Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Call of Juarez
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Kılıcı kınından çeker gibi çekersiniz silahı belinizden ve horozu gıdıklayıp abanırsınız tetiğe… İki, bilemediniz üç saniyede gerçekleşmiş bu olayı, saliseler sonra ortadan yarılmış klasik kovboy şapkasının saatte 40 kilometre ile esen rüzgarda salınması izler. Şapkanın yumuşak inişi yüzünüze bir tebessüm yayar, engel olamazsınız. Ardından gözlerinizi sırdaşınız ‘silaha’ çevirirsiniz… fakat o da ne? Bir pompalı tüfek! “N’aman Allah’ım!” nidaları içerisinde kendinizi en yakın su deposuna, kaktüse atarsınız. Vücudunuza giren onlarca diken dünyanın kaç bucak olduğunu öğrenmenizi sağlar. Böyle bir yerdir vahşi batı. “Öh!” demeyin, bakın at geçiyor. Rin Tin Tin…
– Köpek hacı o, yuh!
‘Vahşi Batı’ bir film yapımcısı için ‘başvurulası’ bir mekân (ya da ‘ayak basılası’ diyelim, TDK’den mahkemelik olmayalım). Ancak oyun yapımcıları bu yöne pek eğilim göstermediler. Yine de GUN gibi yapımlar gaza getirici oldu, devamı da geliyor… Oluşmakta olan bu yeni zincirin en son halkası Call of Juarez. “Ubisoft’un dağıttığı her oyundan hayır gelir abiciğim,” gibisinden bir mantığa dayanarak, şevkle kurduğumuz oyuna ufaktan giriş yapalım, çok ufak… devamı »
Bu yazı toplamda 1343, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Call of Duty 4: Modern Warfare
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Üçüncü Dünya Savaşının hangi silahlarla yapılacağını bilemem, ama Dördüncü Dünya Savaşı taşla ve sopayla yapılacak”
Albert Einstein
Yıllar yılı savaş konulu oyunları oynamaktan artık bu kelimeye yabancı olmaktan çıkmış ve başka bir deyim ile yarattığı ciddiyeti bir oyundan ibaret sanar olmuştuk. Geçtiğimiz yıllarda birden başlayan ve hiç bitmeyecek bir biçimde devam eden 2. Dünya Savaşı konulu oyunlar da bunun en büyük sebeplerinden biridir belki de. Fakat bahsettiğim bu firtınadan biz oyuncular öyle bir pay aldık ki, onun sayesinde hem savaşı yeniden tanıdık hem de bir efsanenin doğuşuna onunla şahit olduk. Artık ismi ile dünyayı sarsan ve her bölümü ile savaş cehennemini bir defa daha yaşadığımız Call Of Duty, Einstein’ın teorisi gerçekleşmeden bizleri modern dünyanın modern savaş ve cihazlarına götürüyor, ardında koca bir çağı geride bırakarak…
TIC TAC BOOM! devamı »
Bu yazı toplamda 1312, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Call Of Duty 2
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Call of Duty… Bir deyim vardır, sanırım onu kullanmanın tam zamanı: “Anlatılmaz yaşanır”…
Call of Duty 2003 yılında piyasaya çıktığında, tam anlamıyla yer yerinden oynadı. Efsanevi MOHAA serisinin pabucu dama atılmıştı benim de içinde bulunduğum birçok kişiye göre. Oyun o kadar gerçekçiydi ki üstünüzden hızla geçen mermilerin vızıltıları, yanı başınızda bir el bombası patladığında bulanık görme ve geçici sağırlık size gerçekten bir savaş içinde olduğunuzu hissettiriyordu. Bu kadar sevilen bir yapımın, ek paketinin çıkmaması zaten hata olurdu. Ve geçtiğimiz yıl United Offensive adı altında bir ek paket yayımlandı. Ek paket olmasına rağmen bambaşka bir oyun olmuştu. Daha da geliştirilen grafikler, yeni senaryolar daha gerçekçi ve ateşli çatışmalar ile kendini çok sevdirdi. Beklenen an geldi ve Activision Call of Duty 2’nin yapımına başladığını duyurdu. Serinin sıkı takipçileri bu habere çok sevindi, sevgi gösterilerinde bulundu. Gelmesini iple çektiğimiz rüyalarımızı süsleyen o gün geldi ve Call of Duty 2 piyasaya sürüldü.
Başlıyoruz… devamı »
Bu yazı toplamda 1192, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Burnout Revenge
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Bundan önceki “Burnout” serileri çok sevildi. Benim de aralarında bulunduğum birçok fanatiği oldu, ödüller aldı, ve seri 3. oyun ile kökten bir değişikliğe uğradı. Bu oyun birçok otoriteye göre Playstation2 platformundaki en iyi yarış oyunlarından biriydi. Yine bu oyun da birçok ödül aldı. Multitaplar ile çılgınca Burnout partileri verildi. Ve yapımcılar serinin 4. oyununu duyurdu. Yayınlanan ScreenShotlardan anladığımız kadarıyla seri grafiksel açıdan çok büyük bir değişikliğe uğramıştı..
Oyun toplam 169 bölümden oluşuyor. Yarış boyunca yaptığımız hareketler ile yıldızlar alıyoruz. Yarışlardan sonra bir sonraki dereceye geçmek için kaç yıldız
toplamanız gerektiği görebiliyorsunuz. Yıldız almak için yapabileceğiniz şeyler: Rakiplerinize kaza yaptırmak, ters yönden gitmek, intikam almak, aynı yönden ilerleyen trafiğe çarpmak, drift yapmak, rakiplerinizin tam arkasından gitmek ve aracınızla havaya kalkmak. Ayrıca bunları yaptığınızda boost da kazanıyorsunuz. Yarışları kazanmanın ilk şartı, rakiplerinizi yarış dışı bırakmak yani kaza yaptırmak. Bunları yapınca boost kazanıp dolasıyla da daha hızlı gidiyoruz. devamı »
Bu yazı toplamda 1190, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Burnout Paradise
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Bilgisayar ortamında oyun kavramının ortaya çıktığı senelerde, özellikle AMIGA dönemlerinden kalan yarış türü, geçmişten günümüze kadar oyuncuların gözünde hep ayrı bir yere sahiptir. Teknoloji o muhteşem gelişim dönemine girmeden önce eski bilgisayarlarımızda oynadığımız “Lotus”, bu gelişimin ilk duraklarından birisi olarak rahatlıkla gösterilebilir. İşte bu yüzden, Lotus ile günümüz teknolojileriyle üretilen yarış oyunlarını karşılaştırdığımızda, yarış türünün ne kadar popüler bir tür olduğunu ve üstüne gidildikçe harika işlerin çıkabileceğini anlıyoruz.
Burnout serisi, oyuncuları bu kavrama bağlayan temel taşlardan bir tanesiydi. Criterion Studios, Burnout serisini oyuncuların gözünde bir efsaneye dönüştürmüş bir firma. Serinin gelişim dönemlerine baktığımızda, seri boyunca hiçbir oyunun kendini tekrar eden bir yapıya sahip olmadığını görmemiz mümkün. Yani firma, ellerindeki malzemeyi her yeni oyunla beraber daha fazla değiştirip geliştirerek oyuncuların karşısına çıkarttılar bu zamana kadar. Zaten Burnout Paradise çıkmadan önce oyuncuların kafasındaki tek soru işareti buydu. Firmadan süregelen bu düzen bozulacak mıydı? Burnout serisi bu oyunla beraber çöküşe mi geçecekti? Neden durup dururken böyle bir şey düşünüyorlar ki bu oyuncular diye düşünmeyin. Çünkü kısa süre önce efsane bir NFS serisinin yok oluşuna, yere batışına tanık olduk. devamı »
Bu yazı toplamda 1039, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Brothers In Arms: Earned In Blood
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Savaş oyunları dünyasında klişeleşmiş senaryolar vardır hepimizin bildiği gibi. Bu senaryolarda; Amerikalılar barışçıl, Almanlar ise bir şeytan olarak oyunculara gösterilir. Hep milliyetçilik duyguları oyunlara hâkimdir. Oyunu oynarken hep kazanma hırsı içinde, acımazsızca düşmanları vurursunuz. Ama Brothers In Arms tamamen farklı bir oyun. Brothers In Arms serisinin 2. oyunu olan Brothers In Arms: Earned In Blood, serinin ilk oyununda kaldığımız yerden başlıyor. Oyunda biraz önce söylediğim durumların tam aksine bir senaryo mevcut. Savaşta askerlerin duygularını, çatışma esnasında neler yaşadıklarını, zor durumlardaki psikolojik duygularını tamamen katkısız bir şekilde oyuncuya sunan bu oyun, UbiSoft ve Gearbox tarafından hazırlanmış.
Oyunda “Joe Hardsock” adlı çavuşluğa yeni terfi edilmiş bir askeri kontrol ediyor olacağız.. Oyuna başlarken savaş alanına uçaklardan paraşüt ile atlayıp ağaca takılmış bir şekilde buluyoruz kendimizi. Yani ilk oyundaki Matt Baker’ın yaşadıklarını yaşıyorsunuz diyebilirim. Bu sahneden sonra karşımıza sıkıcı bir -tutorial adını verebileceğimiz- görev geliyor. Bu görevde ilk önce Alman askerlerine farkettirmeden, atlayış sırasında düşürdüğümüz silah ve çantamızı arıyoruz. Silah ve çantamızı bulduktan sonra bizi ağaçtan kurtaran asker yardımı ile kullanacağımız tuşları öğreniyoruz. Ona sürekli çeşitli komutlar yağdırıyoruz. Zaten oyunun en çekici tarafı da bu. Sıkı bir çatışma ortamında iken emriniz altındaki askerlere görevler vermek oyunu daha zevkli bir hâle getiriyor. Tuşları öğrendikten sonra küçük bir çatışmaya giriyoruz. Eğer bu çatışma sizi zorladıysa bence oyunu hemen bırakın. Çünkü oyunun devamında bu çatışmanın 4-5 katı çatışmalar yaşayacaksınız.. Bu çatışmanın ardından bir asker ile karşılaşacaksınız. Üç kişi olarak diğer arkadaşlarınızın yanına gitmeye çalışacak ve orada savaşacaksınız. Üstüne üstlük bu görevleri yaparken pusu kurmuş Alman askerleri ile de karşılaşacak ve çatışacaksınız. devamı »
Bu yazı toplamda 1429, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bonez Adventures
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
My name is Bonez… Mac Bonez…
Bundan binlerce yıl önce, şu anda FPS oynayanlar babalarının beşiklerini tıngır mıngır sallar iken, Kahire’nin (Mısır) yakınlarında bulunan ilginç bir uygarlık vardı… Uygarlığın başındaki adam ise… (Ver müziği) Fulaos’tu… Senelerdir dönen geyik! Mısır’da olup da ölen birini hiç gördünüz mü? Hayır… Kesinlikle gizemli bir şekilde mumya olurlar ve maceraseverlerin çeşitli tahminler yaparak, sallamasyon sistemini kullanarak insanları bir efsaneye inandırmaya çalışmalarına sebep olurlar… Ve geyik tekerrür ediyor, yine Mısır’daki gizemli mumyanın bulunması ile başlayan bir macera oyununda, “Bonez Adventures”ta beyinlerimizi birleştiriyoruz. Adımız Mr. Mac Bonez ve kesinlikle berbat bir karakteriz. Neden mi? İlk olarak ismimize değineyim, yapımcılar resmen isim konusunda firmalarının ismini ön plâna çıkarmaya çalışmışlar. Yapımcı firmanın ismi Bone Artz, karakterin ismi Bonez. Tipimiz de resmen Indiana Jones’a benziyor. Hâtta adamlar resmen Jones’u almışlar ve biraz zayıflatıp oyuna nakletmişler. Ayrıca karakterimizden bahsetmişken şimdiden söyleyeyim, adamımız berbat zıplıyor. Oyunu oynarsanız göreceksiniz, herif resmen Mario gibi zıplıyor. Ya da yok yok Mario gibi değil de zeybek oynar gibi… devamı »
Bu yazı toplamda 1032, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
BloodRayne 2
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Hırrr… Yayımladıkları demonun aynısını sıfır gelişme ile önümüze sunan firmalara uyuz oluyorum… Hırr… Majesco, 10 Temmuz 2005 sıralarında BloodRayne 2’nin demosunu piyasaya sunmuştu ve ben de oturup onun demo incelemesini yapmıştım. Demoda bir çok hata ve eksik olmasına rağmen oyuna olumlu yaklaşarak “Bu demodur, idare edin bakın görürsünüz tam sürümde bu hatalar olmayacak.” demiştim. Ama gelin görün ki sevgili Gamerbug’çılar, Majesco ve dolayısıyla yapımcı Terminal Reality, oyunun tam sürümünü demodan farksız bir şekilde yayımlayarak bizi bedbaht etti. Hadi çıkarın esefleri, kınıyoruz milleti! Ya da çıkarın dişleri, emiyoruz omuzları… devamı »
Bu yazı toplamda 1303, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Blacksite: Area 51
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Blacksite: Area 51
Bilimkurgu konseptli oyunlar her zaman büyük ilgi uyandırmıştır. Bilinmeyeni çözmek, onu açıklamak en büyük merakimizdir balkıda. Bu konuyu ilk olarak Area 51 ve onun getirdiği iyi, kötü özellikler ile yorumlamaya çalıştık. Kabul edelim ki aşırı reklamasyona maruz kalan Area 51, gerçekten doğru kişiyi kendisine çekmiş ama isin asli ortaya çıkınca ayni şekilde büyük bir kitle ondan soğumuştu. Konu itibari ile geçmişten de büyük tepki yaratan Area 51’de ki UFO kazasından sonra amerikanın bilimsel çalışmalar başlatması ve kasıtlı bir bicimde deneylerin ters giderek uzaylıların koca bir üssü ele geçirmesi ardından özel bir timin bu olaya müdahale etme çabalarını anlatıyordu. Her ne kadar hös bir konuya sahip olsuda Area 51 gerekli eğlence ve özellikleri oyuncuya sunamamış basta yapımcı firma ve tüm oyun dünyası bir yenilgiyi kabul etmişti. Simdi ise Area 51 karanlık yüzü olan Blacksite: Area 51 ile bir devam oyunu olarak yeniden karsımıza çıkıyor. Hemde hiç olmadığı kadar iyi bir bicimde.
Bazı Sorular Hiç Sorulmamalı, Bazı Sırlar İse Asla Açığa Çıkmamalı !
Oyunumuz, isinde iyi ve korkusuz bir asker olan Aeran Pierce’ in Irak’da başlayan görevi sırasında yasadığı tuhaf olayların 3 yıl sonra yeniden cereyan etmesi sonucunda, takimi ile hayatta kalma mücadelelerinin dünyayı kurtarmaya kadar uzanan hikayesini konu alıyor. 3 yıl öncesinden çoğu olayın peşimizi bırakmadığı böyle bir konu her ne kadar çok detaylı islenmemiş olsuda sizleri sona kadar rahatça götürüyor. Sizlere bu durumdan daha fazla bahsedip merakinizi almak istemiyorum. Fakat verebileceğim tek tüyo, hikaye hakkında ne biliyor yâda düşünüyor iseniz hepsinin yalan olacağı. Bu konuda büyük bir şaşırtmaca yapmış durumda Midway. Konu ile bağlantılı 4 karakter oyunda mevcut. Diğer kişiler ya bir anlık görünüyor, yâda sohbetin ortasında bir yaratığa aksam yemeği olarak gidiyorlar. Bildiğiniz üzere Aeran bir lider ve bağlantılı kişilerde bizzat kendi adamlarımız. devamı »
Bu yazı toplamda 1422, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Black & White 2
Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji
Tanrı olmak, hükmetmek… Dünya bizim ellerimizde. Hâtta evren. Biz yönetiyoruz. Olası bir durum değil. Seçilmiş kişi değiliz bir bakıma. Ya olsaydık? Ne yapabilirdik hiç düşündünüz mü? Lion Head ve EA düşünmüş. İspat mı? Sizi Black & White 2�ye davet ediyorum…
Black & White�ın ilk oyununu oynayanlar bilir, tanrı oluyorduk. Dünya üzerinde bizi temsili hayvanımızı seçiyorduk. Ardından uygarlığımızı kurmaya başlıyorduk. Diğer devletlerle savaş haline giriyorduk. Savaş sonunda iki tanrının hayvanı birbirine girince gerçekten muhteşem görüntüler çıkıyordu. Gerçekten her ayrıntısıyla, her püf noktasıyla Black & White, oyun piyasasına kendini altın harflerle yazdırmayı başarmıştı. Bunu gören Lion Head, (biraz geç farkettiler ama) B&W2�yi piyasaya çıkarmakta gecikti (gecikmedi diyeceğimi sanıyordunuz değil mi hehe). Gecikti ama beklediğimizden çok daha iyi bir yapım yapmaktan da geri kalmadı.
Oyuna girdiğinizde başlarda menüler karışık gelebilir. Zamanla alışıyorsunuz. Ayrıca elemanlar öyle bir tutorial yapmışlar ki aklınız durur. Bitmek bilmiyor Allah’ın belası. İlk oyunu oynayanlar geçmeli fakat, Black & White�a yeni başlayanların beklemesinde fayda görüyorum, çünkü oyun gerçekten bazen çok karışık olabiliyor. Oyun boyunca size zaten iyi melek ve kötü melek çeşitli öğütler veriyor. Yok şu binayı kurarsan böyle olur, şuradan saldırırsan bunu elde edersin falan gibi… Ama bu alıştırma konularının üstünde durulması iyi olmuş.
Tutorialı geçip asıl oyuna başlamadan önce yine hayvanımızı seçmek zorundayız. İnek, aslan, maymun ve kurt var seçenekler arasında. Aslan önüne geleni parçalama ve çok iyi dövüşebilme yeteneğinde üstün. Maymun, öğrettiklerinizi çabuk kavrayan, akıllı bir üstat. İnek, ev yapımında ve kaynak toplama işlerinde gelişme göstermiştir. Kurt ise, aslan kadar iyi olmasa da sağlam dövüşebilen ve zor durumlarda bile akılcı çözümler üretebilen vatandaşımız. Hangi hayvanı seçeceğiniz size kalmış. Ben aslanı tercih etmiştim ve gerçekten de iyi özellikler kazanabiliyor, savaşlarda diğer devlete karşı üstünlük sağlamanızda büyük yardımı dokunuyor. devamı »
Bu yazı toplamda 1325, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

