cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


DOGUM LEKELERI

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Yeni doğmuş bebeklerde doğum lekelerine sıkça rastlanır. Genellikle endişe edilecek şeyler değildirler ve hiçbir tedavi gerektirmezler. Aşağıda, yeni doğmuş bebeklerde en çok rastlanan doğum lekelerinin bazıları verilmiştir.

Milia, yeni doğmuş bebeğin yüzünde bulunan, sivilceye benzeyen küçük beyaz yumru ya da kistlere denir. Zararsızdırlar ve tedavi gerektirmeden kendiliğinden yok olurlar.
devamı »

Bu yazı toplamda 22775, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

DOGUM YARALANMALARI

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Her 1.000 çocuktan 2 ila 7 tanesi doğum esnasında zarar görmektedir. Doğum yaralanması, bebeğin doğumu esnasında ana rahminden dışarı çıkarken ya da alınırken meydana gelen incinme ya da travmalar olarak tanımlanmaktadır. Doğum yaralanmaları, en mükemmel doğum bakımı uygulanan durumlarda bile ortaya çıkabilmektedir.

Belli koşullar doğum yaralanmaları olasılığını daha da artırmaktadır. Prematürelik, makat gelişi, uzun süren gebelik dönemi, normalden büyük cenin, ceninin rahim içinde anormal konumda oluşu ve annenin leğen kemiğinin dar oluşu doğacak bebeğin doğum travmasına maruz kalmasına neden olan özel durumlardan birkaçıdır.

Forseps de kimi zaman doğum yaralanmasına neden olabilmektedir. Forseps, rahimden dışarı normal olarak ilerlemeyen çocuğu çekip çıkarmaya yarayan ve uçları kaşık biçiminde olan bir doğum aygıtıdır. Forceps yaralan genellikle yüzde ve kafa derisi üzerinde öten hafif yaralardır. Forceps vasıtasıyla bebeğin çıkarılması, anne ya da çocuğun yaşamının ya da sağlığının tehlikede olduğu zamanlarda en uygun doğum şeklidir.
devamı »

Bu yazı toplamda 2389, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

By-pass – Baypas – Açık Kalp Ameliyatı

Yazar yucin | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

[googlevideo]http://video.google.com/videoplay?docid=9014695099760440284&q=bypass&hl=tr[/googlevideo]

Bu yazı toplamda 5841, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kredi kartı hayat kurtaracak

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

7 milyona yakın kullanıcısıyla Türkiye’nin en büyük kart programı olan World, Türkiye’nin en geniş katılımlı sosyal sorumluluk kampanyasına öncülük ediyor. Geçtiğimiz yıl sonunda hayata geçirilen Paylaşım Programı kapsamında geniş bir platformda puanlarla bağış yapılmasına imkân tanıyarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren World, aynı zamanda puanlarla yapılan bağışları ikiye katlayarak seçilen projelere ek kaynak yaratmayı hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen 9 Sivil Toplum Kuruluşu’nu bir araya getirerek dev bir yardımlaşma platformu oluşturan World, yalnızca bağış katkısında bulunan bir kurum olmanın ötesine geçerek toplumda da dayanışma bilincini oluşturmayı hedefliyor.

9 SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ

UNICEF, UNFPA, TEGV, TKV, TBMV, DENİZ TEMİZ TURMEPA, LÖSEV ve İZEV yetkililerinin de katıldığı basın toplantısında Paylaşım Programı hakkında bilgi veren Yapı Kredi Kredi Kartları ve Tüketici Kredileri Yönetimi Başkanı Nazan Somer, sosyal sorumluluğun bilincinde olan ve bu ülke için sivil toplum kuruluşlarının önemine inanan herkes için tasarlanmış bir yardım platformu oluşturduklarını belirtti. Yeni World dünyasının felsefesine uygun olarak insanların hayatlarını kolaylaştırmak üzere sosyal köprüler yarattıklarını ve Paylaşım Programı’nın da bunun bir yansıması olduğunu belirten Somer, kart kullanıcılarına duyarlılıkları çerçevesinde yol gösterdiklerini, kart kullanıcılarının desteklemek istedikleri projeyi seçerek güvenli ve kolayca bağış yapabilmelerine olanak sağladıklarını söyledi. Paylaşım Programı’nın farklı sosyal sorumluluk projelerine bağış yapılmasına imkan vermesi açısından Türkiye’de bir ilk olduğunu sözlerine ekleyen Somer, 7 milyona yakın kullanıcısıyla Türkiye mozaiğini en iyi yansıtan kart programı olduklarını ve bunun getirdiği sorumlulukla hareket ettiklerini belirterek “Paylaşım Programı çerçevesinde desteklediğimiz projelerle insanların farklı duyarlılıklarına yanıt verecek bir platform oluşturmayı amaçladık. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni esas alarak eğitim, çevre, gençlik, sağlık, bilim ve sanat alanlarındaki projeleri seçtik. Ayrıca bir teşvik unsuru olarak kart sahiplerinin birikmiş Worldpuan’larıyla yapacakları bağışlara World olarak ilave bir katkı sağlayacağız. Kaba bir hesapla 7 milyon kullanıcımızın her biri sadece birkaç dakikalarını ayırarak yılda 1 YTL değerinde puan bile bağışlasa, World’un de katkısıyla birlikte bir anda 14 milyon YTL gibi bir rakama ulaşabiliriz. Eminim bu rakam pek çok şeyi değiştirmeye başlayacaktır. Başlangıç olarak her bir projeye 10 bin YTL bağışla kampanyanın açılışını yapmak istiyoruz.” dedi.

devamı »

Bu yazı toplamda 1353, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bebekte ısırma

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

Bebeğinizin yeni dişlerini her fırsatta denemesi doğal bir şeydir. Tabii sizin de ısırılmak istememeniz son derece doğaldır. Dişleri daha da artıp acı daha da fazlalaşmadan ve bu bir alışkanlık haline varmadan engel olmak istemeniz çok normaldir.

Isırma ilk başta sadece deneysel bir harekettir, bebek birisine zarar verdiğinin farkında değildir. Oyuncaklarını ısırdıktan sonra sıra size gelir. Sizi ısırdığında aldığı tepki hoşuna gider ve zamanla daha çok tepki almak için daha çok ısırır. Isırdığı kişiden aldığı acı göstergesi, ünlemler ya da tasdik dolu sözler onun bu işi daha çok yapmasını sağlar. Bağırmak da bir tepki olduğu için bu da onu daha çok ısırmaya teşvik eder. Sizin de onu ısırmanız da pek iyi bir çözüm değildir. Bu arada sevgi göstermek için de bebeği ufak ufak ısırmanız onun ısırma alışkanlığını kamçılar.
devamı »

Bu yazı toplamda 1182, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bebek ve çocukta parmak emme

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

Parmak emme her sağlam çocukta bebeklikte görülen normal bir davranıştır. Genellikle 2 yaşına kadar kendiliğinden bırakılır. Daha sonraki yaşlarda ve özellikle 5-6 yaşından sonra devam ederse arzu edilmeyen bir alışkanlık olur. İnsana bir zevk, bir doygunluk sağlayan herhangi bir şeyin tekrarı kısa bir süre sonra alışkanlık haline dönüşür. Çocuk emmeden doğal olarak bir doygunluk hissettiği için herhangi bir doyumsuzluk hissettiğinde parmak emmeye başlar.

İleriki yaşlarda parmak emme aslında anne babaya karşı bir uyarı sayılmalıdır. Çünkü çoğu kez parmak emmenin altında ruhsal bir gerginlik, doyumsuzluk, can sıkıntısı, baş kaldırma, yalnızlık duygusu kısaca mutsuzluk vardır. Çocuk parmak emmeyi huy edinerek, anne ile babasını kendisi ile ilgilenmeye itmektedir.

Yeni bir kardeş, kötü bir aile ortamı, yalnız bırakılma, çevresinde beklenmedik bir değişiklik olduğunda çocuk parmak emmeye sığınabilir. Parmak emmeyi alışkanlık haline getiren çocuk karşısında anne babanın davranışı aşağıdaki öneriler doğrultusunda olursa, çocuk bu alışkanlığı daha da çabuk bırakacaktır
devamı »

Bu yazı toplamda 1129, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bebek beyin cerrahisi

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

Dünya ve Avrupa Çocuk Beyin Cerrahisi Dernekleri yönetim kurulu üyesi olan Prof. Dr. Memet Özek, genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de akraba evliliklerinin yaygın görüldüğünü bunun da doğumsal beyin anormalliklerini artırdığını vurguluyor.

Beyin ameliyatı yapılan hastaların yüzde 34-40’ının çocuklardan oluştuğuna dikkat çeken Prof. Dr. Memet Özek, “Amerika’da ise bu oran yüzde 20’dir. İskandinav ülkelerinde ise hamile kadınlar gebelik döneminde ücretsiz izlenir. Anormallikler anne karnında saptanır ve bu bebeklerin doğmaları engellenir ve tüm hasta verileri devlet istatistiklerine girer” diyor. Çocuklardaki beyin ameliyatlarının üçte birini doğumsal beyin ve omurilik problemleri oluşturuyor. Prof. Dr. Özek, doğumsal kranial anomalilerin dörde ayrıldığını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor:

Doğumsal problemler
1 Hidrofesali: Beynin içinde dolaşan beyin omurilik sıvısının (BOS) dolaşım yollarındaki tıkanıklığa bağlı olarak bu boşluklarda BOS’un birikmesidir. Bu birikmeye bağlı olarak kafa büyür, gözler aşağı doğru bakar ve bir süre sonra beynin gelişimi etkilenir ve gelişme bozukluğu gözlenir. Beyin omurilik sıvısının dolaşımının olumsuz etkilenmesi beyin dokusundaki gelişim problemleri veya intrauterin enfeksiyonlardan kaynaklanabiliyor. Bebek doğduktan sonra ortaya çıkan bir menenjit de bu soruna yol açabiliyor. Beyin kistleri ise sıvının aktığı kanallara baskı yaparak hidrosefaliye neden olur. devamı »

Bu yazı toplamda 1358, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

kan uyuşmazlığı

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

“Kan uyuşmazlığı” genel kanının aksine, karı koca arasında değil, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebeği arasında söz konusu olabilen normal dışı bir durumdur. Hangi kan grupları arasında ve nasıl bir uyuşmazlık olduğunu anlatmadan önce kan gruplarını tanımlamak gerekir. Kanımızda oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinde bulunan proteinler esas alındığında klasik olarak dört ana kan grubu tanımlanır: “A”, “B”, “AB” ve “O” grubu .. Bir de “Rh” söz konusudur. Birey, “D” proteinine sahipse Rh pozitif (+), değilse Rh negatif (-) olarak ifade edilir. Rh (-) kişilerin vücudunda D proteini hiç yoktur ve bağışıklık sistemi için tamamen yabancı bir maddedir.

Normal koşullarda hamilelik döneminde anne ve bebeğin kanları birbirine karışmadan plasenta (eş) aracılığıyla oksijen, karbondioksit ve besi öğelerinin karşılıklı alışverişi gerçekleştirilir. Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise ilk gebelikte herhangi bir sorun olmaz. Bebek doğarken zedelenen damarlardan bir miktar bebek kanı, Rh (-) annenin kanına karışabilir. Böylece annenin bağışıklık sistemi tamamen yabancısı olduğu bir proteinle, “D” proteini ile tanışır ve ona karşı tepki geliştirir. O maddeyi tanımadığı için yok etmek ister. Beyaz kan hücrelerinin D proteinini yok etmek üzere ürettiği -o maddeye özgü- sıvısal maddeleri (antikorlar) kullanarak hedefine ulaşır. Annenin kanında bir tane bile bebek kan hücresi kalmaz, tümü yok edilir. Bu savaş sona erdiğinde geriye “anti-D antikorları” adı verilen sıvısal maddeler ve bunları gereksinim duyulduğunda her an yeniden üretebilecek akıllı beyaz kan hücreleri kalır. İkinci gebelikte çocuk eğer yine Rh (+) kana sahipse annenin kanında hazır bulunan bu sıvısal maddeler (antikorlar) kolayca plasenta (eş) engelini aşarak anne karnındaki bebeğin kanına karışırlar. Bebek kırmızı kan hücreleri yok edilmeye başlanır. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde “bilirubin” adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. devamı »

Bu yazı toplamda 1174, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Yeni doğan sarılığı

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

Vücuttaki sarılık düzeyine kanla çalışılan bilirubin testi ile bakılmaktadır. Sağlıklı bir erişkinde serum bilirubin, 1mg/dl den daha azdır. Yenidoğanda damarsal dağılımın özelliği nedeni ile 5-7 mg/dl�nin üzerindeki serum bilirubin değerlerinde sarılık gözle görünür hale gelir.

Önce yüz derisinde özellikle burun – dudak kıvrımlarında farkedilir. 10 mg/dl�de gövde derisinin ve 15 mg/dl�yi geçince ise ayak tabanı ve avuç içlerinin sarıya boyandığı görülür. Sarılık yaşamın ilk haftasında, zamanında doğan bebeklerin yaklaşık % 50-60�ında ve zamanından erken doğan ( prematürallerin ) % 80�inde gözlenmektedir.

Tüm bebeklerin yaklaşık % 6-8�inde total bilirubin düzeyi 15 mg/dl üzerindedir.

Bilirubin oluşumu; yeni doğan bebeklerde günlük bilirubin yapımının % 75�i dolaşımdaki kırmızı hücrelerin yıkımından kaynaklanır. Kanda taşıyıcı proteine bağlanarak karaciğere taşınır. Oradan safra kesesi içinden geçerek bağırsağa taşınır, idrar ve gaita yolu ile vücuttan dışarı atılır.
devamı »

Bu yazı toplamda 2512, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Yenidoğan refleksleri

Yazar jawscod2 | 24.04.2008 | Kategori Sağlık

İlk bir kaç haftada, yenidoğan davranışı, duyusal uyarıcılara karşı yapılan refleks tepkileri tarafından idare edilir. O, henüz daha yüksek beyin merkezlerindeki cognitive (bilişsel) seviyede işlem görmüyordur. Yakın zamana kadar, bütün yenidoğan davranışı, daha ilkel hayvanların davranışına benzer bir şekilde sadece içgüdüsel olarak kabul ediliyordu. Yenidoğan davranışının büyük bir çoğunluğunun refleks beyin merkezlerinden çıktığı doğrudur ama yeni yapılan araştırmalar yenidoğanın saygınlığını arttırmıştır.

Etki-tepki gelişiminin ilk ayı sırasında, yenidoğanınız gelecekteki öğrenimi için bir model yaratmaktadır. Hoş olmayan ve uygunsuz olan uyarıcıları silmek, uygun olan uyarıcıları kaydetmek ve cevaplamak için seçici olmayı öğreniyordur. Bu seçicilik yeteneği tercih gelişimine yol açar. Genellikle birinci ayın sonunda, bebeğiniz kendi tercihlerini geliştirmiş olmakla kalmayıp onları size de öğretmiş olacaktır. Yenidoğanınızın sizin çeşitli uyaranlarınıza verdiği tepkiler onun için olduğu kadar sizin için de bir öğrenme sürecidir. Yenidoğanınızın refleks davranışı, ne kitaplarda belli yaşlarda yapması gerekenlerin hepsini yapıp yapmadığını anlayabilmek için sade bir merak olarak algılanmalı, ne de iyi eğitilmiş bir evcil hayvanınkine benzeyen insanlıkdışı içgüdüsel bir davranış olarak algılanmalıdır. Bunun yerine, bebeğinizin çeşitli uyarıcılara karşı verdiği tepkinin gelecekteki kişilik gelişimi için bir öğrenme ve uyum süreci temeli olduğunu kabul edin. Çeşitli duyusal uyarıcılara karşı kollarını ve bacaklarını nasıl hareket ettirdiğini, en çok sevdiği seslerin perdesini ve ritmini, favori uyuma pozisyonlarını, favori mimiklerini, en çok neresine dokunulmasından hoşlandığını, nasıl kucaklanmaktan hoşlandığını bilmelisiniz. Birinci ay ziyaretinde sıklıkla sorduğum soru �Ne yapıyor?� yerine �Nelerden hoşlanıyor?� sorusudur.
devamı »

Bu yazı toplamda 1286, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share