Güncel ve Genel Bilgi Desteği
Giriş Sayfanız Yapın  Güncel ve Genel Bilgi Desteği    Sık Kullanılanlara Ekleyin
Follow @yucinbil
Bekelik dönemlerinde beslenme
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü
Bebeklik ve çocukluk çağı şişmanlığından korunmak için, yaşam boyu sürecek sağlığın temelinin atıldığı gebelik döneminden başlayarak yeterli ve dengeli beslenmek gerekir.
Bebeklik ve çocukluk çağı şişmanlığının %90’ının, fazla enerji alımı ile oluştuğu ve şişman yetişkinliklerin %30’unun bebeklilik ve çocuklukta da şişman olduğu bilinmektedir.
Bebeklik ve Çocukluk Çağında Şişmanlığın Önlenmesi İçin Neler Yapılabilir:
Anne karnından okul çağına kadar, çocuğun gereksinimleri ve beslenme şekli, büyüme ile birlikte değişir. Bu farklı dönemlere göre de şişmanlığın önlenmesi için farklı beslenme önerileri verebiliriz.
1. Doğum Öncesi Dönemde
– Gebeliğin başlangıcından itibaren annenin yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli, gebelik için gerekli besin öğelerini içeren, dengeli bir diyet tüketmesi sağlanmalıdır.
– Gebelikte annenin fazla ağırlık alması önlenmeli, ağırlık alımı izlenmelidir. Annelerin gebelik süresince 9-14 kg ağırlık artışı normaldir.
– Eğer anne gebeliğin başında şişman ise fazla ağırlık artışına gerek yoktur.
– Gebeliğin son üç ayında anne şişman ise, enerji kısıtlanmamalıdır. Bu uygulama anne karnındaki bebeğin büyümesini olumsuz etkileyecektir.
– Anne diyabetik ise, kan şekerinin kontrolü şişman bebek doğumunu önlemek için gereklidir.
devamı »
Bu yazı toplamda 1200, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kolesterol nedir açıklama Beslenme ilişkisi
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu….), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum… gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek… gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. İyi kolesterol-Kötü kolesterol
Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:1.LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür.2.HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi huylu kolesteroldür.HDL ve LDL kolesterolden başka lipoproteinler de vardır. devamı »
Bu yazı toplamda 1496, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yüksek Kolesterol Tedavisinde temel prensipler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan: Prof. Dr. Tekin Akpolat
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Nefroloji Bilim Dalı
Tedavide temel prensipler
İlaçsız tedaviler
Beslenme
Kolesterol ve fındık
Nasıl zayıflarım ?
İlaç tedavisi
Sık yapılan hatalar
Hastalara önerilerTedavide temel prensipler
Yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile yaşam süresinin uzadığı, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin azaldığı ve kalıcı sakatlıkların önlendiği kesin olarak gösterilmiştir. Kolesterol yüksekliğine ilaveten şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tedavisi de planlanmalıdır.Tedavi 2 aşamada gerçekleştirilir:1.İlaç dışı tedavi2.İlaç tedavisi.Her hasta için tedavi farklılıklar taşır. İlaç dışı tedaviler kesinlikle ihmal edilmemelidir. İlaç tedavisi kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.Tedavide hedef belirlenirken LDL-kolesterol düzeyinin esas alınması tercih edilir. Hedef LDL-kolesterol düzeyi hastada kalp ve damar hastalığının olup olmadığına göre değişir.A.Kişide kalp ve damar hastalığı yoksa LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl’nin altına düşürülmesi yeterlidir.B.Kişide kalp ve damar hastalığı varsa hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altı olmalıdır. Yani kalp krizi geçirmişseniz, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrınız varsa, koroner damar ameliyatı geçirmişseniz, koroner arterler balon ile genişletilmişse, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi varsa hedef LDL-kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altıdır.
devamı »
Bu yazı toplamda 1166, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Beslenme Yetersizlikleri ve Hastalıkları
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Guatr
Anemi
1. Guatr
Türkiye’de her üç kişiden birinde (%30) iyot eksikliği nedeni ile guatr görülmektedir. İyod eksikliği dünyada, korunulabilir zeka geriliğinin en sık nedenidir. Fetus, yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde iyod eksikliği olur ise, eksikliğin derecesine göre zeka geriliği, büyümede duraklama, sağırlık oluşur. İyod yetersizliği olan kadınlarda düşük, ölü doğum görülmektedir. İyod yetersizliğinin olduğu bölgelerde yaşayan insanların öğrenmeleri yavaş ve iş verimleri düşüktür. İnsanlar gibi çiftlik hayvanları da iyod yetersizliğinden etkilenir ve süt, et ve yün verimleri azalır. Dolayısı ile iyod eksikliği sosyoekonomik geriliğe neden olur.
İyot eksikliği ülkemizde en fazla Bolu, Kastamonu, Malatya ve Rize illerinde görülmektedir. Bu sorunun yıllardır bilinen basit ve ucuz çözüm yolu yiyeceklerin iyot bakımından zenginleştirilmesidir. Bu amaçla tuz ve yağın iyotla zenginleştirilerek olumlu sonuçlar alındığı görülmüştür. Bununla birlikte ülkemizde hala iyotlu tuz kullanımı yaygınlaşmamıştır. Ailelerin iyotlu tuz kullanımı hakkında bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Tuz üreticilerinin iyotlu tuz imal etmesi için teşvik edilmesi gerekmektedir. 2. Anemi devamı »
Bu yazı toplamda 1191, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Beslenmede Görülen Allerjiler
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı
Zannedildiğinin aksine gerçek gıda alerjisi çok ender görülen bir durumdur. Çocuklarda % 1 veya en çok %2 oranında görülürken, erişkinlerde bu sayı 1000′de 1-2 dolayındadır. 1985′te İngiltere’den yapılan bir araştırmada High Wycombe’de 30.000 kişiye gıda. alerjileri olup olmadığı sorulmuş, sonuçta araştırmaya katılanların %7’sinin kendisinde herhangi bir gıdaya karşı alerjisi olduğuna inandığı görülmüştür. Ancak daha sonra bu grup incelendiğinde gerçek gıda alerjisinin ancak 10.000′de 23 oranında olduğu bulunmuştur. Peki bu insanların zaman zaman yaşadığı kaşıntılar, nefes darlığı, ishal, karın ağrısı gibi yakınmaların sebebi nedir ve hiç gıdalarla ilgisi yok mudur? Elbette ki vardır, ancak klasik olarak bilinen alerji yolu dışında da gıdalar intolerans yolu ile de insanları etkileyebilirler. Ülkemizde yapılan az sayıdaki araştırmalar da toplumun %5′inin kendisini herhangi bir gıdaya karşı aIerjik olarak değerlendirdiğini ortaya koymuştur.
GIDA ALLERJİSİ
Hipersensitivite veya aşın duyarlılık reaksiyonu olarak da bilinir. Burada gıdaların bazıları vücuttaki immün sistem tarafından alerjen olarak tanımlanır ve bunlara karşı antikorlar,yani özel immün sistem molekülleri oluşturulur. Alerjen tabiatındaki gıdalar ile vücudun askerleri olan antikorlar karşılaşınca ortaya bir çok kimyasal maddeler salınmaktadır. Örneğin histamin bunlardan biri olup bazı alerjik reaksiyonların da sebebidir. Kişinin gıdalara karşı alerjik olup olmaması bazı faktörlerce belirlenir (alerjinin ailesel geçişi, yaş, yeme alışkanlıkları ve kişinin geçirdiği bazı infeksiyon hastalıkları gibi). Gıda alerjisine en sık olarak yol açan gıdalar; elma, kuruyemiş, domates, süt, yumurta, ıspanak, üzüm, muz, bezelye, Hindistan cevizi, kabuklu deniz mahsulleri, salyangoz, ananas, soya fasulyesi, bazı balıklar ve tavuktur.
devamı »
Bu yazı toplamda 1089, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
İyot Hakkında Geniş Açıklama
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan:Dr. Göksenin Aktunay
İyot neden önemlidir?
İyot yetersizliği neden sık görülen bir sorundur?
İyot yetersizliğinin sonuçları nelerdir ?
Ülkemizde de bir sorun mudur?
Günlük iyot alımı ne kadar olmalıdır?
İyot Yetersizliği Hastalıkları nelerdir?
İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi için neler yapılmaktadır?
Ülkemizde bu soruna yönelik olarak neler yapılmaktadır?
İyotlu Tuz kullanımının sakıncalı olduğu durumlar var mı?
İyot neden önemlidir?
İyot, insan vücudunda çok az miktarda bulunan normal büyüme ve gelişme için gerekli bir eser elementtir. 1811 yılında deniz yosunları ile yapılan deneyler sırasında bulunmuştur. İyot vücuda; besinler, su ve deniz ürünleri tüketimi ile alınır. İnsan vücudunda beyin ve sinir sisteminin normal büyüme ve gelişmesi ile vücut ısı ve enerjisinin devamı için gerekli olan tiroid hormonlarından tetraiyodotironin (T4, tiroksin) ve triiyodotironin (T3) yapımında kullanılmaktadır. Normal şartlarda vücudumuzda 15-20 mg iyot bulunmaktadır.İyot yetersizliği neden sık görülen bir sorundur? devamı »
Bu yazı toplamda 1162, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Zahirlenmeler Besin Zehirlenmesi
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Hazırlayan: Doç. Dr. Esin ŞENOL
G.Ü.T.F Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon
Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara
Besin zehirlenmeleri özellikle yaz aylarında artan mevsimsel özellik gösteren infeksiyonlardır.
Besin zehirlenmesi nedir?
Besin zehirlenmeleri neden, nasıl olur ?
Hangi besinlerde dikkatli olunmalı ?
Kimler risk altında ?
Besin zehirlenmelerinde tedavi nasıldır ?
Hangi durumlarda doktora başvurulmalı ?
Zehirlenen kişi nasıl beslenmeli ?
Besin zehirlenmesi nedir ?
Son 72 saat içinde, bir mikroorganizma veya toksini ile bulaşmış bir besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrıları, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulguların ortaya çıktığı bir hastalık tablosudur.
Besin zehirlenmeleri tüm dünyada yaygın, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Çoğunlukla hafif seyirli ve kendini sınırlayan hastalıklardır. Ancak besin zehirlenmesine yol açan etken ve konakla ilişkili faktörler hastalığın zaman zaman daha ağır seyirli ve hatta ölümcül seyretmesine yol açabilmektedir. Son yıllarda özellikle hamburger, biftek ve çiğ süt tüketimi ile ilişkili salgınlara yol açan ve toksin yapımı ile böbrek yetmezliği, kanlı ishal ve kanama gibi bulgulara yol açan bir bakteri (E.coli 0 157:H7) örneğinde veya besin yolu ile bulaşan tifo ve paratifo bakterileri örneğinde olduğu gibi. Ayrıca, zaten vücutlarında sıvı eksiği olanlar, bebekler ve yaşlılar gibi uç yaşlardaki kişiler, beslenme bozukluğu olan kişilerde gelişen tablonun ağır veya ölümcül olma riski vardır.
devamı »
Bu yazı toplamda 1190, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Şişmanlık
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Obezite (şişmanlık), çocuklarda ve gençlerde başlayarak erişkin hayatta da devam etmektedir. Obez erişkinlerin üçte birinin çocukluk çağından itibaren kilolu oldukları bilinmektedir. Obezite yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kanda yağ yüksekliği (hiperlipidemi), koroner kalp hastalığı, safra kesesi hastalıkları gibi sağlık açısından riskler taşımaktadır. Erişkin ve gençlerde şişmanlık tedavisinde yüz güldürücü cevap almak güçtür. Şişmanlığın tedavisi çok yönlü ve güçtür. Bu nedenlerle şişmanlığı önleme çalışmaları çocukluk çağından başlamalıdır. Obezitede risk faktörleri fiziksel aktivitede azlığı, hatalı beslenme alışkanlıkları, kadın cinsiyet, alkol kullanımı, çok çocuk yapmadır.
devamı »
Bu yazı toplamda 1133, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Malnütrisyon Nedir
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Beslenme büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için besinlerin kullanılmasıdır. Yeterli ve dengeli beslenme, besin öğelerinin her birinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumudur. Herhangi bir besin öğesinin yeterli ve dengeli bir miktarda alınmaması durumunda, çocuklarda büyüme duraklar, sağlık bozulur ve gelişme geriliği oluşur. Büyümesini tamamlamış erişkinlerin yetersiz beslenmesinde ise sağlık bozulur ve iş verimi düşer. Şişmanlık ve zayıflık yanında çocuklarda raşitizm, kansızlık, kadınlarda kemik erimesi (osteomalazi), guatr gibi bir çok hastalık da yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu ortaya çıkar. Beslenme bozukluğunun sık görüldüğü toplumlarda çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği çok görülür, bebek ölüm hızları da çok yüksektir.
MalnütrisyonMalnütrisyon bir ya da daha fazla besin maddesinin vücut dengesini bozacak şekilde yetersiz veya fazla alınması durumunda ortaya çıkan tablodur. Malnütrisyon gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, bu ülkelerin de gelir düzeyi en düşük kesimlerinde problem olmaya devam etmektedir. devamı »
Bu yazı toplamda 1183, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Beslenme Alışkanlıklarındaki Sıradışılık
Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık
Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi
Fastfood alımı veya abur-cubur beslenme alışkanlığı
Vejetaryanlık
Vitamin zehirlenmeleri
Fastfood alımı veya abur-cubur beslenme alışkanlığı
Abur-cubur beslenme alışkanlığı, günümüz insanının hızlı yaşam temposu nedeni ile doğmuş olup, zamanla büyümüş ve bir endüstri haline gelmiştir. Daha çok gençlerde görülmesine rağmen günümüzde her yaşta yaygınlaşmaktadır. “Fast-food”ların özelliği sahip oldukları yüksek enerjinin % 40-50’sinin yağdan geliyor olmasıdır. Besin değerleri çok düşüktür ve sodyum içeriği yüksek, vitamin A ve kalsiyum açısından fakirdir. Bu tip besin özellikle obezite ve yüksek tansiyon gelişmesine zemin hazırlar. Bir çocuğun sadece bir öğün bu tip diyetle beslenmesi günlük enerji gereksiniminin yarısından fazlasını karşılar. Bu nedenle, fast food tükeminin yeterli ve dengeli beslenme içinde sınırlı tutulması gerekmektedir.
devamı »
Bu yazı toplamda 1013, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kategoriler
Arşiv - Takvim
| P | S | Ç | P | C | C | P |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |

