cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


İDDAA özel şirketlere veriliyor

Yazar aSh | 19.02.2008 | Kategori Gündem

Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarının (İddaa) özel şirketlere yaptırılmasını öngören kanun tasarısı, yapılan değişikliklerle TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Tasarıya göre, at yarışları hariç, uzmanlık, ileri teknoloji ve yüksek maddi kaynak gerektiren spor müsabakaları üzerine, sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunları düzenlenecek. Bu düzenlemelere ilişkin merkezi bahis sistemi ve risk yönetim merkezi kurulacak. Özel hukuk tüzel kişilere, sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunları için hasılattan pay verilecek.

Müşterek bahis ve sabit ihtimalli bahis oyunlarının elektronik ortamlar ve bahis terminalleri üzerinden oynatılması amacıyla sanal ve sabit bayilerin bağlantılı olarak çalıştığı, mülkiyeti yükleniciye ait merkezi bahis sisteminin kurulması ve işletilmesi, Spor Toto  Teşkilatı Başkanlığı tarafından özel hukuk tüzel kişilerine yaptırılacak. devamı »

Bu yazı toplamda 1881, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Scarface: The World Is Yours

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Başarılı olanı taklit etmek ile takip etmek arasındaki fark, hiç kuşku yok ki tartışılmayacak derecede büyük. Takip etmek, yani örnek almak, başarıya ulaşmak için esas alınması gereken önemli davranışlardan biriyken, taklit etmek ise birey olma ayrıcalığını yaşayamamaya sürüklenmeye yol açan bir “yanlış”, bir “karaktersizlik” göstergesidir. Düşündüğümüz zaman, takip edip, bu takibine kendinden parçalar katanların, gelecek nesiller ve yaratıcılar tarafından da takip edildiğini fark ediyoruz; fakat ne mutludur insanlığa ki, taklit edenlerin hatırlardan silinmesi, yalancıların mumunun sönmesinden bile daha az bir zamana tekabül ediyor. devamı »

Bu yazı toplamda 2335, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Salvo

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

-Kaptan bir adet beyaz bayrak görüyorum o nedir?
-Haa savaş var lan savaş gir o bayrağa.
-O nasıl oluyor kaptan?
-Oğlum gir işte savaştan önce öldürtme kendini!

Zuahaha muahaha hâtta ve hâtta eheuheue! Belki daha girişte sizi dumur ettim ama Salvo hakkında söylenebilecek kısa ve öz tek cümle bu! Anlamadınız mı? Girin içeri size kahve yapayım…

Salvo, isminde bile meymeret bulunmayan garip gurup bir gemi simülasyonu. Daha doğrusu korsancılık oyunu. Bunları zaten oyunun cd kutusunun üstündeki resimler ve yazılardan da anlayarak oyunu bilgisayarımıza kuruyoruz. CD kutusundaki resimlerden biraz kıl kapıyoruz ama hiç çaktırmıyoruz ve sanki güzel olacağını bekliyormuş gibi oyunu tedbirli tıklamalarla açıyoruz. Bunun oyunu alan herkes için aynı olduğuna ve olacağına eminim. Oyunu açtığımızda ise videosuz, windows penceresi olarak açılan oyunun menüsünü yavaş yavaş kurcalamaya başlıyoruz. Kurcalamaya başlamamız ile yeni oyuna geçmemiz neredeyse aynı anda oluyor çünkü ana menüde ayarlar bölümünden başka bir şey olmuyor. Daha sonra da zaten oyun içinde dumurların en babalarını oluyoruz… devamı »

Bu yazı toplamda 1297, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

S.T.A.L.K.E.R. – Shadow of Chernobyl

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Bir oyun duyurulur ve beğenilirse büyük yankı uyandırır. Geniş bir kesimin ilgisini çekerek yakın tâkip altına alınır. Beklentilerimiz, oyuna bir an önce kavuşmak yönünde gelişir; ancak, yapımcı ve dağıtıcı firma işin cılkını çıkarır. Üst üste gelen ertelemeler ile tahmin edilenden çok daha uzun süren yapım aşaması umudun yitirilmesine, daha doğrusu “Ahah, artık bir cacık olmaz bundan, bitti!” şeklinde söylemlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Evet, oyun piyasasının gördüğü hatırı sayılır uzunluklarda yapım aşamalarından geçen oyunlar arasında apayrı bir yere sahip olan S.T.A.L.K.E.R. – Shadow of Chernobyl, bu özelliği, ‘beklendiğine değen yapıtlar’ içerisinde yer alması sayesinde kazanıyor. Zîra, bu kadar bekletip ortalığa bomba gibi düşmek her babayiğidin harcı değil.

Tam beş sene evvel duyurulan oyunun konusu, adından da anlaşıldığı üzere, Çernobil üzerine kurulu. 1986 yılında meydana gelen nükleer santral patlaması ile adı tüyleri diken diken eden bir üne kavuşan bu bölgede, günümüzden yaklaşık beş sene sonra bir patlama daha meydana gelir. Henüz tüm yaralarını saramamış –ve tabii asla saramayacak- bölgenin küçük halkı da göç eder. Ayrıca, yaklaşık otuz yıl arayla meydana gelen iki büyük patlama herkesin psikolojisini bozmuş, yayılan radyasyon da fizyolojik bozukların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Radyoaktif enerji, garip bir şekilde, değerli taşlar getirmiştir beraberinde. Eh, belki âlâkasız olacak ama, bu tip bir olayın çok da absürd olmayacağını kavrayabilmek açısından şöyle bir örnek verilebilir: 14 gram ‘karbon’un radyoaktif bir bozunma sonrası açığa çıkardığı enerjiye, her biri otuz ton kömür taşıyan 1000 adet TIR’ı yakarak ulaşabiliriz, araçları park ediyoruz müsâit bir yere tabii. devamı »

Bu yazı toplamda 1253, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Rome Total War : Barbarian Invasion

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Geçen yılın beğenilen savaş strateji oyunu Rome Total War ek paketi olan Barbarian Invasion’ı sizler için inceledik. Birçok ek paketten daha fazla eklemeler ve düzeltmeler bulunduran bu paket bir önceki oyundan daha fazla gelişme vaadediyor. Ek paket oyuncuları uğraştırmamak ve birtakım yeniliklere adım atmak için bir önceki oyunun kaldığı noktadan değil de, oyuna yüzlerce yıl sonradan başlıyor. Başlangıçta Roma İmparatorluğu güçlenmiş ve genişlemiş. Ancak Batı ve Doğu olmak üzere ikiye ayrılmış. Bu ayrılmanın sonucunda Roma İmparatorluğu egemenliği altında olan bir takım kabileler, Roma İmparatorluğu’na karşı koymaya ve savaşmaya başlıyor. Oyunun adından da anlaşılıyor zaten. Size yanlızca orduları yönetmek kalıyor. En güzel tarafı ise sadece bir orduyu yönetmek zorunda kalmamanız ve kilitli bir takım noktaları açmaya çalışmamanız. Oyunun henüz başında isterseniz Romalıları isterseniz kabilelerden birini seçip savaşı yönetebiliyorsunuz. devamı »

Bu yazı toplamda 1514, bugün ise 2 kez görüntülenmiş

Share

Rogue Trooper

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yaklaşık yirmi beş yıl önce çizgi roman olarak doğan, Rogue isimli mavi laboratuar yapımı yaratığın maceralarını konu alan bir yapımdı Rogue Trooper. Yıllar geçip bilgisayar teknolojisi dünyada önemli bir pay sahibi oldukça çeşitli firmalar tarafından ufak oyunları yapıldı, bu yıl ise, yani doğumunun yirmi beşinci yılında ise Rebellion Software tarafından oyun olarak sevenlerinin huzuruna sunuldu.

Maceracımızın ana olayı, silah arkadaşlarının neredeyse tamamını kaybetmesi ve düşman ellerinde arkadaşlarının intikamını alma yoluna baş koyması. Rogue’un ve arkadaşlarının sıcak laboratuarlarını terk edip savaşmaya gelmelerinin tek nedeni ise, iki gezegen arasında oluşan yeni gezegenin gittikçe değerli bir hâl alması ve iki gezegen ırklarının yeni gezegen uğrunda savaşmaya başlaması. Kuzey gezegen özel hazırlanmış kıyafetlerle atmosferi rezil bir hâl alan yeni gezegende rahatça bulunabilirken, Güney gezegen ise bu atmosferle uyumlu yepyeni bir ırk yaratmaya karar vermiş ve ortaya Rogue ve arkadaşları, mavi boncuklarımız çıkmış. Bu kadar kasmalarına hiç gerek yoktu, yeni oluşan gezegeni ikiye bölerek milletler hâlinde yaşayıp yeni bir “Dünya” yaratsalardı durum çok daha iyi ve barışçıl olabilirdi, ya da hiç değilse adam gibi savaşıp yeni gezegenin atmosferini batırmayabilirlerdi; ancak bunlar yapılsaydı Rogue ve arkadaşları olmazdı. devamı »

Bu yazı toplamda 1493, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Rise of Nations: Rise of Legends

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Adı gibi büyük bir firma Big Huge Games. Strateji türündeki çoğu oyunu bir kenara iten başyapıtları Rise of Nations ile tüm dikkatleri üzerlerine çekmiş, tüm oyuncular tarafından ayakta alkışlanmış, hatta strateji erbapları tarafından omuzlara alınmışlardı. Daha önce görülmemiş bir “çağ” anlayışı ile ilerleyen bu oyunun bu kadar tutulması büyük bir sürpriz değildi; nitekim bunu hak ettiğini herkes biliyordu. Taş ve sopayla başlayan savaşların mızrakla, ardından silahla devam etmesi ve nihayetinde nükleer bir hâl almasını bir oyunun konusu olarak görmek, her oyuncuya nasip olmazdı. Hiçbir oyuncu da böyle bir oyunu kaçırmaz, bitirince de devamını beklerdi. Thrones and Patriots isimli paket ile biraz daha doyar, bir köşeye pusarak yeni oyunu beklemeye koyulurlardı. devamı »

Bu yazı toplamda 1428, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Resident Evil 4

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

İlk çıktığı zamanlar bir Alone in the Dark taklidi olarak görülen Resident Evil adlı oyun zamanla çok sevildi. Ardından çıkan 2. oyun bu türün hâkimi Alone in the Dark’ın tahtını ele geçirmişti. Artık Resident Evil bir efsane haline gelmişti. Daha sonra 1999 yılında Resident Evil: 3 Nemesis adlı oyun -oyun demek haksızlık olur, efsane- piyasaya sürüldü. Benim de içinde bulunduğum birçok kişi tarafından serinin en iyi oyunu olarak kabul edilen Resident Evil 3 oyun tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Daha sonra Capcom Resident Evil 4 adlı oyun için biraz bekletti bizi. Ama bu zaman içinde birçok Resident Evil oyunu piyasaya sürüldü.

Nihayet!
devamı »

Bu yazı toplamda 1368, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Reservoir Dogs

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Her yeni film oyununda ne kadar söylersek söyleyelim, inat edilirmişçesine, hatrı sayılır, efsaneleşmiş yapıtların oyun sürümleri, bir “isim kirletici” olma niteliği taşımaya devam ediyor. Bu konudaki liderliği başkasına bırakmaya pek niyeti varmış gibi görünmeyen Eidos, bu kez, yıllar öncesinin başyapıtı olarak kabul gören Tarantino imzalı Reservoir Dogs’ı, Volatile Games’le el ele vererek “vasatın altında”sıfatıyla andırmayı amaçlıyor.

Joe Cabot önderliğindeki “Mr. Renkler”, “Rezervuar Köpekleri” olarak, kendilerine has tarzlarıyla, “renkli” bir çete oluştururlar ve bu çerçeve içerisinde birbirinden “çarpıcı” maceralar meydana gelir; projenin arkasında da Tarantino olunca, ortaya şahane bir yapıt çıkar, fakat yıllar sonra bir yapımcının akıl etmesiyle, oyuncunun yeni bir “renk” olması plânlanıp, kısa bir alıştırma bölümüyle giriş yaparak oyundaki yerini alması düşünülür, nitekim, bu proje düşüncede kalmayıp eyleme dönüştürülür. devamı »

Bu yazı toplamda 1141, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Rainbow Six: Lockdown

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Counter Strike, günümüzün ve geçmişimizin orta düzey gençlerinin internet kahvelerine gitmelerindeki en büyük sebeptir. Grafik ve kalite olarak pek bir şey vermese de, eğlendiricilik bakımından, özellikle de arkadaş arasında oynandığında oyunculara üst düzey eğlence sağlar ve mutluluk hormonlarını çalıştırır. Counter Strike oynamak için ne zekâya, ne mantığa ne de düşünceye lüzum vardır, hareket eden varlıkları vurabilme yeteneğine sahip olmak yeterlidir. Belki de Counter Strike’ın çok fazla oynanmasının sebebi budur, düşünmeden eğlendirebilme potansiyeli! Hayatı sorgulamak gibi olmasın ama, zaten bu hayat düşünmeyenlerin yeri değil midir, Mehmet Ali Erbil’in “Ya Şundadır Ya Bunda” isimli güzide (!) programı başta olmak üzere birçok program bunu kanıtlamıyor mudur? O zaman dünyayı sahiplerine, düşünmeyenlerin eline verelim. Tıpkı Tom Clancy liderliğindeki Ubisoft ekibinin yaptığı gibi yapalım ve taktiksel vuruş oyunlarımızın “taktiksel” kısımlarını ortadan kaldıralım… devamı »

Bu yazı toplamda 1218, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share