Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Bursa Uludağ Kayak Merkezi
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Tarihçe
Mısırlılar’ ın Mismos, Romalılar’ ın Calbyeers, Bizanslılar’ ın Misolymp diye isimlendirdiği dağ; bir dönem Bizanslı Keşişler tarafından sığınak olarak kullanıldığı için Osmanlılar tarafından Keşişler dağı olarak bilinirdi. Yunan Mitolojisinde ise baş Tanrı Zeus’ un ve diğer tanrıların Olympos olarak bilinen bu dağın tepesinde yaşadığı ve halkını ordan idare ettiği anlatılmaktadır.
Konumu
Uludağ kayak merkezi, Alp usulü kayak ve kayak turları için son derece elverişli bir yer. Dünyaca ünlü bu kayak merkezi Fatintepe ve Kuşaklıkaya tepelerinin üzerine kurulmuştur.
2543 metre yüksekliğe sahip olan Uludağ günümüzde Türkiye‘ nin en önemli kayak merkezlerinden biridir. Bursa‘ nın güney batısında bulunan dağda Milli Park‘ a dönüşen geniş bir orman da mevcut. devamı »
Bu yazı toplamda 2492, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sultan Ahmet Camisi
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

17. Yüzyılın iki önemli eserinden biri olan Sultanahmet Camii, Mimar Sinan’ dan sonra Türk mimarlığının meşalesini ele alan Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ nın ellerinde yükselirken Mimar Sinan’ ın Şehzade Camii, göz önünde tutulmuş, ancak onun şeması çok ileriye götürülmüştür. devamı »
Bu yazı toplamda 4220, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kız Kulesi – Gezilecek Yerler
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Kız Kulesi, Asya ile Avrupa‘ nın keşiştiği bir noktada, Asya sahillerinden bir ok atımı uzaklıkta bir taş tümseğe oturtulmuş bir kuledir. İki kıta arasındaki konumu sebebiyle dünyada eşi benzeri olmayan yapılar konumundadır.
Geçmişi 2500 yıl öncesine dayanan bu küçük kule, İstanbul‘ un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmisi ile Yunan’ dan Bizans İmparatorluğu’ na Bizans’ dan Osmanlı İmparatorluğu’ na, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir. İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans Dönemi‘ nde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı Dönemi‘ nde ise gösteri platformundan savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina adasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi… devamı »
Bu yazı toplamda 14831, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Galata Kulesi – Gezilecek Yerler
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
İstanbul‘ un siluetinde dimdik yükselen Galata Kulesi, tarihi yüreğinde barındıran sessiz bir mücevher gibidir.
Önce Byzantium, sonra, Fetihe kadar Konstantinopolis adıyla bilinen İstanbul, güneyde Marmara Denizi, doğu açıklarında Boğaz, kuzeyde ise Haliç’ in çevrelediği tarihi yarımada üzerinde kurulmuştur.
Galata Kulesi, eski devirlerden beri ‘Galata’ adıyla anılan bu mevkiin çevresinde Galata’ yı korumak amacıyla yapılmış tahkimatın bir parçasıdır.
Fetih’ ten sonra, depremler ve başka nedenlerle zaman zaman hasar gören Galata Kulesi bugünkü şekli 2. Mahmut döneminde yapılan onarımda verilmiştir.
14. Yüzyıl ortalarında, Cenevizliler’ in savunma amaçlı olarak inşa ettikleri Galata Kulesi 16. Yüzyılda tersanede çalıştırılan esirlerin barınağı olarak kullanıldı. 18. Yüzyılda Galata Kulesi’ ne, geceyarısını haber vermekle görevli bir Mehterhane Ocağı yerleştirildi. Kule, 1874’ ten itibaren yangın gözetleme ve haber verme mevkii olarak kullanılmaya başlandı. 1967 yılında Belediye Başkanı Haşim İşcan tarafından tamir ettirilen kulenin üst katı lokanta ve lokal olarak kiraya verildi.
Galata Kulesi‘ nin iç çapı, zemin katında 8,95 m’ dir. Duvar kalınlığı 3,75 m. olan Galata Kulesi‘ nin zemin katında dış çapı ise 16,45 metredir. Kulenin yüksekliği ise 60 m.’dir.
Fetih’ e kadar iki yüz yılı aşkın bir süre boyunca hemen hemen bağımsız bir Ceneviz sömürge kenti olan Galata‘ nın birkaç kez büyütülen kentsel savunma sistemindeki yirmi dört kuleden ayakta kalabilen tek ve en anıtsal olanı bu kuledir. devamı »
Bu yazı toplamda 8572, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yerebatan Sarnıcı – Gezilecek Yerler
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
532 yılında İmparator Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı Stoa Bazilikası‘ nın altında yer aldığı için Bazilika Sarnıcı olarak da bilinir. Sarnıç, uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. dikdörtgen biçimde bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde her biri 9 m. yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane 12 sıra meydana getirirler. Suyun içerisinde yükselen bu sütunlar uçsuz bucaksız bir ormanı hatırlatmakta ve ziyaretçiyi sarnıca girer girmez etkilemektedir. Yerebatan Sarnıcı tavan ağırlığı haç biçiminde tonozlar yuvarlak, kemerler vasıtasıyla sütunlara aktarılmıştır, çoğunluğu daha eski yapılardan toplandığı anlaşılan ve çeşitli mermer cinslerinden granitten yontulmuş sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da üst üste iki parçadan oluşmaktadır. Bu sütunların başlıkları yer yer farklı özellikler taşır. Bunlardan 98 adedi Corinth üslubu yansıtırken bir bölümünde Dor üslübunu yansıtmaktadır. Yerebatan Sarnıcı‘ nın tuğladan örülmüş, 4.80 m. kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak su geçmez hale getirilmiştir. Toplam 9.800 m2 bir alanı bulunan bu sarnıç yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.
İnşasında 7.000 kölenin çalıştığı sarnıcın suyu imparator Valens tarafından (368) yılında yaptırılan 971 m. uzunluğundaki Valens (Bozdoğan) kemeri ile imparator Justinianus‘ un yaptırdığı 115.45 m. uzunluğundaki Mağlova Kemeri yardımıyla şehre 19 km. mesafede Belgrat ormanlarındaki Eğrikapı su taksim merkezinden getirilmiştir. Yerebatan Sarnı‘ cında ki sütunların, köşeli veya yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç büyük çoğunluğu silindir biçimindedir. Bu sütunlar içerisinde üzeri oyma ve kabartma halinde Tavus Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinin tekrarıyla süslenmiş olanı özellikle dikkati çeker. Bu sütun Bizans devrinde “Farum Tauri” denilen bugünkü Beyazıt meydanında kalıntıları bulunan IV. yy. zamanına ait büyük Theodesiusun (379-395) zafer takındaki sütunların benzeridir. devamı »
Bu yazı toplamda 2614, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Ayasofya Camii
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Dünyanın 8. harikalarından birisi sayılan Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Bu yaşta ve bu ebatta zamanımıza gelebilmiş ender eserlerdendir. Orijinal adı Hagia Sofia olan, Türklerin Ayasofya dedikleri yapı yanlış bir şekilde, Saint Sofia olarak bilinir. Bazilika, Sofia isimli bir azizeye değil, Kutsal Hikmet’ e ithaf edilmişti. Önceki bir pagan mabedinin yerinde yapılmış 3 ayrı bazilika aynı isimle anlatılmıştı. İmparator Büyük Konstantin devrinde kilise yapılmadığı halde, bazı kaynaklar, ilk Ayasofya Bazilikasının onun tarafından yaptırıldığını iddia ede gelmiştir. Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı 4. y.y. ikinci yarısında Büyük Konstantin’ in oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştır. 404 yılında, bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı isyan on binlerce şehirlinin ölümüne ve pek çok binanın yakılmasına sebep olmuştu. “Nika” isyanı diye bilinen ve İmparator Justinyen aleyhine gelişen bu isyanda Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı. devamı »
Bu yazı toplamda 4414, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Çırağan Sarayı
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın Çırağan Yalısı
Çırağan Sarayı‘nın bulunduğu alan, Boğaziçi’nde bağ ve bahçelerinin güzellikleriyle tanınmış ve her dönemde padişahların, hanımsultanların, sadrazamların ilgi odağı olmuştur. XVII. yüzyıl başlarında “Kazancıoğlu Bahçesi” ismi ile anılan bu yerde saltanata ait ilk yapı IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan’ın yalısıdır. Bu dönemdeki yapı ile ilgili olarak herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Kaya Sultan’ın ölümünden sonra (1659) III. Ahmed Devrine kadar özellikle IV. Mehmed ve II. Mustafa’nın uzun süreler Edirne’de oturumları İstanbul‘un ihmaline sebep olmuştur. Birçok köşk ve kasrın harap olduğu bu süre içerisinde Kaya Sultan Yalısı‘nın da aynı akibete uğradığı anlaşılıyor. devamı »
Bu yazı toplamda 3033, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yıldız Sarayı – Şale Köşkü
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Beşiktaş, Ortaköy ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m2’lik bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur. İstanbul’un Türklerin eline geçmesinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed Dönemi’nde (1603-1617) padişahın “Has Bahçe”leri arasına katılmıştır.
Sultan IV. Murad (1623-1640) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi gören bu çevre; III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanmıştır.
Sultan III. Mahmud (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan Abdülhamid Dönemi’nde (1876-1909) yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını alarak, İmparatorluğun bugün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu Eski Saray, Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezi haline gelmiştir. devamı »
Bu yazı toplamda 6887, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Pisa (Piza – Pizza) Kulesi – İtalya – Gezilecek Yerler
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
İtalya‘nın kuzeyindeki Pisa şehrinin Katedral Meydanı‘nda yeralan ve 1063-1090 yıllarında yapılan Duomo Katedrali‘nin çan kulesi, ana yapıdan ayrı olarak 1173′te yapılmıştır. Ünlü Pisa Kulesi, bu çan kulesidir. İnşa edildiği meydanın ismi İtalyanca Mucizeler Meydanı anlamına gelmektedir.
Pisa Kulesi’nin yapımı tam 174 yıl almıştır. Kule üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelmiştir. 56 metre yüksekliktedir. Üzerine 294 basamaklı bir merdivenle çıkılır. En üstteki çanların bulunduğu 8. kat silindir biçimindedir. Pisa Kulesi’nde 7 adet çan bulunmaktadır.
Pisa Kulesi bitirildiği tarihten itibaren güneye doğru eğilmeye başlamıştır. Bunun sebebi temeldeki yumuşak zemindeki bir çökmedir. Günümüzde, Pisa Kulesi’nin tepesinden güney yönünde aşağı sarkıtılan bir çekül 4,3 metre açığa inmektedir. Ancak yapının ağırlık merkezinin izdüşümü kendi temel dairesinin içinde kaldığı için kule devrilmemektedir. Kule her yıl milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmektedir.
Pisa Kulesi, Pisa‘nın gücünün ve zenginliğinin bir sembolü olarak Cenova ve Venedik’e rakip olarak yapılmıştır. Ünlü bilim adamı Galile, bütün cisimlerin aynı hızla ve aynı fizik kanununa uyarak düştüklerini bu kulede yaptığı deneylerle ispat etmiştir. devamı »
Bu yazı toplamda 16371, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Eyfel Kulesi – Paris – Gezilecek Yerler
Yazar yucin | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Eyfel Kulesi, Paris‘in ünlü demir kulesidir. Eyfel Kulesi, aynı zamanda tüm dünyada Fransa‘nın sembolü halini almıştır. İsmini, inşa eden mühendis Alexandre Gustave Eiffel‘den alır. En büyük turizm cazibelerinden biri olan Eyfel Kulesi, yılda 6 milyon turist çeker. 2002 yılında toplam ziyaretçi sayısı 200 milyona ulaşmıştır.
Eyfel Kulesi’nin Tarihi
Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel‘in firması tarafından, Fransız Devrimi‘nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir. Aslında Eyfel Kulesi‘nin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin‘in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestre‘dir. Meslektaşı Emile Nouguier ile beraber ilk tasarımları yapmıştır. Eyfel Kulesi‘nin, 7.739.401 Frank 31 Sent tutan inşaat masrafları, Gustave Eiffel‘in tahminlerinin 1 milyon frank üstündedir. 1889 yılındaki açılış tarihden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4′ü çıkartılmıştır. Böylelikle Eyfel Kulesi, daha başından, kazanç sağlayan bir şirket görünümüne bürünmüştür. 3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirmiştir. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur. 1902 yılında yıldırım çarpınca, kuleyi ışıklandıran lambalar ve bazı bölümler zarar görmüş ve yeniden yapılmıştır. devamı »
Bu yazı toplamda 17115, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

