cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Ergenekon hakimi savcıyı uyardı

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Ergenekon hakimi savcıyı uyardı

Ergenekon davasında tutuklu sanık Tuncay Özkan’ın çapraz sorgusu sırasında savcı Pekgüzel’in 16 Aralık 2003 tarihli belgeye yönelik sorusuna hakim itiraz etti.

 İkinci ”Ergenekon” davasında Tuncay Özkan’ın çapraz sorgusunda Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in 16 Aralık 2003 tarihli belgeye ilişkin soruları üzerine Mahkeme Heyeti Başkan Köksal Şengün, ”Kabul edilmeyen belgenin bir anlamı var mı? Niye bu kadar ısrar ediyorsunuz?” diyerek uyarıda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada Tuncay Özkan’ın çapraz sorgusu sırasında savcı Pekgüzel, 16 Aralık 2003 tarihli belgede geçen konuşmaları okuyarak soru yöneltmek istedi.

Özkan da bu metnin kendisine ait oladığını belirterek, ”Birazdan ayakkabı numarama gelecek. Ben 20 yıl aynı elbiseyi yamalı giymem. Taze fasulye yediğim falan, bunlardan utanmam. Bir metinde yer alan belgeler bana doğrulatılmaya çalışılıyor. Bu metin içinde yasa dışı işler var. Yasa dışı elde edilmiş deliller var” diye konuştu.

Savcı Pekgüzel’in belgede yer alan konuşmaları okumaya devam etmesi üzerine Özkan, daha önce de bunların okunduğunu ifade ederek, sorulacak soruları yanıtlamak istediğini söyledi.

Pekgüzel’in okumayı sürdürmesi üzerine Özkan, ”Anlamıyorum, anlamadığım için de bundan sonrakilere yanıt vermeyeceğim zaten” dedi.

Savcı Pekgüzel’in belgede yer alan konuşmaları okumaya devam etmesi üzerine avukat Celal Ülgen itiraz ederek, kabul edilmeyen belgeler üzerinden sorular yöneltilmesinin usule aykırı olduğunu söyledi.

Savcı okumayı sürdürünce Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün araya girerek, ”Hiçbirini kabul etmiyor. Kabul edilmeyen metinden soru sormanın anlamı ne?” dedi.

Pekgüzel, ”Görüşmenin içeriğinde sadece kendisinin, çok yakınının bileceği şeyler var” ifadesini kullanınca, Şengün de ”Ama ‘kabul etmiyorum’ diyor” dedi.

Savcının okumaya devam etmesi üzerine Şengün, ”Savcı bey nereye varacaksınız? Baştan beri kabul etmiyor. Kabul edilmeyen belgenin bir anlamı var mı? Niye bu kadar ısrar ediyorsunuz? Mahkemeyi aydınlatın. Sorunuz var mı?” diye uyarıda bulundu.

Pekgüzel de sorularını bu belgeye göre hazırladığını belirterek, Özkan’a belgedeki konuşmaları okuyarak bazı sorular yöneltti.

Özkan, söz konusu belgeyle ilgili sorulara karşılık, ”Ben, Fethullahçıların hedefi olmadan önce Gülen’in adının 1998 yılında Susurluk listesinde olduğunu yazdım. Adamla görüşmeye gittim. Dört görüşmenin ikisinde benden özür diledi. ‘Erbakan saklamış’ dedi. Nuh Mete Yüksel ile ilgili iki yazı yazdım. ‘Belden aşağısı kimi ilgilendirir?’ diye. Bu belge deli saçması bir şey” diye konuştu.

Tuncay Özkan, bir soru üzerine, Mehmet Emin Karamehmet’in kendisine ayda 62 bin dolar, telif için de 3 milyon dolar teklif ettiğini kaydetti.

-”KARAMEHMET BU BELGEYİ REDDETTİ”-

Karamehmet’in 16 Aralık 2003 tarihli belgeyi reddettiğini belirten Özkan, ”Bu belgede geçen her şeyi sizinle yaptığı görüşmede reddetmiştir. Levent Ersöz’ün bu konudaki görüşmesinden haberdar değilim” dedi.

Savcı Pekgüzel’in, Kanaltürk televizyonunu kurarken TSK’dan, Levent Ersöz’den yardım alıp almadığına ilişkin sorusuya Özkan, ”Hayır”  yanıtı verdi.

Özkan, Pekgüzel’in, Hurşit Tolon’un herhangi bir yardımı olup olmadığını sorması üzerine de olmadığını belirterek, ”Keşke olsaydı” dedi.

Savcı Pekgüzel’in, emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen günlüklerle ilgili soru yöneltmek istemesi üzerine Özkan, Örnek’in savcılıkta alınan ifadesinin dosyaya getirilerek okunmasının ardından bu yöndeki soruları yanıtlayacağını söyledi.

Özkan, Pekgüzel’in sorusu üzerine, Ulusal Egemenlik Buluşmasını televizyonda duyurması için Tolon’un aradığını belirterek, Anadolu Uyanış Hareketinin danışmanlığını, sözcülüğünü yapan Tolon’un özü sözü bir insan olduğunu kaydetti.

Pekgüzel’in, ”ADD ile Kanalbiz arasında bir bağlantı var mı?” şeklindeki sorusu üzerine de Özkan, ADD’nin Digitürk’ün finans şirketi olduğunu, bu şirketin Atatürkçü Düşünce Derneği ile bir ilişkisi bulunmadığını anlattı.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, saatin geç olması nedeniyle çapraz sorguya ara vererek, duruşmayı yarın saat 09.30’a erteledi.

AA

Bu yazı toplamda 1870, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Stadda evlilik teklifi yüzükle tescillendi

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Orduspor maçı sonrası protokol tribünündeki kız arkadaşına evlenme teklifinde bulunan ve ”evet” yanıtını alan Adanaspor’un kalecisi Tolgahan Acar, Burcu Altuntaş ile sözlendi.

 Tolgahan Acar’ın, babası Yılmaz, annesi Yasemin ve diğer aile büyükleri, bu akşam Burcu Altuntaş’un Turgut Özal Bulvarı’ndaki evine giderek Serdar ve Hülya Altuntaş’tan kızlarını oğullarına istediler. Aile büyüklerinin olur vermesinin ardından Tolgahan Acar’ın annesi Yasemin Acar, Burcu Altuntaş’a söz yüzüğü taktı.

Bu arada, ailelerinin geleneklerine göre kapta eritilen nazar boncuğu, bir genç kız tarafından çiftin başında gezdirildi.

Tolgahan Acar, Burcu Altuntaş ile 3 yıldan bu yana birlikte olduğunu belirterek, ”Bu süre içinde aile büyüklerimiz birlikteliğimize saygı gösterip destek verdiler. Kendilerine çok teşekkür ederiz” dedi.

Burcu Altuntaş’a, galip geldikleri Orduspor maçı sonrasında 5 Ocak Stadı’nda evlilik teklifinde bulunduğunu hatırlatan Tolgahan Acar, ”Eğer sezon sonunda şampiyon olursak düğünümüzü de 5 Ocak Stadı’nda yapacağım. Yoksa düğünümü sezon başında yapacağım” dedi.

Burcu Altuntaş da çok heyecanlı ve mutlu olduğunu ifade ederek, bu mutluluğunun ömür boyu sürmesini istediğini söyledi.

Çifti mutlu günlerinde Adanaspor Kulübü yöneticisi Yüksel Dayan da yalnız bırakmadı.

AA

Bu yazı toplamda 1514, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Ferrari’nin 60 yıllık müthiş serüveni

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Ferrari'nin 60 yıllık müthiş serüveni

Ferrari dünyanın en hızlı, en lüks ve en cezp edici otomobil markası unvanına kolay sahip olmadı. Enzo Ferrari’nin hayali ile başlayan rüya, bugün dev bir otomotiv imparatorluğunu gerçeğe dönüştürdü.

 Essen Motor Show’da 10. salonun merkezindeki görkemli bir sergi alanı da İtalyan spor otomobil üreticisi Ferrari’ye ayrıldı.

Ancak Ferrari markası burada güncel ürün gamıyla değil, firmanın 60 yılı aşan, tutku dolu tarihçesine, bir yol haritası şeklinde özetleyen, “Ferrari Miti” isimli sergiyle yer aldı.

Ferrari Miti sergisinde 1949 yılındaki 166 Inter Coupe modelinden, 2009 yılında üretilen 430 Scuderia’ya varana kadar efsane olmuş tam 11 farklı model sergilendi.

Bu yazı toplamda 1540, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Tan: Operasyon derin adamların işi

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Tan: Operasyon derin adamların işi

Çeşitli illerde, PKK’nın şehir yapılanmasına karşı yapıldığı ifade edilen operasyonları değerlendiren araştırmacı-yazar Altan Tan operasyonu ‘derin adamların’ yaptığını savunurken Başbakan’a çağrıda bulundu.

 Türkiye’nin çeşitli illerinde, PKK’nın şehir yapılanmasına karşı yapıldığı ifade edilen operasyonları ve demokratik açılımdaki son durumu araştırmacı-yazar Altan Tan Diyarbakır’dan NTV’de Can Dündar’ın sunduğu Canlı Gaste’ye yorumladı. Tan, Ankara’daki 5-10 derin adama dikkat çekti.

Diyarbakır savcılığının kararıyla ‘PKK’nın şehir yapılanması’na karşı düzenlendiği belirtilen Diyarbakır, Ankara, İstanbul, İzmir, Siirt, Şırnak, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Tunceli ve Van’daki operasyonlar… Aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 34 kişinin gözaltına alınması ve Diyarbakır’da yapılacak sorgulama.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in ‘Şahin-güvercin’ ayrımıyla ilgili küfürlü açıklaması ve NTV yayınında sözlerinin arkasında durması.

DTP’nin kapatılmasının ardından milletvekillerinin Meclis’te kalma kararı aldığı, son günlerde Doğu ve Güneydoğu’da gösterilerin inişe geçtiği dönemde, son operasyonların bölgeye yansımalarından duyulan endişe.
Haberin devamı ↓reklam

İşte böyle bir ortamda gözler bugün Diyarbakır’da düzenlenecek mitingde olacak.

NTV yayınına bu kentten katılan ve “Ben vicdan sahibi Türk, Kürt, Alevi, Sünni vatandaşlara seslenmek istiyorum. Sakin olma zamandır. Tahrik etmek, ülkeyi karıştırmak istiyolar. Bazen 100 bin kişinin sessiz oturuşu bile etkili bir eylem olabilir. Tahriklere, provokasyonlara gelmeden, sabır içerisinde, demakratik platformda tepki göstermek gerekir. Taşkınlık yapmamak lazım. Ben tüm vicdan ve merhamet sahibi insanlardan bunu talep ediyorum” diyen araştırmacı yazar Altan Tan’ın en dikkat çekici açıklaması şu oldu:

“Ankara’da derin akıllılar var. Devlete akıl veren 5-10 tane adam var. Ben bunları tanıyorum ama şimdi isim vermeyeceğim. Bunların bütün projeleri iflas etmiştir…”

Can Dündar’ın soruları ve Tan’ın verdiği yanıtlar şöyle:

Osman Baydemir’in çıkışını siz nasıl yorumladınız ve Diyarbakır’da Baydemir gibi hissedenler çoğunlukta mı?

Kentin önemli bir kısmı Baydemir gibi düşünüyor. Bütün arkadaşlarını gözaltına alıp Baydemir’e dokunmamak, sanki Baydemir arkadaşlarından farklı bir konumdaymış imajı yaratmak… Bu Baydemir’in siyasi geleceğine, can güvenliğine kasıt olarak algılandı. O da tavrını net şekilde ifade etti. Şehrin anladığı bu…

Ben buradan Başbakan’a sormak istiyorum: Ne yapmak istiyorsunuz ve açılım süreci neden fiyaskoya doğru gidiyor?

Başbakan’a çok yakın danışmanlarından birisi, benim sözümden alındı ve 1 ay önce Diyarbakır’da yapılan bir toplantıda bana dönerek, ‘çok önemli beyin ameliyatıdır. Ameliyata baltayla girmeyin’ dediniz. Halen aynı fikirde misiniz?’ diye sordu.

İçişleri Bakanı Irak’tan ‘Çok yakında PKK meselesi bitecek, tasviye edilecek’ diyor. Siz 30 yıldır Kandil’e operasyonlar düzenlediniz. Barzani ve Talabani ile defalarca görüştünüz. ABD ile anlaşmalar yaptınız; içeride de tutuklamalar… Bu sorun çözülmedi. Eski politikalara dönüş kararı mı aldınız? diye sormak istiyorum.

Türkiye’de tutuklamalar devam edecek, legal partiler kapatılacak, legal siyasetçiler tutuklanacak; dışarıda da operasyonlar yapılacaksa, geçmişten farkılı olan ne? Net sorulara şu saate kadar hükümetten açıkalama ve tavır gelmedi.

Siz son operasyonların hükümetin kontrolünde mi yoksa hükmete rağmen mi yapıldığını düşünüyorsunuz?

Bu operasyonlar hükümetin bilgisi dahilinde yapıldıysa fiyaskodur. Eğer hükümete rağmen birileri ortalığı karıştırarak ateşe benzin döküyorsa, provokasyon yapıyorsa, o zaman hükümetin de çıkıp bunların kim olduğun açıklaması gerekir.

Sayın Sedat Laçiner ve AKP MYK üyesi Mazhar Bağlı, operasyonları savundular. Bende sizin gibi düşünüyorum, provokasyondur… DTP’liler yeni partiyle parlamentoya döndü, bölge sakinleşti. Aklı başında hiç kimse, bu ortamda operasyon yapmaz. Ama, vekillerin olayı savunmalarıyla başka bir tablo ortaya çıktı. Hükümet bu işin arkasındaymış gibi algılandı.

Niye rüzgar tersine döndü?

Şunun için; başından beri açılım süreci doğru planlanmadı. 29 Temmuz’da İçişleri Bakanı açıklama yaptığında bana soruldu ve ben de çok hoş ama boş konuşma yaptı dedim. Bugün yine Dengir Mir Mehmet Fırat ile İçişleri Bakanı Atalay Barzani’ye gitti. Dostluk için ticaret için gidin ama Barzani’ye Talabani’ye ‘PKK’yi sıkıştır’, ABD’ye ‘Kandil’i ver’ pazarlıklarına girişilirse olmaz.

Kürt sorunu Türkiye içinde, Kandil’de Erbil’de değil. Kürt sorunu çözülmeden, demokrasi geliştirilmeden, barış sağlanmadan, demokratik kanallar açılmadan, siyasi partiler ve seçim kanunu değilştirilmeden sorunun çözümü mümkün görünmüyor.

Dağdakileri imha edeyim, içerdikileri de hapsedelim derseniz, dağlar da dolu hapishaneler de dolu. Bu durumda tekrar başa döneriz, 30 yıllık durum devam eder. Yanlıştır, Başbakan çıkıp tavır koysun…

‘Şahinlere tasviye, güvercinlerin önü açılsın’ yorumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ankara’da derin akıllılar var. Devlete akıl veren 5-10 tane adam var. Ben bunları tanıyorum ama şimdi isim vermeyeceğim. Onlarla her platformda tartışmaya hazırım. Bunların bütün projeleri iflas etmiştir.

Bu kişiler sivil toplum örgütü üyesi mi, öğretim üyesi mi, gazeteci mi, yoksa devlet adamı mı? Kendilerini deşifre etsinler, kimliklerini ve kim adına hareket ediyorlar bunları bilelim.

Kendi yaklaşımları kabul görsün istiyorlar. Hayali senaryolarla işi çözebileceklerini düşündüler. ABD’yle, Barzani ve Talabani’yle, MİT, MGK ile, halkı siyasete katmadan sorunu çözebileceklerini zannettiler. Projeleri iflas etti.

Çözüm Türkiye’nin çinde; Ankara’da ve Diyarnbakır’da. Buralarda çözemezseniz hiçbir yerde çözemezsiniz.

Kandırarak demokrasi yapmayın. ‘PKK’yi tasviye edeyim, sonra Kürtlerin eline elma şekeri vereyim bunlarda yalasınlar’ demeyin. Ya tam kardeşlik olacak ya hep birlikte kölelik olacak. Tam kardeşliği kurma zamanıdır.

Yarın Diyarbakır’ın tepki vermesi bekleniyor. Bu politika uygulanmaya devam ederse, yeni parti nasıl bir yol izler?

Bizim gibi insanlar ateşe su dökmek istiyor. Pazar günü Taraf gazetesinde toplantı yaptık. 25-30 aydın, sürecin sakinleşmesi, çatışmaların durması, tahriklere gelinmemesi için 5-6 saat konuştuk ve bu gazetede yayımlandı.

Şiddeti devre dışı bırakma imkanını aradık ve DTP’den istifa eden arkadaşların Meclis’e dönmesiyle bu gerçekleşti. Bunun üzerinden 24 saat geçmeden, bölge sakinleşmeden, ne oldu da birileri düğmeye bastı ve tekrar halkı tahrik edecek operasyon süreci başladı. İnsanlar içeriye alınıyor. O zaman siyaset nerede yapılacak.

Ben DTP’li değilim, PKK’lı hiç değilim. En şiddetli eleştirleri, pazar günü sağımda Abdullah Öcalan’ın avukatı solumda da Ahmet Türk otururken yaptım. Onlara da söyledim. Ama legal siyaset kanallarını açık tutumak gerekir. Sadece ‘PKK’yi tasviye edeyim, bitereyim’ hesabına girerseniz, bunu da babadan kalma usullerle yaparsanız, bir yere gidemezsiniz.

Bu yazı toplamda 6351, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Trafik kazası onları da ayırdı

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Trafik kazası onları da ayırdı

Edirne’de bir sokak köpeği, otomobilin çarpması sonucu ölen yavrusunun başından 24 saat geçmesine rağmen ayrılmadı. Anne köpeğin, zaman zaman minik yavrusunu yalayarak uyandırmaya çalışması ise..

 Yeniimaret mevkisinde bir otomobilin çarpması sonucu yavrusu ölen anne köpek, vatandaşlar tarafından kanala atılan yavrusunun ölüsünü kulağından çekerek kaza bölgesine taşıdı. Aradan geçen 24 saate rağmen ölen yavrusunun başından ayrılmayan anne köpek, zaman zaman minik yavrusunu yalayarak uyandırmaya çalışması görenleri duygulandırıyor.

İki yavrusu olduğu öğrenilen köpeğin, diğer yavrusunu ise yanından ayırmadığı görüldü. Anne köpeğin yürek burkan hali, bir otomobilin çarpması sonucu yavrusunun yol kenarında ölmesiyle başladı. Görenlere büyük bir dram yaşatan anne ve yavrunun bir kaza sonucu ayrılması, anneliğin tüm canlılarda içgüdüsel bir davranış olduğunu gözler önüne sermişti. Yavrusunun can verdiğini gören anne köpek, önce yavrusunun hayatına kasteden otomobile kızgınlığını yoldan geçen tüm araçlara havlayarak göstermiş, ardından dakikalarca ölen yavrusunun başından ayrılmamıştı.

‘Köpeklerde insanlar gibi yavrularını bırakmak istemez”

Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Dr. Erdal İlgü, annelik içgüdüsünün tüm canlılarda olduğu gibi özellikle köpeklerde de çok ileri düzeyde olduğunu belirtti. Köpeklerin ölen yavruları başında günlerce bekleyebileceğini ifade eden İlgü, “Köpekler çok sadık hayvanlardır. Onlarda da annelik içgüdüsü tıpkı insanlarda olduğu gibidir. Yavrusu belli bir büyüklüğe gelene kadar yanından ayırmazlar. Yavrularının her türlü kötülüğe karşı korurlar” diye konuştu.kullan

Edirne Belediyesi Veteriner Müdürü Mehmet Rodoplu da sokak hayvanlarını toplayarak, belediyenin kedi köpek bakım merkezine götürdüğünü söyledi. Kazalar sonucu telef olan sokak hayvanları uygun bölgelere gömdüklerini anlatan Rodoplu, şöyle konuştu:

“İhbar geldiğinde ya da ekiplerimiz yolda ölü bir hayvanlakarşılaştıklarında çevre sağlığına sakınca arz etmemesi için hayvan leşlerini alarak, uygun bir bölgeye gömüyorlar. Bu köpek yavrusunun leşini de ekiplerimiz en kısa sürede gömecekler.”

Edirne’de sokakta yaşayan kedi ve köpeklerin toplandığını kaydeden Rodoplu, “Bu hayvanların aşılarını yaptırıyoruz. Topladığımız köpek ve kedileri isteyenlere verebiliriz” şeklinde konuştu.

Bu yazı toplamda 1617, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Peru’da katliam gibi kaza: 40

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Peru'da katliam gibi kaza: 40

Peru’nun güneydoğusundaki Andes kentinde yaşanan trafik kazasında 40 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

 Polis yetkilileri, Noel tatili için evlerine gitmekte olan Quechualı çiftçi ve tüccarları taşıyan otobüsün hendeğe yuvarlandığını ve kazada çok sayıda yolcunun da yaralandığını açıkladı.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı

Bu yazı toplamda 1375, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

PFDK’dan Beşiktaş’a yüklü para cezası

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Spor

PFDK'dan Beşiktaş'a yüklü para cezası

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Beşiktaş Kulübü’ne toplam 100 bin lira para cezası verdi. PFDK ayrıca birçok kulüp ve oyuncuya da ceza kesti.

 Kurul, bugün yaptığı toplantıda, Turkcell Süper Lig’de 18 Aralık’taki Beşiktaş-Bursaspor maçında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve eylemin aynı sezon içinde 2. kez gerçekleştirilmesinden dolayı siyah-beyazlı kulübe 80 bin lira para cezası verirken, taraftarlarının neden olduğu saha olayları için 15 bin ve maç sonrası basın toplantısına futbolcu katılımının sağlanamaması gerekçesiyle de 5 bin lira ceza uyguladı. Beşiktaş, böylece toplam 100 bin lira ceza almış oldu.

Bu arada, Trabzonspor yöneticisi Mahmut Aksu, Trabzonspor-Fenerbahçe maçında, hakeme yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle 21 gün hak mahrumiyeti cezası aldı.

PFDK, Antalyasporlu futbolcu Sedat Ağçay’a da Kayserispor maçında rakip takım antrenörüne yönelik hakareti nedeniyle 2 maç ceza verdi.

PFDK’nın verdiği öteki cezalar şöyle:

1 Maç Saha Kapatma: Yimpaş Yozgatspor

30 Gün Hak Mahrumiyeti: Nadir Şenel ve Mehmet Arslan (Menemen Belediyespor yöneticileri), Hayrettin Aktan (Batman Petrolspor yöneticisi)

21 Gün Hak Mahrumiyeti: İskender Beluk (Kayserispor yöneticisi)

6 Maç: Abdullah Özpınar (Yimpaş Yozgatspor)

5 Maç: Ali Kunter (Mardinspor), Murat Toprak (İstanbul Kartal Belediyespor), Serdal Öz ve İrfan Yazıcı(Yimpaş Yozgatspor)

3 Maç: Oğuzhan Doğar (Adıyamanspor), Güray Göçmen, Alkan Kandemir ve Eray Şekerci (Yimpaş Yozgatspor)

2 Maç: İlkay Margılıçlı (Güngören Belediyespor), Serdar Karkın (Pendikspor), Erkan Reşmen (Çorumspor), Sadık Taylan (Bursa Nilüferspor), Sertaç Ergan (Beylerbeyi), Ali Gitmiş ve Semih Erden (İstanbul Kartal Belediyespor), Cüneyt Dumlupınar (Kayserispor Antrenörü), Erdal Aslan (Adıyamanspor Antrenörü), Osman Özköylü (İskenderun Demirçelikspor Teknik Direktörü)

1 Maç: Şehmuz Erdem (Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ Spor), Ahmet Kolcu (Şanlıurfaspor)

11 Bin Lira: Darıca Gençlerbirliği

10 Bin Lira: Ankaragücü 

6 Bin 500 Lira: Afyonkarahisarspor

6 Bin Lira: Karşıyaka

5 Bin Lira: Trabzonspor, Eskişehirspor, Altay, Gaziosmanpaşaspor, İskender Beluk (Kayserispor yöneticisi), Hayrettin Aktan (Batman Petrolspor yöneticisi)

2 Bin 800 Lira: Körfez Belediyespor

2 Bin 500 Lira: Mersin İdmanyurdu

2 Bin Lira: Küçükköyspor, Menemen Belediyespor, Orhangazispor

1500 Lira: Mardinspor, Adana Demirspor, Malatyaspor, Şanlıurfaspor, İstanbul Kartal Belediyespor

1400 Lira: Bursa Nilüferspor, Anadolu Üsküdar 1908 Spor, Beylerbeyi, Batman Petrolspor, Hatayspor, Kırıkhanspor, Siirtspor

1200 Lira: İnegölspor, Gölcükspor

1000 Lira: Nazilli Belediyespor, Sürmenespor, Ünyespor

AA

Bu yazı toplamda 1311, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Oramiral Yiğit, 2 kez zehirlenmiş!

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Oramiral Yiğit, 2 kez zehirlenmiş!

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in iki defa gıda zehirlenmesinden Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Hastanesi’nde tedavi gördüğü öğrenildi.

 Habertürk Televizyonu’nun haberine göre ilk gıda zehirlenmesi olayı 18 Kasım 2009 tarihinde yaşandı. Haberde, Deniz Harp Okulu’nda verilen yemekte 600 kişinin zehirlendiği ve bunların arasında Oramiral Yiğit’in de olduğu ifade edildi. Eşref Uğur Yiğit’in bu olaydan sonra bir kez daha gıda zehirlenmesine uğradığı belirtildi. Ayrıca bundan sorumlu gördüğü bir amirale karşı çok sert ifadeler kullandığı da ileri sürüldü.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yiğit’le ilgili bir başka çarpıcı iddiayı ise Vakit Gazetesi gündeme getirdi. Gazete, Yiğit’in kendisine suikast planlamak suçuyla tutuklanma kararı çıkarılmasının ardından intihar eden Ali Tatar’ın cenazesine Genelkurmay’ın emriyle katıldığını öne sürdü. Vakit, Oramiral Eşref Uğur Yiğit’in cenazeye ‘kevlar’ cinsi çelik yelek giyerek gittiğini yazdı. Haber Genelkurmay tarafından yalanlanmadı.

Yiğit’in ilk zehirlenme olayı 18 Kasım 2009 tarihinde yaşandı. Habertürk televizyonu olayı son dakika olarak duyurdu. Haberde, Deniz Harp Okulu’ndaki yemekten yaklaşık 600 kişinin zehirlendiği belirtildi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Yiğit’in de zehirlenenler arasında olduğu vurgulandı. Oramiral Yiğit’in bu olaydan sonra bir kez daha zehirlendiği öğrenildi. Yiğit’in yine GATA’da tedavi gördüğü ifade ediliyor. Kurs Komutanlığı’nda yenilen yemekte gerçekleşen suikast girişimi sebebiyle Oramiral Yiğit’le bir amiral arasında sert bir diyaloğun geçtiği ileri sürüldü. Yiğit’in amirale, “Siz beni yıkamadınız ama, ben sizi yıkacağım. Siz beni deviremediniz, zehirleyemediniz. Ben hâlâ ayaktayım. Siz göreceksiniz.” dediği iddia ediliyor.

Yiğit’in, Deniz Kuvvetleri içindeki Ergenekon yapılanmasını çözdüğü için hedef olduğu kaydediliyor. Ağır ifadeler kullandığı amiralin de Ergenekon’un üst düzey yöneticilerinden biri olduğu belirtiliyor.

Yiğit’in, Yarbay Ali Tatar’ın cenaze törenine Genelkurmay’ın emriyle katıldığına da dikkat çekiliyor. Vakit gazetesi, Yiğit’in cenaze törenine ‘kevlar’ cinsi çelik yelek giyerek gittiğini yazmıştı. Haber yalanlanmadı.

Bu noktada geçtiğimiz ağustos ayında Merkez Orduevi’nde resepsiyona katılan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Metin Ataç’ın tutuklu teğmenlerin suikast planına ilişkin sorulara “Yalan değil, yalan değil” karşılığını verdiği de hatırlatılıyor

(Zaman)

Bu yazı toplamda 1317, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

Share

Doğal gaz zammını Botaş değil Maliye istiyor

Yazar mehmet | 25.12.2009 | Kategori Gündem

Doğal gaz zammını Botaş değil Maliye istiyor

Bu yıl almadığı gaz için 1 milyar dolar ödeyecek olan Botaş ‘talep daha da düşer’ diye fiyat artışında isteksiz.Ancak Maliye şirketin geçmiş vergi borçlarının tahsili için zam istiyor.

 Hüseyin Özay’ın haberi

Botaş Genel Müdürlüğü’nün 2010 yılında doğal gaz fiyatlarına yapmayı planladığı zammın altından, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nın talebi çıktı.

Bu yılın 10 ayında 4.6 milyar kâr eden Botaş, zamdan sağlanacak gelirlerle, 2009 yılındaki gaz tüketiminden kaynaklanan yaklaşık 1 milyar dolarlık al ya da öde yükümlüğü ile Maliye Bakanlığı’na olan vergi borçlarını ödeyecek.

Zam oranına ilişkin spekülasyonlar sürerken, fiyat artışının çork yüksek olmayacağı, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın “Yüzde 50’lik zam görünmüyor” açıklamasıyla netleşti.

Ocak ve şubat ayında yapılacak iki ayrı artışla toplam zammın yüzde 15 düzeyinde olabileceği belirtiliyor.

ZAMDA İKİ ÖNEMLİ FAKTÖR VAR

Alınan bilgiye göre zam kararı, Botaş Genel Müdürlüğü’nde de ‘talep daha da düşer’ gerekçesiyle rahatsızlığa neden oldu. Botaş kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 2010 yılı için doğalgaza zam talebinde bulunulmadı.

Kaynaklar, yapılması planlanan zamda iki önemli faktörün etkili olduğunu kaydettiler. Buna göre Botaş gelecek yıl Rusya ve İran’a, 2009 yılında taahhüt edilen doğalgazı satın almadığı için iki ülkeye yaklaşık 1 milyar dolarlık bir ödeme yapacak.

Yani 2009 yılında almadığımız gaz için Rusya ve İran’a yaklaşık 1.5 milyar liralık ödeme yapılacak. Ayrıca Botaş, başta KİT’ler olmak üzere bazı kamu kurumlarından 15 milyarlık alacağı nedeniyle, Maliye’ye olan vergi borçlarını ödememişti.

Botaş, cari yılın 2009 yılının vergilerini ödedi. Ancak 2008’den kaynaklanan vergi borçları ise duruyor. Vergi borçları gecikme faizleri nedeniyle iki yılda 10 milyar liraya ulaştı.

Maliye, gelecek yıl vergi borçlarını tahsil etmeyi planlıyor. Yani Botaş’ın 2009’da elde edeceği 5 milyar liralık kârın 1.5 milyar lirası alınmayan gaza, geri kalanı da Maliye’ye gidecek.

Kârının tamamını, iki ayrı ödemeye aktaracak olan Botaş’ın, finansman açığına düşmemesi için zam yapması talep ediliyor.

Asgari ücretlinin doğalgaz faturası % 32’den 16.5’e indi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2002 yılında asgari ücretlinin gelirinin yüzde 32.2’sini doğalgaza ayırırken, bu oranların Ekim 2009’da yüzde 16.5’e düştüğünü bildirdi.

Bir soru önergesi üzerine Yıldız, doğalgaz satış fiyatlarında 2009 yılında herhangi bir artış yapılmadığını belirterek “Konut ve sanayi sektöründe 2009 Şubat ayında sırasıyla yüzde 17 ve 18, 2009 Mayıs ayında ise yüzde 25 ve yüzde 26 oranında indirim yapılmıştır” dedi.

İki yılda beş zam iki indirim yapıldı

1 Ocak 2008                  7.4

1 Haziran 2008             7.4

1 Ağustos 2008          16.8

1 Ekim 2008                  4.6

1 Kasım 2008             22.50

1 Şubat 2009             -17

1 Mayıs 2009              -25

Bu yazı toplamda 1585, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

İran İsrail’i Yendi

Yazar mehmet | 24.12.2009 | Kategori Gündem

Haber: İran İsrail'i Yendi

  Tel Aviv Üniversitesi’nde Bir Diplomasi Simülasyonunda, “İsrail, İran’a Saldırırsa Ne Olur” Sorusunun Yanıtı Arandı.

Tel Aviv Üniversitesi’nde yapılan bir diplomasi simülasyonunda, “İsrail, İran’a saldırırsa ne olur” sorusunun yanıtı arandı. Çıkan sonuca göre, İsrail’in komando saldırısına rağmen ABD askeri harekâta dahil olmayacak ve İran savaşı kazanacak.Savaş simülasyonuna göre Tel Aviv’in işi zor

TEL Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde geçen ay oynanan bir savaş oyununda, İsrail’in İran’a olası saldırısının diplomatik simülasyonu yapıldı. The Times’ın haberine göre, her bir ABD, İsrail ve İran yetkilisini bir başka uzmanın canlandırdığı geçen ayki simülasyonun senaryosu şöyle gerçekleşti:

İran’ın nükleer programını askeri yollardan durdurmak isteyen İsrail Başbakanı, ABD Başkanı’ndan destek alamamasına rağmen harekat emrini verir.

İsrailli komandolar, İran’ın Arak’taki ağır su işleme amaçlı nükleer tesisine saldırır. ABD buna rağmen savaşa girmez. İsrail-ABD arasında ipler tamamen kopar.

Tahran, gerek kendisi, gerekse Lübnan’daki Hizbullah ve Gazze’deki Hamas eliyle İsrail’e saldırılar düzenler. Sonuçta İsrail askeri ve diplomatik bozguna uğrar, İran’ın nükleer programı ise durmaz.

Bibi, Obama ile görüşemez

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu diplomatik simülasyonda İsrail eski güvenlik danışmanı Giora Eiland canlandırdı. Eiland’ın oynadığı Netanyahu, eski bir İsrailli diplomatın canlandırdığı ABD Başkanı Barack Obama ile savaş öncesinde ancak “ayaküstü” görüşebildi. Eiland durumu şöyle özetledi: “İranlıları ve Avrupalıları onlardan uzaklaştırdığımızda, Amerikalılar üstündeki manivela gücümüz sınırlı. Elimizdeki tek kart, askeri harekat. Ama bu da sönük bir kart. Senaryoda İranlılar baskın çıkıyor, çünkü onlar Amerikalılara göre hedeflerine ulaşmakta daha kararlılar.”

Rejim tehlikede olmadıkça…

Simülasyonda İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i canlandıran İsrailli eski askeri istihbarat şefi Aharon Zeevi-Farkaş ise Tahran’ın, “rejimin tehlikede olduğunu hissetmediği sürece atom bombası peşinde koşacağını” öne sürdü. İsrail’in tek başına şansı olmadığını vurgulayan Farkaş’a göre ABD’nin Körfez’e savaş gemisi gönderip İran’ın en büyük ticari ortağı olan Hindistan’ı ikna ederek Tahran’ı kuşatması, İsrail açısından en ideal seçenek

Bu yazı toplamda 1440, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share