cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Sigarayı Nasıl Bırakırım

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

SİGARAYI BIRAKMAYA HAZIRLIK

Bu dönemde isterseniz sigarayı azaltmayı deneyebilirsiniz. Eğer azaltmak sizi çok sıkıntıya sokmuyorsa… Çünkü bazı kişiler azaltarak bırakmayı tercih ederken bazıları için aniden bırakmak daha kolaydır.

BIRAKMA TARİHİ BELİRLEYİN
Sigarayı bırakmaya gerçekten karar verdiyseniz, gelecek ay içindeki bir günü sigarayı bırakma günü olarak belirleyin ve buna kesinlikle uyun. Eğer gelecek bir ay içinde bırakma günü belirleyemiyorsanız, daha uzun süreli bir plan yapmayın. Demek ki henüz bırakmaya hazır değilsiniz. Hazır olana kadar sigarayı bırakma kararınızı güçlendirmek için okuyun, ararştırın, gözlemleyin. Bırakma günü öncesinde ve 3 ay geçene kadar mesleki olsun, sosyal veya psikolojik olsun karşılaşacağınız sorun ve sıkıntılar bırakma çabanızı zora sokacaktır. O nedenle sizi sıkıntıya sokma ihtimali olan iş değişikliği, yer değişikliği, evlenme, yatırım gibi şeyleri erteleyin. Yada sigarayı bırakma girişimini daha uygun bir zamana planlayın.

BIRAKMA NEDENLERİ LİSTESİ Sigarayı bırakma kararınızı güçlendirmek için sigarayı bırakma nedenlerinizi, bırakmakla elde edeceğiniz yayarları listeleyin. Uzun ve kaliteli yaşayacağım, kötü kokmayacağım, kendime saygım artacak, devamı »

Bu yazı toplamda 2290, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Antibiyotikler Nasıl Kullanılır ?

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

-1-
En eski tarihlerden bu yana her yaştan insan gurubunu etkileyen hastalık türlerini değerlendirdiğimizde, halk arasında ateşli hastalıklar ya da bulaşıcı hastalıklar olarak bilinen enfeksiyon hastalıkları tüm hastalıklar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Daha elli yıl öncesine kadar veba, firengi, çiçek, tüberküloz veya difteri gibi hastalıklar toplumların korkulu rüyasıyken, hatta toplu ölümlere dahi sebep olabilirken, antibiyotiklerin keşfi ile bu tür hastalıklar rahatça tedavi edilebilir hale gelmiştir. Antibiyotiklerin keşfinde ilk olarak, 1929 yılında Sir Alexander Fleming laboratuvarında bakterilerle çalışırken tesadüfen küf mantarlarının bakterileri öldürdüğünü görmüş ve bunun sebebinin küf mantarlarının ürettiği bir madde olduğunu tespit etmiştir. Bu madde günümüzde çok yakından tanıdığımız penisilindir. Penisillinin bulunmasından sonra değişik gruplardan birçok antibiyotik geliştirilmiştir ve günümüzde çok sayıda antibiyotik mevcuttur.Antibiyotikler genel anlamı ile mikroorganizmaların sebep olduğu infeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Doktora başvuran hastalara reçete edilen ilaçlar arasında antibiyotikler ilk sıralarda yer almaktadır. devamı »

Bu yazı toplamda 5592, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Migren Nedir? Tedavi Süreci ve ülkemizde neden olduğu iş gücü kaybı

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

 Migren Testi

Türkiye’deki araştırmalar migrene bağlı iş gücü kaybının yılda ortalama 5 gün olduğunu göstermektedir. İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Çiğdem Türkmen migren, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Migren, ataklar halinde gelen, 4-72 saat süren, tekrarlayıcı bir baş ağrısı tipidir. Baş ağrısı tipik olarak tek taraflıdır. Zonklayıcı özellik gösterir, orta-ağır şiddettedir. Yürümek, merdiven çıkmak gibi rutin fiziksel aktivite ile ağrı artış gösterebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kimlerde daha sık görülür?

Migren en sık 25-55 yaş arası görülür. Kadınlarda erkeklerden daha sıktır; tüm hayatları boyunca kadınların %18’ini, erkeklerin %6’sını etkiler.

Migren kişinin hayatını nasıl etkiler?

Migren ağrısı kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Migren ağrısı çeken kimi hastaların

semptomları, günlük yaşantısını aksatacak kadar şiddetli olabilir. Kişiyi işine gitmekten ve günlük işlerini yapmaktan alıkoyabilir. Oysa migren tedavisi için kullanılmakta olan birçok ilaç vardır. devamı »

Bu yazı toplamda 1377, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Çiçek Hastalığı (smallpox)

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Çiçek hastalığı uygulanan aşılama programları sayesinde 1977 yılında tüm dünyadan kaldırılmıştır. Çiçek hastalığı, Variola virüsü tarafından meydana getirilmektedir.

Hastalığın kuluçka süresi, virüs alındıktan sonra ortalama olarak 12 gündür, ancak bu süre 7-17 gün arasında değişebilir.

Hastalığın başlangıcında görülen şikayetler ve bulgular yüksek ateş, halsizlik, baş ve sırt ağrısıdır. Hastalarda tipik olarak kırmızı döküntüler görülür: Döküntüler en çok yüz, kollar ve bacaklarda ortaya çıkar. Döküntüler düz (kabarık olmayan) ve kırmızı lekeler şeklinde başlar ve genelde tüm hepsi aynı zamanda başlar. İkinci haftada bu düz-kırmızı lekelerin içi püy (cerahat) ile dolmaya ve kabuk bağlamaya başlar. Üç dört haftanın sonunda da döküntüler kabuk bağlar, ayrılır ve düşmeye başlar. Hastaların çoğunda tamamen iyileşme görülmesine rağmen, %30 kadar hastalık ölümle sonuçlanabilir.

Hastalığın kişiden kişiye geçişi, hastalıklı kişiden çıkan virüs içeren tükrük parçacıkları ile olur. Çiçek hastalığı olan kişilerde bulaştırıcılık hastalığın ilk haftasında en yüksek düzeydedir: çünkü bu ilk hafta içerisinde tükrükte çok miktarda virüs bulunmaktadır. Ancak bulaşıcılık devamı »

Bu yazı toplamda 1132, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bağırsakta Damar Problemleri

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Karın büyük bir kan damarı ağı ile beslenir. Maalesef, bazen bu gerekli kan engellenir veya azalır. Böyle durumlarda etkilenen bölgede besleyici maddeler ve oksijen yetersiz seviyeye düşer ve neticede doku ölür. Bağırsakta görülen damarla ilgili rahatsızlıklar şunlardır:

Mesenter İskemisi

Bağırsakları karın duvarına bağlayan zarla ilgili kansız kalma hastalığında bağırsaklara gelen kan kısmen veya tamamen kesilir Kesilme yakası genelde belli bir zaman süresinde oluşur. Bağırsaklara giden arter (ana atardamar) iç cidarında biriken kolesterol buna sebep olur. Bu kolesterol depolama, kalp hastalarında koroner arterlerde (kalp atar-damarı) meydana gelen duruma benzer; onun için koroner arter rahatsızlığının bağırsak arterlere gerektiği biçimde kan gelmeyen kimseler arasında bulunması hiç de şaşırtıcı değildir. devamı »

Bu yazı toplamda 1244, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Vajinismus (Vaginusmus) nedir ?

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Milyonlarca yılın ötesinden, milyonlarca yıl geleceğe doğru, pırıl pırıl bir nehir akıyor. Bizler bu akan nehrin damlalarıyız. Ve insan soyunun sürmesi için, tanrısal bir gücün ya da doğasal bir evrimin programlamasıyla donanımlıyız. Her birey, belirli olgunluk yaşına eriştiğinde, bir yuva kuracak ve bu yuvada çocuklar olacak. Genetik olarak anne baba, toplum olarak ulus, daha öz deyimle insanlık sürüp gidecek.

Bu saygı değer, bu yüce nehrin önünün, kimi taş toprak,yıkıntı ve döküntülerle kapatılıp, akışının engellendiğini düşünün: İşte VAGİNUSMUS budur.

Sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde, bir çok genç kızımızın, yani yeni evlenmiş kadınımızın dünyasını karartan, çogu aileyi boşanmanın eşiğine getiren, daha çok bizim gibi toplumların yarattığı bir korkunun sonucu vaginusmus, ne yazık ki, doğanın gücüyle çatışıyor.

Peki vaginusmus nedir?

Vaginusmus, vaginanın girişindeki vagina kaslarının kasılmasıyla, vagina girişini kapatarak, bir başka deyimle kilitleyerek, dışarıdan bir cismin, yani penisin, vaginaya girişine izin vermemesidir. Vaginada bu tür bir kasılma oluşmuşsa, refleks olarak, bir korku paniğiyle ve asla mantıkla önlenemeyen, devamı »

Bu yazı toplamda 1404, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Kontak Lens Nedir ?

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Kontakt lensler, kornea yüzeyine yerleştirilerek gözdeki kusurların tashihi veya bazı hastalıkların tedavisi için kullanılan lenslerdir. Refraksiyon ve optikle ilgili ilkeler gözlüklere benzer şekilde kontakt lenslere de uygulanır. Bunlar, miyopi ve hipermetropi derecesine göre kornea eğriliğini bir kontakt lens yüzeyi ile değiştirerek var olan kusuru düzeltirler. Astigmatizmaların çoğunlukla kornea ön yüzeyinin çarpıklığı sonucu oluşmasından dolayı ya sert kontakt lenslerin kullanılması ya da özel olarak astigmatizmaya yönelik üretilmiş yumuşak lenslerin kullanılması gerekir. Miyop veya hipermetroplar için üretilmiş ve fiatı cazip olan yumuşak kontakt lensler en fazla -1,0 dioptri kadar bir astigmatizmayı düzeltebilirler.

Küçük numaralarda gözlük ve kontakt lens numaraları aynı iken numara arttıkça miyopların gözlüğe göre daha küçük, hipermetropların ise daha büyük numaralı bir lens kullanmaları gerekir. Son yıllarda kontakt lens teknolojisi çok gelişmiş ve lenslerin kullanımını kolaylaştıran ve kullanım süresini uzatan yeni tasarım ve materyaller geliştirilmiştir.

Kontakt lens çeşitleri
Günümüzde temel olarak iki çeşit lens vardır. Bunlar gaz geçirgen sert lensler ve yumuşak lenslerdir. devamı »

Bu yazı toplamda 3581, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Anal Fissurler Ve Fistuller

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

Anal (anüse ait) fissür oldukça ufak ve sık rastlanmayan bir aşınmadır. Bu anal sfinkterden (kas) başlar ancak kanalın içine uzanır. Dışarı çıkma sırasında acı verebilir ve dışkıda kan izleri bırakabilir. Bu durum kadınlar arasında daha yaygındır. Ekseriyetle anal fissür lifli, posalı yiyecekler yendiğinde iyileşir. Dışkıyı yumuşatıcı bir ilaç da yardımcı olabilir. Eğer aşınma bir ülserse daha kuvvetli ağrı duyulur. Çünkü ülser anal sfinkter (kas) adalesinin spazm yapmasına neden olur. Burada da lifli veya hazım yaratıcılar (şişebilen maddeler) sancının giderilmesinde yardımcı olur. (Kronik Kabızlık) Sıcak bir banyo adaleyi yumuşatıp ağrıya neden olan spazmı ortadan kaldırır. Eğer sancı devam ederse doktorunuz ameliyata karar verebilir. Bu genelde ufak bir cerrahi müdahaledir. Hastanede gece kalınması gerekmez.

Bir anal (anüse ait) fistül anal kanaldan anüse geçişin etrafındaki deride bulunan bir deliğe uzanan anormal tüp gibi bir geçittir. Ciltte apse oluşabilir (Anorektal Apseler).

Cilt bu delikten cerahat ve su aktığı için kaşınabilir ve tahriş olabilir. Bu fıstüller genelde devamı »

Bu yazı toplamda 1242, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Crohn Hastalığı Belirtileri , Teşhis ve Tedavi

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

İltihaplı barsak hastalığı terimi genelde nedeni bulunamamış (gastro entestenial bölgeyle ilgili) iki hastalığın tarifinde kullanılır. Bu hastalıklar Crohn hastalığı ve ülserleşmiş kolittir. Sık sık ileitis veya bölgesel enteritis diye de geçen crohn hastalığı barsağın kronik iltihaplanmasıdır. Daha çok bağırsağın alt kısmında (ileumda) görülür. Fakat kolonunuzu veya hazım yolları-nın diğer bir bölümünü de etkileyebilir. Sık sık iltihap bağırsak duvarının tüm kalınlığını sarabilir. Crohn hastalığı oldukça seyrek görülür. Aşağı yukarı her 50.000 insandan birinde ortaya çıkar. Tipik hasta beyaz ırktandır ve 15 ila 30 yaşları arasındadır.

Belirtiler

– Uzun süreli ishal,

– Düşük tansiyon,

– Yorgunluk,

– Kilo kaybı,

– Karın ağrıları ve göğsün etrafında veya karnın sağ tarafında ağrılar,

– Kas ağrıları,

– Deri lezyonları.

Baryumlu radyografik tetkik Crohn hastalığını belirler.

Crohn hastalığının seyri bir insandan diğerine farklılık gösterir. Crohn hastalığına yakalanmış birçok hasta da başlangıç safhasında çıkan bir iki hadiseden sonra hiçbir belirti görülmez. (asemptomatik, Semptomsuz) Fakat diğer bir çoğunda tekrar tekrar karın ağrısı, ishal ve düşük tansiyon olayı yaşanır. devamı »

Bu yazı toplamda 2444, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Genetik Kalın Bağırsak Hastalığı

Yazar bot | 07.06.2008 | Kategori Sağlık

(IHA)

25 Aralık Devlet Hastanesi Genel Cerrahı Opr. Dr. Çağatay Demirci, Familial Adenomatöz Polipozis Koli’nin ( Ailesel aktarımlı kalın bağırsak hastalığı) kalıtsal kökenli ve çok ciddiye alınması gereken bir hastalık olduğunu belirtti. Opr. Dr. Demirci, “Diğer bağırsak kanserleri gibi 60′lı yaşlarda ortaya çıkan bir durum değildir. Baskın genlerle geçiş olması durumunu daha hassas kılmaktadır. Çünkü bir kişide tespit edildiğinde mutlak yakın aile bireylerinin de en kısa zamanda tarama programına alınması gerekir. Tespit edildiğinde ise en kısa zamanda tedavi edilmelidir, çünkü sonuç kaçınılmaz bir şekilde erken yaşlarda kanserleşmedir” dedi.
10 bin kişi de bir sıklıkta görülen hastalığın genelde tanı konma yaşının 25 olduğunu kaydeden Opr. Dr. Demirci, hastalığın kalıtımsal ve kanser öncüsü bir hastalık olduğunu dile getirdi. Hastalığın belirtileri arasında dışkı kanalından kanama, karın ağrısı, ishal ve sümüksü kıvamda dışkılama şeklinde şikayetler olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Demirci, hastalığın belirtilerinin 30′lu yaşlarda ortaya çıktığını ancak bu şikayetlerin sıklıkla artık kanserleşmiş devamı »

Bu yazı toplamda 1320, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share