cnc, istanbul, torna, işleme merkezi


Eragon

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Paranın ve beğenilerle süslenen ön izlenimlerin desteğini alan uyarlamalar, en kötü ihtimalde dahi kâra geçirecek kadar satacak olmanın verdiği rahatlıkla olsa gerek, istisnalar haricinde, hiçbir zaman vasatı aşamıyorlar. Bu durumla, şu ana kadar merak edip el uzattığımız her uyarlama oyunda karşılaştık, fakat hâlâ umut taşıyıp, istisnalarla karşılaşabilme ihtimaline güvenerek, film ve kitap uyarlamalarına ön yargı taşımadan yaklaşmaya devam ediyoruz; devam ettikçe de, elimizi yakıyoruz.

Son alev, roman olarak doğup, filme uyarlanarak, kaçınılmaz olarak oyun sahasına da giriş yapan Eragon’dan geldi. Filmle paralel zamanlarda geliştirilen oyunun, şu ana kadarki örneklerinden farklı olmayacağını tahmin etmek güç değildi, yine elde edilmesi güç senaryolardan biri basitçe harcanacak, bizse sadece izlemekle yetinebilecektik; nitekim öyle de oldu. Eragon, hakkında söz edilmesi birkaç dakikayı geçmeyecek kadar basit yapılı, hatalı ve çizgisel bir uyarlama olarak, maddi çıkarların hizmetçisi olma görevini başarıyla yerine getiriyor. devamı »

Bu yazı toplamda 1306, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Enemy Territory: Quake Wars

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Enemy Territory dendiğinde, şüphesiz aklınıza efsanevi Wolfenstein gelecektir. Bu oyunu oynamayan var mıdır, bilemiyorum; ondaki tarza ve Online mantığına olan hayranlığımız yüzünden başka oyunlara bakamaz olmuştuk bir ara, bilenler bilir. Fakat uzundur sesini soluğunu çıkarmayan ET, yepyeni bir imaj ile 2007 sonbaharında, iki yıl önce geride bıraktığımız amansız bir savaş ile yeniden karşımızda. Corporal Kane ve onun macerasına 2005’te tanık olmuştuk. Artık bir Single özelliğimiz kalmamış olsa da, Strogg’lara karşı olan bu vahşi savaşa çoktan katılmış durumdayız. Bakalım bu savaş ne tür evrimlere uğramış… devamı »

Bu yazı toplamda 3087, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Empire Earth 2

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

2002 yılında bilgisayarlarımıza ilk oyunuyla konuk olan Empire Earth, bu kez ikinci oyunuyla karşımızda… Sierra’nın ilkinden pek farklı bir oyun yaptığını söylemek neredeyse imkânsız fakat şunu baştan söyleyeyim, oyunun başında “berbat” olarak nitelendirdiğim herşey zaman geçtikçe gözüme daha güzel görünmeye başladı…

Bilirsiniz, giriş videoları oyuna ısınmamız ve gaza gelmemiz için yapılır. Ama Empire Earth 2’nin giriş videosu insanı hiç de gaza getirmiyor. (Yani en azından beni getirmedi!) Giriş videomuz oyunu genel olarak tanıtıyor, bir bakıma da oyunun özetini veriyor. Oyunumuz, sadece bir uygarlığı ve o uygarlığın tarihini konu almıyor. Oyunda tam 32 uzun görev(hepsi birbirinden zor) bulunuyor. Bunların 4’ü eğitim bölümü. Geri kalan 28 görev ise şöyle dağılıyor:
Kore ile oynadığımız 8 görev,
Almanya ile oynadığımız 8 görev,
ABD ile oynadığımız 8 görev,
Gerçek hayatta meydana gelmiş 4 dönüm noktası savaş. devamı »

Bu yazı toplamda 1636, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

ECHO: Secrets of the Lost Cavern

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Beynim sulandı, gerçekten… Şu güzel yılbaşı günü (31 Aralık), yeni yıla gireceğimiz gün, allak bullak oldum. İnanmayanlar, güzide editörüm Yiğit�e danışıp, ruh sağlığımdan haberdar olabilir. Kafamın iyi olmamasının tek nedeni, bu �Echo: Secrets Of The Lost Cavern� denen varlığın (oyun olurlar kendisi) benim evime girmiş olması. Ben hangi akla uyupta bu oyunla sürücümü tanıştırdım, kaynaştırdım, evlendirdim. Oyun damat oldu sürücüme. Hayır diyemedik. Törende şahit olduk. İyi mi ettik acaba? Hımmm… Sanırım, sanırım iyi ettik. Ya da belki de kötü etmişizdir. Bilemiyorum. Dedim ya size, �beynim sulandı�…

Echo�da Arok adlı kahramanı yönetiyoruz. Oyun taa eski çağları konu alıyor. Arok, bir gün ava çıktığında bir aslan tarafından kovalanır ve bunun sonucunda tek kurtuluşu mağaranın birine saklanmakta bulur. Fakat burada olacaklardan, daha doğrusu alacağı karardan hiçbir haberi yoktur. Mağaranın taş duvarlarına yazılmış ressam Klem�in imzasına rastlar. Bunlardan çok etkilenen Arok, Klem�in peşine düşer. İşte, konu böyle basit. Zaten oyun konu üstünde pek durmuyor. Peşpeşe gelen bulmacalar beyninizi sulandırıyor, o gününüzü yaşamak için sizde kafa bırakmıyor. Bu bulmacaların zor olduğunu da düşünürsek, oyunun üstünde bayağı kafa patlatıyoruz. Zaten şimdiden söylemek isterim ki, Echo�yu sadece macera (adventure) türü oyunları sevenlere öneriyorum. Benim gibi macera oyunlarını sevmeyip, hatta bu tür bulmacalı yapımları oynamayı pek beceremeyip, sadece Echo�yu denemek için alırsanız olacaklardan ben sorumlu değilim. Beceremezsiniz, işte çok açık söylüyorum. Zaten ben hayatımda en fazla yedi farklı adventure tatmışımdır ve bunların içinden sadece biraz aksiyona da sahip olan Fahrenhait�ı becerebilip, bitirmişimdir. Oyunun bitiş müziğini dinlerken, �Ben hâlâ ben miyim acaba?� sorusunu sormuşumdur kendime. Çünkü gerçekten beceremem ben bu türü. Evime bir gün konuk olun, adventurelardan birini oynamamı izleyin, �Sen aptal mısın evlat?� demeden kalkmazsınız sandalyenizden. devamı »

Bu yazı toplamda 1096, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Earth 2160

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Uzay platform strateji oyunu olan Earth serisi oyunların sonuncusu olan Earth 2160 yeni senaryosu, yenilenmiş grafikleri, ilgi çeken sesleri ve kolay bir oynanış tarzıyla kendini gösteriyor.

Earth 2160 eski oyun olan Earth 2150’nin devamı niteliğinde. Ancak özelllikle senaryo bakımından yapılan değişiklikler oyunu başka bir havaya sürüklemiş. Oyunun başlıca seneryosu dünyanın eninde sonunda yok olup ırkların Mars’a yol almasıyla başlıyor. 4 çeşit ırk var ve bu ırkları birbirinden ayıran genel özellikler de senaryoda ana hatlarıyla belli edilmiş.Bunlar Aliens, LC(Lunar Corporation), ED(Eurasian Dynasty) ve UCS(Unites Civilized States). Aliens olarak adlandırılan ırk önceden Mars’a gelmiş canavarlar. Bu canavarlar gayet sessiz, sakin bir hayat sürerken Dünya’nın yok oluşundan koloniler halinde kaçan UCS ırkı Mars’a yani, Aliensler’in gezegenine gelip onları kışkırtıyorlar ve böylece savaş başlamış oluyor. Diğer ırklar da UCS’den sonra gezegene geliyor ve her ırkın Aliens yani canavarlarla bir kapışması oluyor. Her ırk için farklı Campaing’ler yani senaryolar bulunuyor. Bu ırkların gezegene geliş zamanları birbirinden farklı olduğundan dolayı gezegenin görünümü ve haritası campainglere göre kısmen değişiyor.
devamı »

Bu yazı toplamda 1143, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Dungeons & Dragons Online: Stormreach

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

“Küçük, iskeletsi parmakları ile hızla tahta mızrağına sarıldı. Pörtlek gözlerini zar zor, ona pek de güven vermeyen silahından ayırdı. Derin derin nefesler aldı, ne yapacaktı? Diliyle, kurumuş dudaklarını ıslattı. Etrafı kolaçan etti. Damarlarında kan artık daha hızlı akıyordu. Bir an için kalbi göğsünden dışarı fırlayacakmış gibi geldi. Zar zor, bir daha bakındı. Lanet olsun, az önce devriyeye çıkan arkadaşları ne cehennemdeydi! Bir an için sağından bir nefes sesi duydu gibi geldi. Hızla o yöne baktı. Bu kez, gözünün ucuna sola doğru koşan bir siluet takılmış gibi geldi. Bu sefer de o yana döndü. Parmakları silahını o kadar sert sıkıyordu ki, bu uzuvlara neredeyse hiç kan gitmiyordu artık. Köpeksi yüzüyle havayı koklamayı denedi. Tam bu sırada arkasından bir ses duydu. İçinden, bildiği tüm küfürleri etti. Sonra mızrağını kaldırdı ve minik, hafif kaslı kollarııyla atabildiği kadar güçlü attı. Demir bir kalkan, mızrağı rahatça savuşturdu. Kalkan kenara doğru açıldı ve yaratık kendine doğru tüm gücüyle koşan, önlenemez gibi gelen cüce barbar ile yüzleşti. Daha ancak inleyebilmişti ki, devasa bir cüce baltası küçük kobold’u yere yıktı…”

Dungeons & Dragons Online:Stormreach, bize bunun gibi birçok ânı yaşama fırsatı veriyor. Oyunun fiyatını söyleyeyim ilk önce, peşin 75$; ayrıca üç ayda da 42$ ödüyorsunuz. Bu kadar parayı basan biri karşılığını almak ister, değil mi? devamı »

Bu yazı toplamda 1047, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Driver: Parallel Lines

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Yıl 1999, yarış oyunlarında ve oyun tarihinde bir öncü niteliğinde, tamamen göreve yönelik bir sürüş oyunu hazırlandığı yapımcı tarafından duyurulur ve oyun severler meraklı bir bekleyiş içinde zamanın en başarılı yapımlarından biri olan Driver için dört gözle beklemeye başlarlar. Fakat bu başarılı yapım ilk Driver oyunu, bir yanlışlık olmasın, sonrakiler için bunu söylediğimi falan sanmayın. Neyse, oyunumuz çıkar, daha ilk andan, yani sınandığımız sürücülük testinden itibaren zorluğu, getirdiği yenilikleri ve güzel atmosferiyle beğeni toplar. O güzel oyunun kapağını da unutmak mümkün değil doğrusu. Gel zaman git zaman, bu güzel oyun, serînin devam etmesindeki uzun boşluk nedeniyle unutulur gider. Daha sonra yapımcılar oyunun devamı olan Driver 2’yi duyurduğunda dönemin oyuncuları bir efsane canlanıyor diye heyecanlanır fakat hiç de öyle olmaz. Önceki oyunla gelen her güzellik bu oyunla yok olur, üç sene öncesinin grafik motoruyla ve oyun tarzıyla başarısız ama kapağı yine güzel bir yapım olarak Driver 2 piyasadadır. Bir hayal kırıklığı… Biz Türk oyuncular için sevindirici bir özellik olarak hikayenin güzel şehrimiz İstanbul’da geçen bir bölümünün olduğunu da eklemek istiyorum, ama sonraki oyunda, yani üçte. İşte, daha sonra Driver 3 ve Driver Vegas yapımları da devam niteliğinde piyasaya sürülmesine rağmen o donuk oyun yapısından, başarısız grafiklerden kurtulamadı ve ortalamanın yine altında kaldı. Umutlar tükenirken Driver: Paralel Lines duyuruldu ve sonunda kendileri, piyasadaki yerini aldı. Gelin bu uzun tarihi girişten sonra oyunumuzu biraz tanıyalım… devamı »

Bu yazı toplamda 1332, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Delta Force: Xtreme

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Uzun süredir sesi soluğu çıkmayan Delta Force serisi son oyunu ile bu sessizliğe son verdi. Daha önce çıkan 6 oyunla bu seriyi bir gelenek haline getiren Novalogic firması Delta Force severlerin isyanına kulak vermiş olacak ki 7. oyun ile yeniden geri dönüş yaptı.

Son oyunumuzda 3 farklı terörist grubun varlığına son vermek için türlü coğrafyalarda terörist avına çıkacağız. Sondan bir önceki oyunda yani “Delta Force – Black Hawk Down: Team Sabre”de Kolombiya ve İran’daki terörist gruplarla mücadele etmiştik. DF Xtreme’de ise Rusya, Çad ve Peru’da bulunan terörist gruplarla savaşacağız. Bu seriye hayat veren ve üzerindeki ön yargıyı kaldıran Delta Force Black Hawk Down ve Team Sabre serisinin ardından yine serinin adını lekelemeyecek bir oyun yapılmış şüphesiz.

Oyunda Single Player ve Multiplayer olarak 2 mod bulunuyor. Biz hemen asıl ana görevlerin bulunduğu Single Player kısmına göz atalım. Bu bölüme girdiğimizde yukarıda da bahsettiğimiz üzere 3 ayrı bölüm söz konusu. Bölümlerin birbirleri ile hiçbir bağlantıya sahip olmadığını da yeri gelmişken söyleyelim. Her bölgenin kendine özgü terörist birlikleri, iklim şartları, ve yapılması gereken görevleri var.Zorluk dereceside bölümlere göre değişiyor. devamı »

Bu yazı toplamda 1137, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share

Deep Sea Tycoon 2

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Geçen sene tatile Ege taraflarına gitmiştim, giderim de… Çocukluğumdan beri EGE kıyılarına tatil yapmaya gitmekten bıkmamış bir insan olarak kendime �Ne cins bir herifim lan ben� diye söyleniyorum. Gerçekten ilginç, sanırım 10 senedir Ege�nin burası Ege�nin şurası geziniyorum yazları. Hâtta bir keresinde, Bodrum�a gitmiştim ve beğenmediğim için orada geçirdiğim üç günden sonra Ege Denizi�nin o berrak suyuna kendimi iskeleden bırakmıştım. �Bodrum da beğenilmez mi be hacı!� dediğinizi duyar gibiyim, �Evet ulan var mı ben beğenmedim Allah Allah yaa!�. Deli etmeyin adamı, zaten bu Deep Sea Tycoon 2 beni yeterince dellendirdi, tepemi attırmayın (çok atraksiyonlu bir giriş oldu!)…

Oyunun menüsüne yapımcıların logolarının demolarını geçip geliyoruz. Burada gözüme ilk olarak tutorial seçeneği çarptı. Piyasada gereksizce bulunan böyle bir oyuna bizleri düşünüp de tutorial konulması sanırım oyunun tek artısı. Aslında keşke koymasalardı, çünkü oyuna başlar da alışamazsanız Deep Sea Tycoon 2�yi oynamamak için bir nedeniniz olacaktı. Ama bu alıştırma modu bu düşüncemizi de ortadan kaldırıyor, kahretsin… Ha bu arada tutorialda bize her şeyi tipsiz bir yunus anlatıyor, fakat kızlara şirin gelebilir hehee! Bunun dışında, oyunun bize verdiği görevleri (30 adet) yaptığımız moda bakabilirsiniz (adını şimdi unuttum pardon, ama ne yapayım, böyle bir oyunun incelemesi için oyunu açıp adına bakmaya üşeniyorum) ya da Sandbox seçeneğiyle de serbestçe dilediğimiz su altı parkımızı yaratabiliriz. Geç olacak ama yazının başında söylemeyi unuttum, oyunumuz bir su altı parkı yaratma oyunu. devamı »

Bu yazı toplamda 1071, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Share

Day Of Defeat : Source

Yazar ahmetodabasoglu | 19.02.2008 | Kategori Teknoloji

Bir zamanlar karşımıza ünlü Counter-Strike oyununu savaş alanına taşıyan bir mod olarak gelen Day Of Defeat de günümüz teknolojisinden payını aldı…

Günümüz ileri teknolojisinin en iyi oyun motorlarından olan Source oyun motoru karşımıza ilk olarak Half-Life 2 oyunu ile giriş yapmıştı. Bununla yetinemeyen Valve kısa bir süre önce ünlü Day Of Defeat oyununu bu motora göre uyarladı ve Steam arayüzünden dağıtımını sağladı. Bundan önceki versiyonda klasik FPS tarzı bir çatışma sözkonusu idi. Yapay zeka o zamanların en iyisi olabilirdi ama günümüzde tatmin edici bir seviyede olmadığı açık. Bu yüzden DOD’un eski versiyonu rafa kaldırıldı. Bunu fırsat bilip hemen işe koyulan Valve yine oyun dünyasını altüst edecek bir olaya imza attı. Amaçları oyun severleri bir kararsızlıkta bırakıp “Bir de şu oyunu deneyeyim.” zekası ile oyunlarını satmaktı sanırım… İşin bu yönlerini fazla irdelemeden hemen oyuna geçelim.

Oyun güzel. Yetmedi değil mi? O zaman şöyle uzun bir inceleme yapalım. Oyun motoru adından anlaşıldığı gibi source motoru. Yapay zekâ gayet güzel. Örnek verecek olursak, ağaçlık bir yerden el bombası atıyorsanız, bomba ağaç dallarından sekip ummadığınız bir anda önünüze düşebiliyor, attığınız mermi sekip size zarar verebiliyor.. Oyun tamamen meydan savaşı için tasarlanmış. Büyük haritalar ve tüm silah seviyeleri için yapılan mekânlar ve öldükten sonra tüm takımın ölmesini beklemeden 5 sn sonra tekrar oyuna başlamanız bunun en büyük göstergesi… Oyunun devamlı canlı kalması oyuncuya çok büyük bir zevk veriyor. Kendinizi her zaman bir savaş alanında buluyorsunuz. Böyle olunca da adrenalin ve konsantre artıyor, oyundan aldığınız zevk fazlalaşıyor. devamı »

Bu yazı toplamda 1382, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Share