Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
02.06.2010 GELİN-KAYNANA İLETİŞİMİ (GELENEKLERİN GETİRDİĞİ TOPLUMSAL SORUN)
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Teknoloji
İletişim; fikirlerin, duyguların, düşüncelerin, niyetlerin ve gereksinimlerin kişiler arasında iletildiği bir süreçtir. İletişimde temel , insan insana etkileşim ve paylaşımdır. İletişim sürecini, gönderen kişinin mesajı, mesaj gönderilirken kullanılan sözlü sözsüz yöntemler, alan kişinin yorumu ve karşılaşılabilecek engeller oluşturur. devamı »
Bu yazı toplamda 1528, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 FİZİK ORTAMIN FİKİR ÜRETİMİ VE VERİMLİLİĞE ETKİSİ
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Eğitim
BARINMA HİJYENİ
İnsanın çalıştığı yaşam odalarını havalandırması, aydınlatması ısıtması, ses kirliliği, elektromanyetik kirlilik, genel temizliği gibi alt başlıklarda düşünülecek çevre bilincine barınma hijyeni diyebiliriz.
İDEAL BARINMA ALANI
Duvar yüksekliği evlerde 2,25 m olmalı, insan sayısına göre hesaplanmalıdır. Isı dağılışının en iyi olduğu doğal malzemeler en idealidir. devamı »
Bu yazı toplamda 4401, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 EVLİLİK İÇİN İDEAL YAŞ
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Yaşam
Zaman içerisinde değişen şeylerden birisi de evlenme yaşı. Geçmişte 18-20 yaşlarına gelindiğinde çoktan evlenmiş ve çoluk çocuğa karışmış insanlar normal karşılanırken, günümüzde genelde kırsal kesimlerde erken yaşlarda evliliğe rastlanıyor.
20 li, 30 lu, 40 lı yaşlarda evliliğin kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Bunları öğrenirseniz, kişiliğinize ve yaşamdan beklentilerinize hangisinin uygun olduğunu saptayabilirsiniz.
20 Lİ YAŞLARDA EVLİLİK
Bizden iki kuşak önce bu yaşlarda hala evlenmemiş olanlara evde kalmış gözüyle bakılırdı. Annelerimizin kuşağı açısından ise 20 li yaşlarda evlilik ve hatta sıcağı sıcağına çocuk sahibi olmak son derece doğaldı. Halbuki günümüzde bu yaşlar, evlilik için oldukça erken kabul ediliyor. Artık kadınlar da erkekler gibi çalışma ve mesleklerinde yükselme hırsı içinde olduklarından, kariyere giden yolun ilk yıllarında kimsenin evliliğe ayıracak vakti yok.
30 LU YAŞLARDA EVLİLİK
30 lu yaşların başında bir fırtına gibi geliyor ve herkesi etkisi altına alıyor. Ve tabii özellikle kadınlar bu güçlü fırtınaya kayıtsız kalamıyorlar. Dolayısıyla 30 lar, evlilik için ideal bir yaş olarak kabul ediliyor. Fakat bu yaşlarda imzayı atmanın getirdiği bazı zorluklar da var. Kadın da erkek de kendilerine çoktan bir hayat kurmuş, o hayata alışmış ve biraz bencilleşmiş oldukları için evde bir iktidar mücadelesi başlayabiliyor.
40 LI YAŞLARDA EVLİLİK
Uzun süre çalışma hayatının içinde mücadele vermiş, iyi bir kariyer yapmış ve bu arada evlenmeye vakit bulamamış kadın ve erkekler, 40 lı yaşlarında nikah masasının başına oturuyorlar. Tabii çok genç yaşta bir evlilik yaşayıp boşandıktan sonra bu yaşlarda ikinci evliliğini yapanların sayısı da az değil. 40 larında evlenmenin en büyük avantajı, her iki tarafın da hayat tecrübesi kazanmış, görmüş geçirmiş ve tamamen olgunlaşmış olmaları… Daha önceki deneyimlerine dayanarak eski hataları tekrarlamıyor, sağlıklı iletişim kurmaya daha bir özen gösteriyor ve birbirlerinin yaşam tarzına, dünyaya bakış açısına, zevklerine ve meraklarına saygı duyuyorlar
http://www.saglikbilgisi.gen.tr/evlilik-icin-ideal-yas.html
Bu yazı toplamda 2538, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 EVLİ ÇİFTLER VE HASTALIKLAR
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Sağlık
Evlilikte hayat müşterektir… Hastalıklar da..! Evli çiftler, ev, araba, para gibi pek çok şeyin yanı sıra hastalığı da paylaşıyor. devamı »
Bu yazı toplamda 1331, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 EVLENMEDEN ÖNCE BİR ARADA YAŞAMAK
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Yaşam
Evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin boşanma oranının, daha önce birarada yaşamamış çiftlerden daha yüksek olduğu ortaya çıktı.
Evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin boşanma oranının, daha önce birarada yaşamamış çiftlerden daha yüksek olduğu belirtildi. Journal of Marriage and the Family dergisinde yayımlanan habere göre, ABD deki Pennsylvania Üniversitesi nde yapılan bir araştırmada, 1964 ile 1997 yılları arasında evlenen 1400 kişiye evliliklerindeki deneyimleri soruldu. devamı »
Bu yazı toplamda 2487, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 EVLENECEKLERE ÖNERİLER
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Yaşam
ABDnde boşanmaların artması üzerine, uzmanlar evlenecek çiftleri nikah defterini imzalamadan önce dikkat etmeleri gereken hususlar konusunda uyardılar. ABDli uzmanlara göre evet demeden önce çiftlerin yapmaları gerekenler şöyle;
* 30 yaşından önce evlenmeyin
İstatistikler 30 yaşından sonra evlenen çiftlerin evliliklerinin daha uzun sürdüğünü gösteriyor.
* Evlenmeden önce birkaç tecrübe yaşayın
Bu tecrübeler, size karşı cinste neye önem verdiğinizi öğretecektir.
* Umutsuz evlilikler yapmayın
Korku, güven duymak ya da evden uzaklaşmak için yapılan evlilikler uzun ömürlü olmuyor.
* Evleneceğiniz kişiyi tanıyın
Onun kim olduğunu gerçekçi şekilde saptayın ve sadece sizin istediğiniz kişi olması için çaba harcamayın.
* Denginizle evlenin
Karı-kocadan birinin diğeri üzerinde hakimiyet kurduğu evliliklerden hayır gelmiyor.
* En az bir yıl bekleyin
İstatistikler, acele evlenen kişilerin aynı hızla boşandıklarını ortaya koyuyor.
* Bağımlılığı olan kişilere dikkat
Sigara alışkanlığı gibi basit bağımlılıklar bile, bir evliliği yıkmaya yeterli olabiliyor.
* Sizinle benzer amaçları olan biriyle evlenin ve eşinizle çocuk yapıp yapmama konusunu konuşmak için zifaf gecesini beklemeyin.
* Diyalog kurabileceğiniz biriyle evlenin
Evlenmeden önce müstakbel eşinizle diyalog kuramıyorsanız, nikahtaki keramet pek bir işe yaramayacaktır.
* Heyecanı göz ardı etmeyin
Evlilik ateşinin yıllarca yanabilmesi için heyecan ve ihtirasın gerekli olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
http://www.saglikbilgisi.gen.tr/evleneceklere-oneriler.html
Bu yazı toplamda 1957, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 EVDE SPOR
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Sağlık
Fitness salonlarına gitmeden, evinizde de egzersiz yapmanız mümkün. İşte herhangi bir spor aleti olmadan evde uygulayabileceğiniz egzersiz programı: En iyi egzersiz: Streching Polat Renaissance Hotel in Sağlık Kulübü Müdürü Oğuzhan Dinç, evde yapılacak en güzel egzersizin stretching olduğunu belirtiyor. Streching ile ısınarak, hem tüm vücudunuzu rahatlatabilir, hem de spora hazır hale getirebilirsiniz. devamı »
Bu yazı toplamda 1470, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
02.06.2010 SPORUN YARARLARI
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Sağlık
1. Hareket sistemi;
Sporun sağlığa yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçektir, fakat sportif bir aktiviteye başlamak için gerekli olan temel bilgiler genelde yetersizdir. Yani, yaşınıza ve fizik kondisyon düzeyinize uygun spor türünü seçmek önemlidir. devamı »
Bu yazı toplamda 1294, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
02.06.2010 KULAK TEMİZLEME
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Sağlık
Hani çoğumuz banyodan çıkar çıkmaz kulak temizleme çubuklarına (Q-tips-kütips) saldırırız ya! Bunların nasıl icat edildiğini biliyor musunuz ?
Q-tips, Polonya asıllı bir Amerikalı olan Leo Gerstenzang tarafından 1920 de icat edilmiş. Leo nun güzel ve titiz karısı her banyodan sonra bebeğinin kulaklarını kürdana sardığı ufak bir pamuk parçasıyla temizlermiş, fakat en büyük problem kürdanın kırılıp veya pamuğun çıkıp kulak içinde kalmasıymış.
Hele hele bir gün annenin yanlış bir hareketi sonucu bebeğin kulağında zedelenme ve kanama olunca, Leo daha az riskli bir temizleyici yaratmayı aklına koymuş. Derken bildiğimiz pamuklu çubuğu bulmuş. icat ettiği bu nesneye de ingilizce deki Quality (Kalite) kelimesinin baş harfini koyarak “Q-tips” (Kaliteli Uçlar) adını vermiş. Gel gelelim, Leo Bey böyle bir icatla iyi mi yapmış, kötü mü, biraz bunu tartışalım. önce halk arasında kulak kiri olarak bilinen salgının ne olduğundan bahsetmek gerekir. Kulak üç kısımdan oluşur: Deriyle kaplı olan ve yağ bezleri içeren dış kulak yolu, işitmemizde önemli bir basamağı oluşturan çekiç, örs, üzengi kemikçiklerini içeren orta kulak ve sesin algılanıp beyne elektrik sinyalleri olarak iletilmesini sağlayan salyangozun yer aldığı iç kulak. Dış kulak yolundaki yağ bezleri tarafından üretilen ve deri döküntülerini de içeren kulak kiri, dış kulak yolu derisini sudan ve iltihaptan koruyan, dış ortamdan gelen tozun ve diğer partiküllerin kulağın daha iç kısımlarına gitmesini önleyen bir tabaka oluşturan faydalı bir salgıdır; asla çocuğumuzun sandığı gibi utanılacak, pis, iğrenç bir materyal değildir. Seümen veya wax (mum) da denilen kulak kirinin içeriği ve miktarı kişiden kişiye değişir.
Genellikle iki tip kulak kiri vardır: Islak ve kuru. Kuru tip genellikle Asya kıtasında yaşayanlarda görülmekteyken, ıslak (yani yağ oranı fazla) tip ise özellikle Batı Avrupa dakilere özgüdür. Kulak kirinin az üretilmesi enfeksiyon riskini artırır, fazla üretilmesi de tıkaç oluşumu ve buna bağlı işitme kaybı, tıkaç arkasında biriken materyalin enfekte olması gibi riskler taşır. Normalde kulak kiri, dış kulak yolu derisinde yer alan kıllar tarafından içeriden dışarıya doğru taşınarak vücut dışına atılır. Ancak dış kulak yolu doğuştan dar olan veya geçirilen herhangi bir kaza veya ameliyat sonrasında daralmış olan kişilerde bu işlem yavaşlar.
Q-tips vb. cisimlerle kulak temizleme alışkanlığı olanlarda ise bu mekanizma bozulup kiri dışarı yönlendiremez ve tıkaç oluşumuna yol açar. Tıkaç oluştuğunda işitme kaybı, kulakta ağrı, anormal ses veya çınlama,yabancı cisim hissi ve bizlere en sık başvurma nedeni olan yüzme veya banyo sonrası kulakta tıkanıklık şikayetleri ortaya çıkar. KBB doktorlarının hastalarına söyledikleri ünlü bir söz vardır: “Kulağınıza dirseğinizden daha küçük bir şeyi asla sokmayınız!”
Her gün poliklinik ve muayenehanelerimizde Q-tips, saç tokası, örgü şişi,tığ, araba anahtarı veya kendi icat ettikleri herhangi bir cisimle (bir keresinde izmir de çalıştığım üniversite hastanesi polikliniğinde mıh denebilecek büyüklükte bir çivinin başını biraz değiştirerek ederek bu amaçla kullanan bir hastayla karşılaşmıştım) kulak kirlerini temizlediklerini ifade eden fazla titiz (!) hastalarla karşılaşmaktayız.
Bizler de bu kişilerin kiri içeri itip biriktirerek tıkaç oluşumuna yol açtıklarını, dış kulak yolu derisini yırtıp kanattıklarını görmekte; bu yırtık bölgesinden giren bakteri ve mantarların yarattığı,çok şiddetli ağrıyla giden dış kulak yolu enfeksiyonlarını, temizleme işlemi sırasında fazla çaba veya kazayla birisinin çarpmasına bağlı oluşan kulak zarı yırtıklarını ve bunun yol açtığı kronik orta kulak enfeksiyonlarını tedavi etmekteyiz. Bilimsel makalelerde kuru kulak kiri tipine sahip Japon halkının, bizimkinden farklı olan pamuksuz ve ucu ufak bir kaşık gibi olan çubuklarla kulak kirlerini temizlemeye çalışırken çok sık olarak kulak zarını yırtmakla kalmayıp, çekiç- örs-üzengi kemikçiklerini de kırıp dışarı çıkardıklarını (!) okumaktayız.
Nasıl temizlenmeli?
Peki öyleyse kulağımızı nasıl temizleyeceğiz diye sorabilirsiniz. Kulak kiri, kulağı korumakla görevli normal bir salgı olarak kabul edilmeli ve temizlik işi kulağa bırakılmalıdır. Tozlu ortamlarda çalışanlar kulak tıpaları kullanarak, dış kulak yoluna toz kaçmasını önleyip kulağın işini hafifletebilirler. öoezerine deri döküntüleri, toz ve partiküller yapışmış olan kir, zamanla dışarı atılacak, siz de dış kulak yolu girişine gelen bu materyali havlu kenarı veya işaret parmağınızla doladığınız bir parça pamukla oradan alabileceksiniz. Eğer kulak zarınızın yırtık veya delik olmadığından eminseniz, haftada bir kez banyo öncesi birkaç damla gliserin veya bebe yağını kulağınıza damlatmak da uygulanabilecek metotlardan biridir. Sonrasında o kulak üstte olacak şekilde bir süre yan yatıp,ardından altına havlu koyarak diğer tarafa yatarsanız, yumuşayan kulak kirinizin kendiliğinden dışarı aktığını göreceksiniz
Diğer yöntem:
Başka bir metot ise 6 ay-l yıllık aralarla düzenli olarak bir Kulak-Burun-Boğaz doktoruna başvurarak kulaklarınızı temizletmektir. Halk arasındaki yanlış bir inanışa göre “Kulak bir kez temizlendi mi,alışkanlık yapar, devamlı temizlenmesi gerekir”.
Sık kulak temizletenlere sorulsa, mutlaka hepsi Q-tips vb. kullanan ve tıkaç oluşumuna kendileri yol açan kişilerdir. Yani kulak temizletmek bir alışkanlığa yol açmaz, tam tersi yanlış bir alışkanlık sık kulak temizletme ihtiyacını doğurur!
Ancak yukarıda belirtilen şikayetler ortaya çıktıysa, bir kulak tıkacınız var demektir. Q-tips vb. Cisimleri kullanarak bunu çıkarmaya asla çalışmamalı, temiz (!) olacağım diye kulağınıza hasar verebileceğinizi unutmamalı ve en kısa sürede bir bilene başvurmalısınız. Evet, şimdi tekrar düşünürsek, sizce Leo Bey iyi bir şey mi icat etmiş, yoksa kötü bir şey mi?
http://www.saglikbilgisi.gen.tr/kulak-temizleme.html
Bu yazı toplamda 3603, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
02.06.2010 KERBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİNE DİKKAT
Yazar admin | 02.06.2010 | Kategori Sağlık
Her yıl, kış aylarında sobalarda kömürün bilinçsizce yakılması sebebiyle çıkan karbonmonoksit gazı ile zehirlenme olaylarının yaşandığını belirten uzmanlar, zehirlenmelerin en aza indirilmesi için sobaların doğru yakılması ve kaliteli kömür kullanılması gerektiğini söylüyor.
Uzmanlar, soba zehirlenmelerinin çoğunluğunun sobayı yanlış yakmak ve standart dışı sobaların kullanılması sonucu meydana geldiğine dikkat çekerek, zehirlenme olaylarının yaşanmaması için kaliteli kömür kullanılması, sobanın üstten yakılması ve sobanın hava alan bölümlerinin kapanmaması gerektiğini vurguluyor. Soba kurulurken veya şofben takılırken bilinçli bir yöntemin izlenmesi, dar alanda şofben kullanılacaksa havalandırmanın mutlaka yapılması, bacaların temizlenmesi ve lodosta kesinlikle soba yakılmaması gerekiyor. devamı »
Bu yazı toplamda 1325, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

