cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Pusu: Uyanış

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Ne demişler, dost acı söyler. Aylardır hatta yıllardır Türk oyunseverleri “Harika bir oyun çıkarıyoruz! Hem de Türkçe!” edasıyla heveslendiren “3TE Games”, maalesef hevesimizi kursağımızda bıraktı… Bunun nedeni ise çok açık: Zamana ayak uyduramamış olan oyun motoru… Kâh 3TE’nin resmiî sitesine bakarak, kâh sağda solda çıkan haberlerin verdiği gazlara kapılarak “Oh bea! Artık bizim de bir oyunumuz oluyor!” dedik. 13 Mayıs, 17 Mayıs derken en sonunda Pusu raflardaki yerini buldu ve biz de hemen koşup 20YTL trik para Pusu’yu aldık. Sitemizde “Destek olsun, PUSU’yu orjinal alın, daha güzel Türk oyunları çıksın!” gibisinden forum konuları açtık, haberler yaptık. Ve en sonunda Korsanları ve Korsancıları Koruma Derneği(KKKD) Başkanı bir basın açıklaması yaptı ve dedi ki: “E kardeşim iyi güzel de destek hakedene verilir! Biz hergün binlerce cd kopyalıyoruz, polislerle cebelleşiyoruz! Asıl desteği, biz hakediyoruz!” Bu açıklama, halkı derinden etkiledi…. Hadi olay yaratan oyun “PUSU: UYANIŞ” ı hep birlikte inceleyelim. Ehehehe. devamı »

Bu yazı toplamda 1171, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Pro Evolution Soccer 4

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Konsollarda yarattığı futbol devriminin ardından PC’ye de bomba gibi düştü. Geliştirilmiş grafikler ile gözlere hitap eden rakipsiz kralın tacını elinden almak çok zor.

Devler arenasında tek dev olma duygusunun verdiği gazla EA, FIFA 98 ve 99’da çok başarılı yapımlara imza attı. 2000’inci FIFA (?) da gayet iyiydi, ancak sonrasında gelişen olaylar EA açısından hiç de hayırlı olmayacaktı. Konsollardaki Winning Eleven muhabbetleri EA’in sinirini bozuyor, bozulan sinirin verdiği hırçınlık daha kötü oyunlar yapmasına sebep oluyordu. Devler arenasında tek dev değildi artık, konsolları ele geçirmiş güçlü bir rakibe sahipti FIFA.

Ancak Konami PC pazarına çok fazla girişmemiş, kendini konsollarla kısıtlamış bir firmaydı; ve bunun verdiği rahatlık ile EA, Sensible Software’in kapanışından kendine ders çıkarmayarak yeni FIFA’larda sadece makyözlük görevini üstleniyordu. Birkaç ufak değişiklik ile her sene hem FIFA’yı, hem de oynayanların gözlerini boyayan EA en büyük darbeyi baktığı ancak göremediği düşmanından; Konami’den yiyecekti. Winning Eleven’ı Avrupa için Pro Evolution Soccer adında sunan Konami, tatlı gelen PC pazarınından bir ısırık daha almak için 3. oyununu PC’ye çıkardı. Konsollarla ilgisi olmayanların bu sessiz bomba karşısında nutku tutulmuştu, hayatlarında bu kadar gerçekçi bir futbol oyunu oynamamışlardı! Hayır, bu bir futbol oyunu değildi; bu olsa olsa futbol “simulasyonu” olabilirdi. FIFA mı? O ne ki? Heh. devamı »

Bu yazı toplamda 1195, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Pro Evolution Soccer 2008

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Değişmek önemli olay aslında. Tabii istenen değişim, gelişimdir hep. Geriye, yani kötüye doğru değişimin iyi olması mümkün değil. Ancak ne ileriye, ne de geriye gidiyorsak ve yerimizde saymak için ısrar ediyorsak, yakın zamanda ve ciddi manâda eleştirileceğimiz, kaçınılmaz bir gerçek olup çıkıveriyor.

İlk oyunlarını çıktığı yıllarda oynayamadım belki ama, neticede oynamadığım bir FIFA oyunu yok. 94’ün oyunundan sonra her yıl belli gelişimler gördük, aralarında kral seçilenler oldu, yerini kimse alamadı… ancak yakın zamanda yapılan oyunlar arasında kral seçmek imkânsız oldu; zirâ aralarındaki yedi farkı görmek için epey kasmak gerekiyordu. Tökezlemeye başlanan zamanlarda ilk rakip çıktı karşısına FIFA’nın: Pro Evolution Soccer serîsi, üçüncü oyun ile birlikte PC’ye de geldi. Bu yeni oyun, açıkçası pek de yadırganmadan, hatırı sayılır miktarda FIFA fanatiğini ya da bıkmışı kendine çekmeyi başardı. Birkaç sene içinde de işin rengi belli oldu. Ufaktan iki serî de otomatiğe bağlıyordu kendini; yapımcılara göre seçimini yapan yapmıştı sanki… Evet, olay artık kabak tadı vermeye başlıyordu ki, şu veya bu grup için değil, genel piyasa için bomba gibi bir haber geldi içinde bulunduğumuz yeni döneme dâir: PES, grafik motorunda yeniliğe gitti. devamı »

Bu yazı toplamda 1237, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Prison Tycoon

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Neredeyse hiçbirimiz aşırı suçlu olmadığımız için beter insanların girdiği hapishanelerin durumunu ancak Amerikan filmlerinde ya da bazı Türk filmlerinde görebiliyoruz. Nedense Amerikan filmlerindeki hapishanelerde çoğunlukla seri katiller olur, filmin esas oğlanı masum olsa da bu hapishaneye atılır ve içeride bunu bir güzel becerirler. Hâtta bir tane de iyi yürekli katil arkadaşları olur. Bu olay Türk filmlerinde de aynıdır fakat tek bir farkla, Türk filmlerindeki hapishanelerde seri katiller değil namus katilleri bulunur. Ehehe o da başka geyik haa. “Namusum için yapmişem, pişman degilem!”

İşte bütün bu rezil ve de komik insanlara tycoon oyunları furyasına katılan “Prison Tycoon” isimli oyunda yöneticilik edeceğiz. Şu ana kadar çıkan çoğu tycoon oyununda hâtta bütün tycoon oyunlarında para kazanmak için birşeyler sattık veya sergiledik ve insanların ilgisini çekmeye çalıştık. Ancak bu kez tycoon oyunu yapımcıları iyice cıvıttığı için olsa gerek birşeyler satmak yerine yöneticilik usulü ile para kazanacağız. Yöneticilik usulü tycoon oyunlarına benim açımdan harika ve çok zevkli olan School Tycoon’u örnek verebilirim. Aslında onda da pek yönetici usulü para kazanmıyorduk, döner sermaye işliyordu şerefsizim. Bakalım Prison Tycoon’da ne dolaplar dönüyormuş… devamı »

Bu yazı toplamda 1700, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Prince of Persia: Warrior Within

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yakışıklı Prensimiz hiç olmadığı kadar vahşi..Beklenen oyun geldi..Aksiyon tutkunlarının tam aradığı oyun Prince of Persia:Warior Within ..Herşeyiyle 4 4’lük bir oyun.

Her oyunda olduğu gibi yine ilk bölümler tutorial yani oyunun oynanışıyla ilgili. SoT’ye göre oldukça gelişmiş hareketler sergiliyor prens. Oynanışta hiç bir değişiklik yok. Alışanlar için sorun yok. SoT oynarken kamera ile cebelleşmekten oyunu kenara attığınız olduysa bu oyunu da oynamamanız hatta almamanız doğru karar olur. Ama akrobasiler, konu, atmosfer devreye girince “bunu görmem lazım” diyor insan.

Belalı bir ada. Bela da peşinizde tabi. Bazı yerlerde çok hızlı olmanız gerek. Ekranı gördüğünüz anda ne yapacağınızı bilmeniz de cabası. Hızlı düşünmek gerek. Gelişmiş hareketleri ise burada anlatmak mümkün değil. 4-5 sayfa sadece hareketler var. Akrobasi, tek silah, çift silah, özel güçler… Bütün komboları da hemen yapamıyor zaten. Önce ilerleyerek öğrenmesi gerek 🙂 “Geçmişe giderek” demiştik. Oyun boyunca zaman portalları denen yerlerden sık sık geçeceğiz. Bunu yaparken her seferinde videoyu izlettirmeseler olmaz sanki. Neyse ki 3-4 saniye sürüyor. Haritaya baktığımızda yapmamız gereken görevin yanında “past (geçmiş)” ya da “present (şimdiki)” zaman terimleri çıkıyor. Yani o görevi hangi zamanda gerçekleştirmemiz gerektiğini buradan anlıyoruz. devamı »

Bu yazı toplamda 1639, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Prince of Persia: The Two Thrones

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Atari’den bilgisayara uzun bir yol kat etti. Neydi, ne hâle geldi.. İlk oyunu 16 yıl önce çıkan Prince of Persia, herkesin ilgi odağı idi. Disket ile taşındığından her yerde oynanabilen bu oyun; kimileri için zaman geçirmek için oynanır, kimileri için de oynayanlar ile yarışmanın ve kim önce bitirecek piskolojisinin verdiği zevk ile vazgeçilmezler arasına girmişti. İlk 3D oyunu 1999 yılında çıktı. 16 yaşında olan Prince Of Persia’nın 16 yılda nasıl geliştiğini görmek çok da zor olmasa gerek.. Uzatmadan, gelelim yeni oyunumuz olan Prince of Persia: The Two Thrones ‘a.

Senaryo diğer oyunların aksine kurtarma içerikli değil, intikam içerikli.. Bu da şu demek oluyor: Prensimiz, bir önceki oyunda öldürülen Prenses Kaliena’nın intikamını alacak, ama kimden alacak? Oyunun en dikkat çeken noktası bu olsa gerek çünkü intikamı bir önceki serüvende prensimizin öldürdüğü vezirden alacağız. Bu vezir ölmediği gibi aynı zamanda Babil’i de işgal etmiş. Yani işler zor anlayacağınız.. devamı »

Bu yazı toplamda 2557, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Premier Manager 2005-2006

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

DİKKAT DİKKAT!!! Bu bir uyarıdır! Birazdan okuyacaklarınızın psikolojinizi bozması durumundan firmamız asla sorumlu değildir, lütfen yazıyı okurken ruhunuzu ana sayfada bırakınız! Hâtta yazının ortalarında kafanıza vurmamanız için ellerinizi de dosyalar bölümüne küçük bir gezintiye çıkarsanız hiç fena olmaz! Ben uyarımı yaptım, giriyorum “oyun”a…

Eğer ana sayfamızdaki “Hangi menajerlik oyununu almalı!” anketine dikkat ettiyseniz (Siz yazıyı okurken o anket sonlandırılmış olabilir.), güzel menajerlik oyunlarının altında “Premier Manager” isimli bir oyun görmüşsünüzdür. Eminim bir çoğunuzun “O ne bea yeni mi çıkmış!” diye garip bir tepkiyle karşıladığı menajerlik oyunu, benim bildiğim geçen seneden beri (2004-2005 sezonu) üretilmekte. Aslında geçen seneki berbat sürümden sonra bu sene oyunun yeni sürümünün çıkacağını hiç zannetmezdim. Ama çıkınca, berbat olduğunu bile bile ben de oturayım bir uyarı incelemesi yazayım dedim… “Premier Manager”, tek cd hâlinde gelen ve 15-20 saniyelik ideal 500MB yükleme sonunda oynayabileceğimiz düşük bütçeli basit bir futbol menajerlik oyunu. Dikkat ederseniz, oyunun ambleminde saçsız kellesi futbol topu hâline getirilmiş kalın enseli bir vatandaş bulunuyor. İşte o arkadaş ve top kafası, geçen seneki oyunun ambleminde de yer alıyordu. Bunu söylememin nedeni yer doldurmak değil, yapımcıların üşengeçliğini göstermek. Ya kardeşim her serî oyun (Serî katil gibi oldu.) yeni oyunlarda logo değiştirirken, sen hep aynı logoyu kullanıp sadece altında yazan tarihi değiştirerek tekrar önümüze sunmaya utanmıyor musun? La hadi onu anladık bari oyunu yenileyin… devamı »

Bu yazı toplamda 1415, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Powerdrome

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Oyunumuz, gelecek yıllarda geçen ve uzaylıya benzer garip yaratıkların kullandığı “aşmış” aletler tarafından oynanan bir yarış oyunu. Kullanılan araçları herhangi bir kategoriye koyamadığım için fantezi-yarış diyebileceğimiz oyunumuz güzel ve gazlandırıcı bir giriş videosuyla başlıyor ve sonrasında bizi insanın hiç garipsemediği tipik bir yarış oyunu menüsüne atıyor. Hızlı yarış, şampiyona, zamana karşı yarış gibi alışılagelmiş yarış modlarının bulunduğu Powerdrome, her yarış oyunu gibi basit hazırlanmış. Oyun modumuzu seçiyoruz, aracımızı-karakterimizi seçiyoruz, pistimizi seçiyoruz ve başlıyoruz hiç bir atraksiyonda bulunmadan yarışmaya. Ahanda bu kadar bitti oyun. Yazının geri kalan bölümlerinde teferruata gireceğim, okusanız da bir şey kazanmazsınız. devamı »

Bu yazı toplamda 1141, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Portal

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Orange Box’ın şu ana kadar piyasaya çıkmış en iyi ve en hesaplı oyun paketlerinden biri olduğunu artık herkes kabul etti. İçeriğinin bu kadar iyi olacağını tahmin etmemiştik en başta tabii ki. Ama o bizi Half-Life Episode 2’yle Gordon’ın hâlâ bitmemiş bir öyküsü olduğunu, Team Fortress 2 ile de Source motorunun ne kadar da değişik konseptlere uyum sağlayıp bunu başka bir multiplayer klasiği olan Counter-Strike’tan kat kat eğlenceli yapabileceğini kanıtladı. Ama bir şeyi es geçmiştik hepimiz. Onun için yaratıcılık kokan küçük bir mod diye düşünmüştük. Ancak Portal bize çok daha fazlası olduğunu olabilecek en şiddetli şok etkisiyle fark ettirdi (evet çok ama çok etkilendim oyundan).

Portal’ın konusu etik kuralları çiğneyen bir organizasyonun hikâyesi aslında. Aperture Scince denen bu şirket son teknolojiyi kullanarak çeşitli silahlar ve icatlar üretiyor. Ancak etiğe aykırı olan şey bu silahların deneylerinde gerçek insanları kullanmaları ve bunu yaparken de onları psikolojik olarak çökertmeleri. İşte bu amcalar bir portal silahı keşfediyorlar, bu silah biri turuncu diğeri mavi olmak üzere iki portal açıp aralarından geçiş yapabilmemizi sağlıyor. Ancak güvenliğinden ve kullanım yollarından emin değiller, bu yüzden insanlar üzerinde denemek istiyorlar. Ve oyunda biz bu denek insanlardan birini yönetiyoruz. devamı »

Bu yazı toplamda 1131, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Pirates of the Caribbean: The Legend of Jack Sparrow

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Kendimizi Seven Studios’un yerine koyalım. İşleri fazla sıkı tutmayan Bethesda Software’in yayıncılığı altında, tıpkı ilk film gibi başarılı olması beklenen, hâtta başarılı olmasına kesin gözüyle bakılan Karayip Korsanları’nın oyunu üzerinde, yani bir film oyunu üzerinde çalışacağız. Gişe hasılatının yansıması olarak oyunu otomatikman satın alacak belli bir kitle var ve bu kitle sayesinde, büyük çabalar harcayarak üretebileceğiniz bir oyunun kazanacağı parayla eşdeğer miktarda gelir elde edilmesi neredeyse garanti. E bir film oyunundan tek beklenen de, önceki film oyunlarının alıştırdığı şekilde, senaryoya bağlı kalan vasat bir oyun olması ise, ne gerek var ki bünyeleri yormaya; sal kendini, yap oyunu baştan savma, sür piyasaya. Zaten, hayat da bir baştan savmacılıktan ibaret değil midir? Değil midir Seven Studios, söyle! Ah, bana vurdun, n’ayır… devamı »

Bu yazı toplamda 1134, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share