cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Milli Mücadele Dönemindeki Dernekler

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Azınlıkların, özellikle Rumlar’ın İstanbul’a İtilaf kuvvetlerinin gelişinden sonra taşkın davranışlarından söz etmiştik. Osmanlı İmparatorluğu çöktüğüne göre “Büyük Yunanistan”ı gerçekleştirmek olanağı doğmuştu. 1814 yılında kurulmuş bulunan “Etniki Eterya” Derneği “Megalo İdea” için çalışmış ve 1829’da Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Rusva sayesinde bağımsızlığını kazanmış ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde her fırsattan yararlanarak topraklarını genişletmişti. Girit başta olmak üzere Ege Adaları’nı Batı Anadolu Adaları’nı ve Balkan Savaşı’nda da Selanik dahil Makedonya’nın büyük bir kısmını ele geçirmişti. Girit Adası’nı Yunanistan’a kazandıran Yunan Başbakanı Venizelos Paris Barış Konferansı’nda İzmir başta olmak üzere bütün Batı Anadolu’yu Yunanistan’a katmak için uğraşırken, Trakya ve “Bizans’ın eski başkenti İstanbul” üzerindeki emellerini de saklamıyordu. İstanbul Rumlar’ın taşkınlıklarının yanı sıra, gizli Rum dernekleri kurularak “Büyük Ideal” için çalışmaya başladılar. Bunların en önemlisi “Mavri Mira” (Kara Gün) idi.Doğrudan Yunan Hükümeti’nin maddi ve manevi desteği ile bu dernek Fener Patrikhanesi aracılığı ile büyük destek bulmuştu. Rum okullarının izci örgütlerini de emrine alan dernek, Rumlar’ı silahlandırıp tedhiş hareketleri yapıyordu. Yunan Kızıl Haç’ı ve Göçmenler Komisyonu da bu dernekle çalışmakta idiler. İstanbul ve Trakya’da birçok cinayet ve ırza geçme olayları yaparak tedhiş yaratan dernek, Ege ve özellikle Anadolu’da Pontusçuluğu destekliyordu. Patrikhane de İstanbul’un Yunanistan’a verilmesi veya uluslararası bir yönetime konmasını Lloyd George’den istemişlerdi. devamı »

Bu yazı toplamda 1317, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Hun – Oğuz Destanı

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Oğuz Kağan destanı M.Ö. 209-174 tarihleri arasında hükümdarlık yapmış olan Hun hükümdarı Mete’nin hayatı etrafında şekillenmiştir. Bütün Türk destanlarında olduğu gibi bu destanın da ilk şekli günümüze ulaşmamıştır. Bugün, elimizde Oğuz destanının üç varyantı bulunmaktadır. XIII ile XVI yüzyıllar arasında Uygur harfleriyle yazılmış ve islâmiyetten önceki inancı yansıtan varyantın ilk örneği temsil ettiği kabul edilebilir. XIV. yüzyıl başında yazıldığı bilinen Reşîdeddîn’in Câmiüt-Tevârih adlı eserinde yer alan Farsça Oğuz Kağan Destanı islâmî varyantların ilkini temsil etmektedir. Oğuz Kağan Destanının üçüncü varyantı ise XVII. yüzyılda Ebü’l-Gazî Bahadır Han tarafından Türkmenler arasındaki sözlü rivayetlerden ve önceki yazmalardan faydalanarak yazılmıştır. devamı »

Bu yazı toplamda 2351, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Ankara’nin BaŞkent OluŞu

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

İstanbul’un boşaltılmasından sonra başkentin neresi olacağı hakkında kesin bir karar almak gerekiyordu. Çünkü, o sırada gerek Mecliste, gerek basında devlet başkentinin İstanbul’a taşınması fikri tartışma konusu olmağa başlamıştı. Muhalifler İstanbul’un başkent olmasını istiyorlardı. Bazı yabancı devletler de bu fikre katılıyorlardı. Halbuki idari, askeri, siyasi bakımdan Ankara’nın başkent olması zorunlu idi. Aslında 1920’den beri Ankara, yeni Türkiye Devletinin başkenti olmuş, İstiklal Savaşı buradan yönetilmişti.
devamı »

Bu yazı toplamda 1132, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Cengiz-nâme

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Ortaasya’da yaşayan Türk boyları arasında XIII. yüzyılda doğup gelişmiştir. Cengiznâme Moğol hükümdarı Cengiz’in hayatı, kişiliği ve fetihleri ile ilgili olarak Cengiz’in oğulları tarafından idare edilen Türkler tarafından meydana getirilmiştir. Orta Asya’da yaşayan Türkler özellikle de Başkurd, Kazak ve Kırgız Türkleri, Cengiz destanını çok severek günümüze kadar yaşatmışlardır. Cengiz-nâme’de, Cengiz bir Türk kahramanı olarak kabul edilmekte ve hikâye Türk tarihi gibi anlatılmaktadır. Cengiz, Uygur Türeyiş destanının kahramanları gibi gün ışığı ile Kurt-Tanrı’nın çocuğu olarak doğar. Cengiz-nâme, Moğol Hanlarının destanî tarihi olarak kabul edildiğinden tarih araştırıcılarının da dikkatini çekmiştir. XVII. yüzyılda Orta Asya Türkçesinin değerli yazarı Ebü’l Gâzi Bahadır Han, “şecere-i Türk” adlı eserinde “Cengiz-Nâme”nin ı7 varyantını tesbit ettiğini söylemektedir. Bu bilgi, bu destanın, Orta Asya’daki Türkler arasındaki yaygınlığını göstermektedir. Orta Asya Türkleri, Cengiz’i islâm kahramanı olarak da görmüşler ve ona kutsallık atfetmişlerdir. Batıdaki Türkler tarafından ise Cengiz hiç sevilmemiştir. Arap tarihçilerinin, bu hükümdarı islâm düşmanı olarak göstermeleri ve tarihî olaylar onun sevilmemesinde etkili olmuştur. Moğolların Anadoluya saldırgan biçimde gelip ortalığı yakıp yıkmaları, Bağdat’ın önce Hülâgu daha sonra Timurlenk tarafından yakılıp yıkılması, Timurlenk’in Yıldırım Beyazıd’la sebebsiz savaşı gibi tarihi gerçekler, Cengiz’in de diğer Moğollar gibi sevilmemesine sebeb olmuştur. Cengiz-Nâme batıda yaşayan Türkler’in hafıza ve gönüllerinde yer almamıştır. “Cengiz-Nâme”nin Orta Asya Türkleri arasında bir diğer adı da ” Dâstân-ı Nesl-i Cengiz Han”dır.

Bu yazı toplamda 1159, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Manas Destanı

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Kırgız Türkleri arasında doğan Manas destanı Kazak-Kırgız Türk kültür dâiresi içinde bugün de bütün canlılığı ile yaşamaktadır. Bu destanın XI ile XII. yüzyıllarda meydana geldiği düşünülmektedir. Destanın kahramanı Manas da, Oğuz Kağan destanının islâmî rivayetindeki ve Satuk Buğra Han gibi islâmiyeti yaymak için mücadele eden bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında islâmiyet öncesi Türk kültür , inanç ve kabullerinin tamamını görmek mümkündür. Bazı varyantları 4oo.ooo mısra olan Manas destanı Türk-Bozkır medeniyetinin Kazak -Kırgız dâiresinin kültür belgeseli niteliğindedir.

Bu yazı toplamda 1967, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Köroğlu Destanı

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Bolu beyi, güvendiği seyislerinden biri olan Yusuf’a : ” Çok hünerli ve değerli bir at bul .” emrini verir. Seyis Yusuf, uzun süre Bolu beyinin isteğine uygun bir at arar. Büyüdüklerinde istenen niteliklere sahip olacağına inandığı iki tay bulur ve bunları satın alır. Bolu beyi bu zayıf tayları görünce çok kızar ve seyis Yusuf’un gözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve işinden kovulan Yusuf, sıska taylarla birlikte evine döner. Oğlu Ruşen Ali’ye verdiği talimatlarla tayları büyütür. Babası kör olduğu için Köroğlu takma adıyla anılan Ruşen Ali, babasının isteğine göre atları yetiştirir. Taylardan biri olağanüstü bir at haline gelir ve Kırat adı verilir. devamı »

Bu yazı toplamda 1190, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Osmanlıda kardeş katli ve gün yüzü görmeyen şehzadeler

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Yazının içeriği, tarihimize kanıtsız iftiradan ötürü site yönetimince silinmiştir.

Bu yazı toplamda 1379, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Battal-Nâme

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Bu destanın kahramanı Türkler arasında Battal Gâzi adıyla benimsenmiş bir Arap savaşcısıdır. Asıl destan, VIII. yüzyılda, Emevî’lerin hırıstıyanlarla yaptıkları savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermiş Abdullah isimli bir kişiyle ilgili olarak doğmuştur. Battal arapça kahraman demektir, Battal Gâzi, Arap kahramanına verilen unvanlardır. Türklerin müslüman olmalarından sonra Battal Gâzi destan tipi Türkleştirilmiş önceki destan epizotlarıyla zenginleştirilmiş ve anlatım geleneği içine alınmıştır. XII ve XIII yüzyıllarda Battal-Nâme adı ile ve nesir biçimi yazıya geçirilmiştir. Hikâyeci âşıkların repertuarlarında da yer almıştır.Seyyid Battal adıyla da anılan bu kahraman hem çok bilgili, çok dindar ve cömertdir. Müslümünlığı yaymak için yaptığı mücadelelerde insanların yanında büyücü, cadı ve dev gibi olağanüstü güçlerle de savaşır. ” Aşkar Devzâde” isimli atı da kendisi gibi kahramandır. Arap, Fars ve Türklerin X-XX. yüzyıllar arasında oluşturdukları ortak islâm kültür dâiresinin ürünlerinden biri olmakla beraber Orta Asya’da yaşayan Türk guruplar arasına da yayılarak Türk kabul ve değerleriyle kaynaşmıştır

Bu yazı toplamda 1164, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Alp Er Tunga

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tesbit edilmiştir. Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır. Alp Er Tunga Orta Asya’daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır’ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur. Alp Er Tunga’nın hayatı savaşlarla geçmiştir. Uzun süre mücadele ettiği iranlı Medlerin hükümdarı Keyhusrev ‘in davetinde hile ile öldürülmüştür. Alp Er Tunga ile iranlı Med hükümdarları arasındaki bu mücadelelerin hatıraları uzun asırlar hem Türkler hem iranlılar arasında yaşatılmıştır. Alp Er Tunga, Asur kaynaklarında Maduva, Heredot’ta Madyes, iran ve islâm kaynaklarında Efrasyab adlarıyla anılmaktadır. devamı »

Bu yazı toplamda 1228, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bileşik Formülleri..

Yazar jawscod2 | 15.03.2008 | Kategori Eğitim

Bileşik formülleri basit formül ve molekül formülü olmak üzere iki türlüdür:

Basit (Ampirik) Formül

Basit formül, bir bileşikteki elementlerin türünü ve atom sayılarının oranını gösterir.

CH2, CH2O, NO2 …..gibi

Basit formül bulmak için:

Bir bileşikteki elementlerin kütlece yüzde bileşimi (ya da sabit kütle oranı) ile elementlerin atom kütlelerini (ya da atom kütleleri arasındaki oranı) bilmek yeterlidir.

devamı »

Bu yazı toplamda 3868, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share