Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Gözde Sarı Nokta Hastalığına İğneli Tedavi
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Yaşın ilerlemesi ile birlikte görülme sıklığı artan sarı nokta hastalığı, hastanın görüşünü azaltarak yaşam kalitesini düşüren bir göz sorunudur.
Halk arasında ‘’sarı nokta” olarak bilinen tıpta ise ”makula dejeneresansı” diye adlandırılan göz hastalığı, özellikle 50 yaşından sonra görülüyor. Nedenleri hâlâ bilinmeyen sarı nokta hastalığının, Türkiye’de bir milyonun üzerinde kişiyi etkilediği tahmin ediliyor.
Sarı nokta hastalığında uygulanan enjeksiyon tedavisi ise olumlu sonuçlar veriyor. Florence Nightingale Hastaneleri Göz Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, sarı nokta hastalığı ve uyguladıkları tedavi hakkında bilgi verdi:
Sarı nokta nasıl bir hastalık?
Sarı nokta, gözümüzün arkasında yer alan retina kısmında en net gördüğümüz ve içinde sarı renkli maddelerin olduğu görme merkezidir. Bu merkezi bozan tüm hastalıklar makula dejeneresansı olarak adlandırılıyor. Sarı nokta hastalığında gözün arkasındaki sarı noktada lekeler oluşuyor.
Hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
Sarı nokta hastalıklarının az görülen bir kısmı çocukluk ve erişkinlikte başlar fakat en sık gördüğümüz tip olan yaşa bağlı sarı nokta hastalığı 60’lı yaşlarla beraber devamı »
Bu yazı toplamda 5677, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Vajina Akıntısı
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Adet günlerine göre akışkanlık ve rengi değişebilir. Adet kanamasını takip eden dönemde sarı-kahverenkli (parçalanmış kan hücreleri nedeniyle) olan akıntı, yumurtalık hormonlarının en yüksek olduğu iki adet ortası dönemde daha çok ve akışkandır. Bu sıvı vajina yan duvarlarından sızma ve vajina girişi ve idrar deliği kenarındaki bezlerin salgılarıyla oluşur.
Sağlıklı bir kadında berrak (bazan beyaz, mat), çiğ yumurta beyazı gibi, kokusuz bir akıntı (günde 5 ml, bir tatlı kaşığı kadar) normal olarak kabul edilir.
Genel olarak pH asittir.Asit pH’yı vajinada hastalığa neden olmadan yaşayan ve şekeri parçalayarak laktik asit oluşturan, laktobasil denilen bakteriler sağlar. Böylece vajina içerisinde mantar sporları ve diğer bakterilerin çoğalması engellenir. Laktobasillerin şekerden asit yapmaları için yumurtalık hormonları gereklidir.
Estrojen hormonunun azaldığı menapozda vajende şeker ve laktobasiller azalarak enfeksiyona yakalanma oranı artar.Ayrıca başka organların iltihabi hastalıklarının (bademcik, mesane, ortakulak, akciğer vb) tedavisi için kullanılan antibiyotikler laktobasilleri de öldürerek vajinada mantar ve diğer bakteri enfeksiyonlarının oluşmasına yol açabilir.
Vajinal enfeksiyonlar ve bunlara bağlı devamı »
Bu yazı toplamda 1310, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yumurtalık Kanseri Belirtileri , Nedenleri ve Teşisi
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
YUMURTALIK KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Kasıklarda ağrı olması,
Kasıklarda basınç hissine bağlı sürekli idrar yapma veya dışkılama hissinin olması,
Kitle veya karın içinde sıvı toplanmasına bağlı karında şişlik yakınmasının olması,
Gaz, iştahsızlık, uzun süren karın ağrısı veya hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemlerinin olması,
Anormal vajinal kanama olması
Yumurtalık kanseri riskini arttıran durumlar nelerdir?
Menapozdan sonra hormon replasman tedavisi,
Aile hikayesinin olması (ailede iki veya üç kişide yumurtalık kanseri varsa risk %7, anne veya kızkardeşte yumurtalık kanseri varsa risk %5’ dir),
Yağdan zengin beslenme,
Perine bölgesine talk pudra uygulanması,
Serum selenyum düzeyinin düşük olması.
Yumurtalık kanseri riskini azaltan durumlar nelerdir?
Doğum kontrol ilaç kullanımı,
Çocuk doğurma ve emzirme,
Rahmin alınması,
Tüplerin bağlanması,
Koruyucu olarak yumurtalıkların alınması,
Yağlı beslenmeden kaçınma,
Fertilizan ilaç kullanımından kaçınma.
Yumurtalık kanseri erken tanınabilir mi ?
Yumurtalıklar (overler) kasık bölgesinde iç tarafta yerleşmeleri nedeni ile erken dönemde tanı konulması zordur.
Bununla birlikte hastaların % 25’ inde erken evrelerde tanı konabilmektedir.
Erken tanı, tedavi ile başarılı sonuç alma şansını arttırmaktadır.
Belli bir bölgede sınırlı yumurtalık kanserli hastaların % devamı »
Bu yazı toplamda 1887, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Böbrek Yetmezliği
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Böbrek Yetmezliği
Genel Bilgiler
Böbrek karnın arka bölgesinde bulunan 100-150 gram ağırlığında bir organdır. Normal kişilerde sağ ve solda olmak üzere iki adet böbrek bulunur. Toplumda yaklaşık 1000 kişinin bir tanesinde tek böbrek vardır. Tek böbrekli olmanın önemli bir sakıncası yoktur.
Böbreklerin işlevi
Böbreğin başlıca işlevleri vücut su, tuz, kalsiyum dengesinin sağlanması, idrar aracılığı ile zararlı maddelerin ve ilaçların vücuttan atılması ve hormon, şeker metabolizmasına olan katkılarıdır. Böbrek yetmezliğinde böbreğin bu işlevlerinde bozulma olur. Böbrek yetmezliği ani (akut) veya sinsi (kronik) seyirli olmak üzere iki şekilde gelişebilir.
Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri
Çok sayıda neden vardır;
1. Ağır kanama, kusma, ishal, yanık sonucu kan basıncında düşme
2. Gebelik: Kanamalar, gebelik zehirlenmesi, sağlıksız koşullarda yapılan düşükler
3. Kalp yetmezliği
4. Böbrek hastalıkları: Nefrit, böbrek damarının tıkanması
5. İdrar yollarında tıkanıklık: Kanser, prostat büyümesi, taşa bağlı tıkanma
6. Ameliyatlardan, özellikle büyük ameliyatlardan sonra
7. İlaçlar: İlaçlara bağlı akut böbrek yetmezliği sık karşılaşılan bir sorundur, bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor denetiminde kullanılmalıdır.
8. Depreme bağlı kas zedelenmeleri
Kronik böbrek devamı »
Bu yazı toplamda 1138, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Mide Ekşimesi ve Yanması
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Mide yanması 20 ile 50 yaş arasında birçok insanda görülen çok yaygın bir rahatsızlık. Midede yanma hissi yemekten önce, yemek sırasında ya da yemekten 2-3 saat sonra hissediliyor. Besinler, sindirim işlevinin bir gereği olarak midede ilk değişikliklere uğrayarak bağırsaklara gönderilmek için hazırlanıyor. Mide bu işlevi yerine getirirken iç yüzeyini kaplayan zarın altındaki salgı hücrelerini, besinlerin gerekli değişimini sağlamak üzere uyarıyor. Bu sırada oluşan bir dengesizlik, aşırı asit ortamına ve midenin kendini koruyamamasına yol açarak yanma hissine neden oluyor.
Büyüklerimiz midede yanma hissi duydukları zaman hemen bir lokma ekmek içi çiğnermiş. Ekmek içinin değil ama ağıza birşey atmanın doğru bir yöntem olduğunu belirten günümüz doktorları da az ama sık yemeyi öneriyorlar. Öğünleri küçülterek sık sık yemenin şikayetleri azaltacağını söylüyorlar.
Yemeğe daha fazla zaman ayırın. Ayaküstü değil, sofrada oturarak yiyin. Acele yemek mide işlevine zarar veriyor. Kendinize daha fazla zaman ayırıp yemek yemeyi bir zorunluluk değil de bir keyif anına dönüştürün.
Ağzınıza küçük lokmalar devamı »
Bu yazı toplamda 1240, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bronş Ve Akciğerlerde Anormallik
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Anormal bronş ve akciğer hastalığı (Bronchopulmonary dysplasia) yüksek konsantrasyonlu oksijen almış olan yada yeni doğumun hemen sonrasında mekanik soluk alma aygıtına gereksinim duyan bebeklerde, bir solunum güçlüğü sendromu komplikasyonu olarak ortaya çıkar.
Hastalığın belirtileri arasında hırlama, öksürme, siyanoz (ki bunun belirtisi olarak dudaklar ve tırnakların altı mavi renk alır) ve solunum güçlüğü sayılabilir.
Anormal bronş ve akciğer hastalığı çoğunlukla solunum bozukluğu sendromu olan bebeklerde gelişir ve bu bebeklerde kolaylıkla geçmez.
Teşhis edilebilmesi için göğüs röntgeninin alınması gerekir.
Belirtiler
-Hızlı soluma;
-Hırlama;
-Öksürme;
-Güçlükle nefes alma;
-Dudakların ve tırnakların mavimsi bir renk alması (siyanoz)
Eğer yeni doğmuş bebeğiniz anormal bronş ve akciğer hastalığı rahatsızlığına sahipse, hastaneye yatırılması ve gözetim altına alınması gerekir.
Çoğu bebek yavaş yavaş iyileşir ve bu aylar alır. Bununla beraber, yine de ciğerleri hassastır ve enfeksiyon oluşmaması için ciğerlerinin soğuk almamasına dikkat sarfedilrnelidir. Bu bebekler, solunumlarını kolaylaştırmak için oksijen desteğine ve theophylline (bronş genişletici) gibi ilaç desteğine gereksinim duyarlar. Ciğerleri kolayca sıvı birikmesine eğilimli olduğundan, su retansiyonuhu önlemek için devamı »
Bu yazı toplamda 1387, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bronsektazi (bronş Genişlemesi) Neden , Teşhis , Tedavi
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Bronşların doğuştan ya da sonradan dönüşsüz biçimde genişlemesidir. Kronik bronşit bu gelişmenin başlıca sorumluları arasında yer alır.
Bronşektazi, yani bronş genişlemesi çeşitli biçimlerde ve bronş ağacında değişen yaygınlıkta görülebilir. Doğumsal olduğu kadar, bronşlara yerleşen enfeksiyon etkenlerinden de kaynaklanabilen bir bozukluktur. Hastalık uzun süre belirti vermez. Ama iltihaplanma ilerlediğinde ilk kez iltihaba bağlı belirtilerle fark edilebilir.
NEDENLERİ
Bebekken ortaya çıkan bronş genişlemeleri doğumsaldır. Bronş duvarının esnekliğini ve desteğini sağlayan etkenlerin yetersizliği sonucu, bronşlar doğumdan başlayarak sürekli geniş kalır. Aslında edinilmiş bronşektaziler de aynı yetersizlik sonucu gelişir.
Edinilmiş bronşektazilerde birçok bozukluk birlikte rol oynar. Kronik bronş iltihapları sırasında gelişen olaylar bronşun esnekliğini ve direncini bozarak sağlıklı yapısını kolayca değiştirebilir. İnatçı bir öksürük ya da güçlü soluk verirken karşılaşılan bir engel sonucunda bronş içindeki basıncın artması, bronş duvarının çökmesini kolaylaştırır. Bronş çevresindeki dokularda ya da bağdoku artışıyla birlikte gelişen süreçler de bronş duvarını çevreye doğru çekerek bronşun genişlemesine neden olur.
Bronş genişlemesi salgı birikimini kolaylaştırır. Bu da iltihap devamı »
Bu yazı toplamda 1477, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Astım Belirtileri , Tedavisi ,
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Astım, hava yollarının daralması ve inflamasyonu ile karakterize kronik bir akciğer hastalığıdır. Hastalık hafif veya şiddetli olabilir, bazı hastalarda da nadiren ortaya çıkan ve çok hafif veya hayatı tehdit edecek derecede şiddetli olabilen ataklarla seyreder. Astımın belirtileri akciğerlerde bronş ve broşiyol adı verilen hava yollarının iç yüzeylerinin inflamasyonuna bağlı olarak gelişmektedir. Bu inflamasyon mukus üretiminin artmasına neden olur ve inflamasyonla ilgili bağışıklık sistemi hücrelerinin hücumu sözkonusudur; her iki durum da hava yolu tıkanıklığına neden olur. Ek olarak hava yollarını çevreleyen kaslarda kasılma meydana gelir ve hava yollarındaki daralma şiddetlenir.
Astımla ilişkili inflamasyon aynı zamanda hava yollarında aşırı duyarlılık gelişmesine neden olur. Bu hava yolları tetikleyici olarak adlandırılabilecek özel durumlara maruz kaldığında genellikle astım atağı denilen durum meydana gelir. Tetikleyiciler genelde allerjen maddelerdir. En yaygın alerjenler; hayvan tüyü ve salyası, polenler, küfler, toz mitleri, hamamböceğinin vüsut artıkları, bazı ilaçlar ve kişiye özgü yiyeceklerdir. Allerjenler dışında sıklıkla astım atağını tetikleyen etkenlerden biri de devamı »
Bu yazı toplamda 3423, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Adale Cekilmesi Nedir Belirtileri Nelerdir
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık
Adale çekilmesi veya incinmesi, bir kasın üzerine çok fazla yük bindirmenin sonucudur. Hafif bir adale çekilmesi o bölgeyi fazla germekten veya aşırı çalıştırmaktan meydana gelir. Güç kaybı yoktur fakat acı duyulur.
Belirtiler
– Zedelenme meydana geldiği zaman lokalize ağrı, bunu izleyen hassasiyet ve bazı durumlarda şişme
– Zedelenmenin meydana gelmesinden hemen sonraki 24 saat içinde tutulma (sertleşme) veya hassasiyet
– Eğer kasın hiçbir fonksiyonu yokmuş gibi görünüyorsa, kopmuş olabilir.
Bir kasın liflerinden bazıları gerçekten yırtılır ve adalenin kasılıp iç kanama yapmasına neden olursa daha ciddi bir durum ortaya çıkar. Ender durumlarda bütün kas kopup ayrılabilir, ya kısmi olarak veya daha seyrek görülen şekliyle, tamamen kopabilir.
Adale incinmelerinin en sık görülenlerinden biri uyluk kemiğinin arka tarafındaki bir grup adale üzerinde olur. Bu kaslar dizinizi kapatıp açabilmenizi sağlar; koştuğunuz zaman bu kaslarda çekilme meydana gelebilir.
Uyluk kemiğinin arka tarafında bir adale ağrısı veya zayıflığı bu adalelerinizi incittiğinizi gösterebilir. İncinmenin çok yaygın ikinci bir çeşidi de kasık çekmesi veya gerilmesi devamı »
Bu yazı toplamda 1769, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Babalar Günü
Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Yaşam

Dünyanın pek çok ülkesinde Haziran ayının üçüncü Pazar günü kutlanmaktadır. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Fakat bir çok ülke ise Babalar Gününü farklı tarihlerde kutlamaktadır. Örneğin, Avustralya ve Yeni Zelanda eylül ayının ilk pazar günü kutlarken, Avusturya ve Belçika haziran ayının ikinci gününü Babalar Günü olarak kutlamaktadır.
Babalar Gününün ilk ortaya çıkışı ile ilgili olarak tarihçiler tarafından değişik tezler ileri sürülmektedir. Kimi tarihçilere göre geçmişi Antik Roma dönemine kadar giderken, kimileri de ilk olarak Batı Virginia’da ortaya çıktığını belirtmektedir. Babalar Gününün ilk olarak Batı Virginia’da ortaya çıktığını savunan tarihçilere göre, bu bölgede yaşayan John Dowdy annesinin ölümünden sonra onun yerini alan babası için böyle bir günün kutlanmasını istemiştir.
Bir başka tarihçi grubu ise Babalar Günü fikrinin ilk olarak, Washington’da yaşayan John Bruce Dodd tarafından 1910 yılında ortaya atıldığını söylemektedir. Dodd’un annesi altıncı çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybetmiş devamı »
Bu yazı toplamda 1170, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

