cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Kanserden iki kat daha fazla öldürüyor

Yazar Swan | 29.04.2008 | Kategori Sağlık


En hayati organlar bu hastalığın etki alanında…

Damar sertliği, kireç ve bazı kan elemanlarının damarın ve orta tabakasında birikip damarı daraltmasıdır. Böbrek, kalp, beyin, bacak damar sertliğinden en çok etkilenen organlardır. Damar hastalıklarından ölenlerin sayısı kanserden ölenlerin toplamından 2 kat daha fazladır.

Damar sertliği nedir?

Atardamarların iç tabakasının değişik nedenlerden dolayı fonksiyonunun bozulması veya hasarı sonucu kolesterol, kireç ve bazı kan elemanlarının damarın iç ve orta tabakasında birikerek damarın sertleşmesi, daralması ve daha sonra da tam tıkanmasıyla ortaya çıkan yaygın bir damar hastalığıdır. Halk arasında damar kireçlenmesi denilen durum da damar sertliği ya da “ateroskleroz” dur. devamı »

Bu yazı toplamda 1197, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Sakın bu aspirinden içmeyin, içirmeyin !

Yazar Swan | 29.04.2008 | Kategori Sağlık


Sağlık Bakanlığı, bir aspirinin “uygun bulunmaması” nedeniyle geri çekilmesini istedi. İşte o aspirin…

”Aspirin Plus C Efervesan Tablet” adlı ilacın 2 serisi uygun bulunmadı. Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczaclık Genel Müdürlüğü tarafından il sağlık müdürlüklerine, ilgili ilaç firmasına ve Türk Eczacıları Birliğine (TEB) ”acele” ibaresiyle gönderilen resmi yazıda, bakanlık tarafından yaptırılan inceleme ve analizler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle Bayer Türk Kimya Sanayi LTD. ŞTİ. adına ruhsatlı olan ”Aspirin Plus C Efervesan Tablet”in 67645 ve 67646 seri nolu ürünleri hakkında, (eczane, ecza depoları ve hastanelerden) 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi yapılmasını istendi.

Yazıda, Polifarma İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. adına ruhsatlı olan ”Polifleks yüzde 20 Mannitol Sudaki Solisyon 150 mg” adlı ürünün 0706004-1 seri numarasının da yine ”uygun bulunmaması” nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması yapılması istendi.

AA

Bu yazı toplamda 1159, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Göcek tatil yerleri

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

Çam ağaçlarıyla kaplı küçücük durgun koyda kadife gibi pürüzsüz, talk pudrası kadar ince kumuyla Yassıcılar plajı ve ortasında göl bulunan doğa harikası Göcek Yarımadası, eşsiz bir güzellik sunuyor. Yat turizmine gönül verenlerin vazgeçilmez mekanlarından biri olan Göcek, temizliği, doğal güzelliği ve Avrupa kentlerine benzeyen görüntüsüyle kusursuz bir tatil olanağı sunuyor. Bu güzel beldede, dilediğinizce gezebilir, yüzebilir, yat gezilerine çıkabilir ve doğal ortamın keyfini sürerek dinlenebilirsiniz.Mavi yolculuğa çıkan teknelerin önemli konaklama noktalarından biri olan Göcek, ülke turizmine hayli olumlu hamlelerde katkıda bulunmuş şirin ve modern bir ilçe. Sahil dolgu çalışmalarıyla yepyeni bir çehreye bürünen Göcek, Avrupa kentlerine benzeyen görüntüsüyle yat turizmine gönül verenlerin de birinci tercihi. Fethiye Körfezi’nin dayanılmaz güzellikteki doğası ve günnük, çam, zeytin, piren makilerinin rüzgara karışan kokusuyla baş döndüren bu bölge, çeşitli antik kentlerin de kucağınde bulunuyor. Arymasa, Lissae, Krya, Kalimache gibi antik kalıntılar yatla bölgeye gelen yabancı turistlerin gezdikleri yerler arasında yer alıyor. Her türlü deniz sporuna imkan tanıyan Göcek çevresindeki durgun denizde, Dalyan ve Köyceğiz’den gelen Nil kaplumbağasına da rastlanıyor.
devamı »

Bu yazı toplamda 4525, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Cunda Adası ve Patriça Koyu

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

Adalar ve rüzgarlar ülkesi Ayvalığın şirin adası Cunda’ya (Ali Bey) gidiyor, ünü sadece deniz ürünü restoranlarıyla sınırlı kalmayan adanın arka yüzüne Patrica’ya uzanıyoruz. Ege’nin sofra kültüründe önemli yenilikleri, ağız tatlarının farklı lezzetlerle tanıştığı, buluştuğu Cunda Adasının birbirine tezat üç yüzüne ve son durumuna bakıyoruz. Rumlardan kalma taş evlerinin yer aldığı Cunda Adası bir zamanlar Ayvalığa yakın bir ada iken yapılan kara yolu bağlantıları ile ada olma özelliğini bir ölçüde kaybetmiş. Karayolu bağlantısı daha da genişletilip bir güzel asfaltlanmış, başı ve sonuna iki gösterişli tabela asılmış, adı da “Gönül Yolu” olarak kırmızı harflerle yazılmış. Diğer bağlantı ise köprüyle yapılmış. Köprünün de tabelası var, üzerinde “Bu köprü Türkiye’nin ilk boğaz köprüsüdür” diye belirtilmiş. Köprüyü geçip kaderine terkedilmiş görünen metruk yel değirmeni ile karşılaştığınız kavşaktan sola dönünce 16 balık restoranın bulunduğu restoranlar caddesine geliyorsunuz. Siz bakmayın restoranlar caddesi denildiğine, sahilin Ayvalık ve adalar manzaralı kıyı şeridi boyunca renkli, ahenkli bir hayat yaşanıyor. Kıyı şeridinde yan yana sıralı restoranların tam karşılarında sahil bölümleri var deniz kenarında oturmak isteyenlere. Ayvalık bağlantısının tekneler ile de yapıldığı iskeleler ve balıkçı motorları, pastane, kafe kompozisyonunu, bir türlü doymak bilmeyen balık bekleyen kediler tamamlıyor. Restoranlar arasında kalan bölüm ise hem piyasa caddesi (Bir çeşit podyum da denebilir) hem de çeşitli ağız tatlarının bulunabileceği satış noktaları ile devam ediyor. Bunlar arasında özellikle (Ayvalık Tostu olarak ünlenen) Cunda’nın ünlü peynirli tost yapanları, lokmacıları, sakızlı dondurmacıları, pamuk helva, kağıt helva, buzlu badem satıcıları yer alıyor. Gezici gül sunan kızlar, üstüne üstlük masa masa gezen müzik grupları ilgi çekerken, havalarda uçuşan Ege müzik kültürünün tanınmış ezgilerini harman edip atmosfer hakimiyetini ele geçiren kesif anason ve deniz kokusu buram buram hissediliyor. Masanıza piyangocu da uğruyor, fotoğrafçı da geliyor. devamı »

Bu yazı toplamda 10383, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Spa Merkezleri

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

SPA kelimesinin kaynağı hakkında rivayet muhtelif. Kimileri Latince Sanitas per aqua veya salus per aquam’dan -ki her ikisi de suyla gelen sağlık anlamına geliyor- geldiğini söylüyor. Spa ayrıca, Belçika’da, 17. yüzyıldan itibaren tüm Avrupalıları çeken ünlü bir kaplıca kenti. Zamanla tüm kaplıcaları tanımlayan bir kelime haline geldiğini iddia edenler var. Türkiye’nin de geleneksel kaplıcaları var. Ancak günümüzde spa deyince, Tayland ve Bali başta olmak üzere Uzakdoğu’nun rahatlatıcı masajları, suya dayalı terapiler, doğal ürünlerle yapılan cilt bakımları gibi pekçok hizmetin verildiği, sağlık turizminin gözbebeği olarak kabul edilen işletmeler akla geliyor.

devamı »

Bu yazı toplamda 2660, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Yeşilyurt tatil yerleri

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

Kazdağı eteklerinde sık bitki örtüsü ile hem deniz hem dağ turizminin birlikte yaşandığı Çanakkale’ye bağlı Yeşilyurt Köyü, oksijen çadırı gibi temiz bir havaya sahip… öyleki yüzde 50-55 civarındaki oksijen oranı ile Alpler’den sonra dünya sıralamasında ikinci… Köyde ki esen rüzgar Kazdağı’ndan inip çam ormanları üzerinde geldiği için özellikle astım ve kalp hastaları için de şifa kaynağı oluşturuyor.Yerli turistler tarafından az bilinen ancak hem deniz hem dağ turizminin birlikte yaşandığı, temiz havanın bol olduğu Kazdağı eteklerinde uzanan Yeşilyurt Köyü. Eski ismi “Büyük Çetmi”olan bu köy, Oğuzhanlar’ın 18. kolu anlamına geliyormuş. Köye o yıllarda Türkmen anlamını taşıyan Çekmiler de denilmiş. Ne varki, köy Türkmen köyü olmadığı için on yıl önce ismi Yeşilyurt olarak değiştirilmiş. 90 haneli köyün bu günkü nüfusu 200… köy halkının çoğu Yörük… Ayrıca İstanbullular’ın restore edilmiş evleri ve 10 tane de İngiliz ve Almanlar’ın satın aldığı mülk var. Kazdağı eteklerinde sık bitki örtüsü içinde yamaca kurulu olan Yeşilyurt Köyü’nün, deniz kıyısına uzaklığı sadece 3 kilometre. Ayvacık ve Küçükkuyu gibi Çanakkale’ye bağlı olan bu köyün en büyük özelliği oksijen deposu olması. Alpler’den sonra yüzde 50-55 civarında ki oksijen oranında Dünya sıralamasında ikinci geliyor Yeşilyurt… Oksijen çadırı durumundaki bölgede yorgunluk hissetmeniz imkansız. Hatta güinde 3-4 saat uykuyla yorucu bir gün geçirdikten sonra kendinizi hala dinç ve genç hissederseniz sakın şaşırmayın. Çünkü bu temiz havada sadece nefes almanız vücut dinamizminiz için yeterli. Köy, Kazdağı’ndan inip, çam ormanları üzerinde dönen ve Altınoluk’tan kopan rüzgarın, dere boğazından gaçiş noktasında yer alıyor. Bu nedenle de özellikle astım ve kalp problemi olan hastalar için şifa kaynağı… Köyün patika yolları, yürüyüş sevenler için ideal bir parkur oluşturuyor. devamı »

Bu yazı toplamda 4220, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

İzmir – Sığacık

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı sahil semti Sığacık, ailece gidebileceğiniz huzurlu ve sakin bir tatil yöresi. İzmir’e yakınlığı, ulaşım kolaylığı, tarihi kalesi, şirin marinası, tertemiz denizi, lezzetli deniz ürünleriyle Sığacık, insanları kendine çekiyor.Üzüm, satsuma, mandalina, zeytin gibi ürünlerin yanısıra son yıllarda turizmde gelişme göstermeye başlayınca bölgedeki pansiyonlara ilave birçok yeni konaklama tesisleri yapılmış.Sığacıkta kale surları içinde eski Sığacık evleri yer alıyor. Birçoğu günümüze korunarak gelmiş. Kaleiçi evleri arasında yapacağınız yürüyüş sonrası Cenevizlilerden kalma kalenin burçlarına çıkıp yat limanını ve çevreyi seyredebilirsiniz. Koyun kıyısı deniz ürünleri üzerine çalışan restaurantlarla dolu. Denizden dönen balıkçıların ağlarını temizlemelerini seyrederek yemek yiyenlere günün her saatinde rastlanıyor. Yemek sonrası değişik mekanlar arayanlar için marina çevresinde çay bahçeleri, kahve, cafe, müzikli bahçe barları bulunuyor. Siz Sığacık’ın hafif esen rüzgarında içeceklerinizi yudumlarken çocuklar için oyun aletlerinin yer aldığı geniş ve bakımlı birde park bulunuyor. Yabancı teknelerin demirlediği marina çevresi, yürüyüşü sevenlere imkan tanıyor. Koyu çevreleyen asfalt yola devam ederseniz, işte tüm Sığacığı seyredebileceğiniz tepeye ulaşacaksınız. Rampanın batıya bakan inişinde kumu ile ünlü plajı Akkum bulunuyor. Sembolik giriş ücreti ve mütevazi tesisleri ile günboyu faydalanabileceğiniz geniş koy, aynı zamanda Fransız tatil köyüne gelen yabancıların sörf öğrendikleri yer. Ege’nin berrak denizinde su altı doğa güzelliğini seyretmek ve dalış yapıp zıpkınla balık avlamak isteyen meraklılar için bölgedeki koylara bot gezileri düzenleniyor. Çevredeki koylardan biri de Ekmeksiz koyu. Akkum’a inen yolun soluna devam ederseniz Teos orman içi dinlenme yerinden geçen orman işletmesine bağlı Teos Ekmeksiz plajına geleceksiniz. Çadırlı kamp ve günübirlik plaj girişi ücretli. Poyraz tutmayan koy ay biçimli ve ince kum ne varki dipten denize karışan buz gibi tatlı kaynak suları ile diğer denizlere oranla daha soğuk. Koyun yamaçları ise piknik masaları çadır yerleri ile dolu. Bölgede duş, wc, otopark, kabinler, ve restaurant da bulunuyor. Günübirlik gelenlerin çekilmesiyle sakinleşen koyda güneş batışında yer gök kızarıyor.
devamı »

Bu yazı toplamda 11056, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Marmara Ereğlisi tatil yerleri

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

Marmara Ereğlisi, İstanbul’a yakınlığı ve ulaşım kolaylığı ile hoş bir haftasonu tatili geçirilebilecek ideal tatil beldelerinden. Sahil şeridinde oluşan ilginç kaya yapısı, uzayda başka bir gezegende olduğunuz hissine kapılmanıza neden olacak kadar etkileyici. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri, damakta tat bırakan lezzetleriyle Marmara Ereğlisi farklı bir tatil vaat ediyor. Doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri, damakta tat bırakan lezzetleriyle Marmara Ereğlisi farklı bir tatil vaat ediyor. Tekirdağ’a bağlı Marmara Ereğlisi İstanbul’a yakınlığı ve ulaşım kolaylığı ile hoş bir haftasonu geçirebilecek ideal tatil beldelerinden. Sahil şeridinde oluşan ilginç kaya yapısı uzayda bir başka gezegende olduğunuz hissine kapılmanıza neden olacak kadar etkileyici. Açık hava müzesi görünümündeki bölgedeki kayalara halk arasında ”Kına Taşı” deniyor. Ördek kafası, köpek, kaplumbağa veya tekerlek biçimli taşların yanısıra ”Güngörmez Mağarası”, dehliz ve galeriler ilginizi çekecek. Eskiden denizden gelen korsan baskınlarında gözetleme kulesi vazifesi gören kalıntılar, kaya oyukları arasına yuva yapan kerkenez kuşları bakir bölgede doğaseverleri olduğu kadar fotğraf ve video tutkunlarını da memnun ediyor. Bu ortamdan olta balıkçılığı ise bir başka seçenek. Yaklaşık 30 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridi yazın İstanbul ve Trakya’nın birçok yerinden gelen ziyaretçilerle dolarken Marmara Ereğlisi,yerleşim alanı sahil bantındaki lokantalar cafe ve yürüyüş alanları konukları ağrlıyor. Tarihi İstanbul kadar eski olan Perinthos antik kentindeki kazı çalışmalarında henüz yüzey temizlik çalışmaları yapılmış olmasına rağmen toprak altında Efes antik kadar önemli kalıntıların olduğu belirtiliyor. ilk çağlarda Perinthos daha sonra Heraklera, Trakya Ereğlisi, nihayet Marmara Ereğlisi adlarını alan bölge eski ve zengin tarihi geçmişe sahip. devamı »

Bu yazı toplamda 16446, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.

1914’de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık.
Savaş sonunda Mondros Silah Bırakışması imzalandı.

Buna göre Fransızlar Adana ve Hatay’a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a; İtalyanlar Antalya’ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi. Böylece yurdumuz paylaşıldı. Ordularımız dağıtıldı, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldu.

Trablusgarp’da Birinci Dünya Savaşı’nda Anafartalar’da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na bindi. Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor:
devamı »

Bu yazı toplamda 1511, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

1 Mayıs İşçi Bayramı

Yazar jawscod2 | 29.04.2008 | Kategori Yaşam

Mayıs Emek ve Dayanışma Günü işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Dünyanın bir çok ülkesinde resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Türkiye’de ilk olarak 1923 yılında Amele Bayramı olarak kutlanmış olan 1 Mayıs 2007 itibariyle Türkiye’de resmi bayram statüsünde değildir.
İlk kez 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Şikago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı1.
devamı »

Bu yazı toplamda 1596, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share