cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Star Wars: Battlefront II

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Geçtiğimiz günlerde çıkan, Star Wars: Battlefront 2 sayesinde Star Wars fanları uzak galaksilerde tekrar savaş meydanlarına indiler. Üstelik bu sefer çok daha gerçekçi!

Star Wars: Battlefront 1 güzel oyundu. Oyunculara Star Wars evreninde gerek piyade olarak gerek araç kullanarak savaşma imkânı veriyordu. Bu yüzden oyun Star Wars fanlarının ve FPS severlerin gönlünde taht kurdu. Ancak oyun Türkiye’de fazla ilgi göremedi.

Aradan zaman geçti, Star Wars: Batttlefront 2 duyuruldu. Yapımcıların söylediğine göre ilk oyundan daha iyi bir oyun ile karşı karşıyaydık. Bakalım neyle karşı karşıyayız?

Oyunu açtığımızda kulaklarımızın aşina olduğu klasik Star Wars müzikleri ile dolu bir menü ile karşılaşıyoruz. Yeni bir profil yaratıp New Game butonuna bastığımız da oyun bize “Eğitim bölümünü oyna istersen hem oyundaki yenilikleri de görürsün” diyor. Eğitim bölümüne girdiğimizde kendimiz Geonosis savaşının ortasında buluyoruz. İlk görevlerimiz “Git şuradaki Droidleri öldür” gibisinden kolay görevler. Sürekli olarak sınıfımızı değiştirerek diğer sınıflarında özelliklerini öğrendikten sonra geçiyoruz oyunumuzun senaryo kısmına. devamı »

Bu yazı toplamda 1114, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Splinter Cell: Double Agent

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Bundan beş sene önce senaryosunu Tom Clancy adlı eski ajan-yeni yazarın yazdığı Splinter Cell kısa sürede kült yapımlardan biri haline gelip; MGS severler ve Splinter Cell severler şeklinde iki kutup oluşmasına neden olmuştu. Sanırım forumlarda “MGS mi iyi? Splinter Cell mi?” tartışmalarını hatırlamayan yoktur. Bu kutuplaşmalar doğal olarak yapımcı firmanın işine yaradı ve bol süt veren inek kesilmez mantığı ile devam oyunları birbiri ardına sıralandı. Neyse ki Splinter Cell’in yapımcı firması, “oyun diye odun satsak satarız” mantığında devam oyunları yapmadı, aksine her oyunda seriyi bir adım daha ileriye götürerek daha fazla Sam Fisher taraftarı kazandı. Ancak serinin her oyununda az da olsa birbirini tekrar eden yapımların ortaya çıkması yavaş yavaş Splinter Cell’in popülerliğini öldürüyordu. Bunu fark eden yapımcı firma Splinter Cell markalarının tozlu raflara gömülmesine razı gelmemiş olacak ki Double Agent ile geri döndüler, iyi de ettiler.

Birinin seçim yapması gerekir!
devamı »

Bu yazı toplamda 1191, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Spider-Man 3

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Kardeşimin isteği üzerine vizyona girdiğinin ertesi günü yolunu tuttuk filminin. Düşünüyorum, diyorum “Oğlum iyidir; Venom var, Kum Adam var, Yeşil Cin ‘Jr.’ var.”, neyseler ile giriyoruz filme. Yarısını yedi yaş altı seyircilerin oluşturduğu solunda seyrediyoruz kendisini; aksiyon, komedi, dram filan… vasatı aşıyoruz da yapıt, o salondan bebe katili olmadan çıkmak için sabır taşı bayağı bir zorlanıyor. ‘Çizgi roman’ın ‘roman’ı gidiyor, ‘çizgi film’ oluyor; ‘çizgi film’in ‘çizgi’si sallanıyor, ‘film’ oluyor; sonunda da ‘oyun’ geliyor. Beenox yapıyor, Activision dağıtıyor ve biz oyunun filme göre çok daha fazla tat verdiğini görüyoruz daha ilk saniyeden. Filmleri tâkiben piyasaya sürülen oyunlardaki kâliteyi bildiğimiz için hafif bir ‘kendinden eminlik’ var üzerimizde; geçen sene Ultimate’ini de oynamışız babam, daha ne olsun? Giriyoruz işte oyuna böyle, kendimizle konuşarak.

Oyunun girişte karşımıza gelen bir menüsü yok, yâni onlar istiyorlar ki direkt olaya girelim, benim yaptığım gibi; “Ulan bi’ dur, iki dakika soluklanalım”, yok arkadaş. “Şunu, bunu ayarlayalım.” filan dememize de fırsat vermiyorlar doğal olarak ve konuyu, durumu, karakterleri tanıtan ufak bir film ile oyun için ısınma turları atıyoruz, attırıyorlar. Ardından öncekilerine hiç benzemeyen hareketleri, yetenekleri ile bir nevî dumura uğramamıza sebep olan, hareketleri birkaç tane ile sınırlı olmayan, karşısına çıkan kötüler için türlü türlü kombolar üretebilen, tek kelime ile ‘gerçek’ Örümcek ile tanışıyoruz; onu seviyor, bağrımıza basıyoruz. devamı »

Bu yazı toplamda 5566, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bunu da gördük !

Yazar aSh | 20.02.2008 | Kategori Gündem

Radikal gazetesinin dünkü sayısının manşeti basın tarihinde bir “ilk”e imza attı. Kürşat Bumin o manşeti yazdı.

‘Demedi’den manşet çıkartanı da gördük

Radikal gazetesinin dünkü sayısının manşeti basın tarihinde bir “ilk”e imza attı. İsterseniz manşeti altı ve üstü ile birlikte olduğu gibi aktardıktan sonra konuşmaya başlayalım:

“Haşim Kılıç türbanı esastan görüşmeyi dışlamadı devamı »

Bu yazı toplamda 1090, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sniper Elite

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Sniper Elite ilginç bir oyun. Oyunun ilginç oluşu beni bayağı bir etkiledi sanırım, çünkü yaklaşık bir buçuk ay önce Sniper Elite�in PS2 versiyonunun incelemesi yine benim ellerimden çıkmıştı ve şu an ise aletin içinde PC versiyonunun CD�si takılı. Hayatım boyunca çok az oyunu hem PS2�ye, hem de PC�ye satın almışımdır. Bu iki alete de aldıysam kesin bir iş vardır. Mutlaka bir şeyler vardı bu oyunda ve iki versiyonunu da almışım. Bakalım beni etkileyen etmenler nelermiş?…

2. Dünya Savaşındayız. Almanya ve Rusya ciddi bir savaşın içinde ve ilişkiler çok kızışmış durumda. Rusya kuvvetleri, Almanya�da bulunan atom bombası teknolojisini çalmak istiyor ve kötü amaçları üstüne kullanmayı amaçlıyor. Biz ise oyunda OSS adlı örgütün Amerikan bir askerini yönetiyoruz. Rusya�nın bu kötü düşüncesini gerçekleştirmesine engel olmaya calışacağız (Yahu o zamanlar Rusya ve Amerika, Almanya�ya karşı bir değil miydi? Ama çıkar ilişkileri tabiî…). Ama bakalım yapabilecek miyiz?… devamı »

Bu yazı toplamda 1623, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

Share

Ski Racing 2006

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Sevgili memleketimizde Uludağ gibi bir kayak mekânı olmasına rağmen pek ilgi görmeyen kayak sporunun adının nereden geldiğini herhalde bilmeyen yoktur. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu çalışanları her yabancı isme bir Türkçe isim uydururken “skiing”e ne isim bulacaklarını kara kara düşünürken, o sırada henüz icât edilmemiş olan televizyonda (!) Heidi isimli güzide çizgi dizi başlamıştır ve TDK çalışanları beyin jimnastiğine ara vererek Heidi’yi izlemeye koyulmuşlardır. Heidi’nin o günkü bölümünde, Alp Dağları’nda mevsim kıştır ve her taraf metrelerce kar ile örtülüdür. Daha çizgi dizinin başında, Peter denen Yumurcak kılıklı kerata, süt sağmakta olan Heidi’ye “Çok kral kar yapmış lan gel şu tepeden şöylemesine bir kayak!” demiştir ve o anda televizyonun başındaki iki TDK görevlisi birbirlerine bakarak gülümsemişlerdir. Peter, “skiing”in ismini bulmuştur: Kayak! Biliyorum, saçmaladım; zaten hep yaptığım şey.. Ama oyunumuz cidden de kayak sporuyla ilgili! devamı »

Bu yazı toplamda 1097, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

SiN Episodes: Emergence

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

1998 Kasım’ında, birbirinden hiçbir farkı yokmuş gibi görünen iki oyun çıktı piyasaya: Half Life ve Sin. Valve yapımı Half Life’ta kullanılan Quake motorunun bir üst kademesi Ritual tarafından Sin için kullanılsa da, kapasite farkı mı demeli, kalite farkı mı demeli karar veremiyoruz; Half Life ezici bir üstünlükle Sin’i gölgede bırakmayı başarmış, tartışmasız o yılın en iyi vuruş oyunu olmuştu. Büyük beklentilerine rağmen Half Life yüzünden hayallerine ulaşamayan Ritual başka projelere yönelmiş, bu projelerle geçinmeye çalışmış ve günümüze kadar, yaklaşık sekiz yıl rutin bir iş hayatı geçirmişti. Half Life 2 çıkarken ofislerinde kim bilir ne kıskançlık krizleri geçirmişlerdir, 98 yılını anıp anıp ne çekemez laflar etmişlerdir tahmin bile etmek istemiyoruz, ancak firmanın Half Life’a bu işin burda bitmediğini söylemek istediğini bu yıl anladık: Half Life’ın dizi şeklinde, kısa bölümlere bölerek yeni oyunlar yapmaya başlaması Ritual için de bir mücadele şansı vermişti; şimdi Sin, Sin Episodes olarak yeniden doğacaktı.

Günümüzün gelişen teknolojik şartları ve oyun yapımcılarının sahip oldukları geniş imkânlar, daha iyi işlerin ortaya çıkarılmasına ve dolayısıyla oyunların yapım aşamasının çok daha uzun sürmesine yol açıyor. Hâl böyle olunca, gün geçtikçe yapılan oyunların bekleyenlerinin heyecan duyma süreleri uzuyor ve bir oyun için yıllarca süren beklentiler olabiliyor. Bunun önüne geçmek isteyen yaratıcı ve hafif de ticarî kafası gelişmiş yapımcılar, oyunlar için de dizi taktiğini uygulamaya karar verdiler. Bir yandan Half Life 2’nin devam oyunu olarak gösterilen fakat Half Life 3’ün ta kendisi olduğu da açık açık görülen Episode One’ı, bir yandan da Half Life ile yıllar öncesine dayanan bir hesaplaşması olan Sin’in yeniden doğuşunun ve rakibinin karşısına geçişinin ilk bölümü, Emergence’i oynuyoruz. Sonuç pek değişmiş gibi görünmüyor, Half Life 2: Episode One, Ritual için yine huzursuz günler yaşatıyor. Sin’in dağıtımcılığına Valve’in de katılması ise durumu komikleştiriyor. devamı »

Bu yazı toplamda 1626, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sid Meier’s Railroads

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Hatırlarım, daha üç dört yaşındayken tren oyuncak setim vardı. Setin içinde raylar vardı ve onları birleştirerek uçlarından bir tren yolu oluşturur, ardından trenleri üstünde ittirirdim. Küçüktüm tabii, eğlenirdim. Gerçi artık oyuncaklarla oynama isteğimizin tamamını bilgisayar ve konsol oyunlarından karşılayabiliyoruz. Bu güzel bir şey, ama eskileri de unutmamak lâzım. Viking setim vardı hâtta. Ehm.

Yıllar önce Railroad Tycoon çıktı. Yapımın arkasında bilindik bir isim olan ve benim önderlik ettiği oyunları büyük bir hayranlıkla oynadığım Sid Meier bulunuyordu. Railroad Tycoon serîsi macerası, bir süre sonra rafa kaldırıldı. Şimdi yıl 2006 sonu, 2007’ye gireceğimiz sıralar. Sid Meier sanırım bize bir yılbaşı hediyesi vermek için Sid Meier’s Railroads ile geri dönüyor… Büyüksün baba! devamı »

Bu yazı toplamda 1154, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Ship Simulator 2008

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Simülasyon adının ciddiyetini bilirsiniz, ana kategorisi istediği kadar “oyun” olsun, bir oyun adına simülasyon sorumluluğu yüklediği anda eğlencelik olma veya arcade olma şansını kaybetmiştir. İlla ki sapına kadar gerçek, tam anlamıyla ciddiyet dolu olmalıdır ve kendisine yamuk yapanı bir yumrukta yere serebilmelidir. O yüzdendir ki Football Manager’a spor oyunu diyenlere bazıları hiddetle karşı çıkar, saygılı ol, o bir spor oyunu değil, o bir simülasyondur, o bir yaşam tarzıdır, derler. Players must be clever.

VSTEP, 2006 yılının yaz aylarında Ship Simulator 2006’yı ortaya çıkardıktan sonra pek iyi tepkiler almamış, oyunun bir gemi simülasyonu kalıbına sahip olmayı başarabilmesine rağmen oyuncular için pek keyifli saatler vaadetmediği, daha çok, hatalarla dolu sıkıcı saatlere gebe olduğu söylenmişti. VSTEP eleştirilerden dolayı yılmamış olmalı ki, hemen hemen bir buçuk yıl sonra ikinci Ship Simulator’ü koydu önümüze: Ship Simulator 2008. devamı »

Bu yazı toplamda 1496, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Shellshock: Nam ’67

Yazar ahmetodabasoglu | 20.02.2008 | Kategori Teknoloji

Vietnam… Bana göre 2. Dünya Savaşı’ndan çok daha kanlı, çok daha zalim, çok daha vahşice geçti. Ama gerek oyun firmalarının 2. savaşa takılıp kalması ve hala suyunu çıkarmadıklarını düşünmeleri, gerek Nam hakkında yine bana göre yeteri kadar film yapılmaması ve tabii en önemlisi 2. savaş gibi okullarda gördüğümüz tarih derslerinde esamesinin okunulmaması yüzünden çoğumuzun Vietnam hakkında doğru düzgün bilgisi yok.

Son aylarda onlarca 2. Dünya Savaşı oyunu oynamama rağmen, oynadığım en son Nam oyunu Vietcong. İzlediğim en son Vietnam filmi Mel Gibson’ın Bir Zamanlar Askerdik’i. Tabii bunların hepsi 2. Dünya Savaşı oyunlarıyla kahramanlıklarını gözümüze sokma çabalarının, Vietnam’daki rezillikleriyle boşa çıkmaması için yapılıyor ama olsun. Bir Hollanda firması olan Guerilla bu konuya güzel bir eğilim yaptı.

ShellShock Nam’67, Vietnam’daki savaşın en sıcak olduğu zamanlarda cepheye yollanan sıradan bir askeri anlatan 3rd person shooter. Oyun boyunca takım arkadaşlarınız eşliğinde Vietnam’ın kimi zaman ormanlarında, kimi zaman köylerinde, kimi zaman da Vietcong’un ünlü yer altı tünellerinde görevler peşinde koşuyor ve çok sayıda Vietcong (VC) avlıyorsunuz. Tek başınıza çıktığınız görevler de oluyor ve bunlar genellikle gizliliğe dayalı. Oyuna ilk başladığınızda takımınızla birlikte ısınma görevleri diyebileceğimiz devriyelere çıkıyoruz. Bu görevler sizi Vietnam havasına ve oyun yapısına ısındırmak için, nispeten kolay. Ama daha sonra VC’nin esir düşen Amerikan askerlerini bulundurduğu bir kaleyi alıp, aynı gece dört kişiyle kaleyi savunduğunuz görevden sonra Özel Kuvvet Timi’ne alınıyorsunuz ve asıl oyun buradan sonra başlıyor diyebiliriz. devamı »

Bu yazı toplamda 1299, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share