cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Sağlık Ürünleri

Yazar admin | 27.01.2008 | Kategori Sağlık

Lazer epilasyon – İl il lazer epilasyon merkezleri ve pratik bilgiler.

Okey cinsel sağlık ürünleri – Cinsel sağlık, cinsel yaşam, doğum kontrolü, gebelik konularında bilgiler, okey prezervatif ürünleri tanıtımları.

Variteks ortopedi sağlık ürünleriBoyun korseleri, varis çorapları, bel korseleri, dizlikler, kol askıları, el, ayak ateli, fıtık bağları.

İon su sağlık ürünleri – Anti-Aging ve hastalıklardan korunabilmeniz ve onları vücudunuzdan süpürüp atmanız için dünyanın bir çok ülkesinde milyonlarca insanın uyguladığı bazı yöntemleri dikkatinize sunuyoruz.

Solid sağlık malzemeleri – Vitamin , mineral, beslenme destek üniteleri, ginseng, protein ve karbonhidrat hapları, nutrition, sporcu gıdaları, kilo verme amaçlı gıdalar, özel beslenme amaçlı gıdalar, glutensiz ürünler.

SGP sağlık ekipmanları – İlk yardım malzemeleri, iş güvenliği ve sivil savunma ekipmanları.

Bu yazı toplamda 1333, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Çocuklarda Geniz Eti Tedavisi

Yazar Swan | 23.01.2008 | Kategori Sağlık

Geniz eti, bademciklere benzer şekilde görev yapan bir dokudur ve burnun gerisinde yerleşmiştir. Geniz etini bademcikler gibi çocuğunuzun boğazına bakmakla göremezsiniz. Geniz eti büyüdüğü veya iltihaplandığı zaman bazı problemlere yol açabilir. Eğer çocuğunuza büyümüş veya iltihaplanmış geniz eti nedeniyle ameliyat gerekiyorsa, bazı bilgileri öğrenmeniz hem sizin, hem de çocuğunuzun hastanedeki işlemlerle ilgili endişelerini hafifletecektir.

GENİZ ETİ (ADENOİD) NEDİR?
Geniz eti, üzüm salkımına benzer şekilli ve burun ile boğaz arasına yerleşmiş bir dokudur. Geniz eti, burundan giren bakteri ve virüs cinsi mikropları yakalar ve vücudun mikroplarla savaşmasına yardımcı maddeler olan antikorları üretir.

Eğer çocuğunuzda sürekli ya da sık tekrarlayan geniz eti büyümesi veya iltihabı varsa, doktorunuz geniz etinin ameliyatla alınmasını önerebilir. Çocuklar geniz eti alındıktan sonra daha sık hastalanmazlar; çünkü, vücutta geniz eti gibi görev yapan başka dokular aynı fonksiyonları yeterince yapabilirler. devamı »

Bu yazı toplamda 3636, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Tıp merkezlerine standart geliyor

Yazar aSh | 21.01.2008 | Kategori Sağlık

Sağlık Bakanlığı personel açığını ve denetim yetersizliğini gerekçe göstererek ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarını kapatma kararı aldı.

Bakanlığın bu konudaki çalışmaları son aşamaya geldi. Hazırlanan yeni yönetmeliğe göre bu tür kuruluşlar ‘tıp merkezleri’ adı altında toplanacak. Tıp merkezleri için de yeni kriterler getirilecek. Düşünülen kriterlerden bazıları ise şöyle: Merkezler sadece müstakil ve ahşap olmayan binada hizmet verebilecek.

YER YETKİSİ BAKANLIĞA

Merdiven genişlikleri 1.5 metre olacak. Hastane iskan izni alınacak. Nerede açılacağını belirme yetkisi sadece Sağlık Bakanlığı’na ait olacak. Yönetmelik değişikliğini eleştiren Sağlık Turizmi Derneği Başkanı Dr. Sinan İbiş, denetimlerin aksatılmaması gerektiğine kendilerinin de katıldığını belirterek “Ancak tümünü birden kapatmak ülke ekonomisine darbe demektir” diye konuştu. devamı »

Bu yazı toplamda 1902, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Nar Tanesi Mucize

Yazar filiz | 31.12.2007 | Kategori Sağlık

 

Şimdi tam zamanı. Şeker hastaları için birebir. Sadece bu da değil, bakın nelere çare oluyor.

Nar şifa kaynağı. Narın şifalı özelliklerinden en iyi şekilde faydalanabilmek içinse ya meyveyi tazeyken yemeli ya da taze sıkılmış suyunu içmeli. İşte nar mucizesi…

devamı »

Bu yazı toplamda 1561, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sigara nasıl bırakılır

Yazar filiz | 30.12.2007 | Kategori Sağlık



Sigarayı bırakmak için en uygun zamanı seçin. Mümkünse, işyerinde veya ailenizde sigara kullananlar ile birlikte bırakmayı deneyin. Arada başlayan olursa, ceza olarak küçük hediyeler aldırın. çok istek duyduğunuzda bir bardak su için…

 

önce karar verin

 

En önemli şey sigarayı bırakma isteğidir. Bırakma kararlılığını gösterecek hastalar bu eylemde daha başarılı oluyor. Bir kişinin sigara bağımlılığından kurtulmak için motivasyonu da çok önemli. Astım, akciğer kanseri veya gebelik hallerinde kişiler bir an önce sigarayı bırakabiliyor.

 

 Kendisinde herhangi bir olumsuzluk yoksa ve motivasyonu yüksekse ilaç veya terapi almasına gerek kalmadan bunu başarabilir. öncelikle göğüs hastalıkları hekimi onayıyla başlamalı. Nikotin bağımlılık düzeyini ölçtürmeli ve psikolojik bağımlılıkla ilgili gerekirse bir psikologdan yardım alabilir.

 

irade ile bırakılabilir mi?

 

irade ile bırakmak mümkün. iyi bir motivasyonla sigara hiçbir tedavi veya yardım almadan da kendi kendine bırakılabilir. Zor olabilir ama başarılamayacak bir şey değildir. Gebe olduğunu öğrendikten sonra annelik içgüdüsüyle sigarayı bırakması iyi bir motivasyondur.

 

 Kapalı ortamlarda sigara içilme yasağı da birçok insan için motivasyon oldu. Ofis veya toplu ulaşım araçlarına sigara zararları ile ilgili yazılar hastaları sigarayla yüzleşme sürecine itti ve motivasyonlarını arttırarak bırakma süreçleri hızlandırdı.

 

Yeniden nasıl başlanıyor?

 

Sigarayı bıraktıktan belli bir süre sonra yaşanan sorunlar sigaraya tekrar başlatabiliyor. Peki ne yapmalı? Bu dönemler her zaman zordur. Bırakmak isteyenlerin peşini stres dönemleri bırakmaz. Sigara yalancı mutluluk sağlar, geçici huzur verir.

 

Yoksunluk etkileri nedeniyle çok hızlı olarak sigaraya geri dönülebileceğinden kişinin her zaman yeniden başlamak için zayıf anını kollar. Başlatmak için bir yöntem bulacağı da göz ardı edilmemeli. Bir nefes çekmek bile tedavinin sıfırdan yeniden başlamasına yol açar.

 

Stres faktörü olduğunda kişiler eskisinden daha yoğun kullanmaya başlıyor. çok hassas dönemde olduklarına inananlar ise uzmana gittiklerinde yeniden başlamadan bu dönemi atlatabilir.

 

Kilo alma korkusu

 

Sigara bırakılınca kilo alınıyor. Aslında yanlış değil. Sigara içmenin kilo almayı engelleyici bir etkisi olduğu biliniyor. Nikotin, beyindeki iştah merkezini etkisi altına alıyor ve yemek yeme zevkini köreltiyor. Fazla kalori harcaması konusunda metabolizmayı harekete geçiriyor. Neyse ki, vücudumuzdaki tüm bu değişimler zaman içinde kendiliğinden yok oluyor ve metabolizma bir süre sonra normal temposuna dönüyor.

 

Az zararlı sigara var mı?

 

Bazı light sigaraların az nikotin taşıdığı söylenir. Bu büyük bir yanılgı. işte tiryakilerin klasiklerinden biri. Oysa, içeriğinde daha az nikotin ve katran bulunan `light` sigaralar, diğerlerinden daha az zararlı değil.

 

`Light` içiciler bağımlılıklarını bu yolla gizleyerek sadece kendilerini rahatlatıyor. çünkü onlar `light` sigaradan daha derin ve sık nefesler alıyor. Böylece kanser riski taşıyan katran ve nikotin miktarının oranı, normal sigaranınkiyle aynı oluyor.

Bu yazı toplamda 1479, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

İdrar deyip Geçmeyin

Yazar Swan | 12.12.2007 | Kategori Sağlık

İnsan vücudu, içinde yürütülen faaliyetlerle bir şehre benzetilebilir. Bir şehirde olup bitenlerden daha fazlası, kendi ölçeğinde bedende gerçekleşir. İnsan şehrindeki faaliyetlerin büyük bir kısmı otomatik olarak gerçekleştirildiğinden, insanların çoğu bünyelerinde meydana gelen son derece kompleks ve mizanlı hâdiselerin farkında değildir. Çünkü beden şehrinin sağlığını sürdürebilmesi için gerekli etki ve tepki mekanizmaları irademiz dışında yürütülmektedir. Bedenimizdeki besinlerin sindirilmesi, dolaşımı, atıkların temizlenmesi, yakıt molekülü oksijenin nefes aracılığıyla bütün hücrelere dağıtımı gibi günlük beden faaliyetlerini sürdürmeye yönelik aktivitelerimiz o kadar fıtrî şekilde yürütülmektedir ki, biz bunların farkına hiç varmıyoruz. Tuvalet ihtiyacı oluşursa, adabına uyarak ihtiyacımızı gideririz. O ihtiyacın bildirilmesi, cevabın verilmesi ve rahatlamak için büyüklü küçüklü birçok sistemin âhenkli şekilde işletilmesini yine hiç düşünmüyoruz.

Boşaltım sisteminin temel organı olan böbrek ve bağlantılı fonksiyonları, bugün tıpta bir ilim dalı (nefroloji) ve uzmanlık alanıdır. Beden şehrinin her bir karesi üzerinde yeterince gözlem ve araştırma yapılırsa ve oradaki çok katmanlı hiyerarşik mekanizmalar çözümlenirse, insanın farklı menzillerinde çeşitli ilimlere ve tefekkürlere vesile olacak birçok hâdisenin cereyan ettiği görülecektir. “Denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa, Allah’ın ilmini yazmakla bitiremezler.” hakikatinin tercümanı olurcasına, beden sarayındaki yapı ve fonksiyonların, değişik derecelerde, ilmi ve kudreti sonsuz bir Zât’ın varlığına ayine oldukları görülecektir.

Bedenimizde sürekli cereyan eden faaliyetlerden biri de, boşaltım sisteminin âhenkli işleyişidir. Erişkin bir kişide, normal şartlarda böbreklerden süzülüp gelen idrarın mesanede (idrar torbası) toplanması, bir balonun içine hava üflendikçe genişlemesine benzer. Böbreklerden süzülerek gelen idrarın miktarına paralel olarak, mesane genişler. Otomatik olarak yürütülen idrar depolama işleminin mükemmel şekilde gerçekleştirilmesinde, otonom sinir sistemine önemli roller verilmiştir. Erişkin insanların günde 5-6 defa idrara çıktığı kabul edilirse, sadece günlük üretilen sıvı atıkları atma (idrar boşaltma) süresi, toplam 5 dakika kadardır. Otonom sinir sistemi yeterince gelişmemiş bir bebeğin idrarı depolama kabiliyeti çok sınırlı olduğundan, mesanesi sık sık boşaltılır. Yeni doğan bir bebek ise, günde ortalama 20-25 kez idrar yapar. Böylece hem böbreklerden gelen idrarın mesaneye rahat bir şekilde akması sağlanır, hem de idrar yolları mekanik olarak temizlenmiş olur. İdrarın böbreklerden mesaneye taşınmasında kullanılan yaklaşık 3-7 mm çapındaki borucuklardan (üreter) akan idrarın mesaneye geçebilmesi için, bu kesedeki iç basıncın düşük tutulması gerekir. Otonom sinir sistemi tam gelişmemiş bebeklerde, böbreklerin yüksek basınçtan korunabilmesi için, mesanedeki idrar sık sık boşaltılarak basınç düşürülür. Altıncı aydan sonra, otonom sinir sisteminin gelişmesiyle, mesanenin idrarı depolama kapasitesi artar ve idrar yapma sayısı da azalmaya başlar. Erişkinlikte, idrarı depolama, uygun yer ve zamanda boşaltma kabiliyetinin gelişmesi de, irademiz dışında, dengeli bir şekilde tamamlanır. Beden şehrindeki yüzlerce güzellikten biri olan idrarın dengeli atılması hâdisesi insanda merhametin bir tecellisi olarak devam ettirilmektedir.

.

İdrar yollarındaki yardımlaşma
Beden şehrinin birimleri arasında muhteşem bir yardımlaşma vardır: Meselâ böbreklerden gelen idrar, akarsu yatağının temiz tutulması gibi bütün idrar yolları boyunca bir temizlik yapılmasına vesile olmaktadır. Bu temizlik başta mikroorganizmalar olmak üzere, idrar yollarında oluşabilecek kum ve taş tanecikleri için de geçerlidir. Mesanelerine bakteri enjekte edilen sağlam kişilerde idrar yolu enfeksiyonu gelişmemiş, bunlarda idrarın tazyikli olarak atılması, bakterilerin sürüklenerek dışarı atılmasını kolaylaştırmıştır.
Elastik yapıdaki mesane duvarının hem genişletilerek, hem de mesane basıncı düşürülerek böbreklerin koruması, mesane ve böbrekler arasındaki yardımlaşmaya misâldir. Çünkü böyle bir elastikiyetle basınç düşürülmeseydi, böbrekler yüksek basınç altında kalarak fonksiyonlarını yitirebilirdi. Sebepler plânında böbreklerin rahat çalışması, uygun miktarda ve basınçta idrar çıkarması (böbreklerin korunması) mesane duvarının elastik olmasıyla sağlanır. Bunun insana bir lütuf olduğunu ise, ancak sistem arızalandığında anlayabiliriz.

Anne karnındaki bebeğin idrarı
Anne karnındaki bebeğin (fetus) beslenme ve boşaltım sistemlerinin temel düzenleyicisi olarak plasenta vazifelendirilmiştir. Ayrıca fetus böbreğine de önemli görevler verilmiştir. Meselâ sıvı-elektrolit ile asit-baz dengesinin düzenlenmesi, hormon ve büyüme faktörlerinin üretilmesi bunlardan birkaçıdır. Dördüncü aydan itibaren fetuste, idrar üretimi başlar ve mesane her 30-60 dakikada bir dolar-boşalır. Mesane içindeki idrar, anne rahmindeki koruyucu yastık gibi yavruyu saran amniyon sıvısına boşaltılır. İdrara benziyen amniyon sıvısı, rahimdeki ceninin, annenin vücut sıcaklığındaki değişikliklere karşı korunmasında, normal gelişim için gerekli alanın sağlanmasında, gıda ve oksijen gibi maddelerin temini için uygun vasatın oluşturulmasında, anne karnının maruz kalabileceği muhtemel darbeler karşısında korunmasında vazifelidir. Rahimde bebeğin yerleştirildiği amniyon sıvısı, idrar gibi bir sıvıdan hazırlanıp, dünyanın yeni misafirini rahat ettirmek için üretilir.

 
.

İdrarın meydana getirilişi Bedenin en ücra köşelerine kadar oksijen ve gıda maddelerini taşımakla görevli kan, geri dönüşünde hem metabolizma atıklarını, hem de vücudumuzda çeşitli sebeplerle oluşan zehirli-fazlalık maddeleri toplayarak böbreklere getirir. Beden şehrinin sağlığının devamında rol alan kan, böbreklere uğradığında kesintisiz olarak filtre edilir.

Böbreklerde, atık maddeler öylesine hassas şekilde ayıklanır ki, “Hangi maddeden ne kadar gereklidir?” gibi, ince hesap ve sınırsız bilgi gerektiren husus biliniyormuşçasına vazife icra edilir. İleri bilgisayar sistemleriyle desteklenmiş sunî böbrekler (diyaliz makineleri gibi) asıl böbreğin yerini hiçbir zaman tutamaz. Sonsuz bir ilim ve kudretin emri altında zâhirî sebepler kullanılarak çalıştırılan sağlıklı canlı böbrek, yapılması gerekeni, Sevk-i İlâhî ile yerine getirir. Atılması gerekenleri sıvı halinde (idrar) mesaneye gönderir. İdrarla atılan maddeler, farklı özellikler taşıdığından, hastalıkların teşhisinde kullanılır. Çünkü idrarın rengi, kokusu, yoğunluğu, içerisindeki organik ve inorganik maddeler insan sağlığı hakkında çeşitli ipuçları verir. Boşaltım sistemine yerleştirilen bu hassas dengedeki sapmalar, beden şehrinde bir şeylerin yanlış gittiğinin işareti olarak yorumlanır. Bir başka ifadeyle, hayat tarzımız, beslenme şeklimiz, hastalıklar, alınan ilâçlar, idrarın yapı ve kompozisyonunda farklılıklara yol açabildiğinden idrar tahlili, sağlıklı olup olmadığımızın bir göstergesi olarak önem taşımaktadır (Şekil 2-3). Sağlıklı kişinin idrarı, sarı ve berraktır. Bu rengi esas itibariyle ürokrom pigmenti ve bir miktar da ürobilin ile üroeritrin verir. Renksiz bir idrar söz konusu ise ya aşırı sulu şeyler alınmıştır veya diüretikler gibi idrar söktürücü ilâçlar kullanılmış yahut değişik tipte şeker hastalıkları (diabetes mellitus, diabetes insipitus) gibi bozukluklar var demektir. Gün içerisinde idrarda sarı ile su berraklığı arasında gidiş gelişler olabilir (meselâ yemekten 1-2 saat sonraki idrarın su gibi renksiz; aşırı eforda ise, koyu turuncu olması gibi). Pancar, şeker boyaları ve bir kısım ilâçlar idrarı kırmızıya dönüştürebilir. Hastanın şikayetleri, muayene ve tahlillerle anlamlandırıldığında kırmızı-kahverengi, mavi-gri, sütü andıran beyazlıktaki ve bulanık idrarların hepsi, bir hastalık belirtisi olabilir

Bu yazı toplamda 2466, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sağlık sırları genlerde saklı

Yazar admin | 11.12.2007 | Kategori Sağlık

Uzman Dr. Özlem Şafak, bilim dünyasında her gün yeni bir gelişme olduğunu, eskiden ‘bunları da görür müyüz?’ denilen şeylerin tek tek gerçekleştiğini kaydetti.

Dr. Şafak, yaptığı açıklamada, atalardan miras kalan, genlerde saklı olan sırlar olduğunu ifade ederek, bu sırların, adeta, pamuklu bir çubuğun ucunda gizli olduğunu kaydetti. Dr. Şafak, şöyle dedi:

“Gentest denilen analiz sistemi ile pamuklu bir çubuk yardımıyla yanağınızdan alınan doku örneğiniz ve kendinizle ilgili dolduracağınız bir form, tüm soruların cevabını veriyor. Alınan doku örneğiniz, analiz edilmek üzere Hacettepe Üniversitesi Teknokenti’nde bulunan GENAR Biyoteknoloji ve Moleküler Genetik Laboratuarı’na gönderiliyor. Burada analiz edildikten sonra kişiye özel 100 sayfalık bir rapor hazırlanıyor. Bu raporda, genetik olarak yatkın olduğunuz hastalıklar ile bunlardan korunmak, daha uzun ve sağlıklı yaşamak için uygulamanız gereken yaşam planı var. 3 yaşından itibaren herkese uygulanabiliyor. Yasam boyunca bir kez yaptırmanız yeterli. Gentest’in dogruluk oranı yüzde 99.99’dur.”

CİHAN

Bu yazı toplamda 1661, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Rahimağzı kanseri aşısı

Yazar Swan | 10.12.2007 | Kategori Sağlık

HPV (human papilloma virus) adı verilen virüs insanlarda ve özellikle de kadınlarda genital bölgede siğil oluşumuna neden olabilmekte ve rahimağzında (bazen de vulva ve vajina’da) kanser öncüsü lezyonlara ve ileri aşamalarda da rahimağzı ve (bazen vulva ve vajina) kanserine yakalanma riskini artırabilmektedir.

HPV özellikle gelişmiş ülkelerde son derece yaygın bir virüstür. Ülkemizde yaygınlığı daha az olsa da HPV geçiren kadınlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.

Geçen yıl geliştirilen bir aşı, doğada yüzden fazla alt türü bulunan HPV virüsünün dört tipine karşı vücutta aşılama yoluyla bağışıklık oluşturabilmekte ve bu virüsün yol açtığı olumsuzluklardan korunmasına yardımcı olabilmektedir.

GARDASİL adı verilen bu aşı HPV’nin en sık genital siğil yapan 6 ve 11 no’lu türüne ve en sık rahimağzı kanseri öncüsü lezyon ve rahimağzı kanseriyle ilşkili olduğu düşünülen 16 ve 18 türlerine karşı geliştirilmiş bir aşıdır. Bu nedenle %100 koruyuculuğu olmasa da bu dört tür HPV’nin en sık görülen türleri olduğundan son derece etkili bir koruma sağlamaktadır.

İzlenmesi gereken yol

Doktora başvurarak jinekolojik muayeneden geçmeli ve eğer cinsel yaşamınız varsa Papsmear testine tabi tutulmalısınız. Cinsel yaşamı olmayan kızlarda her ne kadar daha önce HPV geçirilmiş olma olasılığı son derece düşük olsa bile doktorun dış genital bölgedeki muhtemel HPV lezyonlarına karşı genital bölgeyi gözden geçirmesi önemlidir.

Muayenenizde bir sorun yoksa ve smear testiniz de normalse, yani gözle görülür veya mikroskopla görülür HPV sorunlarına sahip değilseniz toplam üç kez aşılanmalısınız.

İlk aşı muayeneden hemen sonraki günlerde, ikinci aşı ilk dozdan iki ay, son aşı ise ilk dozdan altı ay sonra yapılmalıdır. İlk dozdan son doza kadar geçen süre içerisinde HPV düşündürecek bir sorunla karşılaşmadığınız sürece her aşıdan önce muayene olmanıza gerek yoktur.

Diğer önemli Bilgiler

* 9-26 yaş arası kızlar veya kadınlar aşı için uygundurlar.
* Aşı HPV’ye bağlı oluşmuş bir
hastalığı tedavi etmez, sadece koruyucudur.
* Daha önceden HPV’ye bağlı sorun yaşamış olanların aşıdan faydalanma ihtimali azalmakla beraber aşı olmak yine de mantıksız değildir, zira yaşadığınız sorun HPV’nin sadece bir türüyle ilgiliyse (çoğu durumda böyledir) aşılanmanız geriye kalan üç türe karşı korunmanıza yardımcı olacaktır.
* Aşının gebelik döneminde uygulanması veya aşıya devam edilmesi önerilmemektedir.
* Aşı emzirme döneminde uygulanabilir.
* yan etkileri son derece az bir aşıdır.
* Uygulama kas içi (kol veya kalça) şeklindedir.

Bu yazı toplamda 1815, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share