif yön [İng. negative direction ] [Alm. negative Richtung ] [Fra. direction négatif ] : Pozitif olarak seçilmiş bir yönün tersi.

Newton yöntemi [İng. Newton's method ] [Alm. Newtonsches Verfahren ] [Fra. méthode de Newton ] : f gerçel değerli, türevlenebilir bir fonksiyon olmak üzere, f(x) = 0 denkleminin yaklaşık çözümlerinin teğetler yardımıyla bulunması için bir yöntem.

niceleyici [İng. quantifier ] [Alm. Quantor ] [Fra. quantificateur ] : Evrensel niceleyici veya varoluşsal niceleyici.

nicelik [İng. quantity, cardinality ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. nicelik sayısı. anlamdaşı: kardinalite.

nicelik sayısı [İng. cardinal number ] [Alm. Kardinalzahl; Grundzahl ] [Fra. nombre cardinal ] : Bir kümenin kaç öğesi olduğunu belirten sayı. anlamdaşı: nicelik.

nilpotent matris [İng. Nilpotent matrix ] [Alm. nilpotente Matrix ] [Fra. matrice nilpotente ] : Bir tam sayı kuvveti sıfıra eşit olan karesel matris. bkz. sıfır güçlü operatör.

nokta [İng. point ] [Alm. Punkt ] [Fra. point ] : 1- Geometride tanımsız öğelerden biri. 2- Belirli bir uzayın varsayımlarını gerçekleyen öğelerden her biri.

nokta çarpımı [İng. dot product ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: iççarpım, skaler çarpım.

norm [İng. norm ] [Alm. Norm ] [Fra. norme ] : E doğrusal uzay olmak üzere, aşağıdaki koşulları sağlayan ||.|| : E → R fonksiyonu: her u, v E ve her a sayılı için,
N1. ||v|| ≥ 0 ,
N2. ||av|| = |a|.||v|| ,
N3. ||u + v|| ≤ ||u|| + ||v|| (üçgen eşitsizliği).

normal [İng. normal ] [Alm. Normal ] [Fra. normale ] : 1- Dik. 2- Bir doğru veya düzleme dik olan bir doğru veya düzlem. 3- Düzlemsel bir eğrinin bir P noktasından geçen ve eğrinin P noktasındaki teğetine dik olan doğru. 4- Bir yüzeyin bir P noktasından geçen ve yüzeyin P noktasındaki teğet düzlemine dik olan doğru. 5- Normal’e paralel olan vektör.

normal altgrup [İng. normal subgroup ] [Alm. Normalteiler; ausgezeichnete Untergruppe ] [Fra. sous-groupe normal; sous -groupe distingué ] : G grubunun her x öğesi için xHx-1 = H eşitliğini gerçekleyen H altgrubu. anlamdaşı: değişmez altgrup.

normal doğrular [İng. normal lines ] [Alm. ] [Fra. droites normales ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için, P deki normal düzlem içinde olan ve P den geçen doğrular.

normal düzlem [İng. normal plane ] [Alm. Normalebene ] [Fra. plan normal ] : Yüzey eğrisinin bir M noktasından geçen ve bu noktadaki teğete dik olan düzlem.

normalleme [İng. normalizing ] [Alm. Normali***rung; Normierung ] [Fra. ] : Uygun bir katsayı ile çarparak normunu birime eşit kılma.

normlu cebir [İng. normed algebra ] [Alm. normierte Algebra ] [Fra. ] : Üzerinde her x,y E için ||xy|| ≤ ||x|| . ||y|| koşulunu gerçekleyen bir norm tanımlanmış E doğrusal cebiri.

normlu doğrusal uzay [İng. nörmed linear space; normed vector space ] [Alm. linearer normierter Raum ] [Fra. espace linéaire norme ] : Bir norm ile donatılmış doğrusal uzay.

normlu uzay [İng. normed space ] [Alm. normierter Raum ] [Fra. espace norme ] : bkz. normlu doğrusal uzay.

nxm türü dizey [İng. nxm matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : n satırı ve m sütunu olan matris. Simgesi : (aij)nxm.

o Landau simgesi [İng. Landau order symbols O and o ] [Alm. Landausche Symbole O bew o ] [Fra. symboles de Landau O et o ] : x →a iken f(x) / g(x) → 0 olduğunu belirten simge.

O Landau simgesi [İng. Landau order symbols O and o ] [Alm. Landausche Symbole O bew o ] [Fra. symboles de Landau O et o ] : Tanım bölgesinde |f(x)| ≤ C |g(x)| olacak biçimde bir C sabitinin varlığını belirten simge.

obeb [İng. gcd ] [Alm. ] [Fra. ] : Ortak bölenlerin en büyüğü. anlamdaşı: ebob.

odak [İng. focus ] [Alm. Brennpunkt; Fokus ] [Fra. foyer ] : Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı dışyarıçapına eşit olan sabit nokta.

odak uzaklığı [İng. focal length ] [Alm. Brenn**ite; Brennpunktsabstand ] [Fra. distance focale ] : Bir elipsin veya hiperbolün iki odağı arasındaki uzaklık.

odaktaş konikler [İng. confocal conics ] [Alm. ] [Fra. coniques confocales; coniques homofocales ] : Odakları çakışan konikler. bkz. birodak.

okek [İng. lcm ] [Alm. ] [Fra. ] : Ortak katların en küçüğü. anlamdaşı: ekok.

oktant [İng. octant, coordinate tripod ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sekizlik.
olmayana ergi yöntemi [İng. method of reductio ad absürdüm ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir T matematik kur***** “A değil” önermesininin eklenmesiyle oluşan T’ kuramı çelişkili olduğunda, A nın doğru bir önerme olduğunu belirten ispat yöntemi.

olumsuzlama [İng. negation ] [Alm. Negation; Verneinung ] [Fra. négation ] : 1- önermeler cebirinde, verilen bir önermenin doğruluk değerinin tersine çevrilmesi. anlamdaşı: yadsıma. 2- önermeler cebirinde, önüne geldiği önermenin doğruluk değerini değiştiren simge: ~ , ¬ .

on tabanlı sayma sistemi [İng. numeration system to the base 10 ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. onlu sistem.

ondabirler basamağı [İng. tenths ] [Alm. Zehntel ] [Fra. ] : Onlu sistemde, rakamın 10-1 katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ilk basamak.

ondalık açılım [İng. decimal expansion ] [Alm. Dezimalbruchentwicklung ] [Fra. développement décimal ] : bkz. onlu açılım.

ondalık gösterim [İng. decimal representation ] [Alm. Dezimahldarstellung ] [Fra. ] : bkz. a-lı sistem, onlu sayma sistemi.

ondalık kesir [İng. decimal fraction ] [Alm. Dezimalbruch ] [Fra. fraction décimale ] : bkz. onlu kesir.

ondalık virgülü [İng. decimal point ] [Alm. Dezimalkomma ] [Fra. virgule décimale ] : Onlu sistemde sayının tam kısmı ile kesirli kısmını ayıran virgül. anlamdaşı: onlu çekesi.

ongen [İng. decagon ] [Alm. Dekagon; Zehneck ] [Fra. décagone ] : On kenarı olan çokgen.

onikigen [İng. dodecagon ] [Alm. Dodekagon; Zwölfeck ] [Fra. dodécagone ] : On iki kenarı olan çokgen.

onikili sayma sistemi [İng. duodecimal system of numeration ] [Alm. Zwölf er system; duodezimal Zahlensystem ] [Fra. système de numération duodécimale ] : Taban olarak 12 sayısını kullanan sayma sistemi sistemi, onikili sistem.

onikili sistem [İng. duodecimal system ] [Alm. Duodezimalsystem ] [Fra. système duodécimal ] : Onikili sayma sistemi.

onikiyüzlü [İng. dodecahedron ] [Alm. Dodekaeder; Zwölfflach ] [Fra. dodécaèdre ] : On iki yüzü olan çokyüzlü.

onlu [İng. decimal ] [Alm. Dezimale ] [Fra. décimale ] : 1- On tabanına dayalı olan. 2- Onlu sayma sistemine göre yazılmış. 3- Onlu kesir. bkz. onlu sistem.

onlu çekesi [İng. decimal point ] [Alm. Dezimalpunkt; Komma ] [Fra. point décimal ] : Bir gerçel sayının onlu sayma sistemine göre yazılışında tüm parçayı kesirde ayıran çeke (virgül).

onlu kesir [İng. decimal fraction ] [Alm. dezimaler Bruch; Zehnerbruch ] [Fra. fraction dédmaîe ] : Onlu sayı sisteminde, onlu çekesinin (virgülünün) solunda sıfırdan başka rakamı var olmayan sayı. Mutlak değeri 1 den küçük olan kesir. anlamdaşı: ondalık kesir.

onlu parça [İng. mantissa ] [Alm. Mantisse ] [Fra. mantisse ] : l ≤ b < 10 olmak üzere x=10nb biçiminde yazılan x > 0 sayısı için log10x = n + log10b ifadeindeki log10b sayısı.

onlu sayma sistemi [İng. decimal system of numeration ] [Alm. Zehnersystem; dekadisches Zahlensystem ] [Fra. système de numération décimale ] : Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi.

onlu sistem [İng. decimal system; denary system ] [Alm. Dezimalsystem; Zehnersystem; dekadisches Zahlensystem ] [Fra. système décimal ] : 1- Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi. ay. bkz. a-II sistem. anlamdaşı: Hint-Arap sayma sistemi, on tabanlı sayma sistemi. 2- Bir sonraki birimi bir öncekinin 10 katı olan ölçü ve tartı sistemi.

onlu sistem [İng. decimal system ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- Taban olarak 10 sayısını kullanan sayma sistemi. ay. bkz. a-II sistem. anlamdaşı: Hint-Arap sayma sistemi, on tabanlı sayma sistemi. 2- Bir sonraki birimi bir öncekinin 10 katı olan ölçü ve tartı sistemi.

operatör [İng. operator ] [Alm. Operator ] [Fra. opérateur ] : 1- Bir normlu uzaydan kendisi içine tanımlı sürekli doğrusal dönüşüm. 2- fonksiyon.

oran [İng. ratio ] [Alm. Verhältnis; Beziehung ] [Fra. rapport; raison ] : İki sayının veya iki çokluğun birinin ötekine bölümü.

orantı [İng. proportion ] [Alm. Proportion ] [Fra. proportion ] : İki oranın eşit olma bildirimi. Simgesi : a/b = c/d, a:b=c:d.

ordinat [İng. Ordinate ] [Alm. Ordinate ] [Fra. ordonnée ] : Düzlemde bir P noktasının konumunu belirleyen {Ox,Oy} dikey koordinat sistemindeki ikinci bileşen. anlamdaşı: düşey koordinat.
ordinatlar ekseni [İng. ordinale axis ] [Alm. ] [Fra. ] : Dikey koordinat sisteminde ikinci eksen. anlamdaşı: düşey koordinat.

orijin [İng. origin ] [Alm. Anfangspunkt; Angriffspunkt; Ursprung; Urpunkt ] [Fra. Origine ; point d'attache ] : Bir Dekart koordinat sistemi için, eksenlerin ortak kesişme noktası. anlamdaşı: başnokta.

orta dikme [İng. perpendicular bisector ] [Alm. Streckensymmetral; Seitensymmetrale ] [Fra. médiatrice ] : Düzlemde veya uzayda bir doğru parçasına orta noktasında dik olan doğru veya düzlem. anlamdaşı: dikortay.

orta nokta [İng. midpoint ] [Alm. Mittelpunkt ] [Fra. milieu ] : Verilen bir doğru parçasını iki eşit parçaya ayıran nokta.

ortakbölen [İng. common divisor ] [Alm. gemeinsamer Nenner; gemeinschaftlicher Nenner ] [Fra. diviseur commun ] : Birden çok nicelik için, bunların her birisinin çarpanı olan nicelik.

ortakkat [İng. common multiple ] [Alm. gemeinsames Vielfaches ] [Fra. multiple commun ] : Birden çok nicelik için, bunlardan her birisinin katı olan ortak nicelik.

ortakoran [İng. common ratio ] [Alm. Quotient ] [Fra. raison ] : Bir geometrik dizide seçkisiz iki ardışık terimin oranı.

ortalama değer [İng. mean value ] [Alm. Mittel**rt; mittlerer **rt ] [Fra. valeur moyenne ] : 1- bkz. aritmetik ortalama. 2- Bir f fonksiyonu için, [a,b] aralığındaki integralinin (b-a) sayısına bölümü.

ortalar üçgeni [İng. medial triangle ] [Alm. ] [Fra. triangle médian; complémentaire d'un triangle ] : Köşeleri bir üçgendeki kenarların orta noktalan olan üçgen.

ortogonal [İng. orthogonale ] [Alm. Orthogonal ] [Fra. orthogonale ] : Dik, dikey, dik olma durumu.

ortogonal dizi [İng. orthogonal sequence ] [Alm. Orthogonalfolge ] [Fra. suite orthogonale ] : Bir iççarpım uzayında terimleri ikişer ikişer birbirlerine dik olan dizi.

ortogonal dönüşüm [İng. orthogonal transformation ] [Alm. orthogonale Transformation ] [Fra. transformation orthogonale ] : bkz. dikey dönüşüm.

ortogonal matris [İng. othogonal matrix ] [Alm. orthogonale Matrix ] [Fra. matrice orthogonale ] : bkz. dikey matris.

ortogonal vektörler [İng. orthogonal vectors ] [Alm. ortogonale Vektoren ] [Fra. vecteur orthogonale ] : İççarpımlı bir V vektör uzayında iç çarpımları sıfır olan iki vektör, dik vektörler.

ortonormal dizi [İng. othonormal sequence ] [Alm. Orthonormalfolge ] [Fra. suite orthonormale ] : bkz. birim dikey dizi.

ortonormal sistem [İng. orthonormal system ] [Alm. Orthonormalsystem ] [Fra. système orthonormal ] : bkz. birim dikey takımı.

ortonormalleştirme [İng. or-thonormalization ] [Alm. Orthonormierung ] [Fra. orthonormalisation ] : Verilen bir doğrusal bağımsız vektörler kümesinden bir birim dikey sistemin oluşturulması.

oskülatör düzlemi [İng. Osculating plane ] [Alm. Osculationkreis; krümmungskreis; scmiegungskreis; oskulierende kreis ] [Fra. cercle oscillateur ] : Bir C eğrisi üzerindeki P noktası için P deki teğet teğet doğrusu ile C üzerindeki değişken P? noktasından geçen düzlemin, varsa, P? noktası P ye yaklaşırken limiti. anlamdaşı: dokunum düzlemi.

otomorfik fonksiyon [İng. automorphic function ] [Alm. automorphe Funktion ] [Fra. fonction automorphe ] : Bir doğrusal dönüşümler grubuna göre, karmaşık düzlemde bir D alanında f nin kutupları dışında çözümsel olan ve söz konusu grup içindeki her bir T dönüşümü için z D olduğunda f(T(z))=f(z) eşitliğini gerçekleyen f tekdeğerli fonksiyonu.

otomorfizm [İng. automorphism ] [Alm. Automorphismus ] [Fra. automorphisme ] : bkz. özyapı dönüşümü.

oval [İng. oval ] [Alm. oval; eirund; Oval ] [Fra. ovale ] : 1- Yumurta kesiti biçiminde olan. 2- Her noktasında merkezine doğru içbükey olan kapalı eğri. 3 – Dışbükey bir bölgeyi sınırlayan kapalı eğri.

oyunlar kuramı [İng. game theory; theory of games ] [Alm. Spieltheorie ] [Fra. ] : İçinde çıkar çatışması bulunan durumlarda en iyi davranışları konu edinen matematik dalı.

parabol [İng. parabola ] [Alm. Parabel ] [Fra. parabole ] : Düzlemde bir F noktasına ve bir d doğrusuna eşit uzaklıkta bulunan noktaların kümesi.

paradoks [İng. paradox ] [Alm. Paradoxon; Paradoxie ] [Fra. paradoxe ] : Kendi içinde çelişkili olan önerme. anlamdaşı: çatışkı.

paralel doğrular [İng. parallel lines ] [Alm. parallele Geraden ] [Fra. droites parallèles ] : Kesişmeyen düzlemdeş doğrular.

paralel düzlemler [İng. parallel planes ] [Alm. parallele Ebenen ] [Fra. planes paralleles ] : Uzayda kesişmeyen iki düzlem.

paralel izdüşüm [İng. parallel projection ] [Alm. Parallelprojektion ] [Fra. projection parallele ] : Düzlemde bir g doğrusu ile bir ? doğrultusu verildiğinde bir P noktasının g üzerine ? ‘ya paralel izdüşümü, P noktasından ? doğrusuna çizilen paralelin g ‘doğrusunu kestiği P’ noktasıdır.

paralel kaydırma [İng. parallel displacement ] [Alm. Parallelvershiebung ] [Fra. transport parallèle ] : anlamdaşı: öteleme.

paralelkenar [İng. parallelogram ] [Alm. Parallelogramm ] [Fra. parallélogramme ] : Karşılıklı kenarları birbirine paralel olan dörtgen.

paralellik postülatı [İng. parallel postulate ] [Alm. Parallenpostulate ] [Fra. postulat des parallèles ] : “İki doğru bir çaprazla kesildiğinde çaprazın bir yanında oluşan iç açıların toplamı düz açıdan kesinlikle küçükse, bu doğrular uzatıldıklarında çaprazın söz konusu yanında kesişirler” olarak belirtilen paralel. anlamdaşı: Öklit paralelelik beliti, Öklit beliti, paraleller aksiyomu.

paralelyüzlü [İng. parallelepiped; parallelepîpedon ] [Alm. Parallelepiped; Parallelepipedon; Zeüfach ] [Fra. parallélépipède ] : Tabanları birer paralelkenar olan prizma, paralelyüz.

parametre [İng. parameter ] [Alm. Parameter ] [Fra. paramètre ] : Bir matematiksel deyimde seçkisiz sabit veya değişken.

parçalanış [İng. partition ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kümenin, her biri boş olmayan, İkişer ikişer ayrık ve tümünün birleşimi o kümeye eşit olan altkümelerinin oluşturduğu takım.

parçalı integralleme [İng. partial integration ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kısmi integrasyon.

Parseval eşitliği [İng. Parseval's equality ] [Alm. Parsevalsche Gleichung ] [Fra. égalité de Parseval; relation de Parseval ] : Bir fonksiyonun normu ile Fourier katsayılarının normunun eşitliği.

paskal üçgeni [İng. Pascal's triangle; binomial array ] [Alm. pascalsches Dreieck ] [Fra. triangle de Pascal ] : (a + b) ikiterimlisinin ardışık pozitif tamsayı kuvvetlerinin açılımındaki katsayıların bir ikizkenar üçgen oluşturacak biçimde alt alta dizilmişi.

pay [İng. numerator ] [Alm. Zahler ] [Fra. numérateur ] : Bir kesirde çizginin üstündeki sayı. kar. payda.

Pisagor teoremi [İng. Pythagorous' theorem ] [Alm. Pythagoreischer Satz ] [Fra. théorème de Pythagoras ] : Bir dik üçgende, dik açıya karşı olan kenarın uzunluğunun karesinin, öteki kenarların uzunluklarının karelerinin topl***** eşit olduğunu ifade eden teorem. bkz. Pisagor bağıntısı.

polinom [İng. polynomial ] [Alm. Polynom ] [Fra. polynôme ] : x bir belirsiz nesne, (ai) ler bir halkadan seçilmek üzere, anxn + an-1xn-1 + … + a1x + a0 biçiminde cebirsel deyim. anlamdaşı: çokterimli.

polinomun derecesi [İng. degree of a polynomial ] [Alm. ] [Fra. degré d'un polynôme ] : Bir polinomda en yüksek dereceli terimin derecesi.

postülat [İng. postulate ] [Alm. Postulate ] [Fra. postulate ] : İspatsız olarak doğruluğu varsayılan önerme. ay. bkz. belit.

pozitif fonksiyon [İng. positive positive function ] [Alm. pozitive Funktion ] [Fra. fonction positive ] : Tanımlı olduğu bir bölgede pozitif değerler alan fonksiyon.

pozitif sayı [İng. positive number ] [Alm. pozitive Zahl ] [Fra. nombre positif ] : x > 0 eşitsizliğini gerçekleyen gerçel x sayısı.

pozitif seri [İng. positive series ] [Alm. Reihe mit positiven Gliedern ] [Fra. série positif ] : Terimleri pozitif olan seri.

pozitif tamsayılar kümesi [İng. positive integers ] [Alm. ] [Fra. ] : {1, 2, 3, …} kümesi.

pozitif yarı eksen [İng. number ray ] [Alm. Zahlenstrahl ] [Fra. rayon de nombers ] : Gerçel eksen üzerinde, pozitif gerçel sayılara karşılık gelen noktaların oluşturduğu küme: R+ = {x | x>0} kümesi.

prizma [İng. prism ] [Alm. Prisma ] [Fra. prisme ] : Yanalyüzleri birer paralelkenar olan çokyüzlü.

projektif geometri [İng. projective geometry ] [Alm. projective Geometrie ] [Fra. géométrie projective ] : Geometrik şekillerin projektif özelliklerini inceleyen matematik dalı. anlamdaşı: izdüşümsel geometri.

pürüzsüz eğri [İng. smooth curve ] [Alm. glatte Kurve ] [Fra. courbe continûment differentiate ] : Sürekli türevlenebilir eğri.

pürüzsüz yay [İng. smooth arc ] [Alm. glatter Bogen ] [Fra. arc continûment différentiable ] : Sürekli türevlenebilir yay.

pürüzsüz yüzey [İng. smooth surface ] [Alm. glatte Fläche ] [Fra. ] : Üzerindeki her bir noktada teğet düzlemi var olan ve normal yöneltisi teğet oluş noktasının sürekli bir fonksiyonu olan yüzey.

radikal [İng. radical ] [Alm. Radikal ] [Fra. radical ] : Bir A halkası içindeki tüm maksimal ideallerin kesişimi.
radikal düzlemi [İng. radical plane ] [Alm. Radikalebene ] [Fra. plan radical ] : İki toparın kesişme çemberinden geçen düzlem. anlamdaşı: güç düzlemi, kuvvet düzlemi.

radikal ekseni [İng. radical axis ] [Alm. Radikal-Achse ] [Fra. axe radical ] : İki çemberin kesişme noktalarından geçen doğru. anlamdaşı: güç ekseni, kuvvet ekseni.

radikal ifade [İng. radical; surd ] [Alm. Radikal; Wurzelausdruck; Wurzelgrosse ] [Fra. radical ] : İrrasyonel sayıların köklerinden oluşan toplam.

radyan [İng. radian ] [Alm. Radian; Radiant ] [Fra. radian ] : Bir çemberde, uzunluğu yarıçapına eşit olan bir yayın belirlediği merkez açının ölçüsü.

rakam [İng. digit; cipher; figure ] [Alm. Ziffer; Zahlzeichen ] [Fra. chiffre ] : Bir sayma sistemi sisteminde, sayıları göstermek için kullanılan simgeler. örn. Onlu dizge için 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9 simgeleri.

random değişken [İng. random variable ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. seçkisiz değişken.

rank [İng. rank ] [Alm. Rang ] [Fra. rang ] : bkz. matrisin rankı.
rastgele değişken [İng. random variable ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. seçkisiz değişken.

rasyonel fonksiyon [İng. rational function; rational expression ] [Alm. rationale Funktion ] [Fra. fonction rationnelle; fraction rationnelle ] : İki polinomun birbirine bölümü biçiminde yazılabilen fonksiyon.

rasyonel sayı [İng. rational number ] [Alm. rationale Zahl ] [Fra. nombre rationnel ] : Rasyonel sayılar kümesinin bir öğesi.

rasyonel sayılar doğrusu [İng. rational line ] [Alm. ] [Fra. droite rationnelle ] : a öğesi Q rasyonel sayılar kümesinin pozitif bir öğesi olmak üzere (-a,a) simetrik açık aralıkları sıfırın bir temel komşuluk sistemi olacak biçimde oluşturulan grup topolojisi ile donatılmış Q rasyonel sayılar kümesi.

rasyonel sayılar kümesi [İng. set of rational numbers ] [Alm. Menge von Rationalzahlen ] [Fra. ensemble des nombres rationnels ] : İki tamsayının birbirine oranı biçiminde yazılabilen sayıların oluşturduğu küme.

reel dizi [İng. real sequence ] [Alm. ] [Fra. ] : Terimleri gerçel sayılardan oluşan dizi. anlamdaşı: gerçel dizi.

reel eksen [İng. real axis ] [Alm. reelle Achse ] [Fra. axe réel ] : bkz. gerçel eksen.

reel sayı [İng. real number ] [Alm. reelle Zahl ] [Fra. nombre réel ] : bkz. gerçel sayı.

refleksif bağıntı [İng. reflexive relation ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: yansımalı bağıntı, dönüşlü bağıntı.

refleksif olmayan bağıntı [İng. irreflexive relation, antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : bkz. yansımaz bağıntı.

regüler [İng. regular ] [Alm. ] [Fra. ] : düzenli.

rektifiye edilebilir [İng. rectifiable ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. düzeltilebilir.

rekurrent [İng. recurrent ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yinelgen

rekursif [İng. recursive ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. yinelgen fonksiyon.

resolvent [İng. resolvent of a linear operator ] [Alm. Resolvente ] [Fra. resolvente ] : bkz. çözen.

rezidü [İng. residue ] [Alm. Residuum ] [Fra. residue ] : Analitik bir fonksiyonun belirli koşulları sağlayan bir noktayı içeren kapalı bir eğri boyunca integrali. anlamdaşı: artık.

Riemann geometrisi [İng. Riemannian geometry ] [Alm. riemannsche Geometrie ] [Fra. géométrie riemannienne ] : Öklit’in “paralel postülatı” yerine, “bir noktadan bir doğruya sonsuz çoklukta paralel doğru çizilebilir” belitini koymakla elde edilen geometri. anlamdaşı: eliptik geometri.

Roma rakamları [İng. Roman numerals ] [Alm. römische Ziffer ] [Fra. nombres romains; chiffres romains ] : Tamsayıların yazılımında Romalıların kullandıkları I = 1, V=5, X=10, L=50, C=100, D=500, M=1000, … simgeleri.

sabit nokta [İng. fixed point ] [Alm. fester Punkt, Fixpunkt ] [Fra. point fixe ] : E kümesi üzerindeki bir f : E → E fonksiyonu için, f (x) = x eşitliğini gerçekleyen x E noktası.

sabit terim [İng. constant term ] [Alm. ] [Fra. terme constant ] : Bir matematik ifadede, belirli koşullar altında değişmez varsayılan terim.

sadeleşme [İng. cancellation ] [Alm. Kürzen ] [Fra. simplification ] : bkz. kısaltma.

sağ A-modül [İng. right A-module ] [Alm. ] [Fra. A-module droite ] : A birim öğesi 1 olan bir halka ve E bir değişmeli grup olmak üzere, A nın her a,b öğesi ile E nin her x,y öğesi için (x+y)a = xa + ya , x(a + b) = xa + xb , (xa)b = x(ab) , x1 = x koşulları sağlanacak biçimde bir E × A → E işlemi ile donatılan E kümesi. kar. sol A-modül.

sağ birim öğe [İng. right identity element ] [Alm. Rechtseinselement ] [Fra. element unite à droite ] : Üzerinde çarpma işlemi tanımlanmış bir kümede her a öğesi için a * e = a koşulunu sağlayan e öğesi.

sağ çarpan [İng. right factor ] [Alm. Rechtsfaktor ] [Fra. facteur droite ] : a * b çarpımındaki b çarpanı.

sağ eşküme [İng. right coset ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir G grubunun bir H altgrubu ve a öğesi için aH = {ah : h H} kümesi.

sağ sıfır böleni [İng. right zero divisor ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir halkanın sıfırdan farklı a ve b öğeleri için ab = 0 ise, b öğesi bir sağ sıfır bölenidir denir.

sağel yönlenimi [İng. right-handed orientation ] [Alm. ] [Fra. ] : Düzlemdeş olmayan üç vektörün gerdiği uzay için, konumu sağ elin açık tutulan baş, işaret ve orta parmaklarının konumuna uyan yönlenim.

sanal çember [İng. imaginary circle ] [Alm. imaginärer Kreis ] [Fra. cercle imaginaire ] : x2 + y2 = -r2 eşitliğini sağlayan öğelerden oluşan küme.

sanal eksen [İng. imaginary axis ] [Alm. imaginäre Achse ] [Fra. axe imaginaire ] : Karmaşık sayılar düzleminde sanal sayıların üzerinde bulunduğu düşey eksen.

sanal parça [İng. imaginary part ] [Alm. Imaginärteil ] [Fra. partie imaginaire ] : z= a+ib karmaşık sayısında b sayısı.

sanal sayı [İng. imaginary number ] [Alm. imaginäre Zahl ] [Fra. nombre imaginaire ] : 1- Gerçel kısmı 0 olan karmaşık sayı. 2 – karmaşık sayı.

sapma [İng. deviation ] [Alm. Ab**ichung; Deviation ] [Fra. déviation ] : Sonlu bir sayılar takımının her bir öğesi için, sayıların aritmetik ortalaması ile söz konusu sayının farkı.

sarmal [İng. spiral ] [Alm. Spirale ] [Fra. spirale ] : Spiral. bkz. tersüstel sarmal, hiperbolik sarmal.

satır [İng. row ] [Alm. Zeile ] [Fra. ligne ] : bkz. satır matrisi.
satır matrisi [İng. row matrix ] [Alm. Zeilenmatrix; Zeile ] [Fra. matrice uniligne ; matrice ligne ] : mxn türünden bir [aij] matrisi için [ai1 , ai2 , ... , ain] (i = 1, 2, … , m ) matrislerinden her biri. anlamdaşı: satır matrisi, satır vektörü.

satır rankı [İng. row rank ] [Alm. Zeilenrang ] [Fra. ] : Bir matrisin doğrusal bağımsız satırlarının maksimum sayısı. Satır uzayının boyutu. Bu sayı matrisin rankına eşittir. bkz. sütun rankı.

satır uzayı [İng. row space ] [Alm. Zeilenraum ] [Fra. ] : Bir matrisin satır vektörleri tarafından gerilen vektör uzayı. Bu uzay sütun uzayına denktir ve boyutu matrisin rankına eşittir. bkz. sütun uzayı.

satır vektörü [İng. row vector ] [Alm. Zeilenvektor ] [Fra. ] : Matrisin bir satırının belirlediği vektör.

sayı [İng. number ] [Alm. Zahl ] [Fra. nombre ] : Sayma, sıralama ve hesaplama işlemlerinde kullanılan soyut nesnelerden her biri. bkz. doğal sayı, tamsayı, gerçel sayı, karmaşık sayı, nicelik sayısı, sıra sayısı.

sayı boncuğu [İng. abacus ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: abaküs.
sayı cismi [İng. number field; number domain ] [Alm. Zahl körper ] [Fra. ] : C cisminin altcisimlerinden biri.

sayı doğrusu [İng. numerical axis ] [Alm. Zahlengerade ] [Fra. droite numerique ] : bkz. sayı ekseni

sayı ekseni [İng. number axis, numerical axis ] [Alm. Zahlenline, Zahlengerade ] [Fra. droite numerique ] : Üzerinde sabit bir başlangıç noktası, artı yön ve birim uzunluk belirlenmiş doğru. anlamdaşı: gerçel eksen, gerçel doğru, sayı doğrusu.

sayı sistemi [İng. number system ] [Alm. Zahlensystem ] [Fra. ] : 1- Sayılar adını alan bir nesneler kümesi, bunlar arasındaki işlemler ve bunların kullanımına ilişkin bir belitler kümesinden oluşan geometrik sistem. 2- Sayıları gösteren rakamları yazma yöntemi.

sayı üçgeni [İng. arithmetic triangle ] [Alm. arithmetisches Dreieck ] [Fra. triangle arithmétique ] : bkz. Paskal üçgeni.
sayıl [İng. scalar ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: skaler.

sayıl cismi [İng. scalar field ] [Alm. Skalarfeld ] [Fra. ] : R veya C cismi. Simgesi : K.

sayılabilir küme [İng. countable set; denumerable set ] [Alm. abzahlbar Menge ] [Fra. ensemble denomrable; ensemble comptable ] : Doğal sayılar kümesine ya da doğal sayılar kümesinin bir alt kümesine birebir eşlenebilen küme. Sayal sayısı alef sıfırdan büyük olmayan küme.

sayılamaz küme [İng. uncountable set; non-denumerable set ] [Alm. nichtabzählbare Menge ] [Fra. ensemble innombrable ] : Doğal sayılar kümesiyle eşsayılı olmayan sonsuz küme.

sayılar kuramı [İng. number theory; theory of numbers ] [Alm. Zahlentheorie; höhere Arithmetik ] [Fra. théorie des nombres; arithmétique théorique; arithmétique supérieure ] : Tamsayıları ve bunlara ilişkin kavramları konu edinen aritmetik kuramı.

sayılar kümesi [İng. set of numbers ] [Alm. Zahlenmenge ] [Fra. ensemble de nombres ] : bkz. Karmaşık sayılar kümesi, gerçel sayılar kümesi, rasyonel sayılar kümesi, tamsayılar kümesi, doğal sayılar kümesi.

sayının tersi [İng. reciprocal ] [Alm. Reziproke ] [Fra. réciproque ] : Sıfırdan farklı bir a sayısı için 1/a sayısı. Çarpma işlemine göre a sayısının ters öğesi.

sayısal çözümleme [İng. numerical analysis ] [Alm. numerische Analyse ] [Fra. analyse numérique ] : Matematik sorunların çözümlerini sayısal anlamda yaklaşık olarak elde etme yöntemlerini konu edinen mantık dalı.

sayısal fonksiyon [İng. numerical function ] [Alm. numerische Funktion; Zahlfunktion ] [Fra. fonction numérique ] : Tanım ve değer kümeleri R nin birer altkümesi olan fonksiyon.

sayısal integralleme [İng. numerical integration ] [Alm. ] [Fra. intégration numérique ] : Sayısal çözümleme yöntemleriyle integralleme.
sayma [İng. numeration ] [Alm. Numerierung; Nummerung ] [Fra. numération ] : 1- Bir kümeye, doğal sayıları ya da bir altkümesini birebir eşleme. 2- sayma sistemi.

sayma sayısı [İng. counting number ] [Alm. ] [Fra. nombre de compte ] : anlamdaşı: doğal sayı.

sayma sistemi [İng. numeration system ] [Alm. numerisches System ] [Fra. système de numération ] : Sayıları yazma ve adlandırma sistemlerinden herbiri.

sayma tabanı [İng. base of numeration ] [Alm. Basts eine Nummerung ] [Fra. base d'une numération ] : a-lı sistem tanımında sözü geçen a sayısı.

sec fonksiyonu [İng. sec ] [Alm. sec ] [Fra. sec ] : Birim çember üzerinde A(1,0) noktasından başlanarak çember üzerindeki B(x,y) noktasına çizilen t radyanlık bir yay veya bu yayı gören yarıçapı açısı için, 1/x oranı. 1/cost fonksiyonu. Simgesi : sec t.

sech fonksiyonu [İng. hyperbolic secant ] [Alm. ] [Fra. secans hyperbolique ] : R ‘de veya C ‘de x → 1/ cosh x biçiminde tanımlanan fonksiyon. Simgesi : sech x.

seçkisiz değişken [İng. random variable; stochastic variable; chance variable ] [Alm. zufällige Veränderliche; zufaligrösse Stochastic ] [Fra. variable aléatoire; variable stochastique; aléa numérique ] : Bir olasılık uzayı üzerinde ölçülebilir fonksiyon. anlamdaşı: rasgele değişken, random değişken.

seçkisiz hata [İng. random error; stochastic error ] [Alm. zufälliger Fehler; stochastischer Fehler; Zufallsfehler ] [Fra. erreur aléatoire; erreur stochastique ] : İstatistik yöntemlerle kestirilebilen hata.

seçkisiz sayılar [İng. random numbers ] [Alm. ] [Fra. ] : Yinelenmeyen ve bir algoritma sağlamayan sayılar dizisi. Rasgele sayılar.

seçme beliti [İng. axiom of choice ] [Alm. Auswahlaxiom ] [Fra. axiome de choix ] : Boş olmayan kümelerden oluşan ve boş olmayan bir kümeler takımının Dekart çarpımının da boş olmayacağını varsayan belit.

sekant fonksiyonu [İng. secant function ] [Alm. Sekansfunktion ] [Fra. fonction sécante ] : sec x = (1 / cos x) eşitliği ile tanımlanan fonksiyon. bkz. kesenlik.

sekizgen [İng. octagon ] [Alm. Achteck ] [Fra. octagone ] : Sekiz kenarı olan çokgen.

sekizlik [İng. octant ] [Alm. Oktant ] [Fra. octant ] : Üç boyutlu uzayda Dekart koordinatlarını tanımlamaya yarayan üç koordinat ekseninin ikişer ikişer alındıklarında oluşturdukları koordinat düzlemlerinin uzayı ayırdıkları sekiz parçadan her biri.

sekizyüzlü [İng. Octahedron; octahedrons; octahedra ] [Alm. Oktaeder; Achtflach ] [Fra. octaèdre ] : Sekiz yüzü olan çokyüzlü.

sentetik bölme [İng. synthetic division; synthetic substitution ] [Alm. synthetische Division ] [Fra. division synthétique ] : Bir değişkenli polinomu (x – a) gibi bir polinoma bölmekte kullanılan pratik bir yöntem.

sentetik geometri [İng. synthetic geometry ] [Alm. synthetische Geometrie ] [Fra. géométrie synthétique ] : Bireşimsel yöntemleri kullanan geometri dalı.

serbest değişken [İng. free variable ] [Alm. freie Variable; freie Veränderliche ] [Fra. variable libre ] : bkz. bağımsız değişken.

serbestlik derecesi [İng. degree of freedom ] [Alm. Freiheitsgrad ] [Fra. degré de liberté ] : Serbest değişken sayısı.

seri [İng. series; infinite series ] [Alm. Reihe; unendliche Reihe ] [Fra. série ] : Bir (an) dizisi verildiğinde, terimleri her n için, sn = a1 + a2 + … + an olan (sn) dizisi.

seriye açılım [İng. expansion in a séries ] [Alm. Reihenentwicklungeiner Funktion ] [Fra. développement en série ] : Değişkenin belirli değerleri için verilen fonksiyona yakınsayan bir seri oluşturma.

sıfır [İng. zero; nought; naught; null ] [Alm. Null; Nullstelle; Nullpunkt ] [Fra. zéro; nul ] : 1 – Aritmetikte toplama işleminin birim öğesi. 2 – Bir toplamsal grubun birim öğesi. 3 – Boş kümenin nicelik sayısı.

sıfır açısı [İng. zero angle ] [Alm. Nullwinkel ] [Fra. ] : Bir noktadan aynı yönde çizilen iki ışının oluşturduğu açı.

sıfır böleni [İng. zero divisor ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sağ sıfır böleni, sol sıfır böleni.

sıfır dizisi [İng. null sequence ] [Alm. Nullfolge ] [Fra. suite nulle ] : Limiti sıfır olan dizi.

sıfır fonksiyonu [İng. zero function ] [Alm. Nullfunktion ] [Fra. fonction zéro ] : 1- Tanım bölgesindeki her x için f(x) = 0 olan f fonksiyonu. 2- **çüm uzayında hemen hemen heryerde sıfır olan fonksiyon.

sıfır öğe [İng. zero element ] [Alm. Nullelement ] [Fra. élément-zéro ] : bkz. sıfır.

sıfır sayısı [İng. zero number ] [Alm. Zero Zahl ] [Fra. nombre zéro ] : Gerçel veya karmaşık sayı cisminde toplamaya göre birim (etkisiz) öğe.

sıfır vektörü [İng. null vector; zero vector ] [Alm. Nullvektor ] [Fra. vecteur nul ] : Bir doğrusal uzayda toplamaya göre birim öğe.

sıfır yeri [İng. ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. fonksiyonun sıfır yeri.

sıfırgüçlü operatör [İng. nilpotent operator ] [Alm. nilpotentes Operator ] [Fra. ] : Tn = 0 olacak biçimde bir n>0 doğal sayısı varlayan T operatörü. anlamdaşı: nilpotent.

sınır değer problemi [İng. boundary value problem ] [Alm. Rand**rtaufgabe; Rand**rtproblem ] [Fra. problème aux limites ] : Bir diferensiyel denklemin, verilen bölgenin sınırlarında, önceden belirtilmiş koşulları sağlayan çözümünü bulma problemi.

sınır I [İng. bound ] [Alm. Schranke ] [Fra. borne ] : Bir sayı kümesindeki her x öğesi için | x | < M eşitsizliğini sağlayan M sayısı, ay. bkz. üst sınır, altsınır, en büyük altsınır, en küçük üst şınır, sınırlı küme, sınırlı dizi.

sınır II [İng. edge ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. kenar.

sınırlı dizi [İng. bounded sequence ] [Alm. beschränkten Folge ] [Fra. suite bornée ] : Bir küme olarak sınırlı olan dizi. ay. bkz. sınırsız dizi.

sınırlı fonksiyon [İng. bounded function ] [Alm. beschränke Funktion ] [Fra. fonction borné ] : Görüntü kümesi sınırlı olan bir fonksiyon.

sınırlı küme [İng. bounded set ] [Alm. beschränkte Menge ] [Fra. ensemble limité ] : 1- Sıralı bir kümede bir altsınırı ve bir üstsınırı var olan altküme. 2- Bir metrik uzayın çapı sonlu olan altkümesi. 3- Bir normlu uzayda eküs {||x|| : x i A} sayısını sonlu kılan A altkümesi. 4- Bir topolojik doğrusal uzayda sıfırın tüm komşuluğunda soğurulan bir altküme.

sınırsız aralık [İng. unbounded interval ] [Alm. unbeschränktes Intervall ] [Fra. intervalle illimite ] : Enaz bir yönü sonsuza uzanan aralık.

sınırsız dizi [İng. unbounded sequence ] [Alm. unbeschränkte Folge ] [Fra. suite non borné ] : Sınırsız bir küme oluşturan dizi.

sınırsız fonksiyon [İng. unbounded function ] [Alm. unbeschränkte Funktion ] [Fra. fonction non borné ] : Görüntü kümesi sınırlı olmayan fonksiyon.

sıra sayısı [İng. ordinal number ] [Alm. Ordnungszahl; Ordinalzahl ] [Fra. nombre ordinal ] : İyi sıralı bir kümenin öğelerine birebir eşlenen öğelerden her biri.

sıralama bağıntısı [İng. order relation ] [Alm. Ordnungsrelation ] [Fra. relation d'ordre ] : Kısmi sıralama, tam sıralama, iyi sıralama bağıntılarından her biri.

sıralı çift [İng. ordered pair ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sıralı ikili.

sıralı ikili [İng. ordered pair ] [Alm. geordnete Paar; geordnete 2-Tupel ] [Fra. couple ordonné ] : Öğelerinden biri birinci, ötekisi de ikinci öğe olarak nitelendirilen a ve b gibi iki öğeden oluşan nesne. Simgesi: (a,b).

sıralı küme [İng. ordered set ] [Alm. geordnete Menge; Ordnung ] [Fra. ensemble ordonné ] : Bir sıralama bağıntısıyla donatılmış küme.

silindir [İng. cylinder ] [Alm. Zylinder ] [Fra. cylindre ] : Düzlemsel bir eğri boyunca eğriyi keserek ve sabit bir doğruya koşut olarak devinen bir doğrunun oluşturduğu geometrik şekil veya geometrik şeklin paralel iki düzlemle sınırlanmış parçası.

simetri [İng. symmetry ] [Alm. Symmetrie; Spiegelung; Eben-mass ] [Fra. symétrie ] : 1- Bir geometrik şeklin bir nokta, bir doğru ya da bir düzleme göre yansımalaryla çakışması. 2- bkz. Simetrik bağıntı.

simetrik bağıntı [İng. symmetric relation ] [Alm. symmetrische z**istellige Relation, symmetrische binare Relation ] [Fra. relation binarire symmetrique ] : X kümesi üzerindeki R bağıntısının, her a, b için aRb ↠ bRa (simetriklik) özeliğini sağlaması.

simetrik grup [İng. symmetric group ] [Alm. ] [Fra. ] : {1, 2, . . . ,n} kümesinin permutasyonlar grubu.

simetrik noktalar [İng. symmetric points ] [Alm. symmetrische Punkten ] [Fra. points symétriques ] : 1- Noktaya göre simetri: iki noktanın, bu noktaları birleştiren doğru parçasının orta noktasına göre konumları. Orta nokta simetri merkezidir.2- Doğruya göre simetri: iki noktanın, bu noktaları birleştiren doğru parçasının orta noktasından geçen dik doğruya göre konumları. Orta noktadan geçen dik doğru simetri eksenidir.3 - Düzleme göre simetri: iki noktanın, bu noktaları birleştiren doğru parçasının orta noktasından geçen dik düzleme göre konumları. Orta noktadan geçen düzlem simetri düzlemidir.

simge [İng. symbol ] [Alm. Symbol; Sinnbild ] [Fra. symbole ] : Çoklukları, işlemleri veya bağıntıları göstermeye yarayan simge veya harf.

sin fonksiyonu [İng. sin ] [Alm. sin ] [Fra. sin ] : Birim çember üzerinde A(1,0) noktasından başlanarak çember üzerindeki B(x,y) noktasına çizilen t radyanlık bir yay veya bu yayı gören yarıçapı açısı için, y düşey konacı (ordinat). Simgesi : sin t.

sinh fonksiyonu [İng. hyperbolic sine ] [Alm. hyperbolischer Sinus, Sinushyperbolicus ] [Fra. sinus hyperbolique ] : R 'de veya C 'de x → (ex-e-x) / 2 biçiminde tanımlanan fonksiyon. Simgesi : sinh x.

sinus [İng. sine ] [Alm. Sinus ] [Fra. sinus ] : bkz. sin fonksiyonu.

sinüs eğrisi [İng. sinusoid ] [Alm. Sinuskurve ] [Fra. sinusoïde ] : y = sin x fonksiyonun grafiği.

sistem [İng. system ] [Alm. System ] [Fra. système ] : 1- Ortak kimi özellikleri olan çokluklar kümesi. 2- Belirli bir gerçeğe ilişkin kurallar kümesi.

sistem çözümleme [İng. systems analysis ] [Alm. ] [Fra. ] : Birbiriyle bağlantılı ve özellikleri bilinen bileşenlerden oluşan bir denetim sisteminde, verilen girdilerin nasıl bir sonuç vereceği konusuyla ilgilenen uygulamalı matematik dalı.

skaler [İng. scalar ] [Alm. Skalar ] [Fra. scalaire ] : Bir cismin (çoğunlukla da R veya C ) öğelerinden biri.

skaler çarpım [İng. scaler product ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. iççarpım.

skalerle çarpma [İng. scalar multiplication ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir K cismi üzerindeki E doğrusal uzayı için, K x E den E içine tanımlı olan (c , x) → cx işlemi.

sol A-modül [İng. left A-module ] [Alm. ] [Fra. A-module gauche ] : A birim öğesi 1 olan bir halka ve E bir değişmeli grup olmak üzere, A nın her a, b öğesi ile E nin her x, y öğesi için a(x+y) = ax + ay , (a + b)x = ax + bx , a(bx) = (ba)x , 1x = x koşulları sağlanacak biçimde bir A × E → E işlemi ile donatılan E kümesi.

sol el yönelimi [İng. left-handed orientation ] [Alm. ] [Fra. ] : Düzlemdeş olmayan üç vektörün gerdiği uzay için, konumu sol elin açık tutulan baş, işaret ve orta parmaklannm konumuna uyan yönlenim.

sol eşküme [İng. right coset ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir G grubunun bir H altgrubu ve a öğesi için Ha = {ha : h H} kümesi.

sol sıfır böleni [İng. left zero divisor ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir halkanın sıfırdan farklı a ve b öğeleri için ab = 0 ise, a öğesi bir sol sıfır bölenidir denir.

sonlu boyutlu doğrusal uzay [İng. finite-dimensional vector space ] [Alm. endlichdimensionaler Vektorraum ] [Fra. espace vectorial de dimension finie ] : Bir m doğal sayısı için, m tane doğrusal bağımsız vektörü bulunan ve her m + 1 tane vektörü doğrusal bağımlı olan doğrusal uzay. Bu durumda m sayısı doğrusal uzayın boyutudur.
sonlu boyutlu lineer uzay [İng. finite-dimensional linear space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sonlu boyutlu doğrusal uzay.

sonlu fonksiyon [İng. finite function ] [Alm. endliche Funktion ] [Fra. fonction finie ] : Tanım bölgesinin her noktasında sonlu değer alan fonksiyon. anlamdaşı: sınırlı fonksiyon.

sonlu küme [İng. finite set ] [Alm. endliche Menge ] [Fra. ensemble fini ] : Sayal sayısı sonlu olan küme.

sonlu ondalık kesir [İng. terminating decimzl fraction ] [Alm. tnd'icher Dezimalbruch ] [Fra. fraction décimale limitée ] : Onlu sayıtlama sayma sisteminde, virgülden sonra sonlu sayıda basamağı olan sayı. Sonlu onlu açılım.

sonlu toplam [İng. finite sum ] [Alm. endliche Summe ] [Fra. somme finie ] : Sonlu sayıda terimlerin toplamı.

sonlu üreteçli grup [İng. finitely generated group ] [Alm. endliche er**iterung Gruppe ] [Fra. ] : Sonlu çoklukta üreteci var olan grup.

sonluötesi sayı [İng. transfinite number ] [Alm. transfinite Zahl; überendliche Zahl ] [Fra. nombre transfini ] : Bir tamsayıya eşit olmayan nicelik sayı veya sıral sayısı.

sonsuz [İng. infinite ] [Alm. unendlich ] [Fra. infini ] : 1- Her sınırı aşan. 2- Her sonludan büyük olan. 3- Sonu gelmeyen, ay. bkz. sonsuz sayılar, sonsuz küme.

sonsuz boyutlu uzay [İng. infinité dimensional space ] [Alm. unendlichdimensionaler Raum ] [Fra. espace de dimension infinie ] : Sonlu sayıda doğrusal bağımsız vektörler tarafından gerilemeyen doğrusal uzay. Sonlu bir tabanı olmayan uzay.

sonsuz küçük [İng. infinitésimal, incalculably small; immeasurably small ] [Alm. infinitesimal; unendlich Klein ] [Fra. infinitésimal; infiniment petit ] : Limiti sıfır olan değişken.

sonsuz küme [İng. infinite set ] [Alm. unendliche Menge ] [Fra. ensemble infini ] : Bir has astkümesine birebir eşlenebilen küme.

sonsuz sayılabilir küme [İng. countably infinite set; denumerably infinite set ] [Alm. abzählbar unendliche Menge ] [Fra. ensemble infini dênombrable ] : Sayal sayısı alef sıfıra eşit olan küme. Doğal sayılar kümesi ile eşsayılı olan küme.

sonsuz sayılar [İng. infinite numbers ] [Alm. uneigentlichen Zahlen ] [Fra. nombres infinis ] : 1- Her sonlu sayıdan büyük veya her sonlu sayıdan küçük olan sayılar. 2- Alef sıfırdan küçük olmayan nicelik sayılar.

sonsuzluk [İng. infinity ] [Alm. Unendlichkeit; Unendliches ] [Fra. infinité ] : Sonsuz olma durumu.

soyut cebir [İng. abstract algebra ] [Alm. abstrakte Algebra ] [Fra. algèbre abstraite ] : Grup, yarı-grup, halka, modül, cisim gibi yapıları inceleyen cebir dalı.

soyut matematik [İng. abstract mathematics ] [Alm. abstrakte Mathematik ] [Fra. mathématique abstraite ] : Bilinmezlerin etkisi altında kalmaksızın gerçeklere ulaşabilmek amacıyla, soyut nesneler ve önceden varsayılan belitlerle kurulan bir evren örneğinde doğruları ve yanlışları araştıran bilim dalı.

soyut sayı [İng. abstract number ] [Alm. abstrakte Zahl; unbenante Zahl ] [Fra. nombre abstrait ] : Somut bir varlığa veya niceliğe bağlanmaksızın tek başına düşünülen sayı. kar. somut sayı.

soyut uzay [İng. abstract space ] [Alm. abstarkter Raum ] [Fra. espace abstrait ] : Tanımsız öğelerden ve bu öğelerin gerçeklediği kimi belitlerden oluşan matematikle ilgili biçimsel sistem.

sözlük sıralaması [İng. lexico graphie order ] [Alm. lexikographische Ordnung ] [Fra. ordre lexicographique ] : A, B kısmi sıralı kümeleri verildiğinde, AxB kümesi üzerinde (a1 , b1) ≤ (a2 , b2) ⇔ [(a1 ≤ a2) ∨ (a1=a2 ∧ b1 ≤ b2) ] olarak tanımlanan ≤ sıralama bağıntısı. Bu sıralama n kümenin kartezyen çarpımına da genelleşebilir.

stereografi [İng. stereography ] [Alm. Stereo graphie ] [Fra. stéréographie ] : üç boyutlu geometrik şekillin düzlemde gösterilmesini konu edinen matematik dalı.

süreklilik beliti [İng. axiom of continuity ] [Alm. Kontinuitätsaxiom ] [Fra. axiome de continuité ] : Gerçel sayı ekseni üzerindeki her bir noktaya bir gerçel sayının karşılık geldiğini varsayan belit.

süreklilik noktası [İng. point of continuity ] [Alm. Stetigkeitspunkt ] [Fra. point de continuité ] : Fonksiyonun sürekli olduğu nokta. bkz. sürekli fonksiyon.

süreksizlik noktası [İng. point of discontinuity ] [Alm. Unstetigkeitspunkt; Unstetigkeitstelle ] [Fra. point de discontinuité ] : Bir fonksiyonun sürekli olmadığı nokta.

sürey varsayımı [İng. continuum hypothesis ] [Alm. ] [Fra. hypothèse du continu ] : Doğal sayılar kümesinin nicelik sayısı ile gerçel sayılar kümesinin nicelik sayısı arasında başka hiçbir nicelik sayı olmadığı varsayımı.

sürgit [İng. ad infinitum; infinitely; to infinity ] [Alm. ad Infinitum ] [Fra. ad infinitum; à l'infini ] : Her sınırın ötesinde, sınırsız olarak, sonsuza değin.

sürgülü cetvel [İng. slide rule ] [Alm. Rechenstab; Rechenschieber; Schiestange ] [Fra. regle à calcul; règle à curseur ] : Logaritma aracılığıyla sayısal işlemler yapmaya yarayan ve biri sabit ötekisi bunun içinde kayan iki cetvelten oluşan hesap aygıtı.

sütun [İng. column ] [Alm. Spalte ] [Fra. colonne ] : bkz. sütun matrisi.

sütun matrisi [İng. column matrix ] [Alm. Spaltenmatrix; Spalte ] [Fra. matrice unicolonne; matrice colonne ] : mxn türünden bir [aij] matrisi için a1j , a2j , ... , anj (j = 1, 2, ... , m ) girdilerinin oluşturduğu nx1 matris.

sütun rankı [İng. column rank ] [Alm. Spaltenrang ] [Fra. rang des vecteurs colonnes ] : K cismi üzerinde bir matrisin sütun uzayının boyutu.

sütun uzayı [İng. column space ] [Alm. Spaltenraum ] [Fra. espace vectoriel engendre par les colonnes ] : Matrisin sütunlarının ürettiği vektör uzayı.

sütun vektörü [İng. column vector ] [Alm. Spaltenvektor ] [Fra. vecteur colonne ] : Matrisin bir sütununun belirlediği vektör.

taban [İng. base; basis ] [Alm. Basis ] [Fra. base ] : 1- Verilen bir geometrik şekil için, üzerine (dik olarak) bir yükselti çizilen veya çizildiği varsayılan kenar veya yüz. örn. koni tabanı, silindir tabanı. 2 - bkz. doğrusal uzay tabanı, dikey taban, topoloji tabanı, sayma sistemi tabanı, logaritma tabanı.
taban açıları [İng. base angles ] [Alm. Basiswinkelen ] [Fra. angles de base ] : Bir üçgen için, tabanın iki ucundaki iç açılar.
taban doğrusu [İng. base line ] [Alm. Rissachse; horizontale Durchschnittslinie; Basislinie; Grundlinie; Terrainlinie ] [Fra. ligne de terre ] : Çoğunlukla üzerine bir yükselti çizilen veya bir yükselti çizildiği varsayılan doğru.
taban vektörleri [İng. basis vectors ] [Alm. Basisvektoren ] [Fra. vecteurs de base ] : Bir vektör uzayının bir tabanının öğeleri.
tablo [İng. table ] [Alm. Tafel ] [Fra. tableau ] : Kullanıma elverişli biçimde sıralanan sayısal bilgiler sistemi.
takdim [İng. presentation ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir G grubu, B kümesindeki bağıntıları sağlayan ve A kümesini oluşturan elemanlar tarafından üretiliyorsa, (A:B) gösterimine G nin bir takdimi denir. Örn. (a : an=1), mertebesi n olan devirli grubun bir takdimidir.
takı [İng. affix ] [Alm. ] [Fra. affixe ] : Benzerlerinden ayırt etmek veya fonksiyonel bir nitelik taşımasını sağlamak amacıyla bir simgenin veya bir imcenin sağ altına, sol altına, sağ üstüne veya sol üstüne konan simge veya harf.
takım [İng. family ] [Alm. Familie; Schar ] [Fra. famille ] : 1- Küme. 2- Öğeleri birer küme olan küme. anlamdaşı: aile.
tam diferensiyel denklem [İng. total differential equation ] [Alm. ] [Fra. équation différentielle totale ] : P(x,y,...,t) dx+Q(x,y,...,t) dy +... + S (x,y,...,t) dt = 0 biçiminde bayağı diferensiyel denklem.
tamaçı [İng. perigon angle ] [Alm. Vollwinkel ] [Fra. angle plain ] : **çüsü 360 derece olan açı.
tambirim dikey küme [İng. complete orthonormal set ] [Alm. ] [Fra. système d'orthonormal complet ] : Bir doğrusal uzayda birbirlerine dik birim vektörlerden oluşan bir maksimal altküme. anlamdaşı: kapalı birim dikey sistem.
tambölen [İng. Aliquot; aliquot part ] [Alm. Aliquote; aliquoter Teil ] [Fra. aliquote ] : Bir tamsayıyı kalansız bölen tamsayı.
tambölmez [İng. Aliquant; aliquant part ] [Alm. Aliquante; Nichtteiler ] [Fra. aliquante ] : Bir tamsayıyı kalansız bölemeyen tamsayı.
tamdeğer fonksiyonu [İng. greatest integer function ] [Alm. Funktion grösste ganze Zahl ] [Fra. fonction partie entière ] : Her gerçel x sayısı için, x ten küçük veya eşit olan en büyük tamsayıya eşit değer alan fonksiyon.
tamdeğişim [İng. total variation ] [Alm. totale Variation ] [Fra. variation totale ] : Bir [a,b] aralığında tanımlanan bir f gerçel veya karmaşık işlevi için, [a,b] nin a = x0 < x1 < ... < xn = b gibi tüm bölüntüleri üzerinde | f(x1) -f(x0) | + | f(x2) - f(x1) | + ... + | f(xn) -f(xn-1) | + sayılarının en küçük üst sınırı.
tamdiferensiyel [İng. total differential ] [Alm. totales Differential; vollständiges Differential ] [Fra. différentielle totale ] : x1 , x2 ,..., xn gibi n değişkene bağlı bir f fonksiyonu için, x1 , x2 ,..., xn , dx1 , dx2 ,..., dxn bağımsız değişkenlerine bağımlı df = fx1dx1 + fx2dx2 + ... + fxndxn fonksiyonu.
tamfonksiyon [İng. entire function; integral function ] [Alm. ganze Funktion ] [Fra. fonction entière; fonction intégrale ] : Sonlu karmaşık düzlemde çözümsel olan fonksiyon.
tamhalka [İng. entire ring ] [Alm. ] [Fra. anneau entier ] : Sıfırdan farklı olan ve sıfır bölenleri var olmayan birimli ve değişmeli halka.
tamküme [İng. complete set ] [Alm. vollständige Menge ] [Fra. ensemble complet ] : Üzerindeki her Cauchy süzgecinin limitini de içeren küme.
tamlama [İng. completion ] [Alm. Vervollständigung ] [Fra. completion ] : Verilen bir E düzgün uzayı için, E uzayı, F nin yoğun bir altuzayına düzgün eşyapılı olacak biçimde bir F tam uzayını bulma.
tamlatis [İng. complete lattice ] [Alm. ] [Fra. treillis complet ] : Boş olmayan her altkümesinin en küçük üst sınırı ile en büyült altsınırı var olan örgü.
tamlık bölgesi [İng. integral domain ] [Alm. Rationalitatsbereich; In-tegritatsbereich ] [Fra. domaine d'intégrité ] : Yalnızca sıfırdan oluşmayan ve sıfırdan farklı her x , y öğesi için xy çarpımı sıfırdan farklı olan değişmeli halka.
tammetrik uzay [İng. complete metric space ] [Alm. vollständiger metrischer Raum ] [Fra. espace métrique complet ] : Her Cauchy dizisinin limitini kendi içinde bulunduran metrik uzay. anlamdaşı: eksiksiz metrik uzay.
tamortogonal sistem [İng. complete orthogonal system; sistem ] [Alm. vollständiges Orthogonalsystem ] [Fra. Systeme orthogonal complet ] : Bir iççarpım uzayında maksimal dikey küme. anlamdaşı: tam birim dikey sistem.
tamrasyonel fonksiyon [İng. entire rational function ] [Alm. ganze rationale Funktion ] [Fra. fonction rationnelle entiére ] : Polinom biçimindeki fonksiyon. Paydası 1 olan rasyonel fonksiyon. Polinom.
tamsalınım [İng. total variation ] [Alm. totale Variation ] [Fra. variation totale ] : bkz. tam değişim.
tamsayı [İng. integer ] [Alm. ganze Zahl; ganzrationale Zahl ] [Fra. nombre entier ] : Tamsayılar kümesine ait sayı.
tamsayılar kümesi [İng. set of integers ] [Alm. Menge der ganzen Zahlen; Menge der genzrationalen Zalilen ] [Fra. ensemble de nombres entiers rationnels; ensemble des entiers relatifs ] : Z = {... -3, -2, -1, 0 ,1, 2, 3, ...} sayılar kümesi.
tamsıralama [İng. total ordering, linear ordering ] [Alm. totale Ordnung ] [Fra. ordre total ] : Bir kümede herhangi iki elemanın karşılaştırılabilir olduğu kısmi sıralama türü. anlamdaşı: doğrusal sıralama.
tamsıralama bağıntısı [İng. total order relation ] [Alm. ] [Fra. relation d'ordre total ] : Bir küme üzerinde herhangi iki elemanın karşılaştırılabilir olduğu kısmi sıralama bağıntısı.
tamsıralı küme [İng. totally ordered set, completely ordered set, linearly ordered set ] [Alm. voll geordnete Menge ] [Fra. ensemble totalement ordonné ] : Üzerinde bir tam sıralama bağıntısı olan küme. anlamdaşı: doğrusal sıralı küme.
tamuzay [İng. complete space ] [Alm. vollständiger Raum ] [Fra. espace complet ] : Üzerindeki her Cauchy süzgeci kendi içindeki bir noktaya yakınsayan düzgün uzay.
tan fonksiyonu [İng. tangent ] [Alm. Tangens ] [Fra. tangente ] : Birim çember üzerinde A(1,0) noktasından başlanarak çember üzerindeki B(x,y) noktasına çizilen t radyanlık bir yay veya bu yayı gören yarıçapı açısı için, y/x oranı. Simgesi : tan t.
tanh fonksiyonu [İng. hyperbolic tangent ] [Alm. ] [Fra. tangente hyperbolique ] : R 'de veya C 'de x → sinhx / coshx biçiminde tanımlanan fonksiyon. Simgesi : tanh x .
tanım kümesi [İng. domain ] [Alm. Definitionsbereich; Definitionsmenge ] [Fra. domaine d'existence; domaine de définitions ] : 1 - Bir (G,A,B) bağıntısı için, birinci izdüşüm dönüşümü altında G bağıntı çizgesinin görüntüsü. 2 - f : A → B fonksiyonu için A kümesi.
tasarı geometri [İng. descriptive geometry ] [Alm. darstellende Geometrie; deskriptive Geometrie ] [Fra. géométrie descriptive ] : Üç boyutlu uzayda nokta, doğru ve düzlem ile ilgili sorunların çizgesel çözümünü araştıran geometri dalı.
taslak [İng. sketch ] [Alm. Entwurf; Skizze ] [Fra. esquisse ] : Ayrıntıya inmeden kabaca gösteren diyagram veya çizge.
Taylor açılımı [İng. Taylor expantion ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Taylor serisi.
Taylor polinomu [İng. Taylor polynomial ] [Alm. Taylorsches Polynom ] [Fra. polynome de Taylor ] : Taylor serisinin bir kısmi toplamı.
Taylor serisi [İng. Taylor series ] [Alm. Taylorreihe ] [Fra. serie de Taylor ] : Bir a noktası komşuluğunda her basamaktan türevlere sahip f fonksiyonu için f(x) = f(a) + f'(a)(x -a) + (1/2!)f"(a)(x - a)2 + (1/3!)f'''(a)(x - a)3 + ... + (1/n!)f(n)(a)(x - a)n + ... serisi. anlamdaşı: Taylor açılımı.
teğet [İng. tangent ] [Alm. Tangente; Berührende; Berührungslinie ] [Fra. tangente ] : Bir eğri üzerindeki P noktası için, eğri üzerindeki değişken bir P' noktası P ye yaklaşırken, varsa, P P' doğrusunun limiti.
teğet düzlemi [İng. tangent plane ] [Alm. Flachentangenie; Tangentialebene ] [Fra. tangente à une surface; plan tangent ] : Bir yüzeyin bir P noktası için, kendi içinde kalarak P den geçen her doğruyu yüzeye teğet doğrusu olurlayan düzlem.
teğet eğrisi [İng. tangent curve ] [Alm. Tangentenkurve; Tangentenlinie ] [Fra. courbe tangente ] : Bir P noktasından geçen ve bu noktadaki teğetleri çakışan iki eğriden birisine göreceli olarak ötekisi.
teğet uzunluğu [İng. length of tangent ] [Alm. Tangentenlänge ] [Fra. ] : Bir eğri üzerindeki bir noktadan bu noktadaki teğetin X-ekseni ile kesişme noktasına olan uzaklık.
teğet yüzeyler [İng. tangent surfaces ] [Alm. tangente Flächen ] [Fra. surfaces tangentes ] : Bir noktadaki teğet düzlemleri çakışan yüzeyler.
teğetaltı [İng. subtangent ] [Alm. Subtangente ] [Fra. sous-tangente ] : Bir eğri üzerindeki noktadan eğriye çizilen teğetin X-eksenini kestiği nokta ile söz konusu noktanın X-ekseni üzerindeki izdüşümünün belirlediği doğru parçası.
teğetler çokgeni [İng. circumscribed polygon ] [Alm. Tangentenvieleck; Tangentenpolygon ] [Fra. polygon circonscrit ] : Kenarları bir çembere teğet olan çokgen.
Tek çarpanlama bölgesi [İng. unique factorisation domain ] [Alm. ] [Fra. ] : Tersinir olmayan ve sıfırdan farklı her elemanı sonlu sayıda indirgenemez elemanın çarpımı olarak, bir anlamda tek türlü, yazılabildiği tamlık bölgesi.
tek çözüm [İng. unique solution ] [Alm. einzige Lösung ] [Fra. solution unique ] : Bir denklem ya da denklem sistemini sağlayan bir tek çözüm ya da bir tek çözüm takımı.
tek değişkenli fonksiyon [İng. single variable function ] [Alm. Funktion einer Variablen ] [Fra. fonction d'une variable ] : Bir değişkene bağlı olan fonksiyon.
tek fonksiyon [İng. odd function ] [Alm. ungerade Funktion ] [Fra. fonction impaire ] : Tanım kümesindeki her x için f(-x) = - f(x) eşitliğini gerçekleyen f gerçel fonksiyonu, kar. çift fonksiyon.
tek sayı [İng. odd number ] [Alm. ungerade Zahl ] [Fra. nombre impair ] : İkiye kalansız bölünmeyen tamsayı. kar. çift sayı.
tek üreteçli ideal [İng. Principal ideal ] [Alm. Hauptideal ] [Fra. ] : Bir halkanın yalnızca bir elemanı tarafından üretilen idel.
Tek üreteçli ideal halkası [İng. principal ideal ring ] [Alm. ] [Fra. ] : Her ideali tek üreteçli olan halka.
tekil çözüm [İng. singular solution ] [Alm. singuläre Lösung ] [Fra. solution singulière ] : Bir diferensiyel denklemin genel çözümünce içerilmeyen çözüm. anlamdaşı: tekil integral.
tekil fonksiyon [İng. singular function ] [Alm. singuläre Funktion ] [Fra. fonction singuliére ] : Türevi hemen-hemen her yerde sıfır olan ve sabit olmayan fonksiyon.
tekil integral [İng. singular integral ] [Alm. singuläres Integral ] [Fra. intégrale singulière ] : bkz. tekil çözüm.
tekil matris [İng. singular matrix ] [Alm. singuläre Matrix ] [Fra. matrice singuliére ] : Determinantı sıfır olan matris. Tersi varolmayan matris. Tersinmez matris. anlamdaşı: singüler matris.
tekil nokta [İng. singular point ] [Alm. sıngularer punkt ] [Fra. point singulier ] : 1- Bir karmaşık fonksiyonun çözümsel olmadığı nokta. 2- Bir eğri üzerinde düzenli olmayan nokta.
tekil olmayan matris [İng. non-singular matrix ] [Alm. nichtsinguläre Matrix ] [Fra. matrice non singuliére ] : Determinantı sıfıra eşit olmayan matris. Tersi varolan matris. Tersinir matris.
temel çözüm sistemi [İng. fundamental system of solutions ] [Alm. Hauptsystem von Lösungen ] [Fra. système principal de solutions ] : Bir doğrusal denklem sisteminin çözüm uzayının tabanı.
temsil [İng. representation ] [Alm. Darstellung ] [Fra. représentation ] : Bir cebirsel yapıdan, kendisine oranla özelikleri daha çok bilinen bir diğer cebirsel yapıya bir benzeryapı dönüşümü.
temsilci [İng. representative ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerinde bir denklik bağıntısı bulunan bir kümenin her öğesi, ait olduğu denklik sınıfının bir temsilcisidir.
tensör [İng. tensor ] [Alm. Tensor ] [Fra. tenseur ] : Her koordinat sisteminde belirli bileşenleri olan ve koordinat dönüşümleri altında bileşenleri belirli kurallarla değişen soyut matematik nesne.
tensör cebiri [İng. tensor algebra ] [Alm. Tensoralgebra ] [Fra. algèbre tensorielle ] : Tensörleri ve bunlarla yapılan cebirsel işlemleri konu edinen matematik dalı.
teorem [İng. theorem ] [Alm. Theorem; Satz; Lahrsatz ] [Fra. théorème; proposition ] : 1- Verilen belirli varsayımlar altında kanıtlanabilen genel vargı. 2- Kanıtlanmış olan genel vargı. v önerme.
terim [İng. term ] [Alm. Glied ] [Fra. terme ] : Çeşitli çoklukların toplamı olarak yazılan bir ifadede toplananlardan her biri.
ters açılar [İng. opposite angles ] [Alm. Scheitelwinkel ] [Fra. angles opposés par le sommet ] : Kenarları birbirinin uzantısı olan iki açı.
ters bağıntı [İng. inverse relation; reciprocal relation ] [Alm. reziproke Relation ] [Fra. relation réciproque ] : Bir f = (E,F,G) bağıntısı için, (F,E,G-1) sıralı üçlüsü. Simgesi : f -1.
ters dönüşüm [İng. inverse mapping ] [Alm. inverse Abbildung; inverse Transformation ] [Fra. application inverse; transformation inverse ] : bkz. ters fonksiyon.
ters eleman [İng. inverse element ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ters öğe.
ters fonksiyon [İng. inverse function ] [Alm. inverse Funktion; Umkehrfunktion ] [Fra. fonction inverse ] : Bir fonksiyon için fonksiyon olma koşulunu sağlayan ters bağıntı.
ters görüntü [İng. inverse image ] [Alm. inverses Bild, reziprokes Büd, Urbild ] [Fra. image inverse, image réciproque ] : bkz. öngörüntü.
ters grafik [İng. inverse graph ] [Alm. ] [Fra. graphie inverse ] : E x F içindeki bir G grafiği için F x E içindeki G-1 grafiği.
ters hiperbolik fonksiyonlar [İng. inverse hyperbolic functions; antihyperbolic functions ] [Alm. inverse hyperbolische Funktionen, Umkehrfunktionen der Hyperbel-Funktionen ] [Fra. fonctions hyperboliques inverses; fonctions hyperboliques réciproques ] : Birebir-örten oldukları yerlere kısıtlanmak koşuluyla, hiperbolik fonksiyonların ters fonksiyonları. Simgeleri : sinh-1 = argsinh , cosh-1 = argcosh , tanh-1 = argtanh , sech-1 = argsech , tanh-1 = argtanh , csch-1 = argcsch .
ters işaret [İng. opposite sign ] [Alm. entgegengesetztes Vorzeichen ] [Fra. signe contraire ] : Verilen işaretin tersi, yani (+) ise (-) işareti, (-) ise (+) işareti.
ters kosekant fonksiyonu [İng. inverse cosecant function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccsc fonksiyonu.
ters kosinüs fonksiyonu [İng. inverse cosinus function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccos fonksiyonu.
ters kotanjant fonksiyonu [İng. inverse cotangent function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccot fonksiyonu.
ters matris [İng. invert matrix ] [Alm. inverse Matrix ] [Fra. matrice inverse ] : A n inci mertebeden karesel bir matris olmak üzere, eğer varsa, AB = B A = In eşitliğini sağlayan B matrisi.
ters orantılı çokluklar [İng. inversely proportional quantities ] [Alm. indirekt proportionale Grossen; verkehrt proportionale Grossen ] [Fra. grandeurs inversement proportionnelles ] : Çarpımları sabit olan iki çokluk.
ters öğe [İng. inverse element ] [Alm. inverses Element ] [Fra. element inverse ] : (E,*) bir birimli grup ve e birim öğe olmak üzere, x öğesi için x * u = e = u * x eşitliğini sağlayan u öğesi.
ters önerme [İng. inverse proposition ] [Alm. inverse Aussage ] [Fra. proposition inverse ] : p önermesi için, doğruluk değerleri p nin doğruluk değerlerinin tersi olan önerme. Simgesi : p', ~ p, ¬p .
ters sekant fonksiyonu [İng. inverse secant function ] [Alm. ] [Fra. ] : arcsec fonksiyonu.
ters sinüs fonksiyonu [İng. inverse sinus function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arcsin fonksiyonu.
ters tanjant fonksiyonu [İng. inverse tangent function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arctan fonksiyonu.
ters trigonometrik fonksiyonlar [İng. inverse trigonometric functions; antitrigonometric functions ] [Alm. inverse trigonometrische Funktionen; Zyklometrische Funktionen; Umkehrfunktionen der trigonometrischer Funktionen ] [Fra. fonctions trigonométriques inverses ] : Trigonometrik fonksiyonların birebir ve örten oldukları aralıklarda oluşturulan ters fonksiyonları. Simgeleri : arcsin, arccos, arctan, arccot, arcsec, arccsc.
tersdeğişen matrisler [İng. anticornmute matrices ] [Alm. ] [Fra. matrices anticommuttantes ] : AB = -BA koşulunu sağlayan A, B kare matrisleri.
tersdeğişmeli ikili işlem [İng. anticommutative binary operation ] [Alm. ] [Fra. opération binaire anticommutative ] : Bir toplamsal G değişmeli grubu verildiğinde, G üzerinde her x,y için x * y = - y * x gerçekleyen * ikili işlemi.
tersinir matris [İng. invertible matrix ] [Alm. invertierbare Matrix ] [Fra. matrice inversible ] : A.B = B.A = In olacak biçimde bir B matrisi varlayan nxn türünden A matrisi. anlamdaşı: düzenli matris, tekil olmayan matris.
tersinir öğe [İng. invertible element ] [Alm. invertierbares Element; umkehrbares Element ] [Fra. element inversible ] : (E , *) birimli yarı halkasında x * x' = e = x' * x olacak biçimde bir x' öğesi varlayan x öğesi.
tersinmez matris [İng. noninvertible matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tekil matris.
terssimetrik bağıntı [İng. antisymmetric relation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. antisimetrik bağıntı.
terstürev [İng. antiderivative ] [Alm. unbestimmtes Integral ] [Fra. antidérivation ] : bkz. belirsiz integral.
tersüstel [İng. logarithm ] [Alm. Logarithmus ] [Fra. logarithme ] : bkz. logaritma.
tersüstel fonksiyon [İng. logarithmic function ] [Alm. logarîthmische Funktion ] [Fra. fonction logarithmique ] : 1- z → log z fonksiyonu. 2- z → loga z fonksiyonu bkz. logaritma fonksiyonu.
tersüstel sarmal [İng. logarithmic spiral ] [Alm. logarithmische Spirale ] [Fra. spirale logarithmique ] : Kutupsal koordinatlara göre denklemi log r = aθ olan düzlemsel eğri.
tersüstel taban [İng. base of logarithm ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. logaritma tabanı.
tersüstel tablosu [İng. logarithmic table; table of logarithmus ] [Alm. Logarithmentafel ] [Fra. table de logarithmes ] : Çoğunlukla 10 veya e tabanına göre artı gerçel sayılarının tersüstellerini sergileyen tablo.
tıkız fonksiyon [İng. compact function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tıkız operatör.
tıkız küme [İng. compact set ] [Alm. kompakte Menge ] [Fra. ensemble compact ] : Bir Hausdorff uzayında, her açık örtüsünden sonlu bir altörtü seçilebilen altküme.
tıkız uzay [İng. compact space ] [Alm. kompakter Raum ] [Fra. espace compact ] : Her açık örtüsünden sonlu bir altörtü seçilebilen Hausdorff topolojik uzayı.
topar [İng. sphere ] [Alm. Kugel; Sphäre; Kugelfläche ] [Fra. sphère ] : bkz. küre.
toparsı [İng. spheroid; ellipsoid of revolution ] [Alm. Sphäroid ] [Fra. sphéroïde ] : Bir elipsin eksenlerinden biri boyunca döndürülmesiyle oluşan dönel yüzey.
toplam [İng. sum ] [Alm. Summe ] [Fra. somme ] : 1- (x,y) → x+y işleminde x+y niceliği. 2- Bir yakınsak seride kısmi toplamlar dizisinin limiti.
toplama [İng. addition ] [Alm. Addition; Vermehrung; Zusammenzahlen ] [Fra. addition ] : 1- Gerçel veya karmaşık sayı kümeleri üzerinde tanımlanan ikili işlem. Simgesi ; +. 2- Bir yarıgrup üzerinde tanımlanan ve sayılardaki toplama işlemine benzer özellikler sağlayan ikili işlem.
toplamsal birim [İng. additive identity ] [Alm. additives Einselement ] [Fra. identité additive ] : Toplama işlemi birimi.
toplamsal fonksiyon [İng. additive function ] [Alm. additive Funktion ] [Fra. fonction additive ] : Birer toplama işlemiyle donatılmış iki kümenin birisinden ötekine tanımlı olan ve her x, y için f(x+y) = f(x) + f(y) eşitliğini sağlayan f fonksiyonu.
toplamsal grup [İng. additive group ] [Alm. additive Gruppe ] [Fra. groupe additif ] : 1- İşlemi toplama olan grup. 2- Bir kümenin toplama ile gösterilen işleme göre oluşturduğu grup. 3- Bir sayı kümesinin toplama işlemine ve öklit metriğine göre oluşturduğu topolojik grup.
toplamsal ters öğe [İng. additive inverse element ] [Alm. entgegengesetztes Element ] [Fra. élément-opposé ] : Toplama işlemine göre e birimli bir grupta, a + a' = a' + a = e olacak biçimdeki a' öğesi. Simgesi: -a.
toplanan [İng. addend ] [Alm. Summand; Addend ] [Fra. nombre à ajouter ] : Bir toplamı oluşturan terimlerden her biri.
topoloji [İng. topology ] [Alm. Topologie ] [Fra. topologie ] : 1- Verilen bir X kümesi için, X in altkümelerinden oluşan ve aşağıdaki koşullan sağlayan T kümeler ailesi : a) T nin her altkümesinin bileşimi T nin içindedir, b) T nin her sonlu altkümesinin kesişimi T nin içindedir, c) Boş küme ve X kümesi T ailesine aittir. 2- Topolojik özelliklerle ilgilenen matematik dalı, topoloji bilim dalı.
topoloji tabanı [İng. basis for a topology ] [Alm. Basis eines topologischen Raumes ] [Fra. base pour une topologie ] : Bir topolojik uzayda, her açık kümeyi bir alttakımının bileşimi olurlayan ve açık kümelerden oluşan takım.
topolojik eşyapı dönüşümü [İng. homeomorphism ] [Alm. Homöomorphie; Homöomorphismus ] [Fra. homéomorphisme ] : Bir topolojik uzaydan ötekine yapıyı koruyan birebir örten fonksiyon. anlamdaşı: topolojik izomorfizm, homeomorfizm.
topolojik değjşmez [İng. topological invariant; topological property ] [Alm. topologisches Invariant ] [Fra. invariant topologique ] : bkz. topolojik özelik.
topolojik doğrusal uzay [İng. topological linear space ] [Alm. topologisch linearer Raum ] [Fra. espace linéaire topologique ] : Üzerinde biri topolojik öteki doğrusal iki yapı olan ve toplama ile skalerle çarpma işlemleri sürekli olan küme. v topolojik vektör uzayı.
topolojik eşyapı dönüşümü [İng. homeomorphism ] [Alm. Homöomorphie, Homöomorphismus ] [Fra. homeomorphisme ] : Bir topolojik uzaydan ötekine kendisi ve tersi sürekli olan birebir örten fonksiyon. Denk olarak, topolojik yapıyı koruyan birebir-örten fonksiyon. anlamdaşı: topolojik izomorfizm.
topolojik eşyapılı uzaylar [İng. homeomorphic îopological spaces ] [Alm. homöomorpher topologischer Raum ] [Fra. espaces topologiques homéomorphes ] : Aralarında topolojik eşyapı kurulabilen topolojik uzaylar. v homeomorfik uzaylar.
topolojik grup [İng. topologicai group ] [Alm. topologische Gruppe ] [Fra. groupe topologique ] : Üzerindeki grup işlemini sürekli kılan bir topoloji ile donatılmış grup.
topolojik halka [İng. topologicai ring ] [Alm. topologischer Ring ] [Fra. anneau topologique ] : üzerindeki halka işlemlerini sürekli kılan bir topoloji ile donatılmış halka.
topolojik özelik [İng. topologicai property ] [Alm. topologisches Eigenschaft ] [Fra. propriété topologique ] : Her topolojik eşyapı dönüşümü altında korunan özelik.
topolojik uzay [İng. topological space ] [Alm. topologischer Raum ] [Fra. espace topologique ] : Üzerinde bir topolojik yapı bulunan küme.
topolojik vektör uzayı [İng. topological vector space ] [Alm. topologischer Vektorraum ] [Fra. espace vectoriel topologique ] : bkz. topolojik doğrusal uzay.
topolojik yapı [İng. topological structure ] [Alm. topologische Struktur ] [Fra. structure topologique ] : bkz. topoloji.
totoloji [İng. tautology; tautological sentence ] [Alm. Tautologie; ausagenlogisch formal wahre Awssage ] [Fra. tautologie ] : Bileşenlerinin tüm değerlemeleri için doğru olan bileşik önerme.
transandant fonksiyon [İng. transcendental function ] [Alm. transzendente Funktion ] [Fra. fonction transcendante ] : Cebirsel olmayan fonksiyon. anlamdaşı: aşkın fonksiyon. bkz. cebirsel fonksiyon.
transandant genişleme [İng. transcendental extension ] [Alm. transzendant Er**iterungskorper ] [Fra. extension transcendante ] : Bir cismin cebirsel olmayan genişlemesi. anlamdaşı: taşkın genişleme.
transandant öğe [İng. transcendental element ] [Alm. transzendente Element ] [Fra. élément transcendental ] : Katsayıları bir K cisminden seçilen hiç bir polinoma kök olmayan öğeye, K 'ya göreli olarak verilen ad. anlamdaşı: aşkın öğe.
transandant sayı [İng. transcendental number ] [Alm. transzendente Zahl ] [Fra. nombre transcendant ] : Cebirsel olmayan sayı. anlamdaşı: aşkın sayı. bkz. cebirsel sayı.
transpozisyon [İng. tranposition ] [Alm. ] [Fra. ] : İki öğeli çevrim. {1,2, . . . ,n} kümesinin a ve b gibi iki öğesini kendi aralarında değiştiren, diğer tüm öğeleri sabit bırakan permutasyon; simgesi : (ab). anl. devrinim.
trigonometri [İng. trigonometry ] [Alm. Trigonometrie ] [Fra. trigonométrie ] : Düzlemsel veya küresel üçgenlerin özeliklerini inceleyen matematik dalı.
trigonometrik denklem [İng. trigonometric equation ] [Alm. trigonometrische Gleichung ] [Fra. equation trigono-metrique ] : Bilinmeyeni, trigonometrik fonksiyonların değişkeni olarak içeren denklem.
trigonometrik fonksiyonlar [İng. trigonometric function; trigonometrical function ] [Alm. trigonometrische Funktion ] [Fra. fonction trigonométrique ] : sinx, cosx, tanx, cotx, secx, cscx fonksiyonları.
trilyon [İng. trillion ] [Alm. Trillion ] [Fra. trillion ] : 1012 sayısı.
tutarlı denklem sistemi [İng. consistent system of equations ] [Alm. verträglich Gleichungssystem ] [Fra. système consistant des équations ] : Çözüm kümesi boş olmayan denklemler sistemi.
tutarlı denklem sistemi [İng. consistent system of equations ] [Alm. lösbares Gleichungssystem ] [Fra. systéme compatible d'equations ] : En az bir çözümü olan denklem sistemi.
tutarlı denklemler sistemi [İng. compatible equations, consistent equations ] [Alm. verträgliche Gleichungen ] [Fra. équations compatibles ] : bkz. tutarlı denklem sistemi.
tutarlılık koşulu [İng. consistency condition ] [Alm. Verträglichkeitsbedingung ] [Fra. condition de consistance ] : Matematiksel bir kuramın içinde çelişki olmaması koşulu.
tutarsız denklemler sistemi [İng. inconsistent system of equations ] [Alm. ] [Fra. système inconsistant des équations ] : Çözüm kümesi boş olan denklemler sistemi.
tümdengelim [İng. deduction ] [Alm. Deduktion; Folgerung, Ableitung ] [Fra. déduction ] : Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarımın sonucunu elde etme. kar. tümevarım.
tümdengelimli [İng. deductive ] [Alm. deduktiv ] [Fra. déductif; deductive ] : Tümdengelimi içererek veya tümdengelime dayanarak.
tümdengelimli yöntem [İng. deductive method; deductive theory ] [Alm. deduktive Methode ] [Fra. méthode deductive ] : Belitlere ve tanımsız öğelere dayalı biçimsel bir yapı içinde doğru önermeleri elde etme yöntemi.
tümevarım [İng. induction ] [Alm. Induktion ] [Fra. induction ] : Özel sonuçlardan genel sonuç çıkarma. bkz. matematiksel tümevarım.
tümevarımsal sistem [İng. inductive system ] [Alm. induktive System ] [Fra. système inductif ] : Kategoride belli özellikleri olan sistem.
tümleme [İng. complementation ] [Alm. ] [Fra. complémentation ] : Verilen bir kümenin tümleyenini bulma.
tümler açılar [İng. complementary angles ] [Alm. ] [Fra. ] : Toplamları 360 derece olan iki açı. anlamdaşı: eşlenik açılar.
tümler küme [İng. complementary set ] [Alm. komplementär Menge ] [Fra. ensemble complémentaire ] : bkz. tümleyen.
tümleyen [İng. complement ] [Alm. Komplement ] [Fra. complément ] : E evrensel kümesinin bir A altkümesi için, E içinde olup, A içinde olmayan öğelerin oluşturduğu küme.
tümleyen açılar [İng. complementary angles ] [Alm. Komplementwinkeln ] [Fra. angles complementaires ] : bkz. dikler açılar.
türdeş [İng. homogen ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. homojen.

uygulamalı matematik [İng. applied mathematics ] [Alm. angewandte Mathematik ] [Fra. mathématique appliquée ] : Uygulamalı bilimlerdeki sorunların çözümünde temel ilke olacak araçları ortaya koyan matematik dalı.
uzaklık [İng. distance ] [Alm. Distanz; Abstand; **ite; Ferne ] [Fra. distance, éloignement ] : (X,d) metrik uzayındaki x , y noktaları için d(x , y) sayısı.
uzay [İng. space ] [Alm. Raum ] [Fra. espace ] : Üzerinde bir matematiksel yapı ile birlikte bir küme.
uzay eğrisi [İng. space curve ] [Alm. Raumkurve ] [Fra. courbe gauche; courbe d'espace ] : İki yüzeyin kesişimi, anlamdaşı: uzaysal eğri.
uzunluk [İng. length ] [Alm. Lange ] [Fra. longueur ] : Uç noktaları gerçel eksendeki a , b noktaları ile çakışan doğru parçası için |b - a| sayısı. ay. bkz. uzaklık.
üçeşbölüm [İng. trisection ] [Alm. Dreiteilung; Trisektion ] [Fra. trisection ] : Üç eşit parçaya ayırma.
üçgen [İng. triangle ] [Alm. Dreieck ] [Fra. triangle ] : Köşeler adını alan ve doğrudaş olmayan üç noktanın kenarlar adını alan doğru parçalarıyla birleştirilmesiyle oluşan düzlemsel geometrik şekil veya bu geometrik şeklin sınırladığı kapalı bölge.
üçgen eşitsizliği [İng. triangle inequality ] [Alm. Dreiecksungletchung ] [Fra. inégalité triangulaire ] : (X,d) metrik uzayında her x, y, z için gerçeklenen d(x,y) < d(x , z) + d(z , y) eşitsizliği.
üçgen prizma [İng. triangular prism ] [Alm. dreiseitig Prisma ] [Fra. prisme triangulaire ] : Tabanı bir üçgen olan prizma.
üçgensel matrise indirgeme [İng. reduction to a triangular matrix ] [Alm. auf Dreiecksform bringen ] [Fra. trigonaliser ] : Bir matrisin, tüm köşegenüstü veya tüm köşegenaltı öğeleri sıfır olan bir matris biçimine dönüştürülmesi.
üçlü çarpım [İng. triple scalar product, mixed scalar product ] [Alm. skalares product ] [Fra. produit scalaire triple ] : a,b,c vektörleri için (axb).c sayısı. anlamdaşı: karma çarpım.
üçlü sayma sistemi [İng. ternary system of numeration ] [Alm. Dreiersystem; ternäres Zahlensystem ] [Fra. système de numération ternaire ] : Taban olarak 3 sayısını kullanan sayma sistemi sistemi.
üçseçki özelliği [İng. trichotomy property ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir E sıralı kümesinde her x, y için ya x < y ya x = y veya x > y olma özelliği.
üçüncünün olmazlığı [İng. excluded middle ] [Alm. ausgeschlosseness Dritte ] [Fra. tiers exclu ] : p v p’ biçimindeki bir önermenin doğruluğunu varsayan mantık ilkesi.
üçyüzlü [İng. Trihedron; trihedral; trihedra ] [Alm. Dreibend; Dreikant; Trieder ] [Fra. trîedre ] : 1- Bir noktada kesişen ve düzlemdeş olmayan üç doğrunun oluşturduğu geometrik şekil. 2 – Bir noktada kesişen ve düzlemdeş olmayan üç ışının bileşimi.
ünimodüler matris [İng. unimodular matrix ] [Alm. unimodulare Matrix ] [Fra. matrice unimodulaire ] : Determinantı 1 olan matris.
üniter matris [İng. unitary matrix ] [Alm. unitäre Matrix ] [Fra. matrice unitaire ] : anlamdaşı: birim matris.
üniter uzay [İng. unitary space ] [Alm. unitärer Raum ] [Fra. espace unitaire ] : Bir iççarpım ile donatılmış karmaşık doğrusal uzay.
üreteç I [İng. generator ] [Alm. Erzeugende ] [Fra. générateur ] : Grup, halka veya modül gibi bir cebirsel yapının, diğer tüm öğelerinin söz konusu altkümenin kimi öğelerinin bu cebirsel yapıdaki işlemlerle elde edilmesini gerektiren bir altkümesi.
üreteç II [İng. generatrix ] [Alm. Erzeugende ] [Fra. génératrice ] : Sürekli devinerek bir yüzeyi oluşturan doğru.
üreteç küme [İng. set of generators ] [Alm. Menge von Erzeugenden ] [Fra. ensemble générateur; ensemble de générateurs ] : Bir G grubunun A altkümesi için, A nın ürettiği altgrubun G ye eşit olması durumunda A üreteci.
üst [İng. exponent ] [Alm. Exponent; Hochzahl ] [Fra. exposant ] : Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı. anlamdaşı: güç, kuvvet.
üst alma [İng. Exponentiation; involution ] [Alm. ] [Fra. exponentiation ] : Bir a sayısını n (doğal sayı) kez kendisiyle çarparak an ile gösterilen sayıyı oluşturma.
üst limit [İng. upper limit ] [Alm. oberer Limes ] [Fra. limite superieure ] : Verilen dizinin altdizilerinin limitlerinin en büyüğü.
üst üçgenel matris [İng. upper triangular matrix ] [Alm. obere Dreiecksmatrix ] [Fra. matrice triangulaire supérieure ] : Esas köşegen altındaki elemanları 0 olan karesel matris.
üst yarı düzlem [İng. upper half plane ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- R2 uzayı için, y negatif olmamak üzere bütün (x,y) noktaları. 2- C karmaşık düzleminde, y negatif olmamak üzere bütün z = x +iy noktaları. bkz. yarı düzlem.
üstdamga [İng. super index; upper index ] [Alm. oberer Index ] [Fra. ] : Bir terimin veya öğenin sağ altına vurulan damga. örn. a i deki i damgası. anlamdaşı: üsttakı.
üstel denklem [İng. exponential equation ] [Alm. Exponentialgleichung ] [Fra. équation exponentielle ] : Değişken(ler)i üst içinde bulunan denklem.
üstel fonksiyon [İng. antilogarithm ] [Alm. Antilogratihmus; Numerus ] [Fra. antilogarithme ] : 1- a > 0 sayısı için, R den R ye tanımlı x → ax fonksiyonu. 2- R den R ye tanımlı x → ex fonksiyonu. anlamdaşı: antilogaritma, ters logaritma.
üstel fonksiyon tabanı [İng. base of an exponential function ] [Alm. Basis eines Exponentialfunktion ] [Fra. base d'une fonction exponentielle ] : f(x) = ax üstel fonksiyonu için a > 0 sayısı.
üstel seri [İng. exponential series ] [Alm. Exponentialreihe ] [Fra. série exponentielle ] : Üstel fonksiyonun x = 0 noktasında Taylor açılımı.
üstküme [İng. Superset; over set ] [Alm. Obermenge ] [Fra. surensemble ] : Bir kümenin her bir öğesini öğe olarak içeren küme.
üstsınır [İng. upper bound ] [Alm. obere Schranke ] [Fra. ] : E kısmi sınırlı kümesinin bir A altkümesi verildiğinde, A içindeki her a öğesi için a üsttakı [İng. superscript ] [Alm. oberer Index ] [Fra. suscrite; indice du haut ] : Bir imlecin sol veya sağ üstüne konulan imleç veya sayı. kar. alttakı.
üsttoplamsal fonksiyon [İng. superadditive function ] [Alm. superadditive Funktion ] [Fra. fonction superadditive ] : Her x,y için f(x+y) ≥ f (x) + f(y) eşitsizliğini gerçekleyen f fonksiyonu. kar. alttoplamsal fonksiyon.
üzerine fonksiyon [İng. onto function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. örten dönüşüm.

varlık teoremi [İng. existence theorem ] [Alm. Existenzsatz ] [Fra. théorème d'existence ] : Belirtilen türde en azından bir nesnenin varlığını öne süren teorem.
varoluşsal niceleyici [İng. existential quantifier ] [Alm. Existenzoperator; Existenzquantor; Parti-kularisator ] [Fra. quantificateur existentiel ] : Bir p önermesini sağlayan (en az) bir öğenin var olduğunu belirtmek için kullanılan söz veya ∃ simgesi.
varsayım [İng. hypothesis; hypotheses ] [Alm. Hypothese; Voraussetzung; Annahme ] [Fra. hypothèse ] : Mantıksal sonuçlar çıkarmak üzere dayanak olarak öne sürülen önerme veya önermeler takımı.
varyasyonlar hesabı [İng. calculus of variations ] [Alm. Variationsrechnung ] [Fra. calcul des variations ] : İntegrallenen fonksiyonun bağımsız değişkenine göre, belirli integralin minimum veya maksimum değerine ulaşması sorunu ile uğraşan matematik dalı.
ve bağlacı [İng. and connective ] [Alm. konnexe Relation und ] [Fra. relation connexe et ] : Birleşik önermeler ve mantıksal formülleri oluşturmak için kullanılan mantıksal bağlaçlardan biri. Simgesi: ∧ .
vektör [İng. vector ] [Alm. Vektor; Pfeilklasse ] [Fra. vecteur ] : 1- İki veya üç boyutlu öklit uzayında belirli toplama ve skalerle çarpma işlemleri ile birlikte bir yönlü doğru parçası olarak betimlenen nesne. 2- Bir vektör uzayı (doğrusal uzay) içindeki öğelerden her biri.
vektör alanı [İng. vector field ] [Alm. Vektorfeld ] [Fra. champs des vecteurs ] : Her bir noktasına, başlangıcı bu nokta olan bir vektör karşılık getirilen uzay alanı.
vektör cebiri [İng. vector algebra ] [Alm. Vektoralgebra ] [Fra. algèbre vectorielle ] : Vektörleri konu edinen cebir dalı.
vektör fonksiyon [İng. vector function ] [Alm. Vektorfunktion ] [Fra. vecteur-fonction ] : Vektör değerli fonksiyon.
vektör uzayı [İng. vector space ] [Alm. Vektorraum ] [Fra. espace vectoriel ] : anlamdaşı: doğrusal uzay, lineer uzay.
vektör uzayının tabanı [İng. basis of vector space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal uzay tabanı.
vektörel analiz [İng. vector analysis ] [Alm. Vektör analysis ] [Fra. analyse vectorielle; analyse des vecteurs ] : Vektörleri, bunlar arasındaki ilişkileri ve bunların uygulamalarını konu edinen matematik dalı.
vektörel çarpım [İng. vector product; vector multiplication, cross product ] [Alm. Vektorprodukt, vektorielles Produkt ] [Fra. produit vectoriel ] : a=a1e1+a2e2+a3e3 ve b=b1e1+b2e2+b3e3 vektörleri için, (a2b3-a3b2)e1 + (a3b1-a1b3)e2 + (a]b2-a2b1)e3 olarak tanımlanan vektör. Simgesi : axb . anlamdaşı: çapraz çarpım, dış çarpım.
vektörel hesap [İng. calculus of vectors; vector calculus ] [Alm. Vektorrechnung; Vektortalkül ] [Fra. calcul vectoriel ] : Vektör değerli fonksiyonların türetirmesi ve integrallenmesi sorunlarını inceleyen matematik dalı.
vektörler takımı [İng. family of vectors ] [Alm. Familie von Vektoren; Vektorenschar ] [Fra. famille de vecteurs ] : Öğeleri birer vektör olan takım, vektör ailesi.
Venn diyagramı [İng. Venn diagram ] [Alm. ] [Fra. ] : Kümeleri düzlemsel şekillerle gösteren diyagram.
veri [İng. data ] [Alm. Gegeben; gegebene Tatsachen ] [Fra. donnée ] : 1 – Çözüme ulaşmak için işlenebilir duruma getirilmiş veya derlenmiş bilgi. 2 – Bilgisayar için işlenebilir duruma getirilmiş sayısal veya sayısal olmayan bilgi yığını.
veya bağlacı [İng. or connective ] [Alm. ] [Fra. ] : Birleşik önermeler ve mantıksal formülleri oluşturmak için kullanılan mantıksal bağlaçlardan biri. Simgesi: v.‎

X-ekseni [İng. X-axis ] [Alm. X-Achse ] [Fra. ] : Dekart koordinat sisteminde yatay olan eksen.

Y-ekseni [İng. y-axis ] [Alm. Y-Achse ] [Fra. ] : Dekart koordinat sisteminde düşey eksen.
yakınsak dizi [İng. convergent séquence ] [Alm. konvergente Folge ] [Fra. suite convergente ] : Limiti var olan dizi.
yakınsak seri [İng. convergent séries ] [Alm. konvergente Reihe ] [Fra. série convergente ] : Kısmi toplamlar dizisi yakınsayan seri.
yakınsaklık aralığı [İng. interval of convergence ] [Alm. Konvergenzint ervall ] [Fra. intervalle de convergence ] : Terimleri gerçel sayılar olan bir kuvvet serisi için, r yakınsaklık yarıçapını göstermek üzere, (-r, r) açık aralığı.
yakınsaklık dairesi [İng. circle of convergence ] [Alm. Konvergenzkreis ] [Fra. cercle de convergence; disque de convergence ] : Karmaşık bir kuvvet serisi için, bu seriyi iç bölgelerinde yakınsak kılan dairelerin en büyüğü.
yakınsaklık noktası [İng. point of convergence ] [Alm. Konvergenzpunkt ] [Fra. point de convergence ] : Fonksiyonlar dizisinin veya serisinin yakınsak olduğu noktalardan her biri.
yakınsaklık yarıçapı [İng. radius of convergence ] [Alm. Konvergenz Radius ] [Fra. rayon de convergence ] : Yakınsaklık dairesinin yarıçapı.
yakınsamaz seri [İng. non-convergent series ] [Alm. nichtkonvergierende Reihe ] [Fra. ] : anlamdaşı: ıraksak seri.
yaklaşık değer [İng. approximate value ] [Alm. Näherungs**rt ] [Fra. valeur approchée ] : Gerçek değere yakın olan değer.
yaklaşık kök [İng. approximate root ] [Alm. näherungs**isen Losung ] [Fra. racine approchée ] : Bir f fonksiyonu için, f(x) =0 denklemini sağlayan kök bulunamadığında, belirli kimi yöntemlerle köke yeterince yakın olarak bulunan sayı.
yaklaşım [İng. Approximation property ] [Alm. Approximation; Annäherung ] [Fra. propriété d'approximation ] : Ardışık işlemlerle gerçek değere yaklaşma. bkz. yaklaşım problemi.
yaklaşım problemi [İng. approximation problem ] [Alm. Approximationsprohlem ] [Fra. problème d'approximation ] : Nitelikleri daha az bilinen bir öğeye, nitelikleri daha iyi bilinen öğelerle yaklaşma eylemi.Bir öğeye, verilmiş bir kümeden, herhangi bir anlamda yakın olan öğenin (öğelerin) bulunması problemi.
yaklaşımlar teorisi [İng. approximation theory ] [Alm. Approximationstheorie ] [Fra. theorie d'approximation ] : Fonksiyon uzaylarında yaklaşma problemini ve yaklaşımların özeliklerine göre fonksiyonların özelliklerini araştıran matematik dalı.
yalın diferensiyel denklem [İng. elementary differential equation ] [Alm. elementare Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle élémentaire ] : Yalnızca bir tek bağımsız değişken içeren diferensiyel denklem. anlamdaşı: adi diferensiyel denklem.
yalın satır işlemleri [İng. elementary row operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki satırın yerlerini değiştirme, bir satırı sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir satır yerine kendisiyle bir başka satırın bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalın sütun işlemleri [İng. elementary column operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki sütunun yerlerini değiştirme, bir sütunü sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir sütun yerine kendisiyle bir başka sütunun bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalınç eğri [İng. simple curve ] [Alm. ] [Fra. courbe simple ] : Kendi kendisini kesmeyen sürekli eğri. anlamdaşı: basit eğri.
yalınç modül [İng. simple module ] [Alm. einfach Modul ] [Fra. module simple ] : Kendisinden ve 0 dan başka hiçbir altmodülü olmayan sıfırdan farklı modül. anlamdaşı: basit modül.
yalınkat fonksiyon [İng. univalent function; schlicht function ] [Alm. schlichte Funktion ] [Fra. fonction univalente ] : Karmaşık düzlemde veya genişletilmiş karmaşık düzlemde birebir olan karmaşık fonksiyon.
yamuk [İng. trapezoid ] [Alm. Trapezoid ] [Fra. trapezdide ] : Karşılıklı iki kenarı paralel olan dörtgen.
yanal ayrıt [İng. lateral edge ] [Alm. Seitenkante ] [Fra. arête latérale ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan ayrıtlardan biri.
yanal doğru [İng. profile Une ] [Alm. Profil gerade ] [Fra. droite de profil ] : Yanal düzleme paralel olan eğik doğru.
yanal düzlem [İng. profile plane ] [Alm. Kreuzrissebene ] [Fra. plan profile de projection ] : Tasarı geometride, alın ve yatay düzlemlere dik olan görüntü düzlemi.
yanal yüz [İng. lateral face ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan yüzlerden biri.
yandaş [İng. associate ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinin bir a öğesi için t tersinir olmak üzere ta öğelerinden her biri a nın yandaşıdır.
yansık açı [İng. reflex angle ] [Alm. erhaben Winkel; überstumpf Winkel ] [Fra. angle réflexif ] : **çüsü 180 derece ile 360 derece arasında olan açı.
yansıma [İng. reflexion ] [Alm. Reflexion; Spiegelung ] [Fra. réflexion ] : 1- Sabit bir A noktasına göre bir R noktası için, AR’ = – AR vektörel eşitliğini sağlayan R’ noktası. 2- Sabit bir a doğrusuna göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması. 3- Sabit bir d düzlemine göre bir R noktası için, R nin d ye dik izdüşümüne göre R nin yansıması.
yansımalı bağıntı [İng. reflexive relation ] [Alm. ] [Fra. ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımalı bağıntı [İng. reflexive relation ] [Alm. reflexive Relation ] [Fra. relation reflexive ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımaz bağıntı [İng. irreflexive relation, antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yansımaz bağıntı [İng. irreflexive relation; antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yarıaçık aralık [İng. half open interval ] [Alm. ] [Fra. ] : a,b gerçel sayıları verildiğinde, { x : a < x ≤ b} veya {a ≤ x < b} kümesi. Simgeleri : (a,b] , ]a,b] veya [ab) , [a,b[ .
yarıçap [İng. radius ] [Alm. Halbmesser; Radius ] [Fra. rayon ] : Bir çember veya topar üzerindeki seçkisiz bir noktayı çemberin veya toparın özeğine birleştiren doğru parçası veya bunun uzunluğu.
yarıçap vektörü [İng. radius vector ] [Alm. Radusvektor; Ortsvektor; Leitstrahl ] [Fra. rayon vecteur ] : 1- Kutupsal koordinat sisteminde bir P noktası için -P ye bağlayan vektör. 2- Küresal koordinat sisteminde bir P noktası için, başnoktayı P ye bağlayan vektör.
yarıdoğru [İng. half-line ] [Alm. Halbgerade ] [Fra. demi-droite ] : anlamdaşı: ışın.
yarıdüzlem [İng. half-plane; side of a line ] [Alm. Halbebene ] [Fra. demi-plan ] : Düzlemde bir doğrunun bir yanında kalan bölge.
yatay [İng. horizontal ] [Alm. horizontal ] [Fra. horizontal ] : Bir düzlem olarak düşünüldüğünde, çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan.
yatay asimptot [İng. horizontal asymptote ] [Alm. horizontale Asymptote ] [Fra. asymptote horisontal ] : f, gerçel değerli bir fonksiyon olmak üzere, x değişkeni artı veya eksi sonsuza giderken f(x) fonksiyonunun limiti b ise, y=b yatay doğrusu.
yatay düzlem [İng. horizontal plane ] [Alm. horizontale Ebene; wagrechte Ebene; Horizontalebene ] [Fra. plan horizontal ] : Tasarı geometride, bütün noktalan eşit yükseltide olan görüntü düzlemi.
yatay izdüşüm [İng. horizontal projection ] [Alm. Grundriss; Horizontalpro-jektion ] [Fra. projection horizontale; projection ichnocraphique ] : Tasarı geometride, bir nesnenin yatay düzlem üzerindeki izdüşümü.
yatay koordinat [İng. abscissa ] [Alm. Abzisse ] [Fra. abscisse ] : Düzlemdeki bir noktanın yatay koordinat ekseni üzerindeki izdüşümü. v apsis.
yay [İng. arc ] [Alm. Bogen; Arkus ] [Fra. arc ] : l – Bir topolojik uzayda, gerçel eksenin bir kapalı aralığına topolojik eşyapılı olan altküme. 2 – Bu eşyapılılığı kuran fonksiyon. 3 – Türetilebilen, türevi sürekli ve sıfırdan farklı olan f : [0,1] → Rm fonksiyonu.
yaysal ölçü [İng. Circular measure ] [Alm. Bogenmass ] [Fra. mesure circulaire ] : Çemberde yay uzunluğunun yarıçapa oranı.
yedek eksen [İng. conjugate axis ] [Alm. adjungierte Achse ] [Fra. axe conjugui ] : Bir elipsin veya hiperbolün asıl eksenine dik olan ve merkezden geçen doğru.
yedigen [İng. heptagon ] [Alm. ***beneck ] [Fra. heptagone ] : Yedi kenarı olan çokgen.
yerel ekstremum [İng. local extremum; relative extremum ] [Alm. lokales Extremum ] [Fra. extrémum local ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel ekstremum değeri [İng. local extremum value ] [Alm. ] [Fra. ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel halka [İng. local ring ] [Alm. ] [Fra. ] : Yalnızca bir maksimal ideali var olan değişmeli halka.
yerel maksimum [İng. local maximum ] [Alm. ] [Fra. ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir ****k komşuluğundaki her x için f(x) ≤ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f (a) sayısı.
yerel minimum [İng. local minimum ] [Alm. lokales Minimum ] [Fra. minimum local ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir ****k komşuluğundaki her x için f(x) ≥ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f(a) sayısı.
yerel taban [İng. local base ] [Alm. lokale Basis ] [Fra. base locale ] : Temel komşuluk sistemi.
yerel tıkız uzay [İng. locally compact space ] [Alm. lokalkompakten Raum ] [Fra. espace localement compact ] : Her bir noktasının bir tıkız komşuluğu var olan Hausdorff uzayı.
yerel yakınsaklık [İng. local convergence ] [Alm. lokale Konvergenz ] [Fra. convergence locale ] : Fonksiyonlar serisinin veya dizisinin belirli bir noktada yakınsaklığı.
yeterli koşul [İng. sufficient condition ] [Alm. hinreichende Bedingung; genügende Bedingung ] [Fra. condition suffisante ] : p ⇒ q gerektirmesinde q önermesi için p önermesi.
yetkin cisim [İng. perfect field ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel cisim.
yetkin sayı [İng. perfect number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel sayı.
yığılma kümesi [İng. accumulation point ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kümenin bütün yığılma noktalarından oluşan küme.
yığılma noktası [İng. accumulation point; cluster point; derived point ] [Alm. Häufungspunkt ] [Fra. point d'accumulation ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, her bir ****k komşuluğu A ile kesişen nokta.
yinelemeli süreç [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları ardışık işlemlerle giderek sonuca yaklaşacak biçimde elde etme süreci. v iterasyon.
yinelgen fonksiyon [İng. recursive functions ] [Alm. rekursive Funktionnen ] [Fra. fonctions récursives ] : F(n) = F(n-1) + F(n-2) , F(1)= 1 , F(0) =0 örneğinde olduğu gibi, n tamsayı değişkenine bağlı olan ve her n tamsayısı için fonksiyon değerinin hesaplanmasının, n den daha küçük değerlerinin hesaplanmasını gerektiren fonksiyon.
yinelgen formül [İng. recursion formula; récurrence formula ] [Alm. rekurrente Formel ] [Fra. formule de récurrence ] : Yinelgen fonksiyon içeren formül.
yinelgen seri [İng. recurring series ] [Alm. rekurrente Zahlenreihe ] [Fra. série récurrente ] : Yinelgeli bir dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri, rekursif seri, rekurrent seri.
yineli çözüm [İng. iterative solution ] [Alm. ] [Fra. solution itérative ] : Yineli süreç aracılığıyla elde edilen çözüm.
yineli dizi [İng. iterative sequence ] [Alm. ] [Fra. suite itérative ] : İlk birkaç terimi verildikten sonra genel terimi önceki terimlerine bağlı olarak tanımlanan dizi. v rekurrent dizi. örn. Fibonacci dizisi.
yineli integral [İng. iterated integral ] [Alm. iteriertes Integral ] [Fra. intégrale itérée ] : Birden çok değişkene bağlı bir fonksiyonun belirli bir bölgede integralini almak için, sırayla, her bir değişkene göre ayrı ayrı integrallerinin alınmasıyla elde edilen integral.
yineli süreç [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları benzer ardışık işlemlerle elde etme süreci.
yirmilik sayı sistemi [İng. vigesimal number system ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayıların gösteriminde taban olarak 20 yi kullanan sayı sistemi.
yoğun küme [İng. dense set ] [Alm. dichte Menge ] [Fra. ] : Bir topolojik uzayda kapanışı X uzayına eşit olan altküme.
yol [İng. contour ] [Alm. Kontur; Aussenlinie; Rand; Berannung; Umriss ] [Fra. contour ] : Sonlu sayıda pürüzsüz yayın bileşimi. anlamdaşı: parçalı pürüzsüz eğri.
yol integrali [İng. contour integral ] [Alm. Umlaufintegral ] [Fra. intégrale de contour ] : Bir fonksiyonun basit bir eğri boyunca alınan çizgisel integrali.
yöndeş açılar [İng. exterior-interior angles, corresponding angles ] [Alm. korrespondierende Winkel; Gegenwinkel ] [Fra. angles correspondants ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve aynı yanlarında oluşan birisi iççapraz, ötekisi dışçapraz iki açı.
yönelti kosinüsleri [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. ] : Yönelti açılarının kosinüsleri.
yönlendirilmiş doğru [İng. oriented line ] [Alm. orientierte Gemde ] [Fra. droite orientée ] : Üstünde pozitif yön belirtilmiş bir doğru.
yönlendirilmiş düzlem [İng. oriented plane ] [Alm. orientierte Ebene ] [Fra. plan orientée ] : Üzerinde yer alan kapalı, kendisini kesmeyen eğrilerin belirli bir yönlendirilmesi seçilmiş düzlem.
yönlü doğru [İng. directed line ] [Alm. orientierte Linie ] [Fra. ligne orienté; droite orientée; ligne dirigé; droite dirigée ] : Üzerinde bir artı yön belirlenen doğru.
yönlü küme [İng. directed set; Moore-Smith set ] [Alm. gerichtete Menge ] [Fra. ensemble dirigé; ensemble de Moore-Smith ] : Üzerinde yansımalı, geçişli ve her x, y öğe çifti için x ≤ z , y ≤ z olacak biçimde bir z öğesi varlayan bir ikili bağıntıyla donatılmış küme.
yönlü sayı [İng. directed number ] [Alm. gerichtete Zahl ] [Fra. nombre dirigé ] : Önünde artı veya eksi imi olan sayı.
yörünge [İng. orbit ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.
yukarıdan sınırlı küme [İng. set bounded above ] [Alm. Menge nach oben beschränkt ] [Fra. ensemble majör ] : Bir kısmi sıralı kümede, bir üst sınır varlayan altküme.
yukarıya dışbükey [İng. convex upward ] [Alm. ] [Fra. convexe en haut ] : Teğetleri üstte kalan. kar. yukarıya içbükey.
yukarıya içbükey [İng. concave upward ] [Alm. konkav nach aufwärts ] [Fra. concave en haut ] : Teğetleri altta kalan. anlamdaşı: yukarıya dışbükey.
yuvar [İng. sphere ] [Alm. Kugel; Sphäre ] [Fra. sphère ] : (X,d) bir metrik uzay, a bir sabit nokta ve r≥0 belirli bir sayı olduğunda, {y : d(y,a)≤r } kümesi. v kapalı küre.
yuvarlama [İng. rounding off ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir gerçel sayının onlu açılımında belirli bir basamaktan sonraki rakamların atılması.
yükseklik [İng. height ] [Alm. Höhe ] [Fra. hauteur ] : 1- Üçgende bir köşeden karşı kenara indirilen dikme. 2- Paralelkenarda taban sayılan kenar ile ona paralel olan kenar arasındaki dikme. 3- Yamukta iki paralel taban arasındaki dikme. 4- Prizma veya silindirde paralelt tabanlar arasındaki uzaklık. 5- Piramit veya konide tepeden taban düzlemine indirilen dikme. 6 – Kesik piramitte veya kesik konide paralelt iki taban arasındaki uzaklık.
yükseklik merkezi [İng. orthocenter ] [Alm. Orthozentrum; Höhenschnittpunkt ] [Fra. orthocentre ] : Bir üçgende yüksekliklerin kesişme noktası.
yükselti çizgisi [İng. contour line ] [Alm. Schichtlinie; Höhenlinie; Isohypse ] [Fra. ] : Eş yükseklikteki noktalan birleştiren çizgi.
yüz [İng. face ] [Alm. Seitenfläche; Fläche; Seite ] [Fra. face ] : Bir çokyüzlüyü oluşturan çokgenlerden biri tarafından sınırlanan düzlemsel bölge.
yüz açısı [İng. face angle ] [Alm. Winkel an der Spitze ] [Fra. ] : Bir çokyüzlünün bir yüzü üzerinde ardışık iki kenarın oluşturduğu açı.
yüzdebirler basamağı [İng. hundredihs ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde rakamın yüzde-bir katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ikinci basamak.
yüzey [İng. surface ] [Alm. Fläche ] [Fra. surface ] : Üç boyutlu gerçel uzayda bir geometrik şeklin sınırı.
yüzeyin normali [İng. normal to a surface ] [Alm. Normale einer Fläche ] [Fra. normale à une surface ] : Yüzeyin bir noktasındaki teğet düzlemine söz konusu noktada dik olan doğru.
yüzler basamağı [İng. hundreds ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde, rakamın 100 katını belirten ve onlu çekesinin solunda yer alan ikinci basamak.
yüzölçü [İng. area; two dimensional content ] [Alm. Flächeninhalt; Areal; Inhhalt; Fläche ] [Fra. aire ] : 1- Düzlemsel bir bölgenin veya uzayda bir cismin yüzeyini ölçme. 2- Bu ölçme sonucunda ortaya çıkan nicelik. v alanölçü.

zarf [İng. envelope ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir eğriler takımının veya yüzeyler takımının her bir öğesine teğet olan eğri veya yüzey.
zincir [İng. chain ] [Alm. Kette ] [Fra. chaîne ] : Bir kısmi sıralı kümenin tamsıralı altkümesi.
zincir kuralı [İng. chain rule ] [Alm. Kettenregel ] [Fra. règle de chaîne ] : f ile g birer türetilebilir fonksiyon olmak üzere, fog bileşke fonksiyonunun da türetilebildiğini ve türevinin D(fog) = Df(g(x)).Dg(x) eşitliğini sağladığını belirleyen kural.

Bu yazı toplamda 31046, bugün ise 6 kez görüntülenmiş

Share
Ev ve İş Telefonu Başvurusu Yapmak İçin; Buraya tıklayınız...

CommentYorum