cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Bal Geniş Açıklama

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Arı Türklerde tüm arı türlerine verilen addır. Türklerin ilk kez Anadolu da balarısı sözünü kullanmaya başladıkları sanılmaktadır.

Kaşgarlı Mahmud un açıklamasından da anlaşıldığına göre Türkler önceleri bala arı yağı diyorlardı. Sonraları özellikle batı Türkleri (Oğuzlar, Kıpçaklar, Suvarlar,…) bal demeye başladılar. Uygurlar bala Çince mi, Tokharca mir sözlerinden kökenlendiği sanılan mır veya mir adını kullanıyorlardı.

Balın Anadolu nun beslenmesinde de önemli rol oynadığı kesindir. Çatalhöyük duvar süslemelerinde çiçekler üzerinde böcekler resmedilmiştir. Bu da bize günümüzden 8-9 bin yıl önce Anadolu da arının balı çiçeklerden topladığının bilindiğini gösteriyor. Anadolu da insanlar sevdiklerine balım dedikleri gibi, bunu bir övgü sözü olarak da kullanırlar. Bu da Anadolulunun bala verdiği değeri gösterir.

Osmanlılar çıkardıkları birçok kanunla baldan ve arı kovanından vergi almışlardır. Osmanlıların İstanbul da kurdukları ilk ticaret merkezi Mısır çarşısı ile Tahtakale arasında bal kapanı da vardı. Burada bal tartılır, vergilendirilir, saraya gider arta kalan da halka satılmak üzere dağıtılırdı. (Kapan, Arapça kabandan gelmektedir. Kaban ise kantar anlamındadır).
devamı »

Bu yazı toplamda 1196, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için besinler

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Vitamin A :
Balık karaciğer yağı, karaciğerBeta karoten (proVitamin A) :
Havuç, ıspanak, kavun, kayısı

Vitamin B2 (Riboflavin) :
Tüm hububat, yağsız et, süt, yumurta, karaciğer, kuru maya

Vitamin B6 (Pyridoxine) :
Tüm hububat, yağsız et, süt, yumurta, karaciğer, kuru maya ve muz

Folik Asit :
Yeşil yapraklı sebzeler, etler

Pantotenik asit :
Bira mayası, baklagiller, alabalık, tüm hububat
devamı »

Bu yazı toplamda 1355, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Avokado, kabuğu yeşil, yenen kısımları beyaz

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

iri çekirdekli bir meyvedir. Avokadonun anavatanı Meksika ve Guetamala olmakla birlikte günümüzde ülkemizin güney sahillerinde de üretiliyor.

Avokado, tam olgunluğa toplandıktan sonra erişir. Lezzetini anlamak için olgunlaşmasını beklemek gerekiyor. Bunun için hemen tüketmek üzere satın alıyorsanız, bilinenin aksine yumuşak olanı seçmeniz daha iyi. Seçerken aynı zamanda derisinin parlak ve kaygan olmasına, salladığınızda çekirdeğin sesinin gelmesine dikkat edin. Ama eğer birkaç gün sonra tüketecekseniz, sert olanı tercih etmeniz daha iyi olacaktır. Gazete kağıdına sarılan avokadolar birkaç gün içinde yenecek olgunluğa ulaşırlar. Avokadoyu oda ısısında bekletmek gerekir. Buzdolabına koymanız, soğuktan hiç hoşlanmayan bu meyvelere iyi gelmez. Meyve olmasına rağmen, daha çok sebze gibi kullanılır. Limon suyu ile iyi uyum sağlar. Baharatla pişirilen yemeklerle, acılı soslarla kullanılabilir. Giriş yemekleri ve salatalarda da bolca kullanılan avokado, nötr tadıyla çok farklı yerlerde karşımıza çıkar. Bir omletin içine, çorbalara, peynirli makarna soslarına katılabildiği gibi, tatlı olarak hazırlanan, çilekli puding ve sorbelerde de kullanılabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1645, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

At kestanesi açıklama

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Çınar ağacını andıran güzel görünümüyle sokakları süsleyen at kestanesinin zehirli meyvesi, harici olarak kullanıldığında varis ve basura iyi geliyor, romatizmal ağrıları ve güneş lekelerini gideriyor.

Amerikan Tabipler Birliği nin haftalık dergisi JAMA nın bir alt yayını olan “Archives of Dermatology”de yer alan bir makalede, at kestanesi ekstresinin yararları anlatılıyor. Makaleye göre, kaynatılıp içilmesi halinde ölüme bile sebebiyet verebilen bu zehirli meyvenin ekstresi, damar ve kılcal damarların yapısını koruyarak, pürüssüz bir tene sahip olmayı sağlıyor. At kestanesi özünün merhem, tentür veya jel haline getirilmiş türlerini cilde sürerek kullanmak, varis ve romatizmal hastalıklar haricinde, bacaklardaki ağrı, yorgunluk, kaşıntı ve darbe sonucu oluşan şişliklere de iyi geliyor. Sürmelik tentürleri aktarlarda bulunabilen meyvenin eczanelerde satılan hap şeklindeki tabletlerinin kullanımı içinse mutlaka doktora başvurmak gerekiyor.
devamı »

Bu yazı toplamda 1264, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Arı Zehiri açıklama

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Yumurtadan yeni çıkmış arının zehiri olmadığı gibi, çiçektozu verilmeden büyüyen arının da zehiri yoktur. (Örneğin arıbeyi). Zehir bezesi arının yaşamının 2. gününden başlayarak zehir salgılamaya başlar. Zehir kesesinde zehirin en çok (sıvı olarak yakl. 3 mgr) toplandığı dönem, yaşamının 15. ile 20. günleri arasındadır.

Kokusu tadı: Keskin, acı ve çok ekşidir.

Yan etkileri: Sayıları çok az olmakla birlikte birtakım insan arı sokmasına karşı duyarlıdır. Bir arı sokması kurdeşene, ürtikere seyrek olarak kollapsa da neden olabilir. Arının soktuğu kimsenin yüzü beyazlaşmaya, nabzı yükselmeye başladığında derhal hekime baş vurmak gereklidir. Aşırı alerji gösterenler tedavi yolu ile arı sokmasına karşı bağdaşıklık kazanabilir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1139, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Arı sütü açıklama

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Arının yaşamının 6. ve 10. günleri arasında başında bulunan bir bezeden salgıladığı sıvıya verilen addır. Bu sıvı ile arı, larvalarını ve arıbeyini besler. Arıbeyi yaşamı boyunca bu sıvı ile beslenmesine karşılık, yaşamlarını işçi olarak sürdürecek olan larvalar yaşamlarının 3. gününden başlamak üzere çiçektozu ile beslenir.

Tadı: Keskin ve ekşidir. Rengi bulanık sarı ile koyu kahverengimsi yeşil arasında değişir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1618, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Adaçayı Açıklama

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Adaçayı sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendirir, kalp krizi tehlikesini azaltır ve kötürümlüklerde çok yaralıdır. Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra, yardımcı olabilecek tek bitkidir. Gece terlemesine neden olan hastalığı iyileştirir ve bu hastalıkla el ele giden aşırı güçsüzlüğe, canlandırıcı etkisi sayesinde son verir. Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabilir.

Kanı temizler, karaciğere dosttur.

Onu kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde büyük bir başarıyla kullanıyorlar. Yukarda belirtilen hastalıklarda, günde 2 su bardağı çay yudumlanarak içilmelidir. Adaçayı, hasta karaciğeri de çok olumlu etkiler, onunla ilgili tüm rahatsızlıkları giderir ve gazları yok eder. Kan temizleyici etkisi vardır. Solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizler, iştah açıcıdır. Mideyi ve bağırsakları rahatlatır, gazların dışkılanmasını sağlar. Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcıdır. Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanır. Adaçayı, dıştan uygulandığında, yaprağın tozu uygulanır.
devamı »

Bu yazı toplamda 1288, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Sorularla Botox

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

1. Botox yılan zehiri midir?

Hayır, Botox bir ilaçtır. Özel bir bakteriden üretilmiş doğal, saflaştırılmış protein esaslı bir ilaçtır.

2. Botox Sağlık Bakanlığından onaylı bir ilaç mıdır?

Kaş arası kırışıklıklarının tedavisinde ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ilk ve tek nörotoksin kompleksi Botox’tur. Botox’un bu kullanımı AB ülkelerinde yetkili kurumlarca ve yanı sıra ABD’de FDA tarafından onaylanmış durumdadır.

3. Botox enjeksiyonu yerine kremlerle kırışıklıkları aynı seviyede gidermek mümkün müdür?

Hayır bu mümkün değildir. Botox doktor tarafından kas içerisine yapılan bir enjeksiyondur. Kremler bizzat cilde uygulanır, yüzeysel etkilidir. Etki mekanizmaları farklıdır. Botox dinamik kırışıklıkları etkin bir şekilde giderirken, kremler sadece yüzeysel ince çizgilerde kullanılmalıdır. Sadece cilt üzerinde etkili olan kremler ile kas içerisine enjekte edilen ilaçlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Kremler, cildi besleme, nemlendirme kolejen oluşumunu hızlandırma işlevlerini yerine getirir. Yüzeysel etkili olup , kırışıklık görünümünü hafifletmektedir. Botox ise kırışıklığa yol açan kasları gevşeterek, belirli bir süre için ciltte kırışma meydana gelmesini engeller.
devamı »

Bu yazı toplamda 1054, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Akupunkturla migrene tedavi

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Migren, %90 oranında bayanlarda ortaya çıkan, bazen bulantı ve kusma ile beraber giden zonklayıcı, şiddetli, zaman zaman tek taraflı ve sıklıkla enseden göze veya göz arkasından başlayıp enseye geçebilen baş ağrısıdır. Damarsal kökenlidir. Ağrı bazen ayda 1 bazen haftada 2-3 kez şeklinde gelebilir. Migren ya Klasik (görme veya diğer prodromlarla-semtomlarla) veya Mutad (Common) (prodrom yok) olabilir.

Mutad migren Klasik migrenle aynı karakterdedir fakat sıklıkla bir ağrının geldiğini bildiren bir ikaz devresi yoktur ve ağrı yavaş yavaş gelişir. Klasik migren genellikle görme alanında kıvılcımlar, kör noktalar veya hemianopsi (görme alanının yarısını görememe) gibi semtomlarla başlar. Görme alanında ki şikayetlerin dışımda, konuşma bozukluğu, yüzde ve ekstremitede karıncalanma veya hakiki hemiparezi gibi şikayetler de ortaya çıkabilir. Baş ağrısı prodromal semtomlar kaybolduğu zaman başlar. Ağrı esnasında ışıktan ve sesten aşırı rahatsız olurlar. Migren genellikle 10 yaşları sırasında ortaya çıkar (gerçi her yaşta başlayabilir) 30 ve 40’larda azalır ve adet sırasında, gebelikte veya menopoz sıralarında artabilir veya yok olabilir. Stresli zamanlar dahil migren her hangi bir zamanda başlayabilir veya hastayı uykudan uyandırabilir. İstirahat zamanlarında, hafta sonu veya tatilde veya stresli zaman sona erdiğinde başlayabilir. Migren adetle veya açlık (öğünleri atlama), alkol alma, çikolata yeme veya yüksek yerlerde bulunma ile ilgili olabilir. Hiperlipidemi ve hipertansiyon migreni uyandırabilir. Migren bir kere başladı mı,genellikle uyku ile geçer veya sıklıkla kusmadan sonra hafifler.
devamı »

Bu yazı toplamda 1403, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Hastalıkların tedavisinde seçenek Akupunktur

Yazar jawscod2 | 19.04.2008 | Kategori Sağlık

Tüm hastalıklar,vücudda yaptıkları etkiler bakımından iki grupta değerlendirilir.Birincisi,”geri dönüşümlü” olan hastalıklar;ikincisi,”geri dönüşümsüz”hastalıklar.Geri dönüşüm özelliği gösteren(reversibl) hastalıklarda,hastalığa yol açan sebepler,etkenler;vücudda hücresel düzeyde onarımı imkansız tahribatlar yapmazlar yada ameliyatı gerektiren tümör,kanser,kist,anevrizma v.b gibi klinik durumlara yol açmazlar.Bu gruptaki hastalıklara örnek olarak; migren, astım, bel ve boyun fıtıkları (ameliyat gerektirmeyen), depresyon, anksiyete, allerjik cilt hastalıkları gibi hastalıkları verebiliriz.Akupunktur,bu grup hastalıkları çok iyi tedavi eder. Geri dönüşümsüz(irreversibl) hastalıklarda ise,hastalığa yol açan sebepler,vücudda hücresel düzeyde onarımı imkansız tahribatlar yaparlar yada ameliyatı gerektiren tümör,kanser,kist,anevrizma v.b gibi durumlara yol açarlar.Bu grup hastalıklara örnek olarak; KOAH( Kronik Tıkayıcı Akciğer Hast.),bronşiektazi,amfizem,tümör ve kanserler,ameliyat gerketiren fıtıklar,protez takılması şart olan büyük eklem artrozları gibi hastalıkları verebiliriz.Akupunktur,bu grup hastalıklarda tedavi edici değildir.
devamı »

Bu yazı toplamda 1092, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share