Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Dram
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Yaşamın acıklı ve gülünç yönlerini bir arada yansıtan tiyatro türüne dram denir. Komediler yalnız gülünç, trajediler de acıklı olayları canlandırmak için yazılmıştır. Oysaki yaşam, acıları ve sevinçleriyle bir bütündür. 19. yüzyıl’da Fransa’da, yaşamın hem acıklı hem gülünç yönlerini birlikte işleyen dram türü ortaya çıkmıştır.
Dram türünün gelişiminde Shakespeare’in önemli katkıları olmuştur. Shakespeare, klasik tiyatronun zaman ve yer birliği kurallarını yıkmıştır. Ayrıca acıklı ve gülünç olayları sahnede içiçe vererek dramın ilk örneklerini vermiştir. Sanatçının, şiir ile düz yazıyı içiçe kullandığı oyunları, önce Alman romantiklerini, sonra da Fransız romantiklerini etkilemiş, böylece dramın temelleri atılmıştır.
devamı »
Bu yazı toplamda 1415, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Edebiyat Terimleri
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Abstre: Bir kitabın özeti.
Acaib-i Seb’a-i Alem: Dünyanın Yedi Harikası. Piramitler/ Mısır, Asma Bahçeler/ Babil, Artemis Tapınağı/ Efes, Zeus Heykeli/ Olimpus, Mozeleum/ Bodrum, Fener/ ıskenderiye, Helyos heykeli/ Rodos.
Akrostiş: Mısra başlarının ilk harfleri yukarıdan aşağıya bir özel adı gösteren şiir.
Alegori: Bir duyguyu, düşünceyi, kavramı ya da varlığı, başka bir varlık yardımıyla sembolize edip gösterme sanatı.
Anagram: Harfdeş.
Anakiklik: tersinden okununca gene aynı anlamı veren söz ya da cümle.
Asonans: Yarım kafiye.
Barok: Aşırı derecede süslü sanat tutumu.
Biyografi: Bir insanın hayatını anlatan eser.
Burlesk: Kaba, aşırı ve bayağı komiklik.
Cinas: Yazılışı, söylenişi bir, anlamı ayrı olan iki sözcüğü birarada bulundurma sanatı.
devamı »
Bu yazı toplamda 2410, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Roman
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Bir düzyazı türü olan roman, insan ilişkilerini anlatımıdır diyebiliriz. İnsanın yaşadığı Serüvenler, iç dünyasının gerçekliği; insan-insan, insan-mekan, insan-doğa ilişkileri yaşadığı ortamın özellikleri toplumsal olay ya da olgular ekseninde belli insanlık durumları öne çıkarılarak işlenir.
Romanın burjuva toplumunun bir ürünü olduğu, 18. ve 19. yüzyılda gerçek kimliğine kavuştuğu söylense de; burjuva öncesi dönemde, özellikle Ortaçağ ve Rönesans edebiyatında kimi roman örneklerine rastlamaktayız. Romanın ortaya çıkışında söylenceler, destanlar, kahramanlık öyküleri ve masalları ilk kaynak olarak alabiliriz.
Roman sanatının günlük yaşama dönük soyutlayıcı bakışı öncesinde ise söylenceler, mitolojik öyküler, şövalye ve kahramanlık öyküleri, anılardır. Romana ilk elden kaynaklık eden Pikaresk roman anlayışıyla “yeni bir insan tipi” ortaya çıkarılır. Romandaki ana figür olan “tip” dünyaya ve toplumsal yaşama “aşağıdan yukarıya doğru yönelmiş” bir bakışla bakar, bu eksende gezgin bir ruhla yaşar. Sürekli bir dönüşüm içindedir.
devamı »
Bu yazı toplamda 1318, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Tanzimat Edebiyatı
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Tanzimat Edebiyatı, siyasi tanzimatın ilanından yaklaşık 20 yıl sonra, 1860’ta, Şinasi’nin Tercümanı-ı Ahval Gazetesi’ni çıkarmasıyla başlar ve 1895’e kadar sürer.
Tanzimat Edebiyatı, eski kuruluşlarla düşüncelerin karşısına toplumsal ve siyasal düzeltimlerle çıkar. Yayınevlerinin gelişmesi, gazeteciliğin Batı’dan geniş ölçüde esinlenmesi, güçlü edebiyatçıların yetişmesi, etkili bir kamuoyu yaratır.
Tanzimat Edebiyatı, Batı’ya yönelmiş bir Türk Edebiyatı’dır. Toplum hayatımızın hızla değişme ve gelişme akımlarının itici fikir gücü Tanzimat’la başlar. Divan Edebiyatı’nın yüzyıllar boyu süren durgunluğu, Tanzimat’la ortadan kalkmıştır.
devamı »
Bu yazı toplamda 1255, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Dede Korkut Destanlarının Genel İç Yapısı
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Dede Korkut’un Kutsal Kişiliği
Dede Korkut’un destanların ilk anlatıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir. Ozan ve kamdır. Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur.Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir.
Korkut kelimesinin “kork-” fiil kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra Arapça kökenli olup elçi manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de ‘Korkut’ kelimesinin bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. “Dede” kelimesinin ise ecdat manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık kazanmış halk bilgini anlamında kullanılmıştır.
devamı »
Bu yazı toplamda 2805, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Hikaye
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
İlk Çağ Anadolu’sunda masal, ve tarihi olayları anlatan eserlerle oluşmuştur. Orta Çağda özellikle Hindistan’da “Binbir Gece Masalları” sağlam bir hikaye geleneğinin varlığını bildirmektedir. Bu gelenek, Arapça’dan yapılan çevirilerle Avrupa’ya masal, efsane, rivayetler şekliyle yayılmıştır.
Hikâyeye bugünkü anlamda ilk edebi kimlik kazandıran İtalyan yazar Boccacio’dur. XVI. Yüz-yılda yazdığı “Decameron” adlı eseriyle ilk öykü örneğini vermiştir. Rönesans’ın etkisiyle de XIX. Yüzyıl edebiyatının en yaygın türü olmuştur.
Bizde, destanlar, halk hikâyeleri , ve masallarla eski bir temeli olan bu tür, XIV. Ve XV. Yüzyıl-da “Dede Korkut Hikâyeleri” ile çağdaş hikâye tekniğine yaklaşmıştır.
XIX. yüzyılda Tanzimat’la gelen yeniliklerle birlikte batılı anlamda ilk örneğini Ahmet Mithat Efendi “Letaif-i Rivayet ( söylene gelen güzel şeyler ) adlı eserini yazarak vermiş; “Kısadan Hise” ile bu türü geliştirmiş, Sami Paşazade Sezai : “Küçük Şeyler” adlı eseriyle modern hikâyeyi oluşturmuştur. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli Edebiyat döneminde Ömer Seyfettin’le kazanmıştır. devamı »
Bu yazı toplamda 2912, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Şiir Türleri
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Lirik Şiir
•Toplumsal sevinç yada acı gibi ortak duygular; aşk, ayrılık, özlem, ölüm acısı gibi bireysel duygular lirik şiirin konusudur.
•Kişisel duygular coşkulu ve etkili bir şekilde anlatılır.
Pastoral Şiir
•Doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban yaşayışını, bunlara karşı duyulan sevgi ve özlemleri anlatan şiir türüdür.
•Bu şiirin, Batı edebiyatlarında “idil” ve “eglog” olarak adlandırılan çeşitli biçimleri vardır.
Didaktik Şiir
•Belli bir düşünceyi aşılamak veya belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, bir ahlak dersi çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü az olan şiir türüdür.
•Manzum hikaye ve fabllar bu gruba girer.
Bu yazı toplamda 6307, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Türkü Nedir
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Geçmişte, Türk’e ait, Türk’le ilgili anlamında kullanılmış olan Türkî kelimesinden oluşmuş olan Türkü, GTHM ve edebiyatı içinde kullanılmış bir terimdir. Özellikle, Anadolu’nun kırsal kesimi, sözel ezgilerin tümünü Türkü, çalgısal ezgileri de hava olarak adlandırmıştır. Bunun yanında, yine bir Türk aşîreti olan Varsaklar’ın Varsağı, geçmişte, islâmiyeti kabul etmiş Türkler’i müslüman olmayan Türkler’den ayırmak için Türkmen denilmiş Türk topluluklarının da Türkmânî olarak adlandırdığı türkülere 1930-1960 yılları arasında Halk Şarkıları da denilmiş olup, GTHM içinde folklorik bir anlayışla kırıkhava adı verilen ezgilere de genel bir adlandırma olarak türkü denilmiştir.
devamı »
Bu yazı toplamda 3051, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Gazel Nedir
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Gazel divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Gazelin ilk beyti matla, son beyti ise makta adını alır. Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla musarra beytin bulunduğu gazel zü’l-metali, her beyti musarra olan gazel ise müselsel gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte hüsn-i matla (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine hüsn-i makta (son beyitten güzel olması gerekir) denir. Gazelin en güzel beyti ise beytü’l-gazel ya da şah beyit adıyla anılır. Bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matlasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine redd’i-matla denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da hüsn-i maktada söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla mahlas beyti ya da mahlashane olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına hüsn-i tahallüs de Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de natamam gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere tahmis, terbi adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller yekahenk gazel, her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de “yekavaz gazel” olarak adlandırılır. Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşka ilişkin acı, mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller “aşıkane”, içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara “rindane” denir
Bu yazı toplamda 2643, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Edebiyat Nedir
Yazar jawscod2 | 24.03.2008 | Kategori Eğitim
Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.
Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.
Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır.
Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. devamı »
Bu yazı toplamda 2432, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

