Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Türkiye’nin saklı cennetleri
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye’de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor.

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor.
Bursa’ya 100, Mustafakemalpaşa’ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir ”doğa harikası” olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran bırakıyor.
Özellikle yaz aylarında piknikçilerin akınına uğrayan, Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü ile Orman İşletme Müdürlüğünce koruma altına alınan şelale, tatil dönemlerinde lüks otellerin yerine saklı cennetleri tercih edenler için alternatif oldu. Etrafı ağaçlarla çevrili olan şelalenin en üst noktası ise deniz seviyesinden 500 metre yüksekte bulunuyor.
Suuçtu Şelalesi, her yıl ”saklı cennet” arayışında olan yerli ve yabancı çok sayıda turisti ağırlıyor.
Bu yazı toplamda 1497, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Deniz Fokları, Balıkçı Barınakları, Deniz, Güneş Ve Huzur
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Foça’da zaman daha yavaş akıyor
Bozulmamış mimari yapısı, balıkçıların geceye yavaş ama ahenkli hareketlerle hazırlanmaları size zamanın daha yavaş aktığı hissini verir, dolayısıyla acele etmeyi unutursunuz…
Geçtiğimiz hafta sonu uzun zamandır gitmediğim Eski Foça’ya gittim. Arabası olmayanlar için Foça’ya gitmek biraz eziyet olsa da bu sıkıntıya değiyor. Neden eziyet diyorum çünkü Foça otobüsleri belediye otobüsü kıvamında iki de bir durup yolcu alıyor, ayakta giden yolculardan nefes alamıyorsunuz ve böylelikle aslında yarım saat süren yol birbuçuk saate çıkıyor. üç kız güle eğlene gitmemize rağmen oldukça sıkıldık. Ama Foça’ya varınca her şeyi unuttuk.
Eski Foça’nın merkezinde çok güzel bir balıkçı barınağı var. Etrafı da restoran, kafe ve barlarla çevrili. Güne bu denize sıfır, sıra sıra kayıkların bağlandığı barınağa bakan kafelerin birinde kahvaltıyla başlayabilirsiniz. Bizim gibi kalabalık bir grup değilseniz bu kez kahvaltınıza bu sandallardan çıkıp gelen kediler eşlik eder. Bir yandan gazetenizi okurken bir yandan da bu insan canlısı dostları besler onların sevgi gösterisiyle mutlu olursunuz.

UCUZ VE EĞLENCELİ
devamı »
Bu yazı toplamda 1661, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
İtalya’nın yeşil kalbi UMBRIA
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Umbria, İtalya’nın dikey ve yatay eksenlerinin kesiştiği noktaya oturan yemyeşil bir cennet. Bu yüzden halkı ona “İtalya’nın yeşil kalbi” diyor. Tek sorunu, ünlü komşusu Toskana’nın gölgesinde kalması. Buna karşın, Toskana kadar kalabalık ve gürültülü değil. Ondüleli topografyasını selvi, meşe ve zeytin ağaçlarıyla, bakımlı tarla ve bağlardan oluşan bir bitki örtüsü kaplıyor.
Sıcak geçen yaz bu yıl Umbria’da bağbozumunu öne almış. Dolayısıyla, güz güneşinin ışınları incelip mevsimin melankolisi kendisini hissettirmeden, ekim ayında yapılacak bir gezide dünyaca ünlü şarap markalarını üreten bağ ve şaraphaneleri görmek mümkün. Bölgenin diğer önemli ürünü zeytinyağını presleyen yağhaneler de görülmeye değer. Şarapları kadar katedrali ve tarihi eserleriyle tanınan Orvieto, gezi için uygun bir başlangıç noktası. Bölgenin en bilinen şarap markası Antinori’nin üretim tesisleri ve bazı yağhanelerin bulunduğu vadiden volkanik bir platform yükseliyor. Orvieto, bu platformun üstünde. Bu ortaçağ kentini taçlandıran yapı katedrali. Yapımı 1290’da başlayıp 300 yıl sürmüş. Sol tarafındaki “Il Giglio d’Oro” restoranında (0763.341903) makul fiyatlara (günümüzde hemen her kentteki fiyatlar İstanbul’dakilerden daha uygun) bölgenin yemeklerini tadarken, katedralin siyah-beyaz katmerli cephesini ve rölyeflerle bezenmiş girişini inceleyebilirsiniz. Kuruluşu Etrüsklere uzanan bu kentin ortaçağlardan beri özenle korunabilmiş bina ve sokakları kadar yeraltında bir ağ ören mahzenleri de görülmeye değer.
Bu yazı toplamda 5506, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
İstanbul Şile
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Genel Tanıtım :
Şile, tarihi M.Ö. 12.000 – 6.000’lere kadar inen bir yerleşim birimidir. “Şile” Yunanca bir kelimedir. Türkçe’de Mercanköşk anlamına gelir. Bu bitki, tepelerde ve dağ sırtlarında yetişir ve güzel kokulu çiçekler açar.
Şile, İstanbul’a bağlı 32 ilçeden biridir. Türkiye’nin kuzey batısında Marmara Bölgesi’nin kuzey doğusunda, Çatalca -Kocaeli bölümünde, Kocaeli yöresinde ve Kocaeli Yarımadası’nın Karadeniz kıyısında yer alır. İlçenin doğusunda Kocaeli ilinin Kandıra, güneyinde yine Kocaeli’nin Gebze, güney batısında İstanbul’un Kartal ile Ümraniye, batısında İstanbul’un Beykoz ilçeleri, kuzeyinde ise Karadeniz bulunur. İlçe alanı 736 km’dir.
Bu yazı toplamda 2158, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Evliyalar Şehri Bursa
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
M.Ö. 3, Yüzyılda Bithynialılar ve Prusias’lılar tarafından kurulan kentin ilk adı Prusa idi.
Şehir merkezine yakın ilk yerleşimin kesin bulguları M.Ö. 2700-2500 yıllarına tarihlenmektedir.
M.Ö. 1200 yıllarında Trakya’dan bu bölgeye Ibkit saldırılarından kaçan Traklar, Thinler ve Bitinler yerleşmişlerdir.
Bu nedenle yazılı kaynaklarda bölgenin adı Bitinya olarak geçer.
1326 yılında Orhan Bey tarafından Türklerin eline geçen ilimiz Osmanlı İmparotorluğuna başkentlik yapmıştır.
Bursa’da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur.Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir. devamı »
Bu yazı toplamda 1405, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Afyon
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam


Yolların kesişme noktası: AFYON
devamı »
Bu yazı toplamda 3340, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bafa Gölü Herakleia
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam
Söke ovası 2000 yıl kadar önce denizdi, burada büyük bir körfez vardı. Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonlar körfezi duldurdu ve ova haline getirdi. Bugünkü Bafa Gölü denizden bir parça olarak arada kaldı. Gölün üzerinde iki ada bulunuyor. İkiz adalardan biri aslında tam ada değil, bir kumulla karaya bağlı. Bafa Gölü’nde kefal, levrek, yılan balığı tutuluyor. Eskiden çok sazan tutulurmuş, fakat gölün suyu tuzlandığı için artık sazan kalmamış.
Gölde gezmek isterseniz dolmuş usulü motorlara binebilirsiniz. Adalar, Heraklia antik kenti geziliyor. Yüzme molası da veriliyor. Tekneler 25 kişi ile kalkıyor. Kalabalık aileler teknenin dolmasını beklemek istemezlerse komple kiralayabilirler. Göldeki adalarda manastırlar, kiliseler kurulmuş. Bunlardan “Yediler Manastırı” en eskisi.
Gölün çevresi zeytinliklerle çevrili. Kıyıdaki lokantalarda da bütün yemekler zeytinyağı ile yapılıyor. Mesela omlet bile zeytinyağıyla pişiyor.
Bu yazı toplamda 1511, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Türkiye’nin saklı cennetleri – Giresun / Gölyanı Yaylası
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Giresun – Gölyanı Yaylası
Türkiye’nin saklı cennetleri
Tarihi ve doğal zenginliklerle göz kamaştıran Türkiye’de, bugüne kadar çok fazla dikkat çekmemiş ve az bilinen bir çok yer keşfedilmeyi bekliyor.
Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesi yakınlarında bulunan Suuçtu Şelalesi, sahip olduğu doğal güzelliklerle tam bir görsel şölen sunuyor.
Bursa’ya 100, Mustafakemalpaşa’ya ise 20 kilometre uzaklıktaki Suuçtu Şelalesi, 38 metre yüksekten düşen suyu ve çevresindeki zengin bitki örtüsüyle adeta bir ”doğa harikası” olarak yıllardır tatilcileri kendine hayran bırakıyor.
Özellikle yaz aylarında piknikçilerin akınına uğrayan, Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü ile Orman İşletme Müdürlüğünce koruma altına alınan şelale, tatil dönemlerinde lüks otellerin yerine saklı cennetleri tercih edenler için alternatif oldu. Etrafı ağaçlarla çevrili olan şelalenin en üst noktası ise deniz seviyesinden 500 metre yüksekte bulunuyor.
Suuçtu Şelalesi, her yıl ”saklı cennet” arayışında olan yerli ve yabancı çok sayıda turisti ağırlıyor.
AV VE DOĞA TURİZMİ HAZİNESİ KOCAYAYLA
Bursa’nın tarihi oldukça eskilere dayanan Keles ilçesinde bulunan Kocayayla, av ve doğa turizmi ziyaretçilerini ağırlamak için gün sayıyor.
Kocayayla Gediksiret mevkisinde belediyeye ait araziye ”yap-işlet-devret” modeliyle ağaç evler inşa ediliyor. Doğayla iç içe inşa edilen ahşap evlerde, temiz ve serin havada tatil yapmak isteyen vatandaşlar konuk edilecek. Proje tamamlandığında Kocayayla, şehir hayatından sıkılıp tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için yeni bir alternatif olacak. Av ve doğa turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip Kocayayla, yakın bir tarihte doğayla başbaşa kalınabilecek yeni bir yaşam alanı olarak kapılarını açacak.
KOCAELİ’NİN ”SOĞUKSU”YU GÖZDE MERKEZLERDEN
Kocaeli’nde merkeze bağlı Bahçecik beldesindeki Soğuksu Piknik Alanı, körfezin tamamını kapsayan manzarası, temiz havasıyla ziyaretçilerine ağaç altında piknik yapma imkanı sunuyor. Bölgeye ismini veren su ise mide rahatsızlıklarına iyi geliyor.
Kandıra’ya 8 kilometre uzaklıktaki Babaköy’ün sınırları içinden akan dereden adını alan Sarısu ise derenin Karadeniz’le birleştiği yerde bulunuyor.
Ağaçlar arasından süzülerek gelen Sarısu deresinde sazan, tatlı su levreği ve çeşitli tatlı su balıkları yetişiyor. Sarısu, bir kilometre uzunluğundaki kumsalı ve berrak deniziyle doğa ile baş başa kalmak isteyenlere eşsiz güzellikler sunuyor.
Gebze’ye bağlı Tavşanlı Köyündeki tabiat parkı ve doğal sit alanı ilan edilen Ballıkayalar Vadisi de 1,5 kilometre uzunluğunda, 40-80 metre genişliğinde. Dağcıların tırmanış yaptıkları Ballıkayalar Vadisi, kireç taşlarının erimesi sonucu gelişen jeomorfolojik şekilleri ile karstik bir boğaz şeklinde.
Gölcük ilçesindeki Beşkayalar Tabiat Parkı ise birinci derece doğal sit alanı. İzmit’e 24 kilometre uzaklıktaki Beşkayalar’daki 1154 hektarlık sahanın 1057 hektarı ormanlık alandan oluşuyor.
KOYLARI VE DOĞASIYLA KARABURUN
İzmir’in en küçük ilçesi Karaburun, yapılaşmanın görülmediği birçok koyu ve doğasıyla, Türkiye’nin bilinmeyen cennetleri arasında yer alıyor.
İzmir ile arasındaki 130 kilometrelik yolun keskin virajlarla örülü olması nedeniyle ulaşım sorunları bulunan Karaburun, yarımada üzerindeki 1 belde ve 13 köyün merkezi konumunda.
Güneyde Datça Yarımadası’na benzer coğrafi yapısıyla gizli cennetleri barındıran Karaburun Yarımadası, doğa harikası koy ve plajları bünyesinde barındırıyor. Karayoluyla ulaşımın olmadığı birçok koyu sadece tekne turlarıyla görmek mümkün. Bölge, bu özelliğiyle yaz sezonunun en canlı döneminde bile tenha kalmayı başarabiliyor.
Karaburun merkezindeki ikisi mavi bayraklı dört plajın yanı sıra, merkezden uzaklaştıkça sakinleşen Esendere, Saipaltı, İğdealtı, Büyükkent, Dolungaz, Yıldızkent, Akçakilise, Yeniliman ve Kumbükü plajlarına sahip bulunuyor. Açık denize bakması nedeniyle çevrenin en temiz denizine sahip Karaburun, balıkçılık ve dalış turizmi konusunda önemli potansiyeller barındırıyor.
İlçede turizmi hareketlendirmek amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında bu yıl temmuz ayında 50 yıl aradan sonra ilk kez İzmir Karaburun arası denizden seferler başlatıldı. Ayrıca Karaburun Belediyesi de ilçenin yurt dışı tur operatörlerine tanıtımı için bir çalışma başlattı.
DİKİLİ’DE BAKİR KOYLAR
İzmir’in Dikili ilçesi de turistik yapılaşmanın diğer merkezlere göre daha az olduğu bölgeler arasında yer alıyor.
İzmir’in 120 kilometre kuzeyinde Bergama ilçesinden sonra gelen Dikili, yapılaşmanın görülmediği koy ve plajlara sahip. Turistik potansiyelini çok iyi kullanamayan ilçe, daha çok Dikili Limanı’nın getirdiği ticari hareketlilik ve jeotermal potansiyeli nedeniyle seracılıkta ön plana çıkıyor.
İlçenin en turistik beldesi olan Çandarlı’da ise genelde ikinci konutlar bulunuyor. Turizm yatırımcıların son yıllarda ilgi göstermeye başladığı Çandarlı’da Danimarkalı bir yatırımcı grubun büyük çaplı tatil merkezi yapacağı belirtiliyor. İlçedeki 2 bin 489 olan toplam yatak sayısının yakın zamanda artacağı ifade ediliyor.
İzmir ve çevresinde ikinci konutların yoğunluğu nedeniyle ön plana çıkamayan Seferihisar ilçesi de bakir turistik koy ve plajlara sahip.Ürkmez, Doğanbey ve Payamlı beldelerine sahip ilçe, bir süre önce İzmir’in metropol ilçesi haline geldi.
İlçenin turistik bölgelerinden Sığacık köyü ise devam eden büyük kapasiteli otel inşaatları ve yat marinasıyla, geleceğin turizm merkezleri arasında kabul ediliyor.
Bu yazı toplamda 1473, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yerebatan Sarayi
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam

Bu yazı toplamda 2451, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Myra Çayı – Demre – Kale
Yazar jawscod2 | 05.04.2008 | Kategori Yaşam


Teke yarımadasının güneydoğu ucunda yer alan Demre ovası, Akdağ eteklerinden doğup, Kasaba ovasının topraklarını taşıyarak denize ulaşan Demre çayının getirdiği alüvyonlarla oluşmuştur. Toros Dağlarının kuzeye doğru kavislenip, kıyıya yönelmesiyle oluşan, yarımdaire şeklindeki Demre ovasının dağ yamacı ile birleştiği noktada kurulan antik kent Myra’nın kalıntılarına ilçe içinden geçilerek ulaşılır. Demre bugün başta St. Nikolaus Kilisesi olmak üzere benzersiz kaya mezarları ve harikulade sahiliyle bölgenin en önemli turistik merkezlerindendir. Kentin adının Luwi/Etrüsk dilinde “Yüce Ana Tanrıça’nın Yeri” anlamında “Maura” olduğu anlaşılmaktadır. Bu ad önce “Mura” sonra da Myra’ya dönüşmüştür. Ayrıca Myra adı eski Gök-Köktürk yazılımı ile anlamlı bir biçimde okunabilmektedir. Buna göre Myra’nın adını “Amay yeri”olarak okunabileceği ve “Amay Ana- Ulu Ana yeri” anlamına geldiği görülmektedir. Demre ovasını kuzeybatıdan çevreleyen dağların denize bakar durumundaki yamacının üzerinde antik akropol kentin kalıntıları görülmektedir. 200m. yükseklikteki akropolun surları, Kyklop türü taşlarla inşa edilmiştir. Likya dilindeki yazıtlarda Termilia olarak bahsedilen yöre tarihinin İ.Ö.birkaç bin yıl öncesine indiği anlaşılmaktadır.. M.Ö.7. yy’da Likya birliğinin kurulmasıyla kent halkı akropolden inip, bugünkü antik kent kalıntılarının bulunduğu ovaya yerleşmiştir. Myra üzerinde ana tanrıça betimlemesi olan ilk sikkesinin M.Ö. 4 yy.’da basmıştır. Likya birliğinin üç oya sahip başlıca kentlerinden Myra M.Ö.300. yy’a kadar Pers işgalinde kalmış, sonraları korsanların eline geçmiştir. Bugün kurumuş Myra Çayı’nın kentin içinden geçerek, Akdeniz’e döküldüğü yerde Andriake adıyla bir liman yerleşim birimi kurulmuştur. devamı »
Bu yazı toplamda 1408, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

