cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Evliliğin Gayesi

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

İslâm’da evliliğin en başta gelen gâyesi, îmânlı bir neslin yetiştirilmesi ve İslâm ümmetinin sayısının çoğaltılmasıdır. Bu hususda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Evlenin ve çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!” (108) buyurmuşlardır.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, evliliğin gözü haramdan koruduğuna ve namuslu yaşamaya vesile olduğuna işaretle şöyle buyurur:

“Ey gençler topluluğu! İçinizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin! Çünkü bu, gözü (haramdan) koruyan, namuslu kalmaya yardımcı olan çaredir. Kimin de evlenmeye gücü yetmezse, (farz oruçlarından başka nafile) oruca (da) sarılsın. Çünkü o (oruç), kendisinin şehvetine ve nefsine hâkim olmasını sağlar.” (109)

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, evleneceklerin, dindarlığı ve ahlâk güzelliğini diğer meziyetlere tercih etmelerini tavsiye etmişlerdir:

“Kadınları yalnız güzellikleri için nikah etmeyin!. Muhtemeldir ki, güzellikleri onları ahlâken alçaltır. Onlarla mallarının hatırı için de evlenmeyin! Belki malları kendilerini azdırır. Kadınlarla dindarlıkları yüzünden evlenin! Muhakkak ki yırtık elbiseli, siyah, fakat dindar bir kadın daha kıymetlidir.” (110)
devamı »

Bu yazı toplamda 1345, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Kadının Eşini Seçme Hakkı ve İslam

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Medine’nin yerlilerinden olan Hidam’ın kızı Hansa, bir gün Aişe validemize gelir ve sorusunu şöyle sorar: Valide, der. Babam beni itibarlı bulduğu akrabasıyla evlendiriyor. Bana sorma gereği duymuyor. Ben de bundan rahatsızlık duyuyorum. Ben bir kız olarak hayat arkadaşımı seçme hakkına sahip değil miyim? İslam bana bu hakkı tanımıyor mu? Babamın seçtiğini seçmeye mecbur muyum? Aişe validemizin cevabı: Şu anda Resulullah evde yok. Birazdan gelir. Sorunu O’na soralım, cevabını da O’ndan birlikte dinleyelim. Sen şuracıkta biraz bekle… Az sonra Efendimiz (sas) teşrif eder. Aişe validemiz de Hansa’nın sorduğu soruyu aynen sorar: Kızın seçme hakkı yok mu, der. Hansa bana böyle bir soru sordu. Babası Hidam onu itibarlı bulduğu bir akrabasıyla evlendiriyor, kızcağıza sorma gereği de duymuyormuş? Bu soruya Efendimiz özel bir ilgi gösterir ve ilk emrini verir: Hemen kızın babası Hidam’ı bulup getirin! Ensar’dan Hidam aranıp bulunur. Resulullah seni istiyor, derler. devamı »

Bu yazı toplamda 3246, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

İslam’da Evlenmenin Hükmü Nedir?

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

İslam’da evlenmenin hükmü üç kısımdır: Vacip, sünnet ve mübahtır.

1- Bir kimsenin şehveti galebe çalıp günaha girmekten endişe ederse evlenmesi vaciptir.

2- Bir kimse şehvet hissine sahip olur, fakat iradesi kuvvetli olduğundan günaha girmesi söz konusu olmazsa maddi durumu müsaid olduğu takdirde evlenmesi sünnettir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: “Ey gençler cemaatı! Sizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan en çok çevirici ve ırzı en ziyade koruyucudur. Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun. Çünkü oruç onun için şehvet kırıcıdır” (Buhari, Müslim). İmam-ı Şafii (ra) şöyle diyor: “İradesi kuvvetli olduğundan harama girmekten endişesi olmayan kimsenin evlenmeyip ibadetle meşgul olması daha iyidir. Çünkü Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yahya’yı “Hasun” –kadınlara karışmayan- kelimesiyle meth ve sena ediyor.”

3- Bir kimse yaşlı veya cinsi iktidarı zayıf olursa evlenmesi mübah ise de, evlenmemesi daha iyidir. Çünkü evlenme gereği olmadığı halde ağır bir yük altına girmiş olur (al-Müğni li ibn Kudame).

Bu yazı toplamda 1207, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Evlenilmesi haram olanlar

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

NİKÂHI HARAM OLAN KADINLARI TANIMADA ÖLÇÜ

İslâmî hükümlere göre kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlara “Muharremât” adı verilmektedir. Haramlığın müebbed ve muvakkat olmasına göre bu sınıf ikiye ayrılmaktadır.
Müebbeden haram olan kadınlar üç kısma taksim ve kendi bahsinde tafsil olunmuştur. Şöyle ki:

a) Soy itibarıyla haram olan kadınlar,

b) Musâheret (nikâh hısımlığı) sebebiyle haram olan kadınlar,

c) Süt emme ve emzirmeden dolayı haram olan kadınlar. Soy itibariyle haram olan ve kendileri hakkındaki bu hüküm ebediyyen kalkmayan kadınlar şu yedi sınıftan ibarettir:

1- Anneler: Anne tabirinin içinde baba ve ana tarafından olan büyük anneler de dahil olup, ister nikâhlı bir evlenmeden isterse zinâ suçundan gelmiş olsun, oğluna veya torununa ebediyyen haram bulun-maktadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1080, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Efendimiz’in(sav) Evlilikleri

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Her vesile ile İslâmiyete saldıran ve o güneşin üflemekle söneceğini sanan bazı zavallılar, Peygamberimizin (S.A.V.) yaptığı evliliklerin nefsanî (beşerîlik ve şehevî’lik eseri) olduğunu ileri sürerler. Bu konuda araştırma yapmayan veya yapma imkânını bulamayan birçok Müslümanın kafasında da, dile getirilmekten dahi korkulan bir takım şüpheler hâsıl olur.

Fakat hakikatler ortaya konduğunda görülecektir ki, bu evliliklerin temelinde; aile mahremiyeti içinde cereyan eden İslâmî esasların bizzat Efendimizin (S.A.V.) pâk zevceleri tarafından ortaya konması ve İslâmiyetin geniş kitleler tarafından benimsenmesi yatmaktadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1088, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

İslamda Çok Evlilik

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Cenab-ı Hak buyuruyor:
“Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa Suresi / 3)

Ayette açıkça görülmektedir ki, birden fazla 2,3 nihayet 4 kadınla evlenme; mutlaka yapılması gerekli farz ve vacib kabilinden bir emir değil, bir müsaadedir. Ancak bu izin, kadınlar arasında tam bir adalet yapmaya bağlanmış, Bir tek zevce ile yetinmenin, adalete en yakın ve en doğru yol olduğu belirtilmiş; adaleti yerine getiremeyeceğinden korkanın, tek kadınla yetinmesi emredilmiştir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1131, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Çocuğun kefaleti farzdır.

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Çünkü terk edildiği zaman çocuk helak olur. Bu, Allah’ın vacip kıldığı canın korunması türünden bir farziyettir. Dolayısıyla çocuğun helak olmaktan korunması ve helak edici şeylerden kurtarılması gerekir. Çocuğun kefaleti farz olmakla birlikte akrabalık hakkı ile de ilgilidir. Çünkü orada çocuğun istihkakının temin edilmesi söz konusudur. Dolayısıyla kefaletin farziyetinin bununla ilgisi olduğu gibi hak sahibi olmanın da ilgisi vardır. Her çocuk için bir kefalet hakkı vardır. Bu hak, çocuğun kefaleti üzerine farz olanlara aittir. Aynen belirtildiği zaman bu, “hadın” üzerine farz olur. Ancak Allah’ın, kefaleti üzerlerine almayı farz kıldığı kişilerin buna ehil olmaları lazımdır. Dolayısıyla herkesin bunu alma hakkı yoktur. Örneğin; çocuğu zayi edecek kimse bu kefalet hakkına sahip olamaz. Zira bu durumdaki bir çocuğun yok olmakla karşılaşması kaçınılmazdır. Dolayısıyla çocuk olan bir kimsenin veya bunağın kefaleti olmaz. Zira her ikisi de çocuğa bakmaktan acizdirler. Üstelik bunamış bir kimse başkasına muhtaçtır. Başkasına muhtaç olan ise bir çocuğun kefaletini üstlenemez. Dolayısıyla yanında çocuğun kaybolacağı kimse, ihmalinden, emzirme ile uğraşmasını engelleyecek bir işle meşgul olmasından ya da fasıklık sıfatlarına sahip olmasından dolayı -zira böyle bir kişinin elinde yetişen çocuğun da fasık olması söz konusudur- kefalet hakkını kazanamaz. Çünkü bozgunculuk helak türlerindendir. devamı »

Bu yazı toplamda 1208, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sıla-i Rahim

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma anlamında bir İslam ahlâkı terimi.

İslam’da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.

Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber’e gelerek: “-Yâ Rasûlallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?” dedi… Rasûlüllah şu cevabı verdi:

“Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin” (Buharî, Zekât, 1).
devamı »

Bu yazı toplamda 1347, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Salavat-ı Şerife

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Sallallahu hi Vessellem: “Kim bana bir salât getirirse, Allah ona bununla on salât getirir.” buyurmuştur. (Müslim: 1/228)

Sallallahu Aleyhi Vessellem: “Kabrimi bayram yerine çevirmeyin. Bana salât getirin. Getirdiğiniz salât nerede olursanız olun bana ulaşır.” (Ebu Davud: 2/218)

“Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed ”

Diğer Bir Salâvat;

“Allahumme salli âlâ seyyidina Muhammedi-ninnebiyyi ümmiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.”

“Allah’ım! Ümmi Peygamber Muhammed (sav)’e onun aline ve ashabına salât ve selam eyle.”

Bu yazı toplamda 1207, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Aşûra Gününün Faziletleri

Yazar jawscod2 | 25.03.2008 | Kategori İslam

Rubeyyı’ binti Muawiz -radıyallahu anha-nın rivâyet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Ensârın köylerine Aşûre Günü kuşluk zamanı haber gönderdi ve: “Her kim sabahleyin iftar etdiyse günün geri kalanını imsak etsin, yani bir şey yemesin, her kim oruca niyyet etdi ise orucunu tamamlasın.” (1) buyurdu.

Rubeyyı’ -radıyallahu anha- der ki, biz artık Resûlullah’ın bu emrinden sonra Aşûra gününün orucunu tutardık ve küçük çocuklarımıza da tuttururduk ve onlarla mescide girerdik ve çocuklarımıza boyalı yünden oyuncak verirdik, bunlardan yemek için ağlayan olursa iftar vakti erişinceye kadar bu oyuncaklarla eğlendirirdik.” (2)
devamı »

Bu yazı toplamda 1253, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share