cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Bioshock

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Sizce bir oyunda en gerekli özellik ne olmalıdır? İyi grafikler mi? Harika bir oynanabilirlik mi? Ya da olağanüstü bir hikaye belki?.. Aslında bunların hepsinin birleştiği bir oyun olsa böyle çelişki dolu bir soruya da gerek kalmazdıdeğil mi? Fakat hepimizin bildiği gibi bu özellikleri kapsayan bir çerçeve sürekli bizlere sunulmuyor. Yine de uzun zamandır bu güzellikleri en ince ayrıntılarına kadar birleştirilip hazırlanmış bir oyun var ki, adını nasıl duyarsak duyalım, onu nerede görürsek görelim aklımız yerinden çıkacak gibi oluyor. Evet, sizin de tahmin ettiğiniz üzere burada, daha doğrusu bu yazıda toplanmamızın asıl sebebi oyun dünyasına adeta bomba gibi düşen “Bioshock”.
Bioshock, uzun bir beklemenin ardından karşımıza çıkarak bizlerden geçmişe dair bildiğimiz tüm FPS’leri unutmamızı istemekte. Aslında haklı da, çünkü artık tamamen size ait ve aynı şekilde tamamen sizin hareketlerinize göre şekil alan bir oyun var karşınızda. Elbette inanılmaz görsel efektler eşliği ile. Artık perdeleri kaldırıp sahneyi inceleme vakti geldi, bakalım Bioshock bizlere nasıl bir şov hazırlamış!

Hemen önce şunu belirtmeliyim ki, Bioshock’u sıradan bir FPS olarak adlandırmamız oldukça yanlış olacaktır. Çünkü Bioshock oyuncuya unutamayacağı devasa bir deneyim sunmakta. Oynandığı anda daha iyi hissedilebilecek bir duyguya sahip olan Bioshock, bir oyunda bulunması gereken tüm imkânları birleştirmeyi başararak çıkıyor karşımıza. Bu yüzden sıradan bir konu, grafik ve oynanabilirlik geçişleri bekliyorsanız, yanılıyorsunuz demektir.

Welcome To Rapture

“They told me, son… you are special, you were born to do great things… And you know what? They will right!…” devamı »

Bu yazı toplamda 8636, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Battlefield 2142

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Oyun dünyası gariptir… Bazen öyle ‘yapıt’lar gelir ki karşınıza, oynadıkça bağlanırsınız. Bu durumun nüksettiği bir kavramdır İnternet. Tanımadığınız ya da tanıdığınız onlarca adam ile vuruşursunuz, stres atarsınız, kafanızı dağıtırsınız; çünkü başkalarının kafasını dağıtmaktasınızdır. Eh, bana düşmez ama, oynanan da tam bir ‘oyun’ ise, “dokunmayın o adamın zevkine”dir. Çünkü ender gelen bir oyunla birliktedir o, ayrılığa tahammülü yoktur -abartmasak iyi olacak-. “Hadi lan bir Counter atalım!” dersiniz ya da “Bugün Duty oynuyoruz, gelir misin?” gibi reddedilmesi zor teklifler alırsınız. Bu ortak zevklerden biridir Battlefield. Yenilerinden mahrum olduğumuz ve ‘çok oyunculu bölümleri ön plâna çıkan’ bu güzîde oyunlar… derken durup, ‘yenilenmiş yüzü ile gelen Battlefield’ın, yani 2142’nin detaylarına inmek’ gibi ani bir karar alıyorum. Çok pis döndüm, şaşırtmak güzeldir.

‘Küresel Isınma’ artık bir kalıp olmuştur günümüzde. Hani “Leb…” demeden ‘leblebi’ anlaşılır ya, hah, “Küre…” diye başladığınız lafı arkadan gelen bir “…sel Isınma!” ünlemi kapatır. Sera Etkisi dediğimiz, atmosferdeki CO2 miktarının artması sonucu meydana gelen ısınma yüzünden eriyen buzullar, yanılmıyorsam eğer, Kuzey Atlantik Akıntısı’nı bozuyor. Bu akıntı iklim olayları üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğu için, bozulması, büyük zararları beraberinde getiriyor. Ve Kuzey Yarım Küre’nin neredeyse tamamı buz örtüsünün altında kalıyor. Oyunun yapımcıları, bu olayın 2142 civarında gerçekleşmesini bekliyorlar olsa gerek ki, neyse… Oyunun konu olarak oturtulduğu unsur bu yani: Küresel Isınma sonucu gelen buzul çağı. Oyunun giriş videosu da bu olayı kısaca özetlemekte zaten. Ayrıca filmin hemen başında, Dünya üzerinde donan yerleri görebiliyoruz ki, dikkatle inceleyince, daha doğrusu izleyince, Türkiye’nin de olaydan nâsibini aldığını fark ediyoruz. Bu sürpriz değil, biz hazırız. ‘Coyistik’ takılı mı?! devamı »

Bu yazı toplamda 1707, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Battlefield 2

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

İster online evinizden , ister on lan internet cafelerden oynayın eminim ki birbirini tekrar eden oyunlardan sıkılmışsınızdır. Ancak ben de sizler gibi bu oyunları bayağı bir oynadım, ta ki Battlefield 1942 çıkana dek… Bu oyun diğerlerinden farklıydı çünkü bu oyunda savaş gemileri vb. şeyler kullanabiliyorduk , taktiksel ağırlığı daha fazlaydı , insanın kendini gerçek bir savaştaymış gibi hissetmesine neden oluyordu…

O yüzden diğer oyunları bıraktık, bunu oynamaya başladık. Sonra “Battlefield 1942: Secret Weapons of WWII” isimli ek paketi çıktı, bu sadece eski oyuna birkaç tane yeni harita ve silahtan başka bir şey getirmemişti. Daha sonra “Battlefield: Vietnam” sürüldü piyasaya. Hikâyenin geçtiği ortamdan olsa gerek ilk başta göze gerçekten farklı geliyordu bu yeni oyun. Vietnam savaşının yapısı gereği sayısı epey arttırılmış silah ve araç emrimize amade idi. Fakat işin temeline indiğimizde maalesef oyunun en kötü yanı bot’lardı. Çünkü bot’lara karşı oynadığımızda yapay zekânın düşük olması nedeni ile pek çok problem yaşanıyordu. devamı »

Bu yazı toplamda 1592, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Batman Begins

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

DC Comics’in en karizmatik ve en karanlık kahramanıyla karşı karşıyayız yeniden…

Yeni filmi izleyenler bilir, bu filmde Batman’in geçmişinde neden bu yollara giriştiği anlatılmakta.:) Hani paşa paşa parasını harcayıp eğlence dünyasına dalabilirdi. Neyse ki bu elim olay yaşandı da bir kahramanımız daha oldu. Gerçi üzülmemiz lazım ama…

Film gerçekten iyi olmuş. En azından 3. ve 4. filmin kalitesinin çok çok yukarısında. Aynı adı taşıyan konsol oyunundan bahsetmek istiyorum bu yazımda. Dağıtımcı olarak EA firmasını görünce heycanlanmamak elde değil. Öncelikle şunu söyleyeyim, oyun direk filmin bir kopyası. Belirli bir sırayı izleyerek oklar yardımıyla nereye gidiceğimiz bile belli olan, mümkün olduğu kadar kolay bir oyun. GTA gibi bir oyun beklemeyin yani… İlk kez Batman’le tanışıyorsanız -ki bu mümkün değil- oyun size farklı gelecektir. Oyunun artılarını sıralarsak; dövüş sistemi gerçekten sinematik tasarlanmış. Saldırı ve bitirme tuşları ile adamları teker teker dövmek gayet eğlenceli. Street Fighter ve Tekken’le kıyaslarsak, dövüş sistemi çok komplike değil ama başında zaman geçirmeye değer buluyorum. Düşmanlarımızı tutup konuşturmamız, bilgi almamız biraz Punisher’ı andırmakta. Hatırlıyorsanız “The Punisher”da da el alemi binbir çeşit işkence sayesinde konuşturuyorduk. devamı »

Bu yazı toplamda 1126, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bad Day L.A.

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Anthony Williams, kendi hâlinde, Los Angeles sokaklarında sefil bir şekilde yaşayan, çöpleri karıştırmaktan başka işi olmayan kirli sakallı bir adamdır. Monoton günlerden birinde, artıkları toplamış, otoyoldan evine doğru hamallık ederken, otoyolun biraz ilerisindeki köprüye bir uçağın düştüğünü görür ve mantık sınırlarını zorlayan macera başlar. Teröristlerin kasıtlı olarak düşürdüğü uçak zehirli bir atıkla doludur ve bu atıktan etkilenen insanlar zombiye dönüşmektedir. Bu tuhaf olayı takiben, deprem ve tsunami ikilisi vurur Los Angeles’ı. Yetmez, Meksika ordusu girer şehre; o da yetmez, meteor yağmuru başlar. Fakat en kötüsü henüz gelmemiştir: Üstüne bir de, Amerikalı Mcgee, Bad Day L.A.’i sunar.

Bad Day L.A., biraz önce sıraladığımız tüm felaketlerin ardından yaşanamaz hâle gelen Los Angeles’ın normal kalan ender insanlarından biri olan Anthony’nin durup dururken fakir bir sefilden, halk kahramanına dönüşmesini konu alıyor; oyun ilk duyurulduğunda fikir öylesine hoşumuza gitmişti ki, “bu oyun hit olur,” diye düşünmüştük: Tüm bu felaket senaryoları, çizgi roman tarzı grafiklerle süslenip, müthiş espri ve dokundurmalarla desteklenecek, ortaya eşsiz bir Amerikan kültürü eleştirisi çıkacaktı, fakat her istenen gerçek olmuyor. Bad Day L.A., mümkün olduğunca kısaca değinilmesi ve değinildiği yerde kalması gereken, görmezden gelinmesi insan sağlığı açısından daha yararlı bir oyun olmaktan ve 17 yaş sınırına sahip olmasına rağmen 13 yaş ve altına hitap eden basit ve tekdüze bir oyun olmaktan öteye geçemiyor. Maalesef, yine, davulun sesi uzaktan hoş geldi; yaklaşınca başımızı şişirdi. devamı »

Bu yazı toplamda 1092, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Baykal’a CNN Türk sansürü

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Gündem

CHP grup toplantısını canlı yayınlayan CNN Türk, Baykal’ın konuşmasını kesti… Bakın Baykal o anda hangi konuyu açmıştı.

Meclis’deki grup toplantılarını canlı yayınlayan CNN Türk, CHP grubunu da ekranlara getirdi. Taki Baykal, sakıncalı bir konuya girene dek…

Ne miydi o konu?
TEKEL’in özelleştirilmesi…

CHP lideri Deniz Baykal, hükümete verip veriştirdikten sonra konuyu TEKEL’in özelleştirmesine getirdi. Özelleştirmeye direnen işçilere polisin şiddet uyguladığını anlatmaya başlayan Baykal, CNN Türk’ün gazabına uğradı…

Baykal,TEKEL konusuna girince CNN Türk yayını kesti…
TEKEL’den CNN Türk’e ne demeyin! devamı »

Bu yazı toplamda 1114, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Babam değil ‘Rektörüm sağolsun’

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Eğitim, Gündem

Arabasının arkasına “Rektörüm sağolsun” yazdırdı… Hayır, rektörünü çok sevdiğinden değil… 5 yıl süreyle Muğla Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerine gönderilen; ancak harcırah verilmeyen Prof. Dr. Mustafa Sunu, Rektör Oktik aleyhine açtığı davayı kazandı. 7 bin 500 YTL’lik tazminatla aldığı arabaya ‘Rektörüm sağ olsun’ yazdı.

Muğla Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şener Oktik ile Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sunu arasında ilginç bir dava devam ediyor. Mustafa Sunu, hukukî mücadeleyle rektörden aldığı parayla arabasını yeniledi, arkasına da ‘Rektörüm sağ olsun’ yazdırdı.

Üniversitede 5 yıldır süren dava şöyle gelişti: Prof. Dr. Mustafa Sunu, 2003 yılında maden mühendisliği bölümünde görev yaparken 2 yıl Milas; 3 yıl da Yatağan’da meslek yüksekokullarına rektör emriyle gönderilir. Rektörlük, Sunu’yu her yıl 1’er yıllık sürelerle görevlendirir. Seçimlerde rektöre oy vermediği ve üniversitede dik duruş sergilediği için sürgün gönderildiğini iddia eden Prof. Dr. Sunu, “Madem sürgün gönderiliyorum, o zaman harcırahımı verin.” diyerek her yıl üniversiteden para ister. devamı »

Bu yazı toplamda 1123, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Zaman’ın sansürlediği yazı

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Gündem

Zaman Gazetesi, yazarı Alev Alatlı’nın türban yazısını “okurumuz hazır değil” diyerek sansürledi. İşte o yazı;Zaman gazetesi, yazar Alev Alatlı’nın “türban” konusunu işleyen “İçerden mırıldanmalar” başlıklı yazısını yayımlamadı.

Alatlı, 15 Şubat’taki yazısının sansürlenmesini “Türban konusu ‘yumuşak karın’ olduğu için yazımın yayınlanmadığını düşünüyorum” sözleri ile yorumları.

Alatlı gelişmeyi şöyle özetledi: “Sayfa editörü ‘bizim okurumuz buna hazır değildir’ gibi bir gerekçe gösterdi” dedi.

Alatlı’nın dertleşmek için kendi okur grubuyla paylaştığı ve Zaman gazetesinin yayımlamadığı yazısı özetle şöyle:

İçerden mırıldanmalar

Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar… hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır… devamı »

Bu yazı toplamda 1355, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Anayasa Mahkemesi tüyo verdi

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Gündem

Anayasa Mahkemesi’nin önüne türban dosyası gelirse nasıl bir karar verir? Referandum kararı türbana ışık tutuyor.İşte kamuoyunun merak ettiği bu konuda nasıl bir karar çıkacak? 2007 Ekim ayında yapılan referanduma ilişkin Anayasa değişiklik paketi hakkında iptal davası açan CHP ve DSP’ye Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar yanıt niteliğinde: Anayasa Mahkemesi sadece şekil yönünden inceler.

Mahkemenin gerekçeli kararı şimdiki türban kararına ışık tutacak türden:

“TBMM’nin hukuksal tasarrufları, Anayasa’daki ayrık durumlar dışında, Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa değişikliklerini şekil bakımdan denetleme yetkisi, Anayasa’nın 148. maddesinin 2. fıkrasında referanduma sunulan-sunulmayan ve yürürlüğe giren-girmeyen yönünden herhangi bir ayrıma tabi tutulamaz.

DEĞİŞİKLİK YAPMA YETKİSİNİN EVVELİYETLE TBMM’YE AİT

Nitekim Anayasa Mahkemesi halkoyuna sunulduğundan dolayı henüz yürürlüğe girmediği halde, istem üzerine 5678 sayılı Anayasa Değişiklikleri Hakkında Kanunun Anayasaya uygunluğunu denetlemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin denetleyebildiği yasama tasarrufları üzerinde değişiklik yapma yetkisinin evveliyetle TBMM’ye ait olduğunda kuşku bulunmamaktadır.” devamı »

Bu yazı toplamda 1128, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Sırplar sınırı ateşe verdi

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Dünya

Kosova’nın bağımsızlık ilanına karşı çıkan Sırplar, BM kontrolündeki sınır geçiş noktalarını ateşe verdi.Kosova’nın bağımsızlık ilanına karşı çıkan Sırplar, Kosova ve Birleşmiş Milletler polisinin kontrolünde olan sınır geçiş noktasını ateşe verdi.

Reuters ajansına bilgi veren görgü tanığı, maskeli bir grubun, Kosova ile Sırbistan arasındaki “1 Numaralı Kapı” olarak bilinen Jarince’deki iç geçiş noktasını yaktığını söyledi.

Kosova polisi, olayı doğrulayarak, yaralanan olmadığını açıkladı. Polis sözcüsü, Kosova polisi ile NATO liderliğindeki Kosova barış gücü KFOR’un durumu dikkatle izlediğini bildirdi. Bu arada henüz doğrulanmamış bilgilere göre, “2 Numaralı Kapı” da ateşe verildi.

NATO ASKERLERİ SINIRA KAYDIRILDI devamı »

Bu yazı toplamda 2826, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share