Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Azosperm
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Erkekte sperm hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı (astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri (aglütinasyon) gibi nedenler tek başına olabileceği gibi bütün bu faktörler bir arada bulunabilir. Bazen, sperm hücresi, sperm kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı ile ilgili olan yapısal azospermi görülebilir.
Sperm sayı ve kalitesini etkileyen nedenler: Sperm yapımı ve olgunlaşmasına ait problemler, erkek kısırlığı nedenleri arasında en geniş grubu oluşturur. Sperm hücreleri, yeterli sayı, şekil veya hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı döllemeyebilirler. devamı »
Bu yazı toplamda 2316, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Başbakan Erdoğan, uyardı
Yazar aSh | 14.01.2008 | Kategori Otomobil
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin uzun soluklu ve stratejik bir proje olduğunu belirtti.
Erdoğan, ”Böylesine önemli bir projenin günlük siyasi kaygılara kurban edilmemesi gerekir. Ne yazık ki bazı üye ülkeler üyelik hedefimizi sulandırma gayretleri içerisine giriyorlar” dedi.
Başbakan Erdoğan, Palas Otel’de düzenlenen Türk-İspanyol İş Konseyi toplantısının kapanışında yaptığı konuşmada, İspanya ile Türkiye’nin yüzyıllar öncesine dayanan köklü ilişkilerine büyük önem verdiklerini söyledi. Türkiye ile İspanya’nın yaklaşık 400 yıllık geçmişleri olduğunu belirten Erdoğan, diplomatik ilişkilerde de 225. yılda olduklarını söyledi. devamı »
Bu yazı toplamda 1532, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bu da PKK’nın uyuşturucu yüzü
Yazar aSh | 14.01.2008 | Kategori Gündem
Hakkari’nin Yüksekova ilçesi kırsalında düzenlenen operasyonda terör örgütü PKK’ya ait bir sığınakta yapılan aramada, 113 kilo 734 gram esrar ele geçirildi.
Hakkari Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Hakkari İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin tarafından gerçekleştirilen istihbarat çalışmalar neticesinde, Yüksekova ilçesi Ortaç köyü bölgesinde arama yapıldı.
Aramada, terör örgütü PKK’ya ait bir sığınakta, 10 ayrı çuval içerisinde koli bandı ile sarılmış 159 paket içerisinde 113 kilo 734 gram esrar ele geçirildi.
Açıklamada, Güvenlik güçlerinin sorumluluk bölgesinde kaçakçılık ve terörle mücadeleye kararlılıkla devam edileceği belirtildi. devamı »
Bu yazı toplamda 1213, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Aşırı Terleme
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Aşırı terleme ne zaman problem olur?
Bir topluluk önünde konuşma yapacağınız zaman yüzünüzün, patronunuza yeni projenizi açmaya gittiğinizde koltuk altlarınızın veya sevgilinizle el-ele tutuşurken ellerinizin aşırı terlediğini farkedebilirsiniz. Aşırı terleme kişinin sosyal, fiziksel, psikolojik ve mesleki yaşamında çok önemli problemlere yol açabilir. Örneğin elleri fazla terleyen kişiler hiç kimsenin elini sıkmak istemezler, arkadaş edinmekte zorluk çekerler. Aşırı terleme kişinin arkadaş çevresini kısıtlar ve bireyin kendisini yetersiz hissetmesine neden olur.
Terleme vücudun sıcaklığını ayarlayan sistemin önemli bir parçasıdır. Terleme doğal bir tepki olmasına karşın, insanların %1’inde aşırı terleme görülür. Aşırı terleme sempatik sinir sistemi dediğimiz adrenalin içeren sistemin fazla uyarılması ile açığa çıkar. Avuç içleri, koltuk altı, yüz ve başta terlemenin fazla olması problem yaratır ve buna tıp dilinde hiperhidrosis denilir. devamı »
Bu yazı toplamda 1378, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kıllanma (Hirsutizm)
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Kıllanma ülkemizde gerek toplumumuzda gerekse tıp dünyasında fazla gündeme gelmeyen ancak çok sık rastlanan bir sorundur. İstatistikler genç kızların % 25 inin, orta yaşlı kadınların % 85 inin istenmeyen kıllarını çeşitli yöntemlerle yok ettiklerini bildiriyor. Tüylenmenin gençkızlarda yarattığı belirtiler ve derin psikolojik baskılar hastanın bizlere başvurmasını da engelleyebiliyor. Kıllanması olan kişiler yaz aylarında evlerinden dışarı çıkmaktan çekinirler, arkadaşlarıyla plaj veya havuza gitmek istemezler. Kolları açık bir bluz veya mayo giymek onlar için bir azaptır. Kıllanma basit bir kozmetik sorun olmaktan çok psikolojik ve sosyal yönleri olan bir hastalıktır. Özellikle adolesan dönemde kıllanma acilen araştırılmalı, nedeni bulunup, tedavi edilmelidir.
Kadının hayatı boyunca dinamik seyreden hormon değişiklikleri kılların çıkış sürecini etkiler. Ergenlik evresinden önce yüzdeki kıllar açık sarı renkli ve incedir. Bunlara vellus tüyler denilir. Ergenlik sonunda hormonlar ince tüyleri kalınlaştırır, ve koyu renkli terminal kıl haline sokar. Terminal kılların koltuk altı ve genital bölgede çıkması normaldir. Ancak artan erkeklik hormonu testosteronun etkisiyle terminal kılların öncelikle yüzde, iki göğüs arasında, meme uçlarında, bel, göbek ve bacak üstlerinde belirmesine tıp dilinde hirsutizm yani erkek tipi kıllanma adı verilir. devamı »
Bu yazı toplamda 4878, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Büyüme Hormonu Nedir?
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Büyüme hormonu tüm salgı bezlerinin orkestra şefi olan hipofiz bezinden salgılanan adından da açıkça anlaşıldığı gibi bebek ve çocukların büyümesini sağlayan bir hormondur. Büyüme hormonu kimyasal olarak 191 adet aminoasit dediğimiz yapıtaşının yanyana gelmesi ile oluşan polipeptid yapısında bir hormondur. Amerikan Board Sertifikalı Doktorlar Derneği Başkanı Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can polipeptidin ne demek olduğunun sadece bilim adamları tarafından değil halk tarafından da bilinmesi gerektiğini çünkü büyüme hormonu hakkında yapılan araştırmaların kamuoyuna açıklanması ile bu hormonunun efsaneleştirildiğini belirtti. İnsan Büyüme Hormonunun laboratuar ortamında genetik olarak bakterilerden sentezlenmesi kısa boylu çocukların tedavisinde bir çığır açmış ve büyüme hormonu çocuk (pediatrik) hormon hastalıkları uzmanları tarafından bazı cücelik türlerinin tedavisinde başarı ile kullanılmıştır. Daha sonra bu çocuklar boy gelişimlerini tamamladıklarında yani 18-20 yaşlarına ulaştıklarında büyüme hormonu kesilmiştir. Ancak aradan 15-20 yıl geçtiğinde yani bu çocuklar 40 yaşında yetişkin çağa ulaştıklarında bir çoğunun göekli kasları zayıf şişman kişiler oldukları görülmüştür. Çocukluk çağında büyümeleri için büyüme hormonu verilen ancak yetişkin çağda bu tedavi uygulanmayanların sosyal hayata uyum sağlayamadıkları, evlilik ve iş hayatını düzgün bir şekilde yürütemedikleri, bir kısmının intahar ederek bir kısmının ise kalp krizi ile daha 50 yaşına varamadan hayata veda ettikleri uzmanlar tarafından gözlenmiştir. O noktadan sonra bu tip erişkinlerde büyüme hormonu tedavisi uygulanmaya başlanmış; büyüme hormonunun bu tür hastaları zayıflattığı, kaslarını kuvvetlendirdiği, kalp hastalıklarını önlediği tesbit edilmiştir. devamı »
Bu yazı toplamda 3222, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Hormonlar ve İşlevleri
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
20’li yaşlarda hormonlar:
Kadın: Bu dönem genç kızlıktan kadınlığa geçiş dönemidir. 10 lu yaşların başında bir kız çocuğunun bedeni ergenlik çağına girişin etkisiyle gelişir. Beyin alt kısımındaki hipofiz bezinden gelen luteinize edici hormona (LH) ait sinyaller kız çocuğunun yumurtalıklarını uyarır. Kadınlık hormonu östrogen ufak miktarlarda salgılanmaya başlar. Sekiz yaşında cinsel bölgede kıllanma, dokuz yaşında göğüslerde tomurcuklanma başlar. Ergenliğe ilk adımlarını atan kız çocuğunun 10 yaşından itibaren boyu hızla artar. Memeleri büyür ve kalçaları yuvarlaklaşır. Bu aşamada boy büyümesi ve vucüt gelişimi tamamlanmıştır. Rahim ve döl yolları büyür. Gelişimin son noktası genç kızın ilk adetini görmesidir. İlk adet 11 ve 16 yaşları arasında herhangi bir zamanda olabilir. Başlangıç yıllarında adetler düzensiz olur. Ara kanamalar olabilir. Kadınlık hormonunun salgısı yerine oturdukça adetler düzene girmeye başlar. Bu evrede artık boy uzaması durur. Kemik gelişimi tamamlanmıştır. Bu kritik evrede hatalı beslenme veya hormon dengesizliği boyun kısa kalmasına ve gelecek yaşlarda osteoporoza yol açar.
Erkek: Erkek çocuğunda adolesan dönemi hipofizden salgılanan LH hormonunun yumurtalıklardan erkeklik hormonu testosteronu uyarması ve yine hipofizden salgılanan FSH’nın sperm üretim sinyalini vermesiyle başlar. Erkek çocuğunda on yaşlarında cinsel bölgede kıllanma, yumurtalılarda büyüme başlar. Ses kalınlaşmaya, genç erkeğin yüzünde sivilceler çıkmaya başlar. Erkek çocuklarında boy büyümesi daha geçtir. Onbir yaşından itibaren hızlı ergenlik boy uzaması başlar ve gelişim 18 yaşında dek devam eder. Sakal ve bıyıklar çıkar. Kaslar ve kemikler gelişir. 20 li yaşlara girildiğinde erkek fiziksel ve cinsel gücünün doruklarındadır ancak psikolojik olgunluğa erişmesi için birçok tecrübe yaşaması gereklidir. devamı »
Bu yazı toplamda 1670, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
İnsülin Spreyi
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Şeker hastalarının iğne yerine bir sprey ile insülin tedavisi olabileceği ABD’de yapılan bir çalışmada ispatlandı. Oniki haftalık deneme süresince 73 hastaya insülin sprey şeklinde uygulandı. Katılanların yarısı günde üç kez insülini burundan sıkarak kullandı, gece yatmadan önce bir defa iğne yaptılar. Katılanların diğer yarısı ise günde iki veya dört kez insülin iğnesi yaptılar. Yeni bulunan sprey tedavisi iğneli insülin tedavisi ile karşılaştırıldığında kan şekeri değerlerinin her iki grup hastada normale geldiği görüldü. Sprey şeklinde kullanılan insülinin hastanın akciğerlerinde hiçbir yan etkisinin olmadığı gözlendi. Sprey sisteminde önce insülin toz haline getiriliyor, sonra formule edilip hastanın akciğerlerine basınç ile bir aerosol aleti ile püskürtülüyor. İnsanın akciğerlerinin yüzeyini kaplayan alveol adı verilen baloncukların toplam yüzeyi bir tenis sahası büyüklüğündedir. Alveollerden soluduğumuz oksijen vucüda karışır. Toz haline getirilen insülin akciğerlerdeki alveollerde sıvılaşarak kana karışır. Böylece iğne yapma zorunluluğu ortadan kalkar. Doç. Dr. Selçuk Can araştırma sonuçlarının ümit verici olduğunu ancak şu an Amerika’da 1000 hasta üzerinde yapılan araştırmalar tamamlanıp, Amerikan FDA (Federal İlaç ve Gıda Dairesi) onayını aldıktan sonra spreyin ülkemize geleceğini söyledi. Sprey tedavisi daha pahalı olacak ancak birçok diyabetlinin kan şekerini normal sınıra getireceğinden şekerin vucüttaki tahribatını önleyip toplum sağlığı için büyük bir gelişme olacak.
Bu yazı toplamda 1348, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Hamilelikte Şeker Hastalığı
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
(Gestasyonel Diyabet)
Bundan on yıl kadar önce doktorlar şeker hastası genç kadınlara hamile kalmalarının yan etkileri olduğunu söyleyip, çocuk yapmamalarını tavsiye ediyorlardı. Tıbbın büyük bir hızla ilerlemesi şeker hastası genç kadınların sağlıklı bebekler doğurmalarını doğal hale getirdi.Hamilelik esnasında ana karnında başta östrojen olmak üzere birçok hormon üretilir. Bu hormonlar kan şekerini yükseltir. Bu metabolizma değişikliğine pankreas fazla insülin salgılayarak müdahale eder ve kan şekerini normale indirir. Bazı kişilerin pankreası bu sağlıklı cevabı veremediği için şeker hastalığı açığa çıkar. Yükselen kan şekeri anne karnındaki bebeği olumsuz etkiler. Annede hiçbir belirti vermeyebilir ve hamilelik şekeri tahliller ile teşhis edilir. Hamilelik şekeri doğum gerçekleştikten sonra geçer.
Şeker hastasıyım ve hamile kalmak istiyorum. Ne yapmalıyım ?
Öncelikle şeker hastası kadın zahmetli geçebilecek dokuz aylık hamilelik süresine kendisini fiziksel, duygusal ve psikolojik olarak hazırlamalıdır. Aile ve eşin tam desteği bu noktada çok önemlidir. Ardından bir endokrinoloji yani hormon hastalıkları uzmanına danışılıp, daha gebe kalmadan üç ay önce kan şekerinin normale yaklaştırılması gerekir. Bu strateji doğacak bebekte sakatlık olma ihtimalini azaltır. devamı »
Bu yazı toplamda 3865, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Diyabet nedir ?
Yazar Swan | 14.01.2008 | Kategori Sağlık
Şeker hastalığı vucüdun kan şekerini normal sınırlar içerisinde tutma yeteneğini kaybetmesidir. Şeker beyin, kalp, kaslar gibi hayati organların düzenli çalışması için doğanın yarattığı önemli bir yakıttır. Vucutta glukoz yakılmasını ve şeker metabolizmasını düzenleyen organ pankreastır. Pankreas insülin hormonunu üreterek kan glukozunu dengeler. İnsülin şeker hastalığı tedavisinde önemli bir yeri olan hormondur. Dünyadaki tüm önemli diyabet merkezleri insülini yapay olarak üretecek hücre kültürü veya brun spreyi geliştirmek için çalışmaktadırlar.
Türk Diyabet Eğitim ve Tedavi Vakfının yaptığı çalışmalarla ülkemizde yaşayan her 100 kişiden 7 tanesinin diyabet hastası olduğu saptanmıştır. Diyabet iyi beslenen ve sonuçta gitgide şişmanlayan ve ileri teknoloji sayesinde tüm işlerini robotlara bırakan ileri batı toplumlarının hastalığıdır. Ülkemizde diyabet oranı her geçen yıl artmaktadır. Amerikan Hastanesi tarafından huzurevlerinde yapılan bir araştırmada 65 yaş üzerindeki her üç kişiden birinin diyabetli olduğu bulunmuştur. devamı »
Bu yazı toplamda 1332, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

