cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Ayva şifa dağıtıyor

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, ayva yemenin büyük yararları olduğunu söyledi.

Meyvesinde pektin, tanen, şeker, organik asit, A ve C vitamini ve mineral tuzlardan bol miktarda bulunduğunu, tohumlarında ise yüzde 14-18 oranında tutkal maddeler, yüzde 16-20 oranında yağ, tanen, renkli maddeler ve yüksek oranda protein, az miktarda amygdalin ve emülsin olduğunu belirten Prof. Dr. Karadeniz, ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, böbrek, göz, bağırsak, ağız rahatsızlıkları ve adet kanamalarına oldukça faydalı olduğunu dile getirdi.

Prof.Dr. Karadeniz, ayvanın yararlarını şöyle açıkladı:

“Meyvelerinden hazırlanan şurup ve kompostolar çocuk ishallerine karşı çok etkilidir. Ayva meyveleri kalbe kuvvet verir ve rahatlatır. Kalpteki sıkıntıyı, çarpıntıyı ve ağız kokusunu giderir. Harareti ve ishali keser. Hazımsızlığı giderir, mideyi ve bağırsağı kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Vücudun gelişmesine yardım eder. Ayva damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir, tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar. Yapraklarının çayı kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1766, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Üzümün faydaları çok

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Kara, kalori değeri yüksek olan üzümün, kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi, A, B1, B2, ve C vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu belirtti.

Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkili olan üzümün, yüksek tansiyonu kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kara, ”İçerdiği meyve asitleri ve lifli yapısı ile mideye zarar vermeden, böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler. Kanın temizlenmesine yardımcı olan bu şifa kaynığı meyve, doğum kontrol hapının yan etkilerini azaltır” dedi.

Bu yazı toplamda 1713, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sebze ile gelen sağlık

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Botanikte, bitkiin olgunlaşmış çekirdekleri ve çekirdeğe yakın kısımlarına meyve, çicek, yaprak ve gövdelerine ise sebze denir. Buna göre salatalık, patlıcan, kabak, biber ve domatesin meyve olması gerekir. Halbuki pratikte bunlar sebze olarak kabul edilir. Genellikle yemek ve salata olarak yenenlere sebze, tatlı yerine yenenlere ise meyve denir.

Taze sebze ve meyve metabolik bütün faaliyetlerin sürdüğü canlı hücrelerden oluşmuştur. Yani taze bir elma hala canlı hücrelerden oluşur ancak tazeliğini kaybettiğinde ve pişirildiğinde bu canlı hücreler yaşamını yitirir.

Meyve, sebze içerisinde bulunan bu canlı hücreleri biribirine hücre duvarı denen organellerle birbirine bağlanırki bu maddeler pektin, selüloz, hemiselüloz, lignindir. Bu maddeler bizi kalp damar hastalıkları, kanser, şeker hastalığı gibi en çok öldüren hastalıklardan koruyan posalardır. Örneğin, beyaz ekmek bitkinin rafine edilerek doğal bu posasının çıkartıldığı ekmek, kepekli ekmek ise topraktan çıkan buğdayın en az işlem görmüş ve yani doğal halidir.
devamı »

Bu yazı toplamda 4606, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Meyve Suyu Şişmanlatır mı?

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Meyve Suyu Endüstrisi Başkanı Prof. Dr. Aziz Ekşi, meyve suyu ile ilgili bazı bilgiler verdi….

Şişmanlatıyor mu?
Meyve suyu yüzde 100, meyve nektarı yüzde 25-99 ve meyveli içecek yüzde 10-49 meyveden oluşur. Hiç kimse meyvenin şişmanlattığını düşünmez. Çünkü kalori düzeyi düşüktür. 100 gram meyvenin sağladığı enerji 44-52 kcal arasındadır. Meyve şişmanlık nedeni değilse, meyve suyu da değildir.

Koruyucu katkı var mı?
Türkiye’de, 80′li yıllardan bu yana meyve suyu ve türevlerine koruyucu madde katılmasına izin verilmiyor. Uygulanan koruma teknolojisi koruyucu kullanılmasını gerektirmiyor. Ambalaj açılmadıkça koruma etkisi sürer. Koruyucu içerseydi, ambalaj açıldıktan sonra da meyve suyu bozulmazdı.
devamı »

Bu yazı toplamda 1661, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Yapraktan bardağa akan yeşil

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Zayıflama programımızın başarılı olmasında, yeterli ve dengeli beslenme, bilinçli ve düzenli egzersiz yapabilme dışında başka bir takım olumlu ve olumsuz etkenler rol oynar. Olumlu etkenler şunlardır:

Amacımız zayıflamaksa, aynı besin grubundan, kalorileri daha az olanları tercih edin. Böylece, besinin termik etkisinde hızlı bir artış olur. Bu ise fazladan kalori harcamanızı sağlar.

Her sabah aç karnına bir bardak su için. Böylece iştahınız biraz bastırılır ve sindiriminiz kolaylaşır.

Sabah, öğlen ve akşam öğünlerinizi hep aynı saatlerde yiyin. Bu daha çabuk kilo vermenizi sağlar.

Az etli, çok az yağlı her türlü sebze yemekleri, en az kalori içeren sağlıklı besinlerdir. Çok posa içerdiğinden kabızlığı önler. Örneğin; taze sebzelerle hazırlanan zeytinyağlı sebzelerin porsiyonu 400-600 kalori, yağsız hazırlandığında ise 50-100 kalori arasındadır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1601, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bitkisel zayıflama ilaçları sinir sistemini zayıflatıyor

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Bitkisel zayıflama ilaçlarının vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açarak, karbonhidrat metabolizmasını etkilediği, bununda istem dışı göz kaymasına ve yürümede dengesizliğe neden olabildiği belirlendi.

Aynı durumun, alkoliklerde de görülebildiğini ifade eden uzmanlar,alkoliklerde de thiamin eksikliğinin meydana gelebildiğine işaret ettiler.

Bitkisel zayıflama ilaçlarının, ciddi bir rahatsızlık olan ataksiaya da yol açabildiği kaydedildi.

Uzmanlar, araştırmada bitkisel ilaçların, metabolik dengesizlik yarattığını belirlediklerini açıkladılar.
devamı »

Bu yazı toplamda 1591, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bitkiler o kadar masum değil

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Bitkilerin bazı hastalıkları tedavi edici özelliğinin bulunduğu ancak bilinçsizce kullanıldığında vücutta önemli hasarlara yol açabileceği belirtildi.

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömür Demirezen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bitkilerin ilaç maksadıyla kullanımı ile ilgili uyarılarda bulundu.

Halk arasında bitkisel ilaçlara önemli oranda bir talebin söz konusu olduğuna işaret eden Demirezen, bu talebin zamanla arttığını söyledi. Demirezen, talebin artmasındaki en önemli nedenlerden birinin, bitkilerin tamamen zararsız görünmesi olduğuna dikkati çekti.

Ancak bitkilerin sanıldığı kadar masum olmadığını kaydeden Demirezen, bazı bitkilerin ilaç niyetiyle bilinçsizce kullanılması halinde çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
devamı »

Bu yazı toplamda 1555, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Beslenme çantasına neler konulmalı

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Beslenmede yarış olmaz
Süreç gerektiren beslenme eğitimi için öncelikle çocuklara ısrarcı olunmamalıdır. Anneler arasında yapılan en büyük yanlış başka çocuklarla kendi çocuklarını karşılaştırmaktır. Beslenme bir yarış, ödül ya da cezalandırma değildir.

Besin seçimlerinde her öğünde dört besin grubunun (süt ve süt ürünleri; et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagil, fındık, vb; taze sebze ve meyve; tahıllar (ekmek, pirinç, bulgur, bisküvi vb.) beraber tüketilmesine özen gösterilmeli, beslenme çantası hazırlarken buna dikkat edilmelidir.

Ara öğünler için taze meyve, çok tahıllı un ve kurutulmuş meyve/ yağlı tohumlarla hazırlanmış ev yapımı kurabiye veya sebzeli / peynirli poğaçalar veya üçgen sandviçler doğru alternatiflerdir.

Ana öğün için ise bozulacak yemeklerden kaçınmalı, çok tahıllı ekmekler ile hazırlanmış sandviçler (içeriğine her gün farklı bir malzeme katarak bıkkınlık önlenmelidir), taze / mevsiminde meyve, yoğurt, söğüş yenebilecek sebzeler, UHT kutulu sütler veya katkısız meyve suları, kuru yemişler, kuru meyveler tercih edilmelidir. Büyüme yoğurtları olarak satılan gelişime katkı sağlayan süt ürünleri de güzel tatlı alternatifleri olabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 2157, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Sadece rejim ile olmuyor

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Obezite, halk arasında bilinen adı ile şişmanlık, vücudumuzdaki yağ miktarının genel ya da bölgesel olarak fazla olması anlamına geliyor. Bu da, besinlerle dışarıdan alınan enerjinin, vücutta metabolizma ile yakılan ve fiziksel aktiviteyle harcanan enerjiden fazla olmasıyla gerçekleşiyor. Şişmanlığa çoğunlukla güzellik ve estetik kaygılarla yaklaşılsa da aslında obezite kronik bir hastalık. Üstelik birçok başka hastalığa zemin hazırlayan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Ülkemizde obezite görülme sıklığı yüzde 25. Fazla kilolu kişilerin oranı ise yüzde 55-60 civarında.

Kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, sindirim sistemi, iskelet sistemi ve endokrin sistemi üzerinde obezitenin kaçınılmaz etkileri olduğunu belirten Acıbadem Hastanesi Bakırköy�den Diyetisyen Müge Aksu, obezitenin bir çok hastalığın oluşumunda doğrudan etkili olduğunu vurguluyor.

�Obezite, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon oluşumunda etkin. Örneğin obez kadınlarda kardiyovasküler hastalıklardan ölme riski, obez olmayan kadınlara göre 4 kat daha fazla. Ayrıca safra kesesi hastalıkları, mide ve reflü rahatsızlıkları, mide fıtığı, gut hastalığı, eklem rahatsızlığı, adet düzensizlikleri, kısırlık gibi pek çok rahatsızlığı da beraberinde getirebiliyor. Kadınlarda rahim ve meme kanserleri, erkeklerde prostat, rektum ve kolon kanserleri obeziteden etkilenen kanser türlerinin başında geliyor� diye anlatıyor Aksu obezitenin sebep olduğu hastalıkları.
devamı »

Bu yazı toplamda 1430, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sadece anne sütü

Yazar jawscod2 | 30.04.2008 | Kategori Sağlık

Prof. Dr. Yurdakök, bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Bu dönemde bebeklere kesinlikle ek gıda verilmemesine işaret eden Yurdakök, ”Bebek 6 aydan önce ek gıda almaya hazır değildir ve bu dönemde ek gıdaya başlanmaması için çok önemli sebepler vardır” dedi.

Bebeğin 6 aydan önce ağzına verilen yiyecekleri diliyle dışarı attığını ifade eden Yurdakök, bunun, bebeğe erken dönemde ek gıda verilmesini önleyici doğal koruyucu bir refleks olduğunu belirtti.

6 aydan önce bebeğin ısırma, çiğneme ve yutma hareketlerini koordineli olarak yapamayacağına dikkati çeken Yurdakök, aynı zamanda bu çağdaki bebeklerin başını dik tutamayacaklarını ve
oturamayacaklarını söyledi.

Bu çağdaki bebeklerin böbreklerinin ek gıdayla alınan protein artıklarını ve mineralleri yeterince atamadığının altını çizen Yurdakök, nişastalı besinlerin sindiriminde de güçlük çekileceğini
bildirdi.
devamı »

Bu yazı toplamda 1218, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share