cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Yapay Tatlandırıcılar

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz

En çok sevdiğimiz besinler nelerdir diye düşündüğümüzde, genellikle aklımıza ilk gelen tatlı besinlerdir. Tatlıya düşkünlük insanlık tarihi kadar eskidir. Pek çok insan şekerin ve diğer enerji içeren tatlandırıcılar ile hazırlanan besinlerin oluşturduğu “tatlı lezzetten” hoşlanır. Şeker ve diğer enerji içeren tatlandırıcıların en önemli özellikleri ise fazla enerji oluşturmaları ve kan şekerini yükseltmeleridir.

Günümüzde diyabet ve şişmanlık gibi enerji alımının kısıtlanması gereken durumlarda kullanılan çeşitli tatlandırıcılar vardır.

1. Besin değeri olan, enerji içeren tatlandırıcılar: Sukroz, glikoz, fruktoz, mısır şurubu, maltoz , maltodekstrin, dekstroz, bal, şeker alkolleri (sorbitol, mannitol, ksilitol, maltitol, eritritol, laktitol, isomalt), diğer şeker alkollerinden hidrojene edilmiş nişasta hidrolizatı.
devamı »

Bu yazı toplamda 1117, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Ekmeteki Besin

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Günlük kalorinin yaklaşık %40′1 ekmekten karşılanıyor. Oysa ekmek gerekli vitamin ve diğer bileşikleri yeterince içermiyor. Bu yetersizliğin sonucu; gebe ve emziren kadınlar, okul çocukları günlük gerekli besinleri alamıyor.

Ve bu durum kaçınılmaz olarak fiziksel gelişmeye, kavrama yeteneğine, çalışma verimine ve insan sağlığına yansıyor.. Zenginleştirmenin gerektirdiği harcama oldukça düşüktür ve ekmek fiyatının %0.1 ‘i dolayındadır. Buna karşılık sağlanacak yarar gerçekten sınırsızdır.

Her canlı gibi insanın da birinci gereksiniminin beslenme olduğu bilinir. Bu gereksinim, sayısı 40 dolayında olan zorunlu besin öğelerinin her gün belirli miktarda alınması ile karşılanmaktadır. Bunların başlıcaları; vitaminler, mineraller, amino asitler ve yağ asitleridir ve günlük’ alınması gereken miktarları kısaca BRD (beslenme referans değeri) olarak tanımlanır.

BRD’den negatif veya pozitif sapma varsa, yetersiz veya dengesiz beslenmeden söz edilir. Negatif sapma (yetersiz tüketim) daha çok gelişmemiş, pozitif sapma (aşırı tüketim) daha çok gelişmiş toplumların sorunudur.
devamı »

Bu yazı toplamda 1149, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Çocukluk Döneminde Nasıl Sağlıklı Beslenilir

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Doç Dr. S. Songül Yalçın,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD Sosyal Pediatri Ünitesi

Yenidoğan ve süt çocukluğu dönemi
Okul çağı çocuğunun beslenmesi
Hastalık sırasında beslenme
Yenidoğan ve süt çocukluğu dönemi
Bebeklerin sağlıklı bir şekilde doğması annenin yeterli ve dengeli bir şekilde beslenmesi ile mümkündür. Gebelikte artan enerji ve protein ihtiyacının karşılanamaması sonucu annede ağırlık alımında düşüklük, kansızlık, diş çürükleri, kemik erimesi (osteomalazi), ödem ve yüksek tansiyon görülür. Emziren bir annenin de kendi fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayacak, vücuttaki besin yedeğini dengede tutarak salgılanan sütün gerektirdiği enerji ve besin öğelerini alması gerekmektedir. Annenin salgıladığı süt, aldığı besinlerin bir ürünüdür. Gebe kadınlara folik asit ve demir desteği yapılmalıdır.
Bebek doğar doğmaz ilk bir saat içinde anne göğsüne koyularak emzirilmeleri sağlanmalıdır. Böylece bebeğin kendisini hastalıklardan koruyacak kolostrumu (ağız) alması sağlanır. Bununla birlikte ülkemizde bebeklerimizin sadece yarısı ilk bir saat içinde emzirilmektedir. Bebeklerimizin sadece % 85′i ilk gün anne sütü almaktadır. Bu nedenle hastanelerimizin tamamının “Bebek Dostu Hastane” olması, anne ve bebeklerin 24 saat aynı odada tutularak emzirilmelerinin teşvik edilmesi gerekmektedir.
devamı »

Bu yazı toplamda 2153, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Anorexia nervosa nedir?

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Anorexia Nervosa bir yeme bozukluğu türüdür. Yeme bozuklukları; vücut ağırlığı takıntısı, vücudun şekli ile ilgili olumsuz düşünceler ve beraberinde getirdiği duygulanım bozukluklarının olduğu bir durumdur. Bu bozukluk kişinin genel vücut sağlığını etkileyen, hatta tedavi edilmezse, ölümle sonuçlanabilen bir bozukluktur. Yeme Bozuklukları; Anorexia Nervosa, Bulimia Nervosa ve Başka Türlü Adlandırılamayan Yeme Bozuklukları olarak üç ana gruba ayrılır. AN yemek yemeyi tamamen durdurma, BN aşırı yeme ve kusma, BTAYB ise kusma olmadan aşırı yeme, yemeği çiğneyip yutmadan çıkartma ve diğer normal dışı yeme alışkanlıkları ile betimlenir.

AN bireyin beden algısının bozularak kendisini şişman algılaması neticesinde beslenmeyi reddederek aşırı kilo kaybı yaşaması olarak da tanımlanabilir. AN özellikle genç kadınlarda görülür. Yemek yememe, çok az uyuma ve buna rağmen çok aktif olma AN’nın belirgin başlangıç göstergeleridir. Sonrasında AN’lı kişi çok şişmanladığı kanısı ile abartılı bir biçimde rejim uygulamaya başlar. AN hastası kişiler kendini kusturmanın yanı sıra abartılı gıda rejimi ile birlikte aşırı hareket, laksatif, diüretik ve iştah baskılayıcı ilaç da kullanır . Önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra gerçekten de yok olur ve zayıflama normal ölçüleri aşar.

devamı »

Bu yazı toplamda 2282, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Sakın bu aspirinden içmeyin, içirmeyin !

Yazar Swan | 29.04.2008 | Kategori Sağlık


Sağlık Bakanlığı, bir aspirinin “uygun bulunmaması” nedeniyle geri çekilmesini istedi. İşte o aspirin…

”Aspirin Plus C Efervesan Tablet” adlı ilacın 2 serisi uygun bulunmadı. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczaclık Genel Müdürlüğü tarafından il sağlık müdürlüklerine, ilgili ilaç firmasına ve Türk Eczacıları Birliğine (TEB) ”acele” ibaresiyle gönderilen resmi yazıda, bakanlık tarafından yaptırılan inceleme ve analizler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle Bayer Türk Kimya Sanayi LTD. ŞTİ. adına ruhsatlı olan ”Aspirin Plus C Efervesan Tablet”in 67645 ve 67646 seri nolu ürünleri hakkında, (eczane, ecza depoları ve hastanelerden) 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi yapılmasını istendi.

Yazıda, Polifarma İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. adına ruhsatlı olan ”Polifleks yüzde 20 Mannitol Sudaki Solisyon 150 mg” adlı ürünün 0706004-1 seri numarasının da yine ”uygun bulunmaması” nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması yapılması istendi.

AA

Bu yazı toplamda 1159, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

ATES (YENIDOGANDA)

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Ateş genelde vücudun herhangi bir enfeksiyona tepkisidir. Yeni doğmuş bebeklerde ateş ayrıca vücudun su kaybetmesi ya da sıcak iklimlerde bebeğin sıcakta fazla kalması dolayısıyla da ortaya çıkar.

Tüm bunlara bakılmaksızın, rektuma (makata) sokulan bir termometre vasıtasıyla bebeğin ateşinin 38° C olarak ölçülmesi durumunda doktorunuza başvurmanız gerekir. Bebekte herhangi bir ateş ciddi bir durumdur ve nedeni araştırılmalıdır.

Bebeğinizin ateşini ne zaman ölçmelisiniz? Bebeğinize dokunduğunuzda sıcaklık hissediyor musunuz? Onu öptüğünüzde alnı sizin dudaklarınızdan daha mı sıcak? Bebeğiniz normalden farklı şekilde huysuz ya da sessiz mi? Bebeğinizin uyku ritmi birdenbire değişti mi? Bebek kusuyor mu ya da ishal mi? Göğsü tıkanık gibi mi? Bebek artık altını ıslatmıyor mu? Bu sorulardan herhangi birine “evet” diye cevap verdiyseniz ya da sezgileriniz yanlış giden bir şey olduğunu söylüyorsa, bebeğinizin vücud ısısını bir termometre ile ölçün.
devamı »

Bu yazı toplamda 1140, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

BAL 6 AYDAN ÖNCE ZARARLI OLABİLİR

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Baldaki bazı toksin maddelerin, bebekler için tehlikeli olabileceği bildirildi. Annelere, bebeklerine ilk 6 ay, anne sütünden başka yiyecek vermemeleri tavsiye edilen açıklamada, annelerin, doğal bir besin olan balı, besleyici olduğu için bebeklerine 6 aydan önce, süte ya da başka besinlere karıştırarak yedirdiklerine dikkati çeken Doç. Dr. Özkan, baldaki bazı toksin maddelerin, bebekler için tehlikeli olabileceğinin altını çizdi. Baldaki toksin madde oranının yetişkinler için önemli olmadığını, ancak bebekler için tehlikeli sonuçlar doğurabildiğini kaydeden Doç. Dr. Özkan, şunları söyledi:

ALERJİ VE ASTIM RİSKİ

“ Bebeklerin bağışıklık sistemleri zayıf ve bağırsakları olgunlaşmamış olduğundan, 6 aya kadar alerjik maddelerin bağırsaklardan emilerek kana karışma olasılığı oluyor. 6 aylıktan önce, süte ya da başka besine karıştırılarak da olsa, kesinlikle bebeklere bal yedirilmemeli. Bal gibi alerjen maddelerin, bünyedeki aşırı duyarlılığı tetiklemesi ve ileri yaşlarda bu besine karşı alerji ve astım gibi hastalıklara zemin hazırlayabilmesi mümkündür.”
devamı »

Bu yazı toplamda 1125, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

BAĞIRSAK TIKANMASI (YENIDOGAN)

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Barsak tıkanması takriben 1500 çocuktan 1 inde meydana gelir. Tıkanma barsaklarm herhangi bir yerinde olabilir.

Eğer tıkanma mideye yakınsa en belirgin semptom, beslenme kesilse bile inatçı olmaya eğilimli nitelikte bir kusmadır.

Barsak tıkanması daha aşağıda olan bebeklerde, her ne kadar daha sonra kusma meydana gelse de ilk dikkati çeken genellikle şişkin bir karın bölgesidir. Safralı kusmuk daima doktorunuz tarafından incelenmelidir.

Barsak tıkanması olan bir bebek genel olarak altını kirletmez, fakat mekonyum dışkısı, eğer tıkanma mideye yakın bir bölgede ise bebeğin doğduğu ilk gün dışarı çıkabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1118, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

BEBEĞİNİZE 7 GÜNDE UYUMAYI ÖĞRETİN

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Bebeğiniz doğduğu andan itibaren onun için her şeyin en iyisini istiyorsunuz. Belki de bu yüzden ilk günlerde geçirdiğiniz uykusuz geceler sizin için hiç önemli değil. Peki bu tempoya ne kadar dayanacaksınız! Haftalar hatta aylar boyu gecenin bir yarısında tatlı uykunuzdan uyanmak hiç hoş olmasa gerek. Geceleri arada bir eşinizden yardım isteyecek oluyorsunuz ama o yorganı başına çekip daha derin bir uykuya dalıyor. Bir gün olsun yataktan dinlenmiş ve kendinizi iyi hissederek kalkmanın nasıl bir his olduğunu unuttunuz artık!

Evet, benim durumum tıpatıp bu anlatılanlara uyuyor diyorsanız size iyi bir haberimiz var. Bebekler onlara izin verildiği takdirde 3-4 ay arasında kendiliğinden uyuma alışkanlığı kazanıyor. Tabii bu söylenen, siz onu yıllarca sürecek yanlış bir uyku düzenine alıştırmazsanız geçerli. Hele ki bebeğiniz 6 aylıksa ve siz hala gece kuşu olmayı sürdürüyorsanız burada bahsedecegimiz programı hemen uygulamaya başlayın. Çünkü 7 günde düzenli uykuyu garanti ediyoruz. Bizden söylemesi…
devamı »

Bu yazı toplamda 2188, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

BEBEĞİNİZİ KORKUTMAYIN

Yazar jawscod2 | 25.04.2008 | Kategori Sağlık

Türk toplumunda korkutmanın bir çeşit eğitim ve disiplin aracı olarak kullanıldığı vurgulandı.

Çocukların yaklaşık yüzde 10unda, gençlerin de yüzde 2-3ünde yaşamlarını kısıtlayacak korkular gözlendiği belirtildi. Psikiyatrik Eğitim, Danışma, Araştırma ve Tedavi Merkezi (PEDAM) çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı Doç. Dr. Mücahit Öztürk, korkunun çocuklarda sık rastlanan bir tepki olduğunu ve çevresini henüz tanımayan ve etrafında olup bitenden pek haberdar bulunmayan küçük bir bebeğin, tanımadığı her şeyden korkmasının doğal olduğunu söyledi.

Büyüdükçe çevresini ve çevresinden gelecek tepkileri daha iyi değerlendiren çocukta, bu korkuların azalmasının beklendiğini anlatan Doç. Dr. Öztürk, Ancak anne ve babanın yanlış tutumları ve adeta korkuyu çocuklarına öğretmeleri nedeniyle, bu geçici korkular uzun yıllar devam edebilir. Toplumumuzda korkutma bir çeşit eğitim ve disiplin aracı olarak kullanılmakta ve çocuğa adeta korku aşılanmaktadır diye konuştu.
devamı »

Bu yazı toplamda 1110, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share