cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Göğüs anjini angina pectoris

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Angina kalbin, yeterli oksijen alamadığını gösteren bir belirtidir. Bu durum, kalbi besleyen koroner damarların daralması ve/veya tıkanmasından ya da kalbin aşırı çalışmasından kaynaklanır. Dolayısıyla kalbin normalden daha fazla oksijene ihtiyacı vardır. Angina pektoris kalp kasının oksijen ihtiyacı ile kalbi besleyen damarlardaki kan akımı arasında uyumsuzluk sonucu ortaya çıkan ağrıdır.

Angina pektoris terimi, tıbbi olarak “göğüste sıkışma, boğulma hissi” demektir. Genellikle göğsün orta kısmında başlayan baskı, sıkışma, yanma tarzında bir ağrıdır ve vücudun üst kısımlarına doğru yayılabilir. Kişi ağrıyı, “sanki göğsümün üstüne birisi oturmuş” veya “göğsümü sanki mengene sıkıyor” diye tanımlar. Bazı kişiler angina ağrısını, sadece çene, omuz veya kol gibi kalpten uzak bölgelerde hisseder. Angina ağrısı bazen, hazımsızlık hissiyle karışır. Çünkü ikisinde de yanma tarzında bir ağrı vardır. Yemek borusu hastalıklarınaki ağrı da angina ile karışabilir.

Angina, aynı zamanda kalp krizi gibi yorumlanabilir. Kalp krizinde hissedilen ağrı ve angina ağrısı birbirine çok benzer. Fakat angina ağrısı 5 dakikadan fazla sürmez.

BELİRTİ ve BULGULAR
• Yanma, sıkışma, batma tarzında keskin göğüs ağrısı. Genellikle göğsün orta kısmında hissedilir fakat çene, omuz, sırt veya sol kol gibi bölgelerde de görülebilir. Ağrının yeri ve tarzı kişiden kişiye değişebilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1101, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Hemanjiom ve lenfanjiom

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Hemanjiom ve lenfanjiomlar çocukluk çağının en sık rastlanan benign tümörlerdir. Fetuste primer olarak endotelial hücreleri etkileyen bir patoloji olan anjiomalar konusunda çok çeşitli sınıflamalar yapılmıştır. Çok varyasyon göstermeleri ve klinik ve histopatolojilerinin birbirine karışabilmesi sınıflamaların çeşitliliğini ortaya getirmiştir.Thomson 1979’ da hemanjiom ve lenfanjiomları kliniklerine göre sınıflandırmıştır. Mulliken ve Glowacki 1982’ de klinik ve histolojik karakterlerine dayanarak bu malformasyonlaarı iki ana gruba ayırdı:

*Hemanjiomlar ve vasküler malformasyonlar.

Bu yararlı bir sınıflamadır. Fakat “ne yapalım” “nasıl yapalım” sorularına ikna edici bir cevap veremez. Tedavi şekli ve zamanını saptayabilmek açısından lezyonun dinamiğine göre yeni bir sınıflama ortaya atıldı:

* Yüksek akımlı ve
* Ddüşük akımlı malformasyonlar.

Bunlar radyolojik deyimlerdir ve lezyondan geçen kan akımının hızını ve arteryel ve venöz komponentler arasındaki şant oranını belirtir. Ör: yüksek akımlı lezyonlarda arterler ve venler aynı anjiografide birlikte görülür. Yine Mulliken ve Glowacki ile Pasky ve ark. vasküler malformasyonları hücresel dinamiklerine göre sınıflandırdılar. Hücresel dinamik lezyonlar (Hemanjiom, pyojenik granuloma ve senil anjioma) belirgin bir progresyon ve regresyon fazı gösterir. Proliferatif faz 3H-thymidine uptake artışı, tümör anjiogenesis faktör görülmesi, mast hücre aktivitesi, ve sinsitial hücre formasyonu göstermesiyle karakterizedir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1318, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Hipertansiyon ve tuz

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Ortalama diyetimizdeki aşırı tuz (sodyum) birçok çalışmanın odak noktası olmuş ve son yıllarda bu konu çok ilgi görmüştür.

Bulgular, alışkanlık gereği fazla miktarlarda tuz tüketen insanlarda yüksek tansiyonun(yüksek kan basıncı) daha az tuz kullanan insanlara göre daha sık ortaya çıktığını göstermektedir. Ayrıca, araştırmalar genel olarak yüksek tansiyonu olan insanların, sodyum oranı düşük bir diyet uygulayarak kan basınçlarını düşürebildiklerini göstermektedir. Kan basıncı, kan dolaşımının atardamar duvarlarına uyguladığı basıncı belirtir. Kan dolaşımında daha fazla sıvı olduğu zaman ya da kan damarları daraldığı zaman, basınç daha büyüktür.

Ortalama diyetimizde tuz oranı yüksek olma eğilimindedir. Hepimiz yediğimiz tuz miktarına dikkat etmeliyiz, büyük bir tuz sınırlama çabası yalnızca yüksek tansiyonunuz varsa (ya da eğilimliyseniz) gereklidir. O zaman bile, diyetinizdeki tuz miktarını azaltmak, kan basıncınızı azaltmak için atacağınız adımlardan yalnızca biridir.

Tuz, yediğimiz hemen hemen tüm bitkiler-de ve hayvanlarda vardır. Aslında, vücudumuzun uygun şekilde işlemesi için az miktarda tuz yeterlidir (günde yaklaşık yarım gram, yanı yaklaşık dörtte bir çay kaşığı). Ortalama olarak günde 6 ile 8 gram (2 ya da 3 çay kaşığı) tüketilmektedir. Ancak, günümüzde diyetteki tuza ilişkin yayınlarla bu miktar azalmaktadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1046, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Hipertansiyon yüksek tansiyon

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Hipertansiyon Nedir ?

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır(milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyacanlıyken yüksektir. Genellikle de normalin üst sınırı olarak kabul edilen değer 140/90 mmHg’dır (milimetre civa). Kanı kalpten dokulara taşıyan damar kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arsında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfigmomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) yapılıp ortalaması alınarak belirlenmelidir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1118, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kalp ameliyatından sonra hızlandırılmış iyileşme

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Açık kalp ameliyatlarında hastanede kalış süresini 5 güne düşüren fast track recovery uygulamalarıyla Acıbadem Hastanesi’nin ameliyat sonuçları Amerika’nın en ünlü merkezleriyle yarışmaya başladı.

Hasta haklarını koruyan, hastane hizmetlerinde kaliteyi yükselten ve maliyetleri düşüren hızlandırılmış iyileştirme “fast track recovery” uygulamalarıyla kalp cerrahisinde yeni bir dönem başladı.

Acıbadem Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde hızlandırılmış iyileştirme uygulamalarıyla açık kalp ameliyatı yapılan hastalar artık 5 günde taburcu ediliyor. Kalp ameliyatı yapılan standart hastanelerde bu süre 12 günü buluyor.

Açık kalp ameliyatlarında hastanede kalış süresini yarı yarıya düşüren bu yöntemle Acıbadem Hastanesi’nin ameliyat sonuçları dünyanın en ünlü merkezleriyle yarışmaya başladı. Kalp Damar Cerrahisi Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Cem Alhan, “Biz hastayı 5 günde taburcu ediyoruz. Çünkü hasta kendisini çok iyi hissediyor ve çıkmak istiyor. Biz hastalarımızın yüzde 90’ını 5 gün içinde taburcu ettik” diye konuşuyor.
devamı »

Bu yazı toplamda 1304, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

KALP DAMARLARINDA DARALMA

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Koroner arter hastalığı (KAH) genel bir terimdir ve koroner arterlerin her türlü patolojisini kapsar. KAH yapan çok çeşitli nedenler tablo 1′de gösterilmiştir. Bunlar içerisinde en sık rastlanılan neden koroner aterosklerozdur(Kireçlenme). Koroner arterlerdeki kireçlenme kalp kasının kan perfüzyonunu anormal bulgu verecek şekilde azaltmışsa, aterosklerotik kalp hastalığı (ASKH) veya koroner kalp hastalığı (KKH) diye ad verdiğimiz çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar. Bu anlamda bazen iskemik kalp hastalığı terimi de kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletler’inde KKH’na bağlı ölümler son 20 yılda eskiye göre bir azalma göstermiştir ama koroner ölümler halen birinci sıradaki ölüm nedenidir. Yılda yaklaşık 500 binden fazla kişi bu nedenle ölmektedir. Amerikalıların %3.1′inde (7 milyon) aktif koroner arter hastalığı vardır. Kuzey Amerika, Avustralya, Belçika, Finlandiya, Japonya gibi endüstri ülkelerinde 1960′lı yılların sonlarında KKH mortalitesinde önemli yükselme olmuş, sonradan azalmıştır. Rusya, İsveç ve Doğu Avrupa ülkelerindeki KKH’na bağlı ölüm oranı ise halen artmaktadır.
Ülkemize gelince, Türk Kardiyoloji Derneği öncülüğünde 1990 yılından beri yürütülen çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye genelinde erişkinlerdeki KKH sıklığı %3.8 (erkeklerde %4.1, kadınlarda %3.5)’dir. Ülkemizde yaklaşık 1.200.000 kalp hastası vardır ve yılda 130.000 kişinin bu nedenle öldüğü tahmin edilmektedir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1058, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kalp hastalıklarında diyet

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz (sodyum) yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır.
Kalp hastalıkları belli bir beslenme programma uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin yorulmasını olabildiğince önlemektir. Vücudun dolaşım dengesini yeniden kurabildiği (kompanse) ve kuramadığı (dekompanse) kalp hastalıklarında beslenmenin niteliğinden çok, niceliği değişir.
Dekompanse kalp hastalığı dendiğinde kalbin dokuların gereksinimlerini, özellikle de oksijen gereksinimini karşılamada yetersiz kaldığı anlaşılır. Başka bir deyişle kalp kendisine ulaşan bütün kanı pompalayacak ve uygun bir hızla dolaşabilmesi için gerekli gücü uygulayacak durumda değildir. Kompanse kalp hastalığında ise kalp hasta olmakla birlikte dokuların gereksinimlerini karşılamaya yeterli bir kan dolaşımı sağlayabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 996, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Kalp krizi enfaktüs den sonra cinsel ilişki

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Kalp krizinden sonra 30 günlük bir ara vermek makul olabilir, ancak cinsel zevklerden hayat boyu el etek çekmek gerekli değildir.

Cinsel ilişkinin kalbinize getirdiği zorlama canlı bir yürüyüşün ya da bir – iki kat merdiven tırmanmanın getirdiği zorlamayla hemen hemen aynıdır. Kalp atım hızınız, nefes alıp verme hızınız ve kan basıncınız artar, bu nedenle cinsel etkinlik herhangi bir başka fiziksel etkinlik gibi ele alınmalıdır: makul bir şekilde, dikkatle ama korkmadan.

Başlangıçta Kendinizi Zorlamayın

Cinsel ilişkiye yeniden başlamadan önce, daha az temasla yetinmek iyi olur. Kalbinizin sağlığına güveniniz arttıkça, yavaş yavaş normal Cinsel faaliyetlerinize başlayabilirsiniz.

Kalbiniz üzerindeki yükü en aza indirmek için, her zamanki koşullar altında her zamanki partnerinizle birlikte cinsel ilişkiye yeniden başlamak iyi bir yoldur: tanıdık bir ortamda sevişirken muhtemelen kendinizi daha rahat ve doğal hissedersiniz.
devamı »

Bu yazı toplamda 1038, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kalp krizi myokard enfarktüsü

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi, kalp krizi için en iyi bakımın elde edilmesini sağlar.
Kalbiniz arabanızın motoruna benzer. Bir kas pompası olan kalbiniz günde yaklaşık 100000 kez genişler ve kasılır (’çarpar’); vücudunuzun çalışması için yaklaşık 1000 litre kanın dolaşmasını sağlar.
Kalbin çalışmasına müdahale eden her şeyin hemen fark edilmesi ve geriye dönüşü olmayan olası hasarları önlemek için tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalığı birinci sıradaki ölüm nedenidir ve en belirgin belirtisi kalp krizidir.

ABD’de her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin üçte bir kadarı ilk 20 günde, %3-%12’si de bir yıl içinde yaşamlarını yitirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin yalnızca %30′u krizden sonra 10 yıl yaşayabilmektedir. Günümüzde kalp krizi belirtilerinin daha iyi tanınması, tedavi kalitesinin yükseltilmesi ve tedavi seçeneklerinin artırılması için yoğun çaba harcanmaktadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 979, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kalp yetmezliği kardiak yetmezlik pompa yetersizliği

Yazar jawscod2 | 15.04.2008 | Kategori Sağlık

Kalp yetmezliği kalbin kanı pompalama yeteneğinin kaybolması yani dokulara yeterli kan ve oksijenin gitmemesi durumudur. Kendi basma özgül bir hastalık olmamakla birlikte, yaygın ve ciddi sorunlara yol açabileceği için önemlidir.Kalp yetmezliği kalbin yeterince çalışmaması anlamına gelir. Kalbin işlevsel yeteneklerinin azaldığı bazı kalp hastalıklarında kalp yeterli çalışabilmek için düzenleyici süreçler geliştirir. Bu durumda kalp yetmezliği engellenmiş olur. Örneğin taşikardi, yani kalbin dakikada atım sayısının hızlanması böyle bir süreçtir. Her kasılmada gerekli miktarda kanı vücuda pompalayamayan kalp, bu yetersizliği karşılamak için daha sık kasılır. Bir başka düzeltici süreç
de kalp karıncıklarının genişlemesidir. Böylelikle karıncıklardaki kan miktarı artar. Bu durumda, güçsüz kalmış olan kalbin, normal miktardaki kanı bile atmakta zorluk çekerken, daha çok kanı vücuda pompalamakta yetersiz kalacağı düşünülebilir. Oysa kalp kası liflerinin gerilmesi daha büyük bir güçle kasılmalarına yol açar. Başka bir deyişle kalp boşluklarının genişlemesi sonucunda gerilen kalp kası lifleri yüksek bir güçle kasılır. Ayrıca kalp boşluklarının genişlemesine her zaman aşın büyüme (hipertrofi) eşlik eder. Olağan koşullara göre daha çok güç harcaması gereken kas lifleri büyüyüp kalınlaşırlar; böylece kasılabilme yetenekleri önemli ölçüde artar. Kalp boşluklarının genişlemesi, bir açıdan kalbin yeterli çalışmasını sağlasa da, birçok sakıncayı da birlikte getirir.
ikincil önem taşıyan bir başka düzenleyici süreç ise, karaciğer ve dalak gibi organlarda depolanmış durumdaki kanın genel dolaşıma aktarılmasıdır. Dokulara az miktarda kan gelmesi durumunda, kılcal damar ağı bakımından zengin organlarda depolanmış kırmızı kan hücreleri genel dolaşıma aktarılır. Bu süreç de, sonuçta kalbin daha çok çalışmasına yol açar.
devamı »

Bu yazı toplamda 1126, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share