Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
İnsan Hakları Şikayetlerinde İkinciyiz
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Yaşam

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Yapılan İhlal Başvurularında Türkiye’den Gelen Şikâyetler Başı Çekiyor.Avrupa insan Hakları Mahkemesi’ne yapılan ihlal başvurularında Türkiye’den gelen şikâyetler başı çekiyor. Mahkeme gündeminde Türkiye’ye karşı yaklaşık 13 bin dava başvurusu bulunuyor.
Avrupa insan Hakları Mahkemesi (AiHM) için yıllardır başarısının kurbanı olduğu söylenir. Bu gelenek 2009 yılında da bozulmadı.
Henüz resmi olmayan verilerine göre, geçen yılsonu itibarıyla Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nde işlem görmeyi bekleyen dosya sayısı 118 bini aşmış durumda.
Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülkeden gelen bu başvurularda ilk sıra, son birkaç yıldır olduğu gibi yine Rusya’ya ait. Rusya’dan gelen başvuru sayısının yaklaşık 35 bin olduğu söyleniyor. Rusya bu rakamla mahkemenin toplam iş yükünün yaklaşık yüzde 28’ini oluşturuyor.
Rusya’yı bu alanda, bir önceki yıl olduğu gibi, Türkiye izliyor. Mahkeme gündeminde Türkiye’ye karşı yaklaşık 13 bin dava başvurusu bulunuyor.
Rusya ve Türkiye’nin ardından da Ukrayna ve Romanya geliyor. “Rusya, Türkiye, Ukrayna, Romanya” dörtlüsü Mahkemenin toplam iş yükünün yüzde 50’sini oluşturuyor.
Türkiye’nin sicili neden kötü?
Türkiye’ye karşı başvurularda mülkiyet hakkı ile yargılanma ve tutukluluk sürelerinin uzunluğu ön plana çıkmakta. Avrupa insan Hakları Mahkemesi her yıl olduğu gibi geçen yıl da Türkiye hakkında önemli kararlara imza attı. Mahkeme, örneğin, Kürtçe’nin üniversitelerde seçmeli ders olarak okutulmasına engel olunmasının, eğitim hakkının ihlali olduğuna hükmetti.
Mahkemede Türkiye açısından en önemli dava grubu ise Kıbrıslı Rumların mülkiyet şikayetleri. Mahkemenin Kıbrıslı Rumlar tarafından 1990’lı yılların başlarından bu yana Ankara’ya karşı açılan 1700 davanın geleceğiyle ilgili olarak 2010 yılı içinde kritik bir karar vermesi bekleniyor. Mahkeme bu çerçevede Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslı Rumların mülkiyet sorunları için oluşturulmuş Taşınmaz Mal Komisyonu’nun Avrupa insan Hakları Sözleşmesi’yle uyumlu olup olmadığını karara bağlayacak.
Türkiye ile gelen bir ilk
Mahkeme, aile içi şiddet konusunda tarihindeki ilk kararı da Türkiye’ye açılmış bir davada hükmetti ve Ankara’yı, bir kadın vatandaşını kocasının şiddetine karşı koruyamadığı için tazminata mahkum etti. Bu karar yepyeni bir içtihat olması bakımından tüm Avrupa kıtası için önem taşıyor.
2009 yılı Ankara’nın Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nde reform talep ettiği yıl olarak da tarihe geçti. Türk hükümeti, Mahkemeye tüm Avrupa’dan gelen on binlerce başvuruyu ve bu başvuruların bazı avukatlar için “geçim kaynağı” haline gelmiş olmasını mazeret göstererek resmen reform talebinde bulundu. Bu talebin, Türkiye’nin Kasım 2010-Mayıs 2011 döneminde gerçekleşecek Avrupa Konseyi dönem başkanlığı sırasında tekrar gündeme getirilmesi bekleniyor.
Ancak Mahkeme’nin reforme edilmesini isteyen tek Avrupa ülkesi Türkiye değil. Avrupa insan Hakları Mahkemesi sisteminin, mahkemeye gelen on binlerce başvuru nedeniyle tıkandığı herkes tarafından kabul gören bir gerçek.
Yaklaşık 850 milyon Avrupa vatandaşına hizmet veren bu sistemdeki tıkanıklığın nasıl aşılması gerektiği ise bu yıl Şubat ayında Avrupa Konseyi dönem başkanlığını yürütmekte olan isviçre’nin ınterlaken kentinde düzenlenecek devletlerarası konferansta tartışmaya açılacak.
© Deutsche Welle Türkçe
Kayhan Karaca / Strasbourg
Bu yazı toplamda 1465, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
“Sevgilimin Cesedi Aracımın Bagajında”
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem

Sevgilisini Başından Tek Kurşunla Öldüren Uzman Onbaşı Emniyete Gelerek Cesedin Yerini İhbar Etti.Diyarbakır 8’inci Ana Jet Üssü’nde görevli Uzman Onbaşı Harun Ceylan (26), dün sabah, Adana Osmaniye Emniyet Müdürlüğü‘ne giderek, sevgilisi Berrin Özçekirdek’i (34) öldürdüğünü, cesedin Ceyhan-Osmaniye karayolu Veysiye Köyü girişindeki piknik alanında olduğunu söyledi.
Bölgeye giden jandarma, terk edilmiş 27 BR 901 plakalı otomobilin bagajında battaniyeye sarılı cesedi buldu. Üste sivil memur olarak çalışan Berrin Özçekirdek’in başından tek kurşunla vurularak öldürülmüş olduğu belirlendi. Ceylan, Jandarma Komutanlığı’na teslim edilirken, Özçekirdek’in cesedi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Bu yazı toplamda 3044, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Senaryo Değil Gerçek
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem

Sadece Fimlerde Görmeye Alıştığımız, Senaryo Gibi Olay: Kalp Durduran 800 Bin Dolar.İki çantada 1 milyon 200 bin Dolar taşıyan Azerbaycanlı kuryeleri soyan çete üyesi, içinde 800 bin Dolar olan çantayı kendine sakladı. Gerçek ortaya çıkınca gizlenen çete üyesi, sevgilisiyle birlikte olduğu evi polisler basınca kalp krizi geçirip öldü.
İstanbul‘da çete lideri Mustafa A., meslekten ihraç edilen eski polisler Cemil B. ve Ramazan Ö., iddiaya göre 9 Kasım günü Laleli’de esnaftan 1 milyon 200 bin Dolar toplayan Azerbaycan uyruklu kuryeler Umut Baloglanlı ve Abulaz İmanov’u kaçırdılar. Şüpheliler, kuryelerin, içinde 800 bin Dolar bulunan çantasını elebaşı Murat Konuş’un otomobilinde unuttu. Konuş, diğer çantadaki 400 bin doları paylaştırırken, unutulan çantadaki paradan söz etmedi. Kuryeler serbest bırakılırken çete üyeleri gazetelerden çalınan paranın 1 milyon 200 bin Dolar olduğunu öğrenince Konuş’un peşine düştüler.
Paralar bulunamadı
Soygundan 4 gün sonra Murat Konuş, Türkmenistan uyruklu sevgilisi Ejegül S. (27) ile birlikte polisin evine yaptığı baskında yakalandı. Konuş, üst araması sırasında kalp krizi geçirerek öldü. Konuş’un baskını yapan polisleri, çete üyeleri sandığını anlatan Ejegül S., “Gerçek polisleri, parayı almaya gelen çete üyeleri sandı. ‘Bizi öldürecekler’ dedi. Çok heyecanlandı. Zaten kalp rahatsızlığı vardı. Gelenlerin gerçek polisler olduğunu görünce bayağı rahatlamıştı” dedi. Ölen Murat Konuş’un parayı nereye sakladığı araştırılıyor.
Bu yazı toplamda 1180, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Erdoğan’a ‘Kral Faysal Ödülü’
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem
Başbakan Erdoğan, Arap Dünyasının Nobel Ödülü Olarak Görülen ‘Kral Faysal Ödülü’ne Layık Görüldü.
Riyad’ta Kral Faysal Fonu tarafından düzenlenen bir toplantı ile ödüllere layık görülenler açıklandı.
Ödüller, dünyada pozitif farklılıklar oluşturan, İslam dünyasına ve İslama hizmet edenlere, matematik, kimya, fizik, biyoloji gibi dallarda bilim adamlarına veriliyor.İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri ve Kral Faysal ödülleri jüri üyesi Ekmeleddin İhsanoğlu, ABD’den telefonla yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ı ödül almasından dolayı tebrik ettiğini ifade ederek ve şöyle konuştu:”Bu bizim için çok sevindirici bir karardır. Bu ödül, İslam dünyasının en yüksek ödülü olarak şimdiye kadar İslama en büyük hizmet edenlere verilen bir ödüldür. Bu yıl sayın başbakanımıza verilmiş olması, onun önemli katkılarının ve fevkalede başarılarının takdirle karşılanmış olmasının neticesidir. 5 yıldan bu yana bu jürinin bir üyesi olarak bu seferki heyecanı ilk defa yaşıyorum. Adaylar arasında sayın başbakanın ismi büyük bir heyecan yarattı.”Erdoğan’ın, İslam dünyasının haklı davalarına ve özellikle Filistin halkının haklı davasına önemli katkı sağladığını ifade eden İhsanoğlu, Erdoğan’ın, medeniyetler ittifakının kurulmasındaki katkılarını hatırlattı, bunu, bütün dünyaya açılarak işbirliği ve uluslararası anlayışın idraki içinde yaptığını, bundan dolayı Türkiye’ye İslam coğrafyasında, uluslararası seviyelerde önemli bir yer takdir edildiğini kaydetti. İhsanoğlu, “İşte tüm bu nedenlerden dolayı bu ödülün Sayın Başbakan Erdoğan’a verildiğini söylemek istiyorum. Bu jürinin üyesi olmaktan dolayı çok büyük bir şeref duydum, onur duydum” diye konuştu.-“ARAP DÜNYASININ NOBEL’İ”-1976 yılında kurulan Kral Faysal Fonu tarafından verilen ve dünyanın en prestijli ödülleri arasında yer alan, Arap dünyasının Nobel’i olarak bilinen “Kral Faysal” ödülü ilk kez 1979 yılında 5 ayrı dalda verilmeye başlandı.İslam hizmeti, İslami araştırmaları, Edebi ve Arapça araştırmalar, bilim ve tıp ödülü adı altında 5 ayrı dalda verilen ödülleri alanlardan 9 kişinin daha sonra Nobel ödülünü almaları, Kral Faysal Fonu yetkilileri tarafından övünç kaynağı olarak gösteriliyor. Kazananlar hiç bir dini inanç ve milli görüşleri nedeniyle reddedilmiyor.Kral Faysal ödülüne layık görülenlerin belirlenilmesinde tek kriterin kalite ve mükemmellik olduğuna işaret ediliyor. Ödüle layık görülenler Ocak ayında açıklanıyor ve bu açıklamadan 2 ay kadar sonra ödüller Riyad’ta düzenlenen törenle sahiplerine veriliyor. Ödül olarak el yazması ile sertifika, 24 ayar değerinde hatıra madalyası, 200 gram altın madalyon ve 200 bin Dolar para ödülü veriliyor.Uluslararası Kral Faysal ödülüne daha önce layık görülen bazı isimler şöyle; Tataristan Devlet Başkanı Mintimer Şaripoviç Şaymev, Mısırlın profesör Rüşdi Hifni Raşid, Faslı Profesür Muhammed El Ömeri, Mısırlı profesör Mustafa Nasif, Kanadalı profesör Fernand Labrie ve Amerikalı profesör Patrick Craig Walsh, İngiliz profesör James Fraser Stoddart, Almanya?dan profesör Fuat Sezgin, Bosna Hersek’in eski Devlet Başkanı İzzet Aliye Begoviç, Katar?dan Yusuf El Kardavi, Senegal Cumhurbaşkanı Abdou Diouf, İngiliz profesör Semir Zeki.
Bu yazı toplamda 2248, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Raylara Uçan Otomobile Yük Treni Çarptı
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem

Tren Raylarının Üzerine Devrilen Otomobile Yük Treninin Çarpması Sonucu 2 Kişi Öldü, 3 Kişi Yaralandı.
Zonguldak‘ın Göbü köyünde, tren raylarının üzerine devrilen otomobile yük treninin çarpması sonucu 2 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.
Alınan bilgiye göre, Türkali köyü istikametinden Zonguldak istikametine gitmekte olan Şaban Ilgın idaresindeki 67 ZH 063 plakalı otomobil, Göbü köyü yakınlarında direksiyon hakimiyetini kaybederek, yoldan yaklaşık 25 metre aşağıda bulunan tünel ağzındaki rayların üzerine devrildi. Araçta bulunanlardan Veli Gönültaş, yaralı vaziyette, olay yerine yaklaşık 200 metre mesafedeki Sefarettin Kurt’un ikametine giderek yardım istedi. Bunun üzerine olay yerine giden Kurt ve çevredeki vatandaşlar, otomobildeki yaralılardan Emrah Ilgın‘ı da kurtararak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırdı.
Bu arada demiryolu görevlileriyle irtibat sağlayamayan vatandaşlar, diğer yaralıları kurtarmaya çalıştığı sırada kömür yüklü tren, rayların üstündeki otomobile çarparak yaklaşık 40 metre tünelin içine doğru sürükledi. Olay yerine sevk edilen çok sayıda ambulans ve İl Afet ve Acil Durum ekipleri, araçta sıkışan Sebahattin Gönültaş, Şaban Ilgın ve Cemil Korkmaz’ı kurtarma çalışması başlattı. Yaklaşık 2 saat boyunca tren altındaki otomobilde yaralı halde bekleyen ağır yaralı Sebahattin Gönültaş, sıkıştığı yerden kurtarıldı. Sedyeyle trenin altından geçirilerek ambulansa konulan Gönültaş, hastaneye kaldırıldı.
Öldüğü belirlenen otomobil sürücüsü Şaban Ilgın ile Cemil Korkmaz’ın cesetleri de ambulansla Atatürk Devlet Hastanesi morguna götürüldü.
Bu yazı toplamda 1862, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Polise ve Çevreye Molotoflu Saldırı
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem

BDP’nin Yemeğine Polis Baskınını Protesto Eden Terör Örgütü Yandaşları, Polise ve Çevreye Molotoflarla Saldırdı.
Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Okmeydanı’nda düzenlemiş olduğu yemeğe polisin baskın düzenlemesini protesto eden terör örgütü yandaşları, polise ve çevreye molotof kokteylleri ile saldırdı. Saldırıda çevre esnafı büyük maddi hasar görürken, yoldan geçmekte olan bir kamyonet atılan molotof sonucu alev alev yandı. Polisin müdahale ettiği göstericiler ara sokaklara kaçarak dağıldı.
Terörle Mücadele Polisleri, Çevik Kuvvet Polisi eşliğinde Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) Fatih Sultan Caddesi No:183’teki düzenlemiş olduğu geceye saat 18.30 sıralarında baskın düzenledi. Yoğun güvenlik önlemi alan polis, caddenin giriş ve çıkışlarını araç trafiğine kapattı.
Polisin mekanda arama ve kimlik kontrolü yaptığı sırada terör örgütü yandaşları, polise ve çevreye molotof kokteylleri ile saldırdı. Çevredeki dükkanlar ve yoldan geçmekte olan bir araç da molotoflardan alev aldı. Erdal Taş yönetimindeki kamyonet atılan molotof kokteylleri sonucu alev alev yandı. Yanan kamyonet panzerden sıkılan tazdikli su ile güçlükle söndürüldü. Kamyonetten son anda çıkarak hayatını kurtaran Taş, aracının kullanılamaz hale geldiğini söyledi.
Çevreye saldıran göstericilere polis tazyikli su ve biber gazlarıyla müdahale etti. Polisin kovaladığı göstericiler ara sokaklara kaçarak dağıldı. Bu arada BDP’lilerin bulunduğu mekanda araştırmalarını tamamlayan polis 7 kişiyi gözaltına aldı.
Bu yazı toplamda 1204, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
‘Hukukun Üstünlüğü, Hukukçunun Değil’
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Yaşam

Adalet Bakanı Ergin, ‘Unutulmamalıdır Ki Hukukun Üstünlüğü Hukukçunun Üstünlüğü Anlamına Gelmemektedir’ Dedi.
|
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Hukukun üstünlüğüne dayalı sistemlerde ise herhangi bir kişi veya kuruma ayrıcalık tanınamayacağını belirterek, ”Unutulmamalıdır ki hukukun üstünlüğü hukukçunun üstünlüğü anlamına gelmemektedir” dedi.Ankara Barosu’nca düzenlenen Uluslararası Hukuk Kurultayı’na katılan Ergin, açılışta yaptığı konuşmada, uygar dünyadaki gelişmelere ayak uydurmak amacıyla Türkiye’deki hukuk sisteminin son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdiğini, bu kapsamda insan haklarına dayalı eksiksiz demokrasinin hayata geçirilmesini amaçladıklarını söyledi.
Türkiye’de adalet ve hukuk alanında son yıllarda önemli değişikliklere imza atıldığını, bir çok kanunun değiştiğini veya yenilendiğini anlatan Ergin, hazırladıkları Yargı Reformu Stratejisi Taslağı hakkında da bilgi verdi. Ergin, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz koşulunun erkler ayrılığı ilkesi olduğunu belirterek, egemenliğin kaynağı olan milletin aynı zamanda bütün kuvvetlerin kaynağını oluşturduğunu söyledi. Ergin, ”Günümüz demokrasi anlayışında kuvvetler ayrılığı ilkesi kuvvetlerin birbirinden mutlak şekilde ayrı kalmaları anlamına gelmemekte. Aksine kuvvetler arasında işbirliği ve dengeyi öngören bir anlayış benimsenmektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin tam olarak benimsenmediği ve hukuk devleti ilkesinin yerleşmediği sistemlerde totaliter, oligarşik yönetimler görülebilir” diye konuştu. Kamuoyunun yargıya güveninin hukuk devleti ilkesinin en önemli unsuru olduğunu dile getiren Ergin, şunları söyledi: ”Bu güveni sağlamak için sadece kanunu uygulamak yetmez aynı zamanda adaletli görünmekte gerekir. Adaletli görünmenin en önemli şartı ise yargısal görevin yerine getirilmesinde tarafsız kalabilmektir. Tarafsızlık sadece karar için değil, aynı zamanda kararın oluşturulduğu yargısal süreç açısından da gereklidir. Yargının tarafsızlığının en önemli araçlarından biri de yargı bağımsızlığı ilkesidir. Yargı bağımsızlığı hukuk devletinin ön koşulu ve adil yargılamanın temel garantisidir. Yargı bağımsızlığı bir kast ayrıcalığı olmayıp yürütülen hizmetin niteliğinden kaynaklanmaktadır. Buradaki temel amaç yargıcın karar verirken tarafsızlığını ve özgürlüğünü sağlamaktır. Yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanabilmesi, devlet kurumlarından ve her türlü baskı gruplarından gelebilecek dış müdahaleler ile yargının kendi içinden gelebilecek iç müdahalelerin bulunmamasına bağlıdır.” |
Bu yazı toplamda 1891, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
‘Yargıda Ateş Bacayı Sardı’
Yazar mehmet | 12.01.2010 | Kategori Gündem

Yargıyat Başkanı Gerçeker, “Yargıda Ateşin Bacayı Sardığını” İleri Sürerek, “HSYK’ Tam Bağımsız Olmalıdır.” Dedi.Yargıyat Başkanı Hasan Gerçeker, “Yargıda ateşin bacayı sardığını” ileri sürerek, “HSYK’ tam bağımsız olmalıdır. Yürütmenin etkisinden kurtarılmalıdır. Yargıç ve savcı olmayanların kurula alınmasının yargı bağımsızlığına uygun değildir” dedi.
Gerçeker, Meclisin ya da başka kurumun HSYK’ya üye seçilmesinin de uygun olmadığı görüşünü savundu.
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Ankara Barosu’nun Bilkent Otel’de düzenlediği Uluslararası Katılımlı Hukuk Kurultayı’nda konuştu ve “Yargı Strateji Reformu’ hakkında bilgi verdi. Gerçeker, Türkiye Cumhuriyetinin soysal ve demokratik bir ülke olduğunu ifade ederek, bu ilkelerin başında çağdaş ve bağımsız hukuk sisteminin geldiğini söyledi. Gerçeker, yargıda bulunan üç başlılığın yetki kargaşasına neden olduğunu belirtti. Yürütmenin HSYK üzerinde idari bir vesayette olduğunu öne sürdü Gerçeker, Yargı Reform Strateji kapsamında HSYK’nın yapısının değiştirilmeye çalışıldığını söyledi ve “HSYK tam bağımsız olmalıdır. Hakim ve savcı olmayanların kurula alınması uygun değildir. Meclis ya da başka kurumlardan HSYK’ya üye seçilmesi de uygun değildir” dedi.
Yasaya ve hukuka uygun olmayan yasa dışı dinlemelerin toplumun vicdanında büyük yaralar açtığını ifade eden Gerçeker, Yargıtay‘daki üye seçiminin yapılamamasının dairelerde üye sayısının tamamlanamamasına neden olduğunu dile getirerek, “Bu Yargıtay‘da 2 milyon dosyanın birikmesine neden oluyor. Yasal bir zorunluluk olmasına rağmen Yargıtay‘da boş bulunan 34 üyeliğe hala Seçim yapılamadı. Daireler çalışamaz haldeler” şeklinde konuştu. Gerçeker, şunları kaydetti:
“Ayrıca Yargı, Yürütme ve Yasamanın da çok gerisinde kalmaktadır. Yargıda tarafsızlık sağlanmalıdır. Tarafsızlığın sağlanması için de tam bağımsızlık gerekmektedir. Yıllarca adalet dağıtan, hayatını bu işe veren Türk yargıçlarına devredilmelidir. Türkiye’de bulunan güvensizlik ortamı mutlaka aşılmalıdır. Yargıda ateş bacayı sardı.”
Bu arada, Adalet Bakanı Sadullan Ergin ise kurultay çıkışı Gerçeker’in “Yargıda ateş bacayı sardı” sözlerinin sorulması üzerine “Biz çok çalıştık. Bunları yarın size açıklayacağız” diye konuştu. (ANKA)
Bu yazı toplamda 1211, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Vizeyi İzmir’den Alacağız
Yazar mehmet | 11.01.2010 | Kategori Gündem

Sarıgül, Düzenlediği Basın Toplantısında Başlattıkları Hareketin, Bu Yıl Partileşeceğini Açıkladı.Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül, dün Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında başlattıkları hareketin, bu yıl partileşeceğini açıklayarak, “Genel başkan seçilince yasa gereği belediye başkanlığından istifa edeceğim. Görevimi belediye meclisinin seçeceği arkadaşıma devredeceğim” dedi.17 Ocak’ta İzmir Bornova Meydanı’nda yapacakları mitingde yol haritasını açıklayacak olan Sarıgül, şöyle konuştu: “Bu yıl Türkiye için özel bir yıl olacak; insanlarımızın hasretle beklediği değişimin temelleri atılacak. Tüzüğümüzü, programımızı, kurucularımızı, kadrolarımızı ve ne zaman Ankara’da olacağımızı kamuoyunun merak ettiğini biliyorum. İzmir’de bütün bunlara ilişkin detaylı açıklamalar yapacağım. THD bugün itibarıyla seçime hazırdır ama daha fazla çalışacağız. 2010’da ülkemizin değişimine damgamızı vuracağız. Güzel şehrimizin demokrasisine, anlayışına, bereketine inanıyoruz. İzmir’e vize almaya gidiyoruz.”
Bu yazı toplamda 6330, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Kız Kaçırma Hesaplaşması 2 Ölü, 3 Yaralı
Yazar mehmet | 11.01.2010 | Kategori Gündem

Güngören‘de ‘Kız Kaçırma’ Nedeniyle 2 Aile Arasında Çıkan Silahlı Kavgada İki Kişi Öldü, 3 Kişi Yaralandı.İstanbul Güngören’de aralarında ‘kız kaçırma’ nedeniyle husumet bulunan 2 aile arasında çıkan silahlı kavgada iki kişi öldü, 3 kişi yaralandı.Kızları kaçırılan ailenin üyeleri dün akşam, kızı kaçırdığı öne sürülen Kemal Katırcı’nın yakınlarının konuk olduğu Önder Kuştul’un evine geldi. İddiaya göre evinde mangal yapan Önder Kuştul ve Katırcı’nın yakınları ile kaçırıldığı öne sürülen kızın yakınları arasında tartışma yaşandı. Tartışma kısa sürede silahlı kavgaya dönüştü. Mustafa Katırcı (27) ve Adnan Katırcı (35) olay yerinde hayatını kaybetti. Silahlı kavgada yaralanan Önder Kuştul İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, Abdullah Yaşar ile Kenan Katırcı ise Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hayatını kaybeden iki kişinin kızı kaçırdığı iddia edilen ve olay esnasında bir başka yerde bulunan Kemal Katırcı’nın kardeşleri olduğu belirtildi. Polis, olaydan sonra kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
Bu yazı toplamda 2268, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

