cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Fifa Manager 06

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Kesin bir yargı var ki, artık EA de, menajerlik oyunları arasında saygınlık kazanacak bir oyun yapma heyecânı içerisinde. Bu fikirlerine ilk Total Club Manager’la başladılar. Peki başarılı oldular mı? Hayır! Her ne kadar detaylı bir oyun olsa da, karışık menüleriyle ve bazı anlamsızlıklarıyla oyuncuları kendinden çok güzel bir şekilde soğutmayı başardı. Biz yine Championship Manager yani Football Manager’a yöneldik. Başka seçenek pek yoktu. Hâtta yoktu desek daha doğru olur. Ama Electronic Arts ipin ucunu bırakmadı ve inatla bu fikrini gerçekleştirmek için çabaladı. Evet şimdi yolun sonuna geldi EA derken, firma Fifa Manager 06 ile müthiş dönüşünü yaptı, iyi yaptı, umarım ileride de yapmaya devam eder. Yapan yapana nasıl olsa… devamı »

Bu yazı toplamda 1250, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

FIFA06

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

“FIFA artık sıktı!” dediler, “PES daha iyi!” dediler, “FIFA’nın tacı düşüyor.” dediler ve tüm bu eleştirilere en iyi cevabı yine EA Sports veriyor…

Farkında mısınız bilmem ama, hemen hemen herkesin “sömürücü EA” dediği, tartışmasız oyun piyasasının en iyi dağıtıcısı olan Electronic Arts A.B.D.’nin şu anki durumuyla aynı pozisyonda bulunuyor. A.B.D. diğer ülkeleri filimleri ve mallarıyla sömürüyor, kalite konusunda tartışmasız dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri fakat tüm dünya insanlarının nefret ettiği bir ülke konumunda. Electronis Arts da, diğer firmaları sömüren ve satın alan, kalite konusunda tartışmasız en iyi firma olan fakat neredeyse tüm oyunseverlerin uyuz olduğu bir firma olarak görünüyor. EA ise aynı A.B.D. gibi eleştirileri ve somurtuları hiç takmadan paraları cebe indirmeye devam ediyor! Bu kez paraların cebe -haklı olarak- indirileceği oyun ise, FIFA06!!! devamı »

Bu yazı toplamda 1340, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

FIFA Manager 07

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Premier Manager’ın ardından Total Club Manager’ın türemesiyle, neredeyse tüm serî oyunlarına uyguladığı gibi, “az gelişme, çok para” yöntemini menajerlik serîsine de uygulamaya başlayan EA, özellikle FIFA Manager ile, kendi karakterini dosdoğru tasvir etmekte.

Menajerlik oyunlarının en büyük vazifeleri, oyuncuya menajer olma duygusunu yaşatıp, aklın kullanılmasını zorunlu hâle getirmek ve bunu yaparken boşa kürek çektiğini hissettirmemektir, aksi durumda, oyuncu kısa sürede oyundan soğur; bunu uzun zamandır olduğu gibi, hâlâ en iyi Football Manager yapıyor ve yakın gelecekte de yapmaya devam edeceğe benziyor. Football Manager’ın en büyük rakiplerinden biri, hâtta Beautiful Games’in güven vermeyen tecrübesizliği göz önüne alındığında birincisi konumundaki FIFA Manager’dan da, tarihinde Championship Manager ve Football Manager oyunlarından biri bulunan menajerlik oyuncularının beklediği en önemli özellik bunlar, oyuncuya menajer olma duygusunu yaşatıp, yapısı ile güven vererek basit bir oyunda değil, ciddi bir simülasyonun içerisinde olunduğunu hissettirmek. Ancak, Fifa Manager uzun süredir birçok “menajerlik oyuncusu”nun gözünü güzel dudakları ile boyayarak, bahsettiğimiz önemli özelliklere tam anlamıyla sahip olmamasına rağmen firmayı idare edecek derecede kazanmakta; bir nevî, annesinin kim olduğunu göstermekte. devamı »

Bu yazı toplamda 1269, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

FIFA 08

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

EA Sports, her yıl olduğu gibi bu yıl da sonbahara girdiğimiz sıralarda bizi FIFA serîsinin yeni oyunu ile tanıştırdı. Özellikle FIFA fanatiklerinin merakla ve heyecanla beklediği oyun, bir haftanın sonunda gerisinde yalnızca üzüntü bıraktı. Oyun kötü değildi belki ama, her zamanki gibi beklentiler çok büyüktü ve karşılanamamıştı. Oyunun fizik motorunda tutunda grafik, animasyon ve menülerin çoğu geçen senenin benzeriydi, daha doğrusu aynısıydı. Ancak akışı değiştirebilen bazı yenilikler de oyuna eklenmişti…

Oyunun geneline baktığımız zaman birkaç ufak farklılıktan başka hiçbir yenilik yok. Menüler, renkler dışında, her şeyi ile FIFA 07’nin aynısı. 3 yıldır kullanılan fizik motoru bu oyunda da kullanılmış ve grafikler de kaldığı yerde, aynen bekliyor. Günümüzün oyun grafiklerine baktığımız zaman vasatın üstünde seyrettiğini belirtebiliriz ama… meselâ, çeşitli yerlerde oyuncuların yüzlerini gördüğümüzde “Bu adamda kim yahu?” diyebiliyoruz, özellikle de Turkcell Süper Lig’de. Bazen önemli oyuncuların bile yüzlerini es geçebiliyorlar. Örneğin, Kezman’ın yüzü gayet gerçekçi iken Roberto Carlos’un yüzü, anımsatsa da, gerçeği ile fazla benzerlik sunmuyor. Aynı şekilde, bir Alex’in veya Delgado’nun da gerçekle alâkası yok. EA’nın bu gidişe dur demesini, bu oyunda bekliyorduk ama grafiklerde de maalesef herhangi bir gelişme yok… devamı »

Bu yazı toplamda 1597, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

FIFA 07

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Üzgünüm; çünkü artık klasik bir FIFA incelemesi yapamıyoruz. Ne güzel, eskiden EA Sports değiştirmezdi oyunu, farklı bir menü ile oyuna girer, kısır bir döngü içerisinde kayboluyormuşçasına oynar, bedava ve sürekli birbirine benzeyen eleştiriler ile incelemesini de yapar, olayı kapatırdık. İşte, oyun değişince de böyle edebiyat kokan, ne amaçla yazıldığı belli olmayan, garip girişler yapmak zorunda kalıyoruz. Ne acı değil mi? He, evet, acı.

Gerçekten de böyleydi aslında sevgili dostlar ve de Şansal. Bana göre, 2003 ve onu takip eden iki oyun ile üç senesini hebâ etti FIFA. Bir şeylerin farkına varılması için bazı rakiplerin piyasaya sürülmesi lâzımdı ki, beklenen gerçekleşti. Bıkkınlık denizinde can yeleksiz bıraktıkları oyuncuları, gelen ilk gemiye kaptırdılar. Bir şeylerin farkına yavaş yavaş varıyorlar artık. 06 ile biraz dikkat çekmeye çalıştılar ama ulaşmak istedikleri amaca 07 ile ulaşacaklar galiba, yani olabilir, neden olmasın? Değişiklik güzeldir ve eski bir FIFA’cının istediği tek şey de budur aslında.

Özledik 98’de defanstan atılan golleri,
İki kere D’ye basarak çektiğimiz o güzelim voleleri. devamı »

Bu yazı toplamda 1288, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Fantastic Four

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Süper kahramanlar deyince aklımıza her zaman Marvel firması gelir. Gerçeklerin hiç bir zaman konuşulmadığı, sadece hayal dünyasında kendimizi oradan oraya koşturduğumuz bir evren. Başarıyla beyazperdeye uyarlanan onca Marvel kahramanlarının son halkası biraz sonra incelemesini yapacağımız Fantastic 4. Türkçe meali Fantastik Dörtlü. Alınan son bilgilere göre çizgiroman sektöründen eskisi kadar mali artış sağlanamıyor. Bunun nedeni zamane gençliğin daha fazla Avrupa filmlerine yönelmesi olarak gösterilebilir. Bu Amerika gençliği için de geçerli. Onlarda düşük bütçeli filmlerin etkisi altındalar. Ama çocukluğumuzda bizim için idol olan karakterlerin şimdiki zamanda peçete kağıdı gibi bir kenara atılması üzücü bir durum. Yani Superman olmasa ben uçmayı(pardon balkondan bir kuş hayır bir uçak gibi atlamayı) nasıl öğrenirdim.

Marvel’in kâr durumundan oyunumuzun özelliklerine geçelim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki firmanın karakterleri ilk önce daha ünlü çizgiromanlarda birkaç kez görünüp beğenilirlerse kendi kitaplarında başrol oynamaya başlıyorlar. Fantastik 4’lüyü de Örümcek adam ve türevlerinin maceralarında ilk kez görme fırsatını bulmuştuk. Daha sonra beğenilince kendi imparatorluklarını kurmayı başardılar. Karakterlerden bahsedecek olursak; Mr Fantastic( Bay Fantastik), Invisible Woman (Görünmez Kadın), Human Torch( Alev Topu), The Thing( Taş Adam Ben Grimm). Ben en çok Alev Topu’nu beğenirdim. Havada çok karizmatik bir şekilde ateşli bir insana dönüşürdü. Ben hep öyle özelliklere sahip olmak isterdim. Düşünsenize bunu gören kızlar ne düşünürdü. Artık sizin için neler yaparlardı orasını siz hayal edin..:) Reed Richards yani Bay Fantastik uzayan kollarıyla istediği herşeye vakıf olabilirken, kız arkadaşı Susan Storm bir kalkan oluşturup silah arkadaşlarını görünmez kazalardan koruyor.:) Yazık bu Reed Richards’ın annesinin hâline. Ben annemden bir makas alırken elin kolun rahat dursun be oğlum der hep. Ama bu adamın taa Şam’dan Ankara’daki annesine eliyle mektup getirmesi şansızlık değil de nedir.:) Daha önce bahsettiğim gibi Alev topu bir anda inanılmaz ısınıp havada saltolar atarken, Ben Grimm ise olağanüstü sert vücut yapısı ve Hulk’ı andıran hareketleriyle oyundaki düşmanımız Mr. Doom’la heyecanlı dövüş sahnelerine imza atıyor. Zaten Hulk’la çizgi filmlerde az karşılaşmadılar. devamı »

Bu yazı toplamda 1395, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Fahrenheit

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Evde canınız sıkıldı, iki sokak ötedeki gelişmiş kıraathaneye (cafe) gidip birşeyler yemek, içmek istediniz. Gayet güzel, temiz ve modern olan kıraathane-lokantada yediniz, içtiniz ve sıra tuvalete gidip ihtiyaç karşılamaya geldi. Tuvalete girdiniz, klozete oturdunuz; sonrası meçhul… O andan sonra beyniniz tamamen başka bir varlığın kontrolü altına girdi ve o varlık size istediği şeyi yaptırmaya başladı. Öncelikle kollarınızı sanki Müslüm Gürses parçası dinlermişçesine biçtiniz ve ardından gayet masum bir şekilde elini yüzünü yıkayan John isimli bir herifi öldürdünüz. Ardından ne olduğu bilinmeyen varlık beyninizi kontrol etmeyi sonlandırdı ve şimdi kendinizdesiniz. Ne yapmalısınız? Katlettiğiniz adamı arkadaki klozete oturtuyorsunuz, suç aleti olan bıçağı ortadan kaldırıyorsunuz ve kollarınızdaki kanı temizlemek için lavaboya doğru yöneliyorsunuz. Temizliğin ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi lokanta salonuna geri dönüyorsunuz, yanınızdan tuvalete doğru geçip giden polise hiç bakmadan hesabı ödüyorsunuz ve kendinizi dışarı atıyorsunuz. Yaklaşık 50 metre koşup taksinin birine atlıyorsunuz ve suç mahalinden uzaklaşıyorsunuz… İşte Lucas Kane’in yaşadıkları… Siz olsaydınız ne yapardınız? Tamamen masumsunuz fakat bir varlığın beyninizi ele geçirmesi yüzünden suçlusunuz! Ertesi sabah uyanıp gazetelerdeki cinayet haberlerini okuduğunuzda ne hissedersiniz? devamı »

Bu yazı toplamda 2087, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Faces of War

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

İkinci Dünya Savaşı kokularıyla beraber, Faces of War’un karşımıza çıkacağını duymuştuk ilk başta. Daha sonraları bir bir karşımıza çıkan ekran görüntüleri ile beraber, dikkatler oyun üzerinde yoğunlaşıyor, strateji oyuncuları kendi aralarında tahminler yapmaya başlıyordu.Yapılan reklamlarla beraber, ön incelemeler havalarda uçuşmaya başlamıştı; tam sürüm çıktı daha sonra… Peki, bekleneni veya isteneni verebilmiş, vasatın üstünde bir derece yakalayabilmiş miydi oyun? Hepsinden önemlisi, strateji ustalarının gözüne girebilmiş miydi? Sanırım evet!

“Attack, Defence, Move…”

Evet, “Faces of War” artık önümüze gelmiş ve hard disklerimize konuk olmuştu. Oyunumuzu kurmuş ve simgesine tıklamıştık, artık ok yaydan çıkmıştı ve geri dönüş yoktu; Faces of War başlıyordu…

Harika denebilecek kadar kaliteli bir videonun ardından, kendimizi profil yaratırken buluyoruz. Daha sonra ana menüye giriş yaparak arkadan gelen hoş müzikle beraber menüyü karıştırmaya başlıyoruz. Çok çeşitli olmayan menü seçenekleriyle beraber “options” bölmesine geliyor ve grafik ayarlarını sistemimize göre ayarlıyoruz. Artık her şey hazır. “Campaigns” zamanı! devamı »

Bu yazı toplamda 1514, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

F.E.A.R

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Sierra’nın dağıttığı ve Monolith Productions’un hazırladığı F.E.A.R oyun dünyasına bomba gibi düştü. Valve’in Source motoru ile yarışacak kadar iddialı olan ve büyük bir kesimin Source motorundan daha iyi olduğunu düşündüğü bu oyun, oyuncuların sistemlerini bayağı zorlayacak… Oyun tam tamına bir FPS. FPS tutkunları kesinlikle bu oyunu almalı. Oyun için şu ve bunun karışımı gibi sözler söyleyemeyeceğim. Çünkü F.E.A.R tamamen farklı bir oyun olarak karşımıza geldi. Demosunun 1.5 milyon insan tarafından indirildiğini düşünürseniz, full versyonunun rekorları zorlayacağını söyleyebilirsiniz ki bence hak ediyor… F.E.A.R demin de dediğim gibi çok yüksek bir sistem gereksinimi istiyor. Özellikle ekran kartı konfigurasyonda kilit nokta. Her ekran kartında oyun açılmıyor. Yanlızca yeni nesil erkan kartlarında oyunu çalıştırabiliyorsunuz. Zaten tek eksi yanı bu.
Gelelim oyunun incelemesine.

İsmi F.E.A.R olan bu oyunun aslında uzun adı “First Encounter Assault Recon”. Yani olağanüstü olayları inceleyen bir birimin kısaltılmış ismi. Bu birliğin amacı klonlanmış askerler üreten fabrikayı ortadan kaldırmak. Senaryonun baş karakteri ve aynı zamanda oyunun sonuna kadar kovalayıp öldürmemiz gereken kişi Paxton Fettel. Bu kişi telepatik yollarla klonladığı askerleri yönetebilen ve karşısına geçen insanın beynini kontrol edebilen bir varlık. Oyunda bu kişi kontrolden çıkıyor ve bir isyan başlatıyor. İsyanı bastırmak için tabiî ki Paxton’ı öldürmeniz gerekecek. Paxton oyun esnasına size pek çok kez görünecek ama vuramayacaksınız. Çünkü görünüp kaybolabilen bir insan. Senaryoya başlarken F.E.A.R birliğine katılmak için tehlikesi düşük bir göreve gidiyorsunuz. Bu görevde silahınızı kullanmanıza gerek kalmıyor. Yani oyuna alışmanız için bir antreman bölümü diyebiliriz. Bu bölümde çıkan hatırlatıcı yazılara dikkat etmenizi öneririm. Size kullanacağınız tüm tuşları yalnızca bu bölümde söylemekte. Bölümde ilerlediğimiz zaman bir binanın çatısına çıkacaksınız ve buradan karşınıza bir vampir fırlayacak. Bu vampir size sert bir cisimle vurarak bayılmanızı sağlayacak. Sakın korkmayın çünkü bu senaryonun bir parçası. Asıl oyun bu sahneden sonra başlıyor… İkinci bölüme geçtiğimizde F.E.A.R birliğine dâhil olmuş oluyoruz. devamı »

Bu yazı toplamda 1188, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Evolution GT

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yarışlar, yarış simülasyonları, sokak yarışları, pist yarışları… Her türden otomobil zevkine uygun onlarca oyun ve serî… Gelin görün ki, aynı çatı altında toplansalar da farklı kitlelere seslenen oyunlarla dolu yarış dünyası. Örneğin, bir Need for Speed serisi ile bir ToCA serisini karşılaştırmak saçma olacaktır. Nihayetinde biri sokak yarışlarını ve eğlenceyi ilke edinirken, diğeri gerçekçiliği ve sürüş keyfini kendine amaç olarak belirlemiştir. Hâl böyle olunca ortada bir kargaşanın olması olasılığı meydana geliyor. Sebep ne? Açıklayalım: Bir vatandaş gelecek, “İbre 200’e rahatça vurmayacaksa ben ne yapayım o oyunu?” diyecek; diğeri “Sokakta da öyle sürüyorsun, değil mi lan? Biraz da yeteneğini ‘gerçekten’ kullanabileceğin oyunlar oynasana” diye karşılık verecek. Daha sonra tarafsızlar, bir diğer deyişle “ne olsa oynarım ağbi”ciler ellerinde kola ve cipslerle birlikte bir yere çöküp, “seyreyle cümbüşü” diyerek iki tarafı kışkırtmaya başlayacaklar. Bırakın, ne gerek var? Kim ne isterse oynasın…

Bu kargaşadan dolayı duyduğumuz rahatsızlığı dile getirdik. Ne gerek vardı şimdi buna? Vardı işte. İnceleyeceğimiz oyunun tam olarak bu ‘cümbüş’ün içine doğmasının sonuçlarını ve bir yarış simülasyonunun nasıl bir karşı düşünce ile karşı karşıya oluğunu görmek içindi. Milestone tarafından geliştirilen ve dağıtımını Black Bean’in üstlendiği, SCAR isimli oyunun ikizi niteliğindeki Evolution GT’ye bir göz atalım öyleyse. devamı »

Bu yazı toplamda 1247, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share