cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Miçetoma madura ayağı

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Tanım ve klinik bulgular : Miçetoma (Madura ayağı, maduromikozis), etken mikroorganizmanın travmatik olarak inokulasyonu ile gelişen deri ve derialtını tutan bir infeksiyondur. Bazen infeksiyon kas, fasia ve kemiğe kadar ilerleyebilir.

Tümöral lezyonlar, abseler, direne olmuş sinüsler ve granüller (grain) içeren püy veya seroanjiöz bir akıntının varlığı tabloyu oluşturur.

Miçetomayı oluşturan ve papül şeklinde başlıyan, yavaş gelişen nodüller, abse veya fistüller oluşturacak şekilde ilerler. Pürülan veya seroanjiyöz bir akıntı vardır. Akıntı içinde etkene bağlı olarak değişik renkte olan granüller saptanır. Hastalıkta genellikle sistemik bulgular yoktur. Ancak akciğer ve santral sinir sistemi tutulumu olduğu zaman sistemik bulgu olabilir. Ağır olgular dışında genellikle ağrı yoktur. Ateş, olaya bakteriyel infeksiyon eklenince ortaya çıkabilir. Lezyonda skar dokusu ile kapanmış sinüsler ve yeni oluşmuş sinüslerin birarada olduğu görülür.

Etyoloji : Miçetomalar etyolojide rol oynayan mikroorganizmalar açısından 2 ye ayrılır. 1. grupta etken Actinomycetales ailesinden aerobik bakteriler olup (Actinomycetoma), 2. grupta etken mantarlardır (Eumycetoma) .

Madurella mycetomatis en sık etken olan mantardır. Bunun yanında toprakta bulunabilen pek çok mantar etken olabilir. Etken mikroorganizmalar küçük bir travma ile örneğin, tozla bulaşmış bir kıymık veya diken batması ile veya bir taşın yaptığı küçük bir kesikden deriye girebilir. Ülkeden ülkeye etken mikroorganizmalar değişiklik göstermektedir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1093, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

mide hastalarında ve ülser hastalarında diyet ve beslenme

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Eskiden ülseri olan hastalara çok sıkı ve katı bir diyet önerilirdi; günümüzde diyetler daha az kısıtlayıcıdır. Önemli olan alkol, kakao, kızartmalar, gazlı içecekler, salça ve baharat gibi mide duvarını tahriş eden yiyecek ve içeceklerden uzak durmaktır.Sindirim süreci, vücuda alman besinleriıı parçalanmasını ve çeşitli bileşiklerin serbest hale geçmesini kapsar. Kimyasal açıdan proteinler, karbonhidratlar (şekerler), yağlar, vitaminler ve mineral tuzlardan oluşan besinleri yeriz; sindirim süreci bu bileşiklerin birbirinden ayrılmalarını ve bağırsaktan emilmeye hazır hale geçmelerini sağlar.

Bu hazırlık karmaşık kimyasal bileşilderin parçalanmasını, daha basit ve temel bileşiklere ayrılmasmı Sağlar.

SİNDİRİM SİSTEMİ

Sindirim sistemini şematik olarak iki ucu dışarıya açılan uzun bir boru olarak kabul edebiliriz; üst uçta ağız, alt uçta ise anüs yer alır.

Bu boru farklı işlevi olan bölümlere aynlmıştır; yukardan aşağıya doğru ağız, yutak, yemek borusu, mide, incebağırsaklar, kalmbağırsaklar ve anüs yer alır.

Alınan besinler bir süre ağız boşluğunda kalır, çiğnenerek daha küçük parçalara ayrıhr ve tükürükle ıslanır. Tüküıiik müsin ve pityalin içerir; müsin lokmamn yutulmasını ve yemek borusundan kayarak inmesini, pityalin ise nişasta sindiriminin başlamasmı Sağlar.
devamı »

Bu yazı toplamda 1143, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Obesite ( şişmanlık ) ve tedavisi

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü

Şişmanlık (obezite); vücut yağ miktarının sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır. Enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Şişmanlık sadece estetik açıdan değil bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırması, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle önemli bir sağlık sorunudur.

Şişmanlık; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkisi olan, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır.

Şişman kişilerin zayıflamak için gösterdikleri çabalar çoğunlukla sonuçsuz kalmakta ve verilen kiloların zaman içinde geri alındığı gözlenmektedir. Genellikle şişmanlamak kolay, zayıflamaksa güçtür. Bu nedenle şişmanlığın tedavisinden önce, önlenmesi doğrudur. Şişmanlığın önlenmesinde en önemli kural, küçük yaştan itibaren yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması ve enerji dengesine uygun bir beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır.
devamı »

Bu yazı toplamda 995, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Obesite nedenleri

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

İnsan vücudu işlevlerini sürdürebilmek için gerekli enerjiyi dışarıdan, yediğimiz besinlerle karşılamak durumundadır. Besinlerle gereğinden fazla enerji alındığında ya da enerjinin gereği kadar harcanmaması durumunda , vücut fazlasını depolamaya başlar.
Üç ana besin kaynağı vardır
Protein (et, yumurta, süt vb.)

Karbonhidrat (şeker, un, sebze ve meyve vb.)

Yağ (katı, sıvı, hayvansal yağlar, zeytin, fındık, soya, kakao vb.)

Proteinler, vücudun yapı taşlarıdır ve mutlaka alınması gerekir.
Karbonhidratlar, vücudun en çabuk enerji sağladığı besin grubudur. Bu besinlerden alınan enerji, vücudun tüm işlevlerinde kullanılır ve çok çabuk tüketilir. Ancak çok fazla alındığında depolanır.
Son zamanlara kadar, gerek sağlık çalışanları, gerekse konuyla ilgisi olmayan kişiler aşırı kilolu olmanın psikolojik bir sorun olduğuna inanıyorlar ve obezitesi olanların ya yeme dürtülerini kontrol edemediklerini ya da çeşitli duygusal sorunların aşırı yemeye ve aşırı kiloya neden olduğunu düşünüyorlardı. Son araştırmalar, kilo almanın sanıldığından daha karmaşık olduğunu ve genetik, fizyolojik ve davranışsal ögeler içerdiğini göstermektedir.
Günümüzde psikolojik sorunların aşırı kilonun nedeni olmadığı, tam tersine aşırı kilolu olmanın psikolojik sorunlara yol açtığı ve bu sorunların da tedavinin başarısını olumsuz bir şekilde etkilediği çok iyi bilinmektedir. devamı »

Bu yazı toplamda 970, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

obesite şişmanlık ilaç tedavisi

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

SANTRAL ETKİLİ (Gıda alımını ya da iştahı azaltan )ilaçlar: Bu grupta halen kullanılan ilaçlardan birisi Sibutramin(REDUCTİL)dir.Serotinerjik bir ilaçtır.Kalp yetmezliği, koroner damar hastalığı ve inme öyküsü olanlarda kullanılmamalıdır. İştah azalması,kabızlık,ağız kuruluğu gibi yan etkileri vardır.

GASTROİNTESTİNAL SİSTEMDE ETKİLİ İLAÇLAR

Lifler:Kalorileri yoktur. Mide ve bağırsaklardan emilmezler. Midede kitle etkisi ile doygunluk yaparak midenin boşaltmasını geciktirir ve kalorili besinlerin alımını azaltır. Ör: Glukomannon (Propol)= Kanjak soğanından elde edilir. Su ile birleşince hacmi yirmi kat artar.

Gastrointestinal enzimlerin etkisini etkileyen ilaçlar: Alfaglucosidase inhibitörleri:
(Acarbose) Yemek sonrası glikoz piklerini düşürür ve glisemik kontrolü sağlar. Az dozlarda pek zayıflatıcı etkisi olmadığı kabul edilmektedir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1571, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Orak hücre anemisi

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Anemiye ve belirli aralıklarla tekrarlanan ağrıya neden olan bir kan bozukluğudur. Orak hücreli anemili kişilerde hemoglobinin (alyuvarlarda [eritrosit] oksijeni akciğerlerden vücudun diğer bölümlerine taşıyan bir molekül) bir bölümü uygun biçimde iş göremez. Hemoglobinin bir bölümü alyuvarları sert ve orak şekline dönüştüren çubuk benzeri yapılar oluşturur. Bu hücreler küçük kan damarlarını tıkayarak bazı organların ya da dokuların yeterli oksijen almasını engeller. Bu durum, şiddetli ağrı ataklarına neden olabilir.

ORAK HÜCRELİ ANEMİYE İLİŞKİN BULGU VE BELİRTİLER:

Kemiklerde, kaslarda ya da karında günlerce ya da haftalarca süren şiddetli ağrı (ağrılı krizler olarak adlandırılır).
Halsizlik, solgunluk ve nefes darlığı. Tüm bunlar anemi ya da alyuvar eksikliği belirtileridir.
Vücudun herhangi bir bölümünde ya da eklemde öngörülemeyen ağrı
Retina (gözün görüntüyü alan arka bölümü) dolaşımdaki alyuvarlardan yeterince beslenemediğinde görme sorunları ya da körlük.
Karaciğerde işlev bozukluğu (sarılık) nedeniyle derinin ve gözlerin sararması.
Çocuklarda büyümenin ve pubertenin gecikmesi ve eriçkinlerde ince yapı.
Enfeksiyonlara yüksek düzeyde yatkınlık. devamı »

Bu yazı toplamda 1049, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

PAP Smear testi

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Vücut dokularının yenilenmesi nedeniyle kaçınılmaz olarak yüzeylerden hücreler dökülmektedir. Bu dökülen hücrelerin toplanıp özel işlemlerden geçirildikten sonra mikroskop altında incelenmesine sitolojik inceleme denir. Bu işlemin en etkili uygulandığı alan rahim ağzından yani serviksten alınan örneklerdir. Servikal hücrelerin bu şekilde toplanması işlemine smear adı verilir.İlk kez 1930′lu yıllarda Yunan doktor George Papanicolaou tarafından tanımlandığı için onun ismine ithafen PAP Smear ya da PAP test olarak da adlandırılır.

Smear testi rahim ağzının kötü huylu (habis, malign) veya kötü huylu bir hastalığa dönüşme potansiyeli olan (premalign) değişikliklerini saptamak amacıyla yapılan bir tarama testidir. Tarama testleri hastalık bulguları taşımayan normal insanlarda yapılan tetkikleridir. Bu nedenle smear testi tanı koydumaz ve kanser bulguları olan kişilerde kanser olmadığını belirtmez. Smear testinin pozitif yani anormal çıkması bir problem olduğunu ve tanıya yönelik ileri testler yapılması gerektiğini işaret eder.
devamı »

Bu yazı toplamda 1188, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

paronişya paronişi turnak dibi iltihabı

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Tanım : Sıklıkla çocuklarda oluşur. Tırnak yatağı ile kütikül arasında oluşan bir infeksiyondur.

Klinik bulgular : Tırnak yeme alışkanlığı olanlar ve suda uzun süre maruziyet sonucu oluşabilir. İmmünkompromize hastalarda da oluşabilir.Yüzeyel, hassas bül, eritamatöz zeminde, distal falanksın anterior yağ dokusunda oluşur ve tırnak yatağına yayılabilir. Kabarcıklı distal daktilit ise ağrılı kabarcıklarla ekstremitelerin parmak yataklarında ağrılı kabarcıklarla karekterizedir.

Etiyoloji : Etken, sıklıkla S.pyogenes veya S.aureus. En sık stafilokoklardır. Oral anaeroblar, , bağışıklığı baskılanmış hastalarda ise Fusarium gibi funguslar etken olabilir

Tanı : Gram boyama: Sıvıda Gram pozitif zincir ya da küme yapan koklar görülür.

Tedavi : İnsizyon ve drenaj. Sağlıklı bireylerde nadiren antimikrobiyal ajan gerekir. Etken S.pyogenes ise penisilin tercih edilir, S.aureus ise dicloxacillin , I.jenerasyon sefalosporinler, clindamycingibi antistafilokokkal ajan verilir.Penisiline allerjik olanlarda makrolidler kullanılabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1087, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Peptik ülser

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Ülser ; Mide veya duedenum (onikiparmak barsağı)’un mide asidi ve sindirim sıvıları (örneğin pepsin) tarafından harabiyeti sonucunda meydana gelen doku kaybıdır.Doku kaybı asit pepsinin etkisiyle daha derinlere inebilir,enflamasyon dediğimiz yara meydana getirir.

Sıklığı nasıldır?:

Toplumumuzda herhengi bir zamanda mevcut ülserli hasta (yeni geçiren veya geçirmiş) yüzdesi %2-6′dır. Duedenal (onikiparmak barsağı) ülseri , mide ülserine göre çok daha fazla görülür. Duedenal ülser 30-50 yaşları rasında daha sık olup , erkeklerde kadınlara göre 2-4 kat daha fazladır. Mide ülseri 60 yaşından sonra daha sık gözlenir ve kadınlarda daha çok görülür.

Ülserin belirtileri nelerdir?:

En sık rastlanan belirti karnın üst kısmında kemirme ve yanma şeklinde ağrı olmasıdır. Genellikle öğün aralarında meydana gelir. Gece hastayı uykudan uyandırabilir (daha çok duedenal ülserde). Yemek yemekle ve antiasit dediğimiz mide asidini nötürleyen çiğneme tableti ve pastillerle birkaç dakika ile birkaç saat arasında ağrı hafifler. Sonbahar ve ilkbaharda ağrıların sıklığı artar. Ülserli hastalarda daha az sıklıkla meydana gelen belirtiler bulantı , kusma (özellikle ağrı varken oluşur, kusunca ağrının azalması veya kesilmesi çok tipiktir) , iştahsızlık ve kilo kaybıdır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1074, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

pnömoni zatürre ve tedavisi

Yazar jawscod2 | 18.04.2008 | Kategori Sağlık

Bu yazı toplamda 1074, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share