cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


İnovasyon Nedir?

Yazar admin | 15.10.2010 | Kategori Eğitim

İnovasyon (yenilikçilik-yenilik) kavram olarak, hem bir süreci (yenilemeyi / yenilenmeyi) hem de bir sonucu (yeniliği) ifade eder. AB ve OECD literatüründe yenilikçilik, süreç olarak “bir fikri, pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir üretim ya da dağıtım yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmet yöntemine dönüştürmeyi” ifade eder. Aynı kelime; bu yenilik anlamında, bu dönüştürme süreci sonunda ortaya çıkan, “pazarlanabilir, yeni ya da geliştirilmiş ürün, yöntem ya da hizmeti” de anlatır.

Bu yazı toplamda 1704, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Victor Hugo Kimdir

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori Kültür - Sanat, Yaşam

http://www.eviltwinltd.com/Monk/reviews/graphics/books/Victor_Hugo.jpgBüyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..
Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı. devamı »

Bu yazı toplamda 3469, bugün ise 7 kez görüntülenmiş

Share

Victor Hugo – Sefiller Kitabının Özeti

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori Eğitim, Kültür - Sanat

http://birlesikbasim.com.tr/content_files/prd_images/sefiller%20copy.gifAdı :Sefiller
Yazarı :Victor HUGO
Sayfa Sayısı :1478
Yayınevi :Oda Yayınları
Basıldığı Yer :İstanbul
Basıldığı Tarih :Nisan 2000

Konusu :Bir kürek mahkumunun on dokuz yılını harcadığı eski günlerine geri dönmemek için sürekli kaçışını ve kaçarken de çektiği sefalet, yaşadığı acılar ile 1800’lü yıllarda Fransız halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar.

Özeti :19 sene süren kürek mahkumiyetinden sonra şartlı olarak tahliye edilen Jean Valjean, toplumdan dışlandığını görür. Sadece Digne piskoposu kendisine iyi davranır; buna karşın zorlu acı yıllar geçiren Valjean piskoposun gümüş yemek takımlarını çalarak ona ihanet eder. Valjean polis tarafından yakalanır ve geri getirilir. Piskoposun kendisini kurtarmak için yalan söylemesi ve buna ek olarak değerli iki gümüş şamdanı da ona hediye etmesi Valjean’ı çok şaşırtır. Böylece Valjean hayatına yeni bir başlangıç yapmaya karar verir ve o gün Digne kasabasından ayrılır.

Aradan sekiz sene geçmiştir ve Valjean şartlı olarak tahliye koşuluna aykırı hareket ettiği için adını Monsieur Madeleine olarak değiştirmiş; bu süre içinde piskopostan aldığı gümüş yemek takımlarını satarak bir fabrika satın almış ve yaptığı değişikliklerle üretimi artırarak çok zengin bir şahıs olmuştur. Ayrıca yaptığı iyilikler ve yardımlarla herkesin saygı ve sevgisini kazanmış ve belediye reisi olmuştur. İşçilerinden biri olan Fantine’in gizli olarak gayri meşru bir çocuğu vardır. Diğer işçi kadınlar bunu öğrendikleri zaman Fantine’in kovulmasını isterler. Tüm gayri meşru teklifleri Fantine tarafından reddedilen ustabaşı da onu kovar. Kızına ilaç alabilmek için çaresizlikten kıvranan Fantine madalyonunu ve saçını satar, en sonunda da kendini satmak için fahişelere katılır. Yeni işi yüzünden kendini iyiden iyiye alçalmış hisseden Fantine bir müşteriyle kavga eder ve Javert tarafından tam hapishaneye ***ürülmek üzereyken “Belediye Reisi” ortaya çıkar ve Fantine’in hapishane yerine hastaneye ***ürülmesini talep eder. Belediye reisi daha sonra devrilmiş bir arabanın altında kalmış bir adamı kurtarır. Bu, Javert’e olağanüstü bir güce sahip sahip olan ve yıllardır peşinde olduğu 24601 numaralı kürek mahkumu Jean Valjean’ı hatırlatır. Oysa kendisine Jean Valjean’ın yeniden yakalandığı bildirilmiştir. devamı »

Bu yazı toplamda 6861, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Telefonun İcadı ve Alexander Graham Bell

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori Teknoloji

http://www.bilgiustam.com/resimler/2008/02/bell_first_tel1.jpgXIX. yüzyılın son çeyreğinde Morse telgrafı standart araçları, kuralları ve uzmanlarıyla tam örgütlenmiş bir kamu hizmeti durumuna gelmişti. Ve sayısız araştırmacılar daha da geliştirmek için harıl harıl çalışmaktaydılar. Çabaları özellikle iki yön izlemekteydi: En kısa zamanda masrafları karşılayacak azami hızı ulaşımda sağlamak; bir de Morse alfabesini bir yana bırakıp mesajları normal yazıyla alabilmek…

Birincisini duplex (çift taraflı haberleşme) tekniğiyle yani her iki yönden birden mesaj göndermek yoluyla sağladılar. Bu güzel icat iki kişinin eseri oldu: Wheatstone (1852) ve Amerikalı Stearns (1868). Ünlü Thomas Edison da bunu 1871′de guadruplex sistem haline soktu.

İkinci sorun için ilk çözüm bulan İngiliz Davit Hughes (1831-1900) oldu.1855′te alfabenin harflerine karşılık olan bir klavye teklif etti. Ama yine de en köklü çözüm yolunu basit bir telgraf teknisyeni olan Fransız Emile Baudot (1845-1903) gösterdi. 1874′te karma bir yol Hughes ile şirketinin kullandığı Morse makinelerinin birleştirilmesini teklif etti. Ve bunu gerçekleştirmeyi başardı. Böylece yazılı bir telgraf meydana getirmekle kalmadı, birkaç mesajı (5-6 taneyi) birden gönderme imkânını da sağlamış oldu. devamı »

Bu yazı toplamda 4298, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Hz. Muhammed (SAV) İnen İlk Ayet

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori İslam

Ulumul Kur’an kitaplarında ” ilk ve son inen ayetler ” başlığı altında incelenen [84] bu konunun, konumuzla direk bağlantılı olan ilk inen ayetler hakkındaki ihtilafları ve çözümünü incelemeye çalışacağız. Bu konudaki ihtilafları ve tercihimizi belirtmeden önce, ilk inen ve son inen ayetlerin bilinmesindeki “faydalara” değinmek istiyoruz.

a- Nasih ve Mensüh’u ortaya çıkarmada, ilk inen ve son inen ayetleri bilmek önemli bir gereklilik arz etmektedir. Buna göre: bir konu etrafında bir kaç ayet geçmekte ve konuyla bağlantılı hüküm, o ayetlerden birinden çıkmakta ise, son inen ayet “Nasih” olarak kabul edilir ve hüküm o ayete göre icra edilir. devamı »

Bu yazı toplamda 3136, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Facebook Kullanımı Dünya Sıralaması

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori Teknoloji

http://blog.isakoc.com/wp-content/uploads/2010/03/facebook.jpg

Türkiye nüfusunun yüzde 29.16’sının kullandığıFacebookTeknoloji’nin Başkanı Bret Taylor, Türkiye’nin şirketin ekonomisi ve ürünlerinin başarısı için önemli olduğuna dikkat çekerek, yüksek kullanıcı sayısını yorumladı: “Oldukça sosyal bir ülke olmalısınız. Bu çok ilgi çekici bir durum” devamı »

Bu yazı toplamda 2263, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Askerlik Kısalıyor mu

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori Yaşam

http://www.thewallpapers.us/data/media/849/askerlik.JPG

AK Parti hükümeti, şu anda 15 ay olan zorunlu askerliği 9 aya, 6 ay olan kısa dönem askerliği de 4 aya düşürecek bir formül üzerinde çalışıyor. Hükümet, Silahlı Kuvvetler karşı çıktığı için gündeme gelmeyen bedelli askerlik konusunda da kararlı. Zorunlu askerliğin kısalmasıyla kışlalarda yaşanacak boşalmanın bedelli askerlerle doldurulması planlanıyor. devamı »

Bu yazı toplamda 3491, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kimler Kurban Kesmelidir

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori İslam

http://www.gundem.be/photcat/photos/092/p_09216_o.jpgKurban hakkında merak edilen ve sıkça sorulan sorulara net cevaplar.. Kurban nedir? Kimler kurban keser? Karı ve koca ayrı mı kesmeli? Haram parayla kurban kesilir mi? Taksitle, vekaletle kurban kesilebilir mi? Hangi hayvanlar kesilebilir? Kurban eti ve derisi nasıl değerlendirilmeli? Misafirler, yolcular kesmeli mi? ..

Kurban ne demektir?

Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek niyetiyle kesilen hayvan demektir. Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenab-ı Hakk’a hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunarak halka yaklaşmaktadır.
Görüldüğü gibi bu bayramın ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka fedakarlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban; -fıkhi hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dinî hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir. devamı »

Bu yazı toplamda 3188, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Kurban Nasıl Kesilir

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori İslam

Kurban, mümini Allah’a yaklaştırır

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, fedakarlık, hasbîlik ve teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri iç içedir.

Kur’an-ı Kerim’de ‘Kesilen kurbanların ne eti, ne de derisi Allah’a (cc) ulaşır. Yaradan’a ulaşan sizin takvanızdır.’ denilmektedir. Bu lütfun gerçekleşebilmesi için kesilen kurban Allah rızası için kesilmeli, etleri ise yine Allah (cc) rızası için fakir fukaraya dağıtılmalıdır. İbadetler hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan ziyade Allah emrettiği için yapılır. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini yâd etmek için birer vesiledir. Kurban kesmenin de Allah’ın bir emri olması hasebiyle sayısız hikmetlerinin olduğunda şüphe yoktur. Kurban kesmek, öncelikle peygamberlerin babası Hz. İbrahim’in, oğluna bedel olarak Allah’ın gönderdiği koçu kesmesi hadisesini bizlere hatırlatıyor. Hayat nimetine şükrün bir ifadesi olarak kurbanı kesiyoruz. Ayrıca ahirete bir hazırlık olması, günahlarımızın affı ve kabirle başlayan yeni bir hayat yolunda kurbanın bizi manevi bir burak gibi alıp selamete ulaştıracağını da verilen müjdeler ışığında Rabb’imizden umuyoruz. Hac Sûresi’nde (22/34) ifade edildiği gibi kurban kesmekten asıl maksat Allah’ın hatırlanması, zikredilmesidir. Zira bizim varlık gayemiz Allah’ı bilme, tanıma ve O’na yaklaşmadan ibarettir. Burada Allah’a yaklaşma ameliyesi adeta bir bayram olarak ilan edilmiştir. Kurban kesmenin, insan olarak hepimizin mutlaka almak zorunda olduğu gıdalarla da yakından alakası vardır. Din, hayatımızın her safhasını kuşatıyorsa, bizim bu yönümüze de hitap etmeli değil midir? Etin, insan için zaruri gıdalardan olduğunda şüphe yok. Ama bu gıdanın herkes tarafından rahatlıkla temin edildiğini söyleyemeyiz. Nafile olarak başka zamanlarda kesilen kurbanların dışında, Kurban Bayramı’nda da Müslümanlar, kestikleri bu hayvanlarla et yemekten mahrum bulunan önemli büyük bir kitleyi bu nimetten istifade ettirmektedir. devamı »

Bu yazı toplamda 3930, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

2010 Kurban Bayram Namazı Nasıl Kılınır

Yazar admin | 02.10.2010 | Kategori İslam

1- Önce “Niyet ettim vâcib olan bayram namazını kılmağa, uydum hazır olan imâma” diye niyet ederek, namaza durulur. Sonra “Sübhâneke” okunur.

2- Sübhânekeden sonra eller üç defa tekbîr getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmâm önce Fâtiha, sonra bir sûre okur ve beraberce rükû’a eğilinir.

3- İkinci rek’atta, önce Fâtiha ve bir sûre okunur. Sonra iki el üç defa tekbîr getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbîrde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükû’a eğilinir. Kısaca: iki salla, bir bağla, üç salla, bir eğil! diye ezberlenir.

Arkasından secdeler yapılır ve oturulur.Sağa sola selam verilerek namaz bitirilir.

Bu yazı toplamda 2140, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share